Pazar, Mayıs 27, 2018 By: İkra Ela

A'lî makamı 4 #nedenselamdankoptukbiz




İnsan çok karmaşık görünüyor değil mi?

Hücrelerine,iliğine kadar araştırınca o muazzam karmaşık gibi duran düzen aklımızı yerlere çalıyor.

İçimizde fizik,kimya, matematik, biyoloji olan bir yapı a'lâ'sı ise duygu akışı, idrak kapasitesi,analiz,ölçme,değerlendirme vs.vasıfları var hücre hücre yazılası ve bitmeyecek gibi duruyor. Uğrunda bölüm bölüm fakülteler açılan, kitaplar yazılan her biri ayrı alem ve düzende.Fakat ortak noktaları da olan,hepsinde akıl var fakat farklı düzeylerde,hepsinde kalp var fakat farklı duyguları seze bilen notalarda,boyalarda,hepsinde böbrek var fakat hepsi aynı görevde olduğu halde bozulup fıtratan kopunca gerekli ayrımı yapamayan oluyor.Hatta dört tane olanı var fakat içinde sadece bir tanesi düzgün çalışıyor.Hatta tek böbreğe kalıp doğru süzen oluyor,hatta başkasının böbreğini alıp süzebilen olabiliyor.

Evet herkeste aynı karaciğer var fakat birbirinden daha a'lâ çözümler, analizler ediyor.

Evet evet eller var farklı farklı yeteneklere gebe...

Evet gözler herkeste aynı fakat en fazla 21 rengi varmış farklı bakış açılarını farklı analiz edebilecek ruha sahip,şekilleri de ayrı ayrı olarak...

Aynı şekilde hepimizde mide varken farklı şeyleri canımız çekiyor,farklı hazımlarımız ve tepkilerimiz var.

A'lâ'sın Rabbimiz üzerimizde ki nimetlerini saymak ile bitiremiyoruz.

Kendimizde ki alametler gibi alemlere bakınca aynı düzene şahidiz.

İnsan olma sancısında "Kun feyekûn " her an işliyor.

Önce ki gün mezarlık ziyaretimde ki toprak mezarlarda ilginç bir şekilde mezarın iki başına dikilmiş kaşık ve çatal şeklinde ki tahtalar beni bu tefekküre kavuşturdu hem de a'lâ sı var.İkinci bölümde.

Yalnız 1.fotoğfta ki Ra'd suresinde ki ve 2.3. sayfada ki Nahl suresinde ki ayetleri burada ki tefekkür bağlamı ile okuyup sonra tekrar ayetleri okuyup tefekkür ettikten sonra 2.paylaşımıma geçerseniz konu daha iyi farkedilir.





Toprak mezarın bir başında kaşık şeklinde bir başında çatal şeklinde dikilmiş tahtalar çok ilginçti.Daha önce böyle bir uygulama görmemiştim. Anlamını mutlak bilen vardır ya da atalardan görüldüğü sekilde uygulamış olabilirler.Ben hurma çekirdeklerinin sembolü olarak düşündüm. Kur'an'da ki Ra'd suresinde ki hurmayı çatallı ve çatalsız olarak tavsir eden o muhteşem 4.ayet kalbime geldi.Çocukken olmamışken ağzı buruşturan olunca baldan tatlı hurmaların içinde ki çekirdekleri dişimiz ile kırardık.Onların içinden bazen çatal bazen kaşık çıkardı, beyaz bi'şey,hurma ağacının ana özümüydü bilmiyorum.(Onun ne olduğunu bilen varsa öğrenmekten mutlu oluruz hemde yeni tefekkür kapısı açar) Fakat biz kime çatal kime kaşık çıkacak oyunu oynardık.Ayrıca bu şekle hayret ederek.
Evet ikibinonüç senesinde bu demlerde hurma ile ilgili tefekkür açılmıştı.Hatta beynimizde bir ağaç olduğuda.Onları "Ya Nâr ya Nur" çalışmamda yazmıştım.Fakat ilginç olanı beş sene sonra daha hakikati ile açılması.
Dün öyle muhteşem hakikatler açıldı ki kırk dereden kırk su içerken kırk hal ile bir öğütme ile bin öğüdü yeniden başa sarıp özü çıkana kadar kırk bayır aşıp kırk öğüde kavuşmak denebilir.
Peygamberimizin (s.a.v ) in müminin halini hurma ağacı benzetmesi muhteşem bir gerçeğe işaret ediyor.
Nahl(balarısı)suresinde balarısindaki hakikati işaret etmesi ayrıca 66.ayetinde "hayvanlarda ibretler vardır"diyerek kan ve fışkı arasında süt oluşması hakikati Ra'd suresinde korku ve ümit arasında gökgürültüsü ve şimşeğin anlatılması boş yere değil insanın tekammülünde oluşan A'râz ve öz hüviyyet ortaya çıksın diye

 

 

İkra Ela
#instagramyazılarım
@ikraela
#nedenselamdankoptukbiz

0 yorum:

Yorum Gönder