Perşembe, Haziran 15, 2017 0 yorum By: İkra Ela

Kur'an'ı anlamak zor mu?



Kıymetli Kur'an ile iman dolu kardeşim
Zahir gözümüzün gördüğü ile de bu dünya APAÇIK değil mi?
-Açık fakat bu dünyayı dahi herkes aynı şekilde anlayamıyor.Bir çocuğun anlaması bir yanda kalsın gençlerin hatta gençlerin yaşam alanlarında ki farkları ile de apaçık dünyayı farklı farklı anlıyor.Nefsine bağlı kalan için farklı anlam taşırken,sadece aklı ile bakana farklı anlam taşıyor!
Hepsi de bir anlamdır,bazıları da sadece rüyayı görür fakat anlamı çözemez.
Sahih anlamı yakalayanlar kimdir?Aklıselim olan,nefsine sırt dönen,zindan dahi yeri olsa haktan vazgeçmeyen ihlas sahibi akleden kalplerdir.Akledenkalp yok ise anlam eksik kalır.

İnsanların hepsi de muhsin değildir,Aslında insan fıtraten muhsin doğar fakat insanlar,çevre şartlar eli ile o muhsinliği bozulur.Ahsen-i takvimden esfeli safiline düşmektir bu!İmtahanın da bir parçasıdır.
Peygamberlerin bir kul olarak hataları olmuş olsa da muhsin özellikleri bozulmamış olmalarındandır.
İnsan sadece dil ile muhsin olabilir,yani sadece sözleri ile muhsinmiş gibi görüne bilir fakat onu hale döndermedikçe gerçek muhsinliğe ulaşamaz.


Yirmi küsür yıldır Kur'an mealleri ile yolculuğumda bizzat şahidim bu duruma.Tefsir okumalarım ve dinlemelerimde oldu.Akraba ve komşu sohbetleri hariç hiç bir cemaat ve tarikat ile bağım olmadı. Komşu ve akraba toplantılarımızda meal okuyabilmek için ne kadar heyecan duyduğumu anlayanlar bilir.Meal okumak istiyorum diye tepki aldığım da oldu.
Ya da yana yana okumak ve anlamak isteyenler oldu.Ya da anlamak istediklerini fakat anlayamadıklarını söyleyenler oldu.Okumaktan vazgeçmemelerini söyledim.
Yeter ki okuyun dedim.Tefsir,meal ve diğer kitaplar. ..yeter ki okuyun bırakmayın dedim.Bunları daha önce yazmıştım fakat tekrar etmek de Kur'an adetidir,faydalıdır,yerine göre...
Takva sahipleri için hidayet ve şifa kaynağı kerim kitabımızda Rabbimiz düşünmemizi,akletmemizi ister.
2012 den beri de Rabbimizin kalem ile nasıl öğrettiğine de bizzat şahidim.

Gerçekte okuyan,akletmeye çalışan ve doğrulukta gayret etmek isteyen insanlar yerine hiç okumayan,okumayı bildiği halde okumayan üstelik kulaktan duyma sözler ile Kur'an ile ilgili atıp tutanlar,esip savuranlar ile uğraşmak gerekli değil mi?
Öz kelimelerini dahi kaybetmiş bir milletin öz anlamlara kavuşması yine öz ile tanışarak olur. Mealler dahi birebir Kur'an'ın çevrisi olamıyor.
Ben şahidim ki onca sene okudum sadece kabuğu görmüşüm,herkese de anlayarak okuyun diyordum.Hiç tesadüf değil geçirdiğim süreç,çok sıkıntılı bir dönemden geçerken,Gazze de atılan bombaların yanında benim dertlerim sinek vızıltısıydı,af diledim Rabbimden o gün gördüğüm rüya hiç tesadüf değil içinde bulunduğum hal hiç önceki hallerime benzemiyordu.Sonraki rüyalar ve bir sivrisinek ile başlayan anlam akışı, kainat ayetlerini okumaya başlamıştım,kerim kitabımız Kur'an ile.Daha sonra bunlar bilinen şeyler mi diye içim içimi yerken hiç de tesadüf değil 'küçük sözler"kitabı ile karşılaştım kalbime akan kainat ayetlerinin bize söyledikleri 9.sözde vardı. Aslında hikayem o kadar çok ki,bir kısmını blogumda ve instagramda paylaşıyorum.Bir kısmı da bende.
Ortak tanıdığımız komşuma Kur'an'ı anlayarak okuyalım derken,ben şunu okuyun bunu okuyun diye sınır koymadım ve koymamda,yeter ki anlayıp,öğüt alıp hayatımıza taşıyalım dedim Yeter ki okumamazlık etmeyin dedim.Kulaktan duyma ile yaşamayın,illa kendiniz o sofranın başına oturun.İnsanların size yemeği anlatmasını değil,bizzat gidin kendiniz yemeğin tadına bakın,damağınıza(dimağınıza) alın,öğütün,öğüttüğünüzü hazmedin,gerekirse tekrar öğütün öyle hazmedin sonra hak ve batılı ayıracak kanı bulacak ve süt ırmaklarına kavuşacaksınız alamında sözler söyledim.Tabi ki ne okursak o okuyalım baş ve her zaman ilaç gibi Kerim kitabımızı okumayı ihmal etmeden.Maalesef Kur'an çevirilerinde dahi birçok problem var.Fakat var diye biz okumayacak değiliz?Var gücümüz ile en doğru öğüdü bulmaya çalışacağız,bir kalıba girmeyeceğiz. İnternette ki meal karşılaştırmalı siteler bu nedenle faydalı oluyor.
Tabi yemeğin başına oturmak kadar yemeği anlatanları da dinlemek gerekli ki,kin ve ihtiras çekişme ile değil,acaba benim o yemeği nasıl anlamış,acaba ben çiğnemeden hemen yuttuğum,acele ettiğim yanlar var mıdır?Ya da çok çiğnedim de su tadı mı geldi?Ya da kinim öfkem yüzünden sinirlerimde bir problem varda hazım(anlama,süzme,ayrıştırma)da yanılıyor muyum?Ya da hazım ettim de henüz toyluğumdan hak ve batılı ayırt edebilecek furkanamı kavuşmadım.Ya da hak içimde dolanıyorken onu hal diine mi mi çeviremiyorum,heva ve hevesime uymaktan?

Rabbimiz ne kadar Muazzım değil mi biyolojik halimizi dahi bize ayet etmiş.Bu anlatımı mı Kur'an okuyan bir insan olarak Kehf suresinde ki akışı görmüştürsünüz!



Mücadele edilmesi gereken; okuyup,öğüt alan,basiret sahibi,furkana ulaşmış,hak ve hikmete kavuşmuş,içinde ve dışında yecüc ve mecüclere zülkarneyn setini kurmuş,ve nur verilmiş olanlarla değil;
zalimler ile dini eğlence ve oyun edenler ile münafıklar ile kendi çıkarlarına ters düştüğü için hakikati gizleyen örtenler ile hakikati bildiği halde hevasına dalanlar ile dinini bir defa olsun Kur'an'dan okumamış kulaktan duyma atıp tutan çıkarcılar ile olmalıdır.


Sanki Kur'an'ı öyle okuyor öğüt alıyor ve uyguluyormuş gibi fakat aslında bir defa dahi Kur'an'ı okumamış insanların, keyfince kulaktan duyma sözler ile Kur'an'danmış gibi sözler söylemesi ile mücadele etmek gerekir.

Onlar öyle kimselerdir ki fevri hareketleri ile seni beni susturur,hayra engel olurlar.

Ben lise 1 den sonra okulu bıraktım, bulunduğum bir çok Kur'an okumalı davetlerde,hocanın sözüne katkı olacak kelam ettiğimde yadırgandım."Bir yerde bir hoca olur "dediler.Ben anlam mukabelesi yapmaya çalışıyordum fakat maalesef bazı insanlar o kadar hazırcı ve başkalarına sorumluluk yüklemede öyle rahatlar ki,hoca anlatsın, biz işimize gelirse uyarız uymayız vs.Kur'an'ı beraber okuyup anlamaya çalışîp Münazara dahi yapmak istemiyorlar.Sonra kalıplaştırdıkları hocalara suç atmakta en büyük meslekleri.
İnsanlar okuyan,araştıran,sorgulayan müminler ile pek barışık değil!
Din hakkında öyle atıp tutuyorlar ki,dine de en çok onlar zarar veriyor!Her hangi bir konuda Rabbimiz "Kur'an'da böyle diyor",diyince senden yüz çeviriyorlar,dedikodu leş ırmağını başlattıklarında bakın böyle ayet var diyince yanından sıvışıp gidiyorlar,bir kadına iftira attıklarında  "Rabbimiz bunu aramızda laf dahi etmemizi istemiyor"diyince,"Yok ama bu gerçek o kadın böyle böyleymiş" diyorlar.
Bir mesel anlatıyorlar"Buna Rabbimiz Kuranda şöyle der"diyince hiç hoşlarına gitmiyor.Daha uzatabiliriz bu konuyu çünkü sağımız solumuz böyle insanlar ile dolu.Bu insanlar bir de Kur'an okumaları ile övünürler,mukabeleye gittim,cüz okudum,Kuran okumayı çok istiyordum,gittim öğrendim derler.peki ne anladın desek?"Sevap,sevap" derler.Yüzüne Kur'an'ı okumayı da kendi leyhlerine itibar aracısı ederler.
(Burada anlatılan guruba masum, hiç bir anlayarak okumaya fırsat bulamamış, Allah rızası icin Kur'an'ı yüzüne okuyan kardeşlerimiz ve anlamak ve yaşamak için çırpınan kardeşlerimiz dahil değildir.)
Fakat anlamak ve uygulamak olunca,artık zamanı geçmiş,hükmü olmayan bir kitap gözünde görürler.
Çıkarlarına uymaz,duvarda asılı olsun üzerine yemin edelim,dua kitabı edelim,fakat içinde ki  sözler ile hiç muhatap olmayalım derler.Anlamak işlerine gelmez,çünkü anlamak sorumluluk yükler.Kur'an'ın her gün güneş gibi içimize doğması gerektiğini kabul etmezler.Namaz kılarlar namazlarında okudukları ayetler ne der diye bir düşünmezler?Bir deseler;Fatiha da ki anlamı idrak edip yaşasalar, Kur'an onlara ardına kadar açılacak fakat,işlerine gelmez Allah'tan başka her şeyden umut etmek adetleri olmuştur.Sadece Allah'a kul olmanın kendilerine nur olacağını da bilmezler. Kısaca kendilerine zulmederler,karanlıklar içinde debelenirler.Bunlar Maun suresinde anlatılanlardır.Zaten Kur'an'a kendini hiç ihtiyaçlı görmeyen,Kur'an'ı tanımayanlar ise yeryüzünde bir müddet nasiplenirler fakat sonları hep hüsrandır.
Furkan suresi 30.ayet."
Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzâl kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
1. ve kâle : ve dedi
2. er resûlu : resûl
3. yâ rabbi : ey Rabbim
4. inne : muhakkak
5. kavmî : benim kavmim
6. ittehazû : edindiler
7. hâzâ : bu
8. el kur'âne : Kur'ân
9. mehcûran : ayrılmış, uzaklaşılmış, terkedilmiş olan


Bunları tarikatların,cemaatlerin,Allah dostlarının yanında da görürsün,sözde"ben Allah'a yaklaşmak için onların yanındayım"der fakat Allah'ın kendi çıkarcı yüzlerini ortaya çıkarmayacağını zannederler.Çünkü asla Allah'ı tanımıyorlar,ciddi  ve samimi bir yüz ile o ortamda olmuyorlar,Musa(a.s) kavmi gibi vaat peşinde olmaktan kendi içlerinde ki buzağıya tapıyorlar da farkında değiller.Fakat Musa yürekler ne yapıyor,Allah rızası için koşuyor.
Hani o muhteşem sahne var ya Kur'an da ona bayılıyorum.
"Ey musa seni buraya acele getiren nedir?"
Tâhâ suresi 83.ayet
Ve mâ a’celeke an kavmike yâ mûsâ.
1. ve mâ a'cele-ke : ve sana acele ettiren nedir
2. an kavmi-ke : seni kavminden
3. yâ mûsâ : ey Musa

Ganimet peşine koşanlar öyle çıkarcılar ki ve Allah'ı tanımıyorlar ki ve bir defa dahi Kur'an'ın yakınlığına erememişler ki kendilerine sürekli şefaatci arıyorlar,aslında biliyorlar ne kadar kırık dökük olduklarını da.Kur'an'ı dahi okumaları namazları gibi üşengeç ve ciddiyetsiz!

Bildiğim kadarı ile kıymetli kardeşim öğretmendiniz;Dersini ciddiye almayan ve üşengeç öğrencinizin nasıl dersten bihaber olduğunu, siz dersi anlatırken dahi bakar kör ve sağır olduğunu bilirsiniz!Yazdırsanız dahi o kendi heva ve hevesinin peşinde olduğundan asla öğrenmez,anlamaz,sadece arada işine geleni duyar,işine gelmeyeni hiç umursamaz hatta dalga geçer.
Öğrencileriniz arasında masumlar vardır,anlamak da zorluk çekerler fakat anlayabilmek içinde büyük gayret,ciddiyet gösterirler.Bunları da bilir ve seversiniz,onlara elinizden gelen desteği de yaparsınız.O masum çocuk sizden aferin almaktan da çok mutlu olur.Sizin rızanız içinde çaba gösterirler.
Bir de gayretli olduğu halde öğretmenin gözdesi olmak isteyen zekiler vardır.Bunlar öğretmenlerinin kendisi ile ilgisini itibar meselesi eder.Öğretmenin gözdesi olunca onun haksız olduğu yerlerde de onu kendine yardımcı olacağını,savunacağını düşünürler.Akılanmadıkları sürecede hayatı boyunca kendine şeffatçi ayarlar,bulurlar.
Bu tür insanlar çıkarcılardır,çıkarcılardır,hatta Allah ile ilgileri dahi çıkar üzerinedir.Bunu kendileri de fark edemezler.Ahrete dahi tam iman etmezler fakat cennetlik olduklarını düşünürler,bu dünyada da kendilerine cennet hayatı kurmak için Kur'an'ı dahi kendilerine kılıf ederler.

Onlar öyle insanlar ki heva ve heveslerinden Kur'an sofrasına bir defa dahi oturmadıkları halde,Kuran dan mış gibi sözler sarf ederler.Gönülleri nasıl eser ise öyle konuşurlar,kitap olarak "aşkın gözyaşlarını,aşk'ı,elif gibi sevmeyi,nutku vs "kitapları okur fakat bir defa olsun Kur'an'ı anlamaya çalışmazlar,çünkü işlerine gelmez,çıkarlarına uymaz,akraban dahi olsa hakkı konuş denilse ayete sırt çevirir,dedikodu ortamın şen kahkalarından ayrılmak istemezler.Fakat insanlara inançlı,kültürlü görünmek içinde kitaplar okurlar.Fakat keyiferinden zerre kadar kopmazlar. Ben o kitapları okumasınlar demiyorum,okusunlar,hatta batının batan kitaplarını dahi okusunlar fakat EN BAŞTA HAYATALARINDAN ÇIKARMAMALARI GÜNLÜK OKUMALARI ÖĞÜT ALMALARI HAYATLARINA TAŞIMALARI GEREKLİ OLAN KURAN'I BAŞ TACI EDEREK.TABİ Kİ BU TAÇ SÜS OLARAK DEĞİL AKILDA HIFZ EDİLEREK OLMALIDIR.


Tabi ki insanların yazdığı kitapları okuyan her insan çıkarcı gurubunda değildir.Okul içinde sınıf gibi her öğrenciye aynı kitap dağıtlır fakat okuyanların niyeti başka başkadır.Gerçekten hakikati aramak için okuyanlar vardır.Fakat illa hakikati arayan,kendini arayan mutlak Kerim gönüllere şifa kitabımızı her gün güneşin üzerimize doğması gibi okumalıdır.Yoksa anladıkları her zaman yarım olur ve okudukları kendilerine sadece yük olur!

Kur'an ile beslenen insanların mutlaka öğüttükleri,hazmettikleri olur ve bunu yansıtırlar.Halleri ile kalemleri ile kelamları ile...
Kur'an ile değil de kainattan beslenenler de oradan aldıkları öğütleri hazmeder ve yansıtır kalemleri ile kelamaları ile halleri ile.Fakat bunlar sünnetullahı(Allah'ın yaratılış kanunları)nı zahiren çözerler Kur'an'sız oturdukları bu sofradan.Yine yazdıklarından hakikat akar fakat bu eksiktir.
Kur'an'i bakış açısı ile kainat sofrasını esma-i hüsna gözlükleri ile okumak maddi manevi dertlerimize çözümler sunar.

Kur'an ile beslenen Said Nursi üstat'ın eserlerinde buna şahidim.Ve yeni okuyucusuyum.Tevafuk(tevafuk olmayan hiç bir şeyde görmedim ya hayatımda) olarak 'Küçük sözleri' okudum.Lemaların ancak yarısına gelmişken son zamanlarda Mesnevi-yi Nuriye okuyorum.Kalbim ile gidiyorum ne okusam,ciddi gidiyorum o sofraya.Çağın ve tüm çağların sorunlarına çare olacak Kur'an'dan şifalar süzülüp anlatılmış.Bu bir vahiy değildir.Bu ciddi bir imanın ciddi bir salatın,ciddi bir davanın,duanın sonucu Allah tarafından verilen ikram sürecidir.Buna inanmıyorsanız ciddiyet ile niyet edip dua edip dava ettiğiniz bir işin gayret ile nasıl açıldığını da inkar edebilirsiniz.
Ben şahidim ki kalem ile dahi Rabbimiz bunu açıyor.Kalbim ile gidiyor bismillah ile tefekkür edince kainatın söylediklerini dahi duyuyorsunuz.Onu yazıya döktüğünüzde o bir ağaç gibi önce çiçeklerini veriyor,sonra meyvesini,çekirdeğini ve özünü...

Kur'an dışında hiç bir söze kulak asmam demek,yeryüzü ayetlerine de kulak asmamaktır,hatta bizden önce gelip geçenlerden kalan harabelerin bize ne anlatıklarını da.Önemli olan hangi bahçeye gitsek hangi su dan içsek Bismillah ile ve Kur'an'i bakı açısı ile gitmektir.

Rabbimiz ne kadar Muazzam cennet de cehennemde hak  üzerine...

Ankebut suresi 2.ayet"İnsanlar iman ettik diye imtahan edilmeyeceklerinimi zannediyorlar?

E hasiben nâsu en yutrakû en yekûlû âmennâ ve hum lâ yuftenûn(yuftenûne).
1. e : mı
2. hasibe : sandı
3. en nâsu : insan(lar)
4. en yutrekû : terkedilecek, bırakılacaklar
5. en yekûlû : onların demeleri
6. âmennâ : biz îmân ettik
7. ve hum : ve onlar
8. lâ yuftenûne : imtihan edilmez

Muhammed suresi 29.ayet"

Em hasibellezîne fî kulûbihim maradun en len yuhricallâhu adgânehum.
1. em : yoksa ... mı
2. hasibe : zannettiler
3. ellezîne : o kimseler, onlar
4. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içinde, kalplerinde
5. maradun : hastalık
6. en len yuhrice allâhu : Allah asla çıkarmaz
7. adgâne-hum : onların gizli kinleri



ZUMER SURESİ 3.AYET  "E lâ lillâhid dînulhâlisu, vellezînettehazû min dûnihî evliyâe, mâ na’buduhum illâ li yukarribûnâ ilâllâhi zulfâ, innallâhe yahkumu beynehum fî mâ hum fîhi yahtelifûn(yahtelifûne), innallâhe lâ yehdî men huve kâzibun keffâr(keffârun)."
1. e lâ : öyle değil mi
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. ed dînu : dîn
4. el hâlisu : halis, has, özel
5. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
6. ittehazû : edindiler
7. min : den
8. dûni-hi : ondan başka, onun dışında
9. evliyâe : velîler, dostlar
10. mâ na'budu-hum : onlara tapmıyoruz, kulluk etmiyoruz
11. illâ : den başka, sadece
12. li yukarribûnâ : bizi yaklaştırmaları için
13. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah'a
14. zulfâ : derece, makam, yakınlık
15. inne allâhe : muhakkak Allah
16. yahkumu : hükmeder
17. beyne-hum : onların arasında
18. fî : içinde, de
19. mâ : şey
20. hum : onlar
21. fîhi : onda, onun hakkında
22. yahtelifûne : ihtilâf ediyorlar
23. inne allâhe : muhakkak Allah
24. lâ yehdî : hidayete erdirmez
25. men : kim, kimse
26. huve : o
27. kâzibun : yalancı
28. keffârun : çok inkârcı, inkâr edenler

Kıymetli kardeşim size göre;Kur'an'da geçen ulul elbab alimeler kimlerdir?
 Bakara suresi 213  ayetinin muhatabı kimlerdir ve aldığınız öğüt nedir?
Rabbimiz bize nur vermek ister? Hadid suresi 28.ayet bağlamında ne düşünüyorsunuz?Bu nur nedir?
Evliya (dost) kavramı nedir?

Kur'an'ı bir bahçe kabul etsek,bu bahçeye her yaştan,her şarttan insan buyur edilse!Bu bahçe size göre neler anlatır desek, bir çocuk ile bir yetişkin,bir gören ile kör, bir işiten ile sağır,bir sarhoş ile ayık bir takva sahibi ile zalim bir çıkar peşinde olan ile kanaatkar kişi, bir ahrete iman eden ile etmeyen, bir Allah var diyip Allah yokmuş gibi yaşayan aynı şeyleri mi söyler?
Kerim kitabımız Kur'an takva sahipleri (korunan )lar için hidayet kitabîdır değil mi?Adem'ce(a.s) affın kapısıdır, Nuh'ça(a.s) dalga geçenlere aldırmadan kendini inşadır,musaca hak ve batılı ayırt etme yolculuğu, ihlas ile Yusuf güzelliğine kavuşmaktır.O güzelliğe kavuşan Muhammedi güzelliğe kavuşmuştur.
Takva sahiplerine her yerden yardım kavuşturulur.Hakka gönül vermiş hak için çalışanlara nur verilir.
Risale-i nur gibi şimdi de önceden de bir çok hoca Kur'an bahçesinden beslenerek nura,ikrama kavuşuyor.Bunları yazıya döküyorlar.Bal arısı ne ise o insanlarda Allah Kur'an hazinesinden o şifa ilaçları veriyor.Yok derseniz ki o zaman hiç bir alimin yazdığı eserleri okumamamız gerekir. Halen yazılan dergiler kitaplar Kur'an kaynaklı ve sünetullaha (Allah'ın yaratılış kanunları) uyuyorsa ışıktır nurdur.

Kainat Kur'an gibi hem sabit sözlere sahiptir hem de durum ve şartlara gören değişen sözlere sahiptir, her yerin iklimi aynı değildir.
Su soğuk yerde donar sıcak ve durağan yerde bataklığa neden olur.Yüksek yerden temiz ve gür akar hepsi su dur fakat yeri ve duruma göre anlamı, anlattığı değişir.
Sabit anlamlı sözleri dahi anlamayanlar vardır. Anlamı akan sözleri ise hiç duymazlar.Rabbimiz Kur'an'a tertemiz olanlar yakına ererler diyor.O yakına erenlerin anlattıklarını dinlemek henüz yolun başında olanlar için ilaçtır.Bir insan ile yakın olunca mı iyi anlarsınız onu yoksa uzaktan uzağa sadece rüzgar gibi gelip geçen olunca mı?
 Çoğu alim güle kavuşur fakat gülün kokulusuna kavuşmamıştır.
Canı gönülden anlayan ve anlatan insanlar ile uğraşmak doğru değil!
Uğraşılması gereken yukarıda da anlattığım gibi heva ve hevesi ile çıkarları için konuşan kendini bilmez münafıklar dır.Araf suresinde ki köpek misali bu insanları çok güzel tasvir eder.
"İKRA"Diye başlayan kitabımıza "Aman ha okuma anlamazsın,yanlış bir şey dersin!" diye okumaya set koyanlar ile mücadelemiz olmalı, okuyan,okuduğunu anlatan,okuyun diyenler ile değil!
Sınıfın içine haşere girmiş diye bütün sınıfı okumaktan mahrum bırakmak doğrumudur?
O haşere dolanır dolanır gider.Önemli olan haşere olanlara kulak asmamaktır.Kulak asmayınca onların sözleri kalbimizi bunaltamaz.İhlas sahiplerini şeytan ve şeytanlaşmışlar etkileyemez.Kur'an içine alana Kur'an sürekli konuşur.Ve dışarıdan gelen haşere sözlere kalkan olur.

Suyu yüzüne seyretmekte,sesini dinlemekte,içinde yüzmekte,içinden inci mercan bulmakta,suyu içmekte şifadır.Kur'an'da aynısıdır.Kur'an ile beslenen gönüllerde hakikat şifaları yeşerir.

Kıymetli kardeşim lütfen bu yazdıklarımı bir kere okumanız tohum gibidir,ikinci okuyup üzerinde düşünmeniz onun filizlenmesidir,üçüncü okumanız meyvelendirir.Fakat öfkeniz ile okumayın.Öfke iç de yanan ateş gibidir,onu yaktıkça dumanı gözü gönlü kör eder,selim kalp ile tekrar tekrar okumanızı dilerim.Kur'an başınıza taç olsun dünya ahret oNurunuz olsun.


Güneş de nurdur,nurun gösterdikleri ve hayat olan dünyadır,hayatı anlamak da yine o nurun bakışı ile okumak anlama iledir.

Selam ve dua ile
İkra ela
@ikraela
Yazının Devamı
Salı, Haziran 13, 2017 0 yorum By: İkra Ela

Aş kendini esma için

Ey kendini bulmak isteyen!
Papatya dağını bilir mi?Suyunu içer,havasını alır,fakat ufka gözleri güneş ile...
Olmak istiyorsan özünü kelebeğe ver ya da kuşa ya da rüzgâra ya da bal arısına...
Hiç biri gelmedi mi değmedi mi özüne....üzülme!Toprakla her dem dem olursun üzülme...bekle bulacaksın dağını...sen her doğum ile doğ yeter ki karanlığın koynunda kendini terk etme!

Ey kendini aşmak isteyen.Kendin ile uğraştıkça bu dağa ancak bir delik açarsın.Şirine yol bulursun da ufku bulamazsın.

Şirine yakın olursun da kendini bulamazsın.

Kendini bulamak kendini aşmak ile olur.Kendini aşan  dağa göğüs gerendir.Dağa göğüs geren kendini aşmadadır.Kendini kendinle aşamazsın,Kendin kendin ile çarpıştıkça zelzelen olur,bütün ağırlıklarını boşaltırsın...

Dağ neden sırtlanmadı o yükü?o ne ağır yük kendin ile yüklenmek...

Bak dayanamadın bağrında neye gebe kaldıysan dayanamadın....bütün biriktirdiklerin,sakladıkların,yaptıkların bak ağzından köpük köpük geliyor.

Bu ne zelzele!Belli çok biriktirmişsin ,ne varsa içinde patlayacaksın bu bir netice,biriktirdikçe kendi kendinle!

Şaşırırlar!Hal bu ki sen hep suskundun,vakurdun,bazen güneş vurmuş olurdu yüzüne,bazen bağrın dumanlı,bazen başın ağrırdı,bazen yıldırımlar düşerdi de tepene sen onları da yutardın,varsın gezsinler derdin evim geniş...toprağım bol...kayalarım da var hani Allah adı anılınca yerinden sarsılan...Kaynaklarım da akar susayanalara su olsun diye.Yok ben sarsılmam zannederdim,hiç yıkılmam,bölük bölük olmam...ne kadar çok biriktirmişim içimde.Of ne kadar da dayanıksızmışım dağ gibi görünsem de...

Şaşırmayın ne olur,korkmayın da sadece  bir Kaviy Allah diyin durulurum,süküt olurum yine yine sesinizi dahi size geri iade ederim.Anlatırım ne kadar biriktirdiğim varsa içimde...

Zilzal hem içinde hem yerde hem bağrında hem evinde

Ve anlatır o bir gün bütün haberleri...

Ve işte vurulur o zaman  yapılan edilen yüzüne yüzüne...

Hiç mi şahit olmadık hem yüzümüze hem özümüze söylenen ,hiç mi patlamadık itiraflar deresinde...

Vallahi sarsılmam deme!
Dağ gibi bağrın olsa  dayanamazsın....dağ dayandı mı?

Dağ söze dayandı mı?Bu yankı nedir?Ey kendi kendine söylenen!Ey vakur bakışlı!Çatlarsın sen o kadar sırrı bağrında barındıramazsın.Celal isminin huzmesi vurur da kalbine bölük bölük bölünürsün,lime lime dağılır kurda kuşa yem olursun,dayanamazsın.Musa sadece bir tecelliye dayanabildi mi?Ey derdi kendinden büyük olan can sevdalısı!Bağrını Rabbine aç,aç ki gülsün Vedud olanın şafkı yüzüne gönlüne dolsun.

Papatyalar  cılız bir tohumdan olan,o da çatladı o da açıldı Falık Olanın emri ile,dağ olmak derdine de düşmedi o Nur'u özledi....bir sıcak gülüş ile bağrından ,özünden ona yöneldi.Bak her papatya gülümser o Vedud Olanın huzmesinden bir şule....

Ölmek,kaybolmak  derdine de düşmedi o özü ile yükseldi...özünden...özden...

Allah'a yakınlığın kadar kendini aşarsın,kendini bulursun,ufka doğarsın fecrin olur.

Bir güzellikten sonra insana bir rahatlık çöker,gevşer insan ve halini bozar rüzgar hep aynı esecek zanneder,halini bozan kelimelerini bozar ,kelimeler bozulunca ağız bozulur,akıl hafızasını kaybeder.Hafıza kaybolunca ne yaptığını bilemez olur,dostu düşman düşmanı dost görür hale gelir.Feraset gider,basiret ortadan kalkar....yürüdüğü yer taş olmuş olsa anlamaz,anlayışı kalmaz.Halini bozan için dönence budur ister toplum olsun ister bir can....


Ey can özüne dön Vahiy öze çağırır...Vahiy gökte Nur yerde Nur tut onu yakmaz seni ,merdiven kur önce bir hilal bul,hilali bul karanlığı yar yar ki ümidi göresin...


İnşirahım olsun dersen tut göğünü ellerin ile tut bırakma arzularının pençesine,yarılsın göğ(s)ün,Ay'ın yarılsın,şafkın açsın,bulutların dağılsın...göğün söylesin dilsiz dudaksız elsiz ayaksız seni sana vursun.


Esma çekirdektir,ekipte sulayana filizini verince bak gör o zaman nasıl göğe yolculuk..


Tohumun yerde kalır özün ile uçarsın...


Zahir gören gönül tarlasında uçmayı göremez ki.İnsanın kanatlarını fark etmesi bütün dünyalık bağlardan kurtulup Allah'a kavuşmak ile bulduğu özgürlüktür.Sadece Allah'a kul olarak oluşan sonsuz özgürlük.


İnsan kanatsız da uçar KENDİ GÖĞÜNDE,miracıdır o hal.Tövbeye kavuşunca hilali bulur.



                                                        ikraela
                                                       @ElaIKRA




















Yazının Devamı
Salı, Haziran 06, 2017 0 yorum By: İkra Ela

Sosyal medyanın zararlarından korunmanın en etkili yolu


Sosyal medya bir 'bağ'dır.Bu bağın içine kimi hırsızlık için dalar kimi üzümü sarhoşluk malzemesi yapmak için,kimi bağın içinde zehirli sinsi bir yılan gibi dolanır kimi bağda bülbül olur,kimi bal arısı olur öz toplar,kimi sadece oyalanmaya gelir,kimi eğlenmeye,kimi hakikatli bir işin içinde görüntü verir fakat bağa bir yudum ne su verir ne çapa yapar,kimi misafir olur yer içer gider.
***
Kimi de var ki aşk ile bu nimeti de Allah için hakkı ve sabrı yapmak için kullanır.Hakkı bozmaz,üzerini örtmez,hak olandan ilaç yapar,hiç teşekkür de beklemez....vesselam güzel insanlar Rabbimden bir nimet olarak görüyorum bu sayfaları,böyle kolay şahitlik ile duygu ve tefekkürlerimizi kolayca duyurabilmek nimetini veren Rahman Rahîm Rabbimize şükrüm.

Eskiden sorunlu gördüğüm şeyler hakkında gazetelere mektup yazardım,ne cevap gelirdi ne de onunla ilgi bir haber... Bağımız Rabbimiz ile sağlam ise inanın bu sayfalar dahi asa-yı Musa olur batılı yutar.Hak ile Hakk için hakkıyla olunca...Bu deryanın içinde bir damla da olsa bir fidanın solmuş yüreğine can suyu taşımak nimetimizdir bizim Elhamdullilah.
Rabbimiz baki nimetlerine kavuşturduğu kullarından etsin bizleri.
Hû Bakî Hû...

ikra ela
instagram @ikraela
Yazının Devamı
Cumartesi, Haziran 03, 2017 0 yorum By: İkra Ela

Kendi kitabımızın yazarı olmak


Sonunda koca bir "Âh" kalır,tam da yüreğin ortasında...
Hayat değil midir,kendi kitabımızı yazarı olmak.
O haşir günü elimize alıp okuyacağımız.
Şimdi burada ellerimiz ile kendimize açtığımız sayfalar gibi...
Ne açtık kendimize,ayırdıklarımız var mı? Başladığımız işi hayır ile noktalaya biliyor muyuz?
Her noktadan sonra yeni bir başlamada hayır üretebiliyor muyuz?
Sorgulaya biliyor muyuz kendi mizi?Heyecanımız,öfkemiz ne için?Tırnak içine aldıklarımız,gerçekten sahih mi?
Dümdüz içinde hiç bir işaret taşımayan,zamanın içinde zaman ile akan ruhsuz bir hikaye mi bizim ki?
Âh o gün,her şeyin ayan beyan açılacağı gün,oku kitabını deneceği gün,kaçış yok!
Şimdi burada cüzi olarak şahit oluyoruz bu işe!Ellerimiz ile yazdıklarımızı biz unutsak bu makinelerin zihninde,tıpkı bizim gibi bozulup atılsalar,ana merkezin zihninde.
"İkra şu gün şunu yazdı, paylaştı, İkra paylaşımını görmek ister misin!"
"Âh! Rabbim o gün Senin mağfiretine sığınırız,yüzü ak olanlardan eyle bizi,Estağfirullah el Azim! "
@ikraela

@beetulcee kardeşimin fotoğrafta gördüğünüz paylaşımından esinle yazdım yukarda ki cümleleri.Rabbim yazdığından utananlardan olmaktan mahşerde sizi de beni de korusun.Daim hakkı konuşmak,duyurmak,yaşamak nasibimiz olsun. Hakk'ın şahitleri/şehitleri olalım inşallah.
Hû Bakî Hû...

ikra ela
instagarm @ikraela







Yazının Devamı
Pazartesi, Mayıs 29, 2017 0 yorum By: İkra Ela

Halimizi gözden geçirelim!Şehr'i Ramazan içinde, #iftarlık #sahurluk



Mübarek Ramazan ayımız olsun da sahurluklarımız olmasın mı?
Sahurluk yazayım dedim.Çölde bir akışımız olacak inşaallah,uzun gelecek bize sefer,yakıcı kavurucu olacak, aşk ile olsun,olsunda seraplar ile avunmak değil,gerçek öz yurdumuzu buldursun.
Bir sefere çıkmak için halimizin nasıl olduğuna önce bakarız değil mi?
Bu nedenle instagram sayfamı ilk açtığım zamanlarda ki paylaşımım ile halimize nazar (bakış)edelim dedim.
Sayfamın yeni konuklarından derinde olanı merak edenler derine dalıp görmüştür belki bu paylaşımı mı?
İnsan suyu sever,su yükseldikçe hazineler de
kum da,kir de dibe çöker.Bu sosyal medyanın hali de böyle,nice derinlerde nice haller vardır bilinmez,canla giden neyi arıyorsa onu bulur.
Bende bizim için daldım ta... derindekilere,çeşit çeşit halimizi buldum.
Bakalım bu Ramazan halimizi ne ile d/okuyacağız.
Hak,adalet,merhamet dizeceğimiz çözgümüz hazır mı?
Tezgahın önünde olmasını istediğin motif tesadüf ile olmaz.Önce tezgahda ki motifi hayal eder sonra çözgüyü ona göre hazırlarsın.Hayatını Kur'an ile kurmaya niyetlenmişsen iplerini Rahman Rahim Allah'ın sana uzattığı hakikat ipi ile örersin.Rabbimizin esma-i Hüsnasından şulelenmiş nakışlar istersen kalbini sadece Ona bağlayarak örgülersin...
Tırtılın ipekten dokuduğu dünyası gibi binbir nakışa bezenirsin.
Halimiz nasıl şimdi bakalım!Haşir meydanında onurlu bir halimiz var mı?
Yoksa şimdi burada oNurlu yüzü bulmaya...halimizi temizleyerek,halimizi yeniden dokuyarak,düzelterek...Bismillah Hû...


    Kur'an'ın arapça yüzüne okumayı bilmeden yıllarca Ramazan içinde mealen okuyup bitirmelerim oldu.Ayrıca mealen yavaş ilerlediğim,her seferinde onun ile nefeslendiğim meal okuyup bitirmelerim ve yeniden başlamalarım oldu.
Her okuyuşum ile farklı sözler duydum Kur'an'ın kalbi ile...
Bu geleneğimi halen devam ederim biiznillah...farklı ayraçlarım vardır mealimde.Bir de gönlümce gittiğim sayfalar olur ve sıkca mukabele ettiklerim.Ayrıca internet vesilesi ile farklı mealleri okuyabilmek de büyük nimet.
Bir de Kur'an arapçasını yüzüne okumayı öğrendikten sonra bir çok Kur'an içinde ki kelimeler ile hayat içinde kaynaşmışız.Bu da hayatın içinden anlamayı kolaylaştırıyor.Bazı kelimelerin arapcasına bakıyorum meğerse çoktan akraba olmuşuz.
Yıllık okuduğum mealimi yıl geçti bitiremedim.Ne zamandır gidip gelip Zümer(guruplar,zümreler) bahçesindeyim.Bırakmıyorlar beni! :)
Her seferinde bana"Sen Allah'a dost bildiklerinin yanında gerçekten Allah'a yakınlaşabilmek için mi duruyorsun? Yoksa itibar,servet,şöhret için mi?sorularını sorduruyor.
Gurupların/zümrelerin içinde olmamızın mutlaka bir anlamı olmalı!
Samimiyet ile Allah'a bağlı değilsek nereye gitsek,hangi zümreye katılsak halimiz ziyandır."O gurubun içinde olayımda,şeref,şöhret,servet kazanayım."diyenlerin eni sonu nasıl rezil oldukları ortada.
Heva ve hevesi için o guruplarda/zümreler içinde olanlar kördür,sağırdır daha da körleşir sağırlaşır. İçinde bulunduğu zümrenin hatasını dahi görse kendi de o zümrede olduğu için sesini çıkartmaz,hatayı düzeltmez ve zümre ile birlikte yuvarlandığı gayya kuyusunu anlamaz.
Bulunduğu zümreye dahi aşırı iki yüzlülüğü ile zarar verir.
Allah dostu zümrenin içinde gerçekten Allah'a samimiyet ile duruyorsa hak konuşulacağı zaman susmaz,hakkı yapar, hakkı konuşur,hak olanı onaylar.


Ramazan meal okumalarıma başlarken,ilk mukabelemden:
Daha iyi anladım ki biz her bir taze inen yağmur tanesi gibi şimdi ve burada Hz Adem'in yerindeyiz.Rabbimizin huzurunda esma (isim)öğrencisiyiz.
Biz esmayı okumak ile mükellefiz.
Bir "Ağaç"isimdir.'Yeryüzü','gökyüzü'de isimdir.Onları isimleri ile tanır anlarız.Onların ismi olmasa,"Yağan,gezen,parlayan,kaybolan,sönen vs." demek zorunda olurduk.
İsim bir nevi ağacın bütün hallerini içinde taşıyan çekirdek,tohum,zarf hükmünde.Sadece 'Gökyüzü'demek ile doğduğumuzdan itibaren binlerce perde gökyüzü kainat kadar şuurumuzdan yansır.

Bakara suresi 30.ayette:

"Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti."
Bakara 31.ayet:
"Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini(esmaları)öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini(esmaları) bildirin” dedi.
Bakara suresi 37.ayet:
" Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır."
Esma (isimler)bir çekirdek,tohum,zarf iken,kelimeler o çekirdeğin,tohumun,zarfın içinde ki bütün iş,oluşun simgeleridir.

 

Rabbimizi Esma-i Hüsnası ile anmak her bir esma ile ayrı bir kainat gibidir,ayrı ayrı yüz gibidir,Gökyüzü ile yeryüzünün mukabelesi gibi hakikat sürekli döner,yeni kelimeler yeşillenir.Kendi yaptığım bir adetim de namaz sonunda okuduğumuz Ayet-el kürsü ve Haşir suresi son iki ayet ve Fatiha'yı mealen kalbime okurum sonra aklım ile mukabele ederim.Böylece nefsim de ruhum da sukut eder . Özellikle Haşir suresi meali okurken orada ki esma-i hüsnaları anlamları ile düşünmek öyle muhteşem bir mutluluk ve güven indiriyor ki kalbe...
Evet benim iman ettiğim Rabb böyle Muazzım dedittiren tebessüm koyuyor yüzüne.
O ne güzel Rahman Rahîm Rab.
"Elhamdullilahi rabbil alemin."(FATİHA SURESİ 1)
Estağfirullah el Azim.
Ya Baki Hû...


Eğer pencerenizin önünde kuş doyuruyorsanız,onlar hep gelirler.Bizi de onları da maddi manevi gerçek doyuran Rahman Rahîm Allah'tır. Biz eni sonu Ona döneceğiz.
Tohum can suyuna doyar çatlar,Fatır'dır Allah. Doyumlarımız olacak ki kabımıza sığmayalım,coşalım,filizlenelim.Kuş yumurtasına sığmayınca kabuğunu yarar,mideyi doyuran canlar hadi ruhumuzu doyuralım,aşk ile gök var Rabbimize kavuşmak için...Yanalım. ..
'Ramazan'kelimesi 'yanmak'demek imiş hadi yanalım...
Anne kuş yavrusunu kanatlarını iyice güçlenene kadar besler,sonra uçması için aç bırakır.Açlık kuşu göğe çeker,demek ki açlık ve tokluk bizim hayrımıza!Doyduk fakat aç da kalmamız gerekiyor.Bizi bir sema bekliyor....Haydi yanalım,aşk ile bir göğümüz olacak!Susuz yüreğimiz suya kavuşacak!

Sahurluk
İkinci bir yanışımız için yine kalktık,doymaya...
Doymayınca midemiz nasıl yakıt bulacak değil mi bu fani dünyada? 
Manevi doymamız da olmalı, yakıtı yine manevi olanlar.Başta Kerim kitabımız Kur'an ile Esma-i hüsna penceresinden tefekkür sofrasında rızkımızı bulacağız.
Ve bulduğumuz hilal ile takva elbisemizi dokuyacağız. Dün 'çözgü'den bahsetmiştim. Halimizi dokuduğumuz.O çözgü maddi ve manevi halimiz ile biziz.Akıl,kalp, duyular, ellerimiz,ayaklarımız bu çözgünün parçası...Bu çözgü ile kendi elbisemizin kumaşını dokuruz. Rabbimize bağlanmış isek kumaştan muhteşem renkler,motifler hakikati ile ortaya çıkar.
Yok "Ben Rahman Rahîm Allah'a bağlıyım deyip de başka başka yaratılmıştan ümit besliyor, güveniyorsak,o çözgüden ancak abuk sabuk işler çıkar ve ya da hiç çıkamaz,ipler bir yerden düğüm olur,kopar kumaş da çürük olur.
Bu demek değil ki insanları dinlemeyeceğiz!
Dinleyeceğiz hatta bizden dahi olmasada . Peygamberimiz(s.a.v) insanlardan asla yüz çevirmezmiş.Onları dinlerken yüzlerine bakarak dinlermiş.Bunu unutmadan; bize düşen dinlerken Allah ile bağımızı koparmamak,Kur'an ile esma penceresinden Sünnetullah'ı da okuyup sözün güzeline uymaktır.Bunun güzel sonucu ise yine temiz düşünmekten geçer."Şu malzeme çürük fakat aynı görüntüyü veriyor. Ucuza bir dokuma yapar çok para kazanırım."demek kirli bir düşüncedir,hiledir. Ne kadar kirli düşünürsek o kadar tezgahımız bozulur. Tezgahtan çıkacak eser sadece Allah namına hak ile üretiliyorsa zaman ile gerçek değerini bulur. 

Hiç bağırarak ürün tanıtmaya dahi gerek yoktur. Zaten o nurludur.O eserin üzerinde Allah'ın Rahman Rahîm Hak esmaları fevkalade şulelenmiştir.O eser kullananlara merhamet ile kuşanmıştır.Zarar verecek her tür pislikten arınmıştır. Tam anlamı ile aldatılmadığını hissedersin emin olma makamıdır.Kumaşın öyle muhteşem olur ki Muhammed'i(s.a.v ) nuru ondan yansır. 
Gül gibi... Ondan Yusuf kokusu alınır...
Kim istemez değil mi Yusuf'un gömleği değsin de gözleri açılsın. Yusuf gömleği bir defa dokundu mu o ister yalancı kanlara bulansın,isterse şehvet,şöhret,servet üçlemesi bilinçleri kitleyip sırtından yırtsın...o gömlek yine Azizdir.Ve aziz olur.
Hadi yanalım hep birlikte Rabbimize samimiyetle bağlanarak ateşimiz gül olur inşallah.
Hû illa Hû. ..

İftarlık 

Kur'an sofrasına davet edilen,Yusuf sarayına davet edilmiş gibidir.
Kur'an sofrasına kavuşan açlığını gideren iftara kavuşmuş gibidir,o iftar ki cennet evi lütfeder.
Kur'an sofrasına oturan tahiyyatta oturmuş gibidir.

Gecenin içinde hilale kavuşmuştur.Artık Rabbi ile karşı karşıya olduğunu idrak etmiştir.Tüm nebilere selamı olur, o saray ayrılıkları bitirmiş özü Yusuf'a kavuşturmuştur.Küskünlükleri kaldırmış,kendini kuyuya atan kardeşlerini de bağrına almıştır.
Kur'an sofrasına oturan muhteşem mükafatlar alır.En başta Rabbi ile karşılaşma ona muhteşem bir bilinç kazandırır.Hep tahiyatta gibi yaptığını,söylediğini Allah'ın Semi Basir ismi ile şekillendirir.Böyle yapa yapa ihlasa kavuşur. Et ve kemik gibi,duruşu bütün sağlam ve düzgün olur. Bu Yusuf gömleğidir.
Kur'an'ın eseri Yusuf gömleğidir.O gömleğin kokusu uzaklardan da olsa Yakup yüreklerin gözlerini açar,Yusuf'una kavuşturur.
Sadece kendini Allah'a bağlayarak kavuşulan zirvedir.Niyet,kıyam,rüku ve secde arasında sıdk ile doğar,şahitler makamına kavuşturur,selamı buldurur.
SubhanAllah, Elhamdullilah, Allahuekber
"Bütün dualar, senâlar, malî ve bedenî ibâdetler, mülk, azamet Allah'a mahsustur. Ey Peygamber! Selâm sana. Allah'ın rahmet ve bereketi senin üzerine olsun. Selâm ve esenlik bize ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Ben şehâdet ederim ki, Allah'tan başka bir ilâh yoktur. Muhammed O'nun kulu ve resuludür."(Tahiyyat duası)


Sahurluk
Kur'an Yusuf'un sarayıdır,güzellikler ondan dokunur. Gül kokulu Yusuf gömleği orada işlenir,hidayet talep eden takva sahiplerine...
Doğruluğu talep eden insan için açık bir saraydır o.Özüne saraydan kab bağışlar,tutar onu...
İtibar tutkusu yüzünden kardeşini kuyuya atan dünya ehli eni sonu tükettiği dünyada insanlık kıtlığı yaşar ve eni sonu o Saraya gelmeye mecbur.
Dünya ve ahiret iyiliği için hikmetler o saraydan akar.
Ve kan ağlayan,elbisesi paçavra olmuş dünya ehli ayakları ile gidecek o Saraya.
Kur'an'ın hikmet ile akışı kainat ayetleri ile okunduğunda insanlığın maddi ve manevi sıkıntılarına deva ilaçlar bulunur. Kur'an ile esma-i hüsna penceresinden rüzgarı oku!Bakalım hangi dertlere dermanlar açacak!
Şahit olduğum kadar eminim ki bu bütün psikolojjk hastalıklara muhteşem çözümler sunacak!
Rüzgarı, dağı,kuşu,depremi...hep bu Saray'ın içinde esma-i hüsna ile oku!
En önce okuyanın gönlüne şifa olacak.Ya Baki Hû


İftarlık 
Açız biz
Hakikate aç
Yumurta vaktinde çatlar,iftarı olur kuşun,ilk ağzını açar,yetim de değilmiş meğer kendini doyuranı bilir.
Tırtıl hiç farkında değilken,kendi tenhasında tam vaktinde kozası çatlar,yerlerde takatsiz yürürken muhteşem nakışlı kanatlar ile bir gökyüzüne sahip olur,yeryüzü sofrasının en nadide misafiridir,ikram başlar.İftarıdır kelebeğin,uçar binbir renkli çiçeklerin bal özlerini yudumlar.
Bebek doğar doğmaz dudakları kendi için hazır sofrayı arar.
İftarıdır bebeğin,kendine verilen ikramın farkında da değildir.
İşte tam burada ve şimdi bizi muazzam şekillendiren her açlığımızı bilen,açlıklarımızın çeşmelerini,bahçelerini yeryüzünde ayağımızın altına seren Rahim Allah'a şükür demindeyiz.
O ki bizi biz hiç birşeyin farkında değilken de doyuran Rahman Rahîm. 
Bize fark edebilecek bilinç veren Rahman Rahîm'e şükrümüz.
"Elhamdullilahi rabbil alemin"(Fatiha suresi 1)
O ne güzel alemlerin Rabbi...
Belli ki ölümümüz gerçek bir iftara açılış olacak...
Kur'an hakikati ile dokuyalım kendimizi,hal ile Kur'an olalım ahrette muazzam sürprizler var.
Yâ Hû Bakî Hû...



Sahurluk
Şehr-i Ramazan'a ulaşmak,berat basamağından sonra hilali bulmak ile başlayan arınma,iyileşme dönemidir de.
Bir nevi iyileşmek için bizim için açık kapısı olan,bizim için hazırlanmış muhteşem bahçesi olan hastahane gibidir.
Bir insan doktora tüm şikayetlerini anlatır:"İşte çok uykuluyum,elim ayağım kalkmıyor,çok yanıyorum,su içsem de doymuyorum,gözlerim kararıyor bazen,sinirlerime hakim olamıyorum.Acıktım mı bilinç milinç kalmıyor ,o anda ne bulsam yerim!"vs..uzar. 
Peki doktor en önce ne yapar?
Açlık ve tokluk şekerini ölçtürür.
Her ikisi ile diyabet hastası olup olmadığı anlaşılır.Ve vücudun yeniden dengeyi bulması için çözümler sunulur. 
İşte biz de bu Şehr-i Ramazan içinde kendimizi manevi iç kontrole alırız.Açlık ve tokluk halimiz ile?
Açlık ve tokluk halimizde dengemiz nasıl? 
Açlığa düştüğümüzde bilincimiz kayıp oluyor mu?Kendimizde dahil etrafımızdakilere saldırganlaşıyor muyuz?
Sürekli uyuşuk ve uykulu muyuz?
Bu haller asıl ruhumuzun hastalanmış olduğunu anlatan izlerdir.Nefsimiz zaman ile kirlenince ruh dengeyi bulamaz.Şeker hastası gibidir. Dışarıdan ne kadar enerji alsa da onu harcayacak kuvvet bulamaz.
Açlık ve tokluk halimiz ile anlarız bu hali.Açlık ve tokluk hayatın içinde beslendiğimiz her şey ile ilgilidir.Manevi açlığı olan kişi dengeyi bulamaz.Her rüzgarda savrulur gider,aşırı doyumda da yıkım vardır. 
Şehr-i Ramazan içinde Kur'an sofrasından hikmetler ile ibadet ve Allah'ı esma-i hüsnası ile tanıma ile yeniden bu dengeye kavuşulur.Körleşen manevi göz açılır. Nerede ne yanlış yaptığımızı çözümlemek ve yeniden sıhhat bulmaktır.Yeniden uyuşukluk gider,dizlere derman gelir,bilinç açılır kuvvet bulur.




İftarlık
İşci arı,yavru arıları büyük bir özenle besler.
Yavrular ne kendilerinden ne de kendinilerini kimin beslediğinden habersizdir.
Ana karnında ki bebek de kendini besleyen ne göbek bağından ne kendine yuva olan plesentadan ne ikisini de barındıran rahimden ne de anneden bihaberdir.
Minicik parmakları ile dünyalık beslenmeye hazırlar gibi dudak kaslarına alıştırma yaptırılır.
Yeni doğan bebekler bu parmak emme işine öyle alışır ki bir çoğu zor vazgeçer. Meğer ki dişler çıkıp yeni şeylerin tadına varıp, unutana kadar.
Biz unutuyoruz değil mi?Bizi gerçek besleyeni,biz yokken rızkımızı hazır edeni!
İşte bir ay boyunca Ramazan ayı orucu ile biz bunu da hatırlarız.Kendimizden habersizken ağır bir misafir olduğumuzu!
Dedem son nefeslerini verirken dudağına pamuk ile su sürüyorlardı.
İşte o hal,bana bir iftar oldu..."Yandım!"Demek ki biz su içmek istediğimiz için içmiyor muşuz,bize içmek nasip ediliyor muş!"Bir asır geçmiş bir hayat! Ya kendini yaratanı bilmeden ahrete gitseydi?Hüsran üstüne hüsran!
Bizi hiç yoktan yaratan,rızıklandıran,hidayet yolunu açan A'lâ Rabbimize hamdimiz, şükrümüz.
SubhanAllah, Elhamdullilah, Allahuekber.

Sahurluk
Şimdi tam da bu yaz demine girerken oruç tutulur mu?
Mis gibi gül mevsimi,binbir renkte meyveler ağzımızı sulandırıyorken!
Diyenler vardır değil mi?Ya da biz gevşeyip:"Bu neşeli,bol uzun zamanlarda olmasaydı oruç!" demişizdir.
"Yüreğim yanıyooor!"feryadını seslenmişizdir kendimize!Yangının görülemeyen haline de şehadet ederek.Kelimelerimiz ya da hiddetimiz o yangının alevi olmuştur belki de!

Yaz ayları bir nevi tokluk vaktimizdir.İftar gibi...
Kış ayları açlık vaktimizdir,oruç gibi...
Hicri yılın her ayı aynı mevsimlere gelmemesinin ibretli okumaları vardır.
Baharın ayının şu son günü,darlıktan kurtulup binlerce ikrama kavuşmuş bir insanı da anlatır.Öyle dar ve sıkıntılı günler geçirmiştir ki birden bire gelen bolluk ile de imtahan edilir.Darlıkta bol bol dua ederken arkadaş,gül kokularından kendini mi kaybetti,unuttumu dua ettiği Rabbini!
Ya da hatırında da gerçekler işine mi gelmedi?"Bir kış zaten açtım, orucu tutmasam ne olur ki"mi dedi.

Yavaş yavaş gevşer,kendini kandırır, Rabbini anmayı ihmal ettikçe o nur kalbinden gider.Ve artık o güller de kendini tatmin etmez,doymak da bilmez.Gelen ikramı öyle hor harcar ki elleri ile kendi bostanını yakar gibi!Tokluğu kendine bir fayda vermemiştir,üstelik unuttuğu Rabbini anmaya yüz de bulamaz . Evet iftar saati bitmiş son sahurunu da yapar yeni bir açlığın içine girer.Manevi açlığın,yeniden arar içinde ki o aşkın zikri.Secdelere kapanır, tevbe ırmağından ruhunu yıkar.... @ikraela
(Kış açlık halini yarın devam edeyim inşallah. )



                                 




O ne güzel daldıran
O ne güzel usulcacık çeken...
Rabbinin kendine gösterdiği yolda istikamet eden.
Rabbinin hiç kendi yokken hazır ettiği ikrama kavuşan,ne muhteşem işaret, iz,mektup...
O ki rızkından endişe duyana umut şulesi...
Bal arısı daha yuvasındayken böyle muhteşem bir sofra ile ağırlanacağını bilmiyordu.
İki saat evvel şahit oldum bu ize...
Çiçeği(güzel sözü) olmasa pek de önem verip bakmayacağım,içinde ki şifa özden habersiz ben,muhteşem dizaynın üzerine yerleştirilmiş minik muhteşem çiçeklere takılınca gözüm fark ettim bu güzel bal arısını.Bir güzel sağa sola kaymadan çiçeklerin özünden topladı. Kim bilir tâ nerelerden geldi,ben ağır gövde mi soluyarak taşıyorken...

Evine varınca hazmettiği özleri (özlü söz)bir peteğe dolduracak belli,hem kendi için hem şifa arayan için. 
Rabbimizin muhteşem sanatına hayran olmamak mümkün mü?Şu yeryüzü sofrasında ağırlanan aziz misafir sayılan bizler bu hakikatleri gök sofrası ile okuyunca bal gibi özler çıkıyor.
Ey bizim Sani Rabbimiz, bize gösterdiğin istikametten şaşmadan Senin yolunda hakikatli işler yapmak nasip et!
Ya Vehhab yâ Ekrem Hû..



İftarlık
Bismillahirrahmanirrahim
" Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır."(Nahl suresi 63.ayet)

Şehr-i Ramazan içinde kendimizi yeniden gözden geçiririz."Diğer ümmetlerin içinde olduğu hal içinde olabilir miyiz?"sorusu ile yüzleşiriz Kerim kitabımız Kur'an bahçesinde...
Sadece iyi yaptıklarımızı değil yapmaktan sorumlu olup da yapmadıklarımızı da masamıza dizeriz,Kur'an'ı hakem kılıp,Kur'an'a uyuyor mu bakarız!
Acaba Muhammed suresinde anlatıldığı gibi hakikatleri bildiğimiz halde çoktan heva ve hevesimize dalmışız da şeytan da bizi uzun emmelere mi sürüklemiş?
Şehr-i Ramazan içinde açlık ve tokluk sofrasında kendimizi Kur'an ile yeniden izleme,iyileştirme saffındayız!
Artık biri bana "Nasılsın?"diye sorduğunda;"İnsan kalabiliyor musun dünya akışında?"diye anlayacağım.

"Hımm iyiysem 'Nas'kalabilmişim demek ki!"

O zaman"İyi olmaya çalışıyorum." demek ki doğru bir cevap.
Hani dünyada ne beden ne maddi dertler bitmiyor.Her halde de, insan kalabilmek önemli.Ciddiye aldığımız namazımız da şeytanın yaptıklarımızı süslü göster mesinden korur,orucumuz da.

Oruç Allah ile kul arasında sır gibidir.
Herkes bizi 24 saat gözetleyemez,ihlaslı kul kendini kandıramaz,şeytanın oyuncağı olmaz.
"İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi"Hicr 39.40.



Sahurluk
Darlıkta da bollukta da Rabbini unutmayan,doğru yolda istikamet eden için nur devam eder.Bolluğa kavuştum bir daha eski halime dönmem diyen gecenin gündüzün birbiri ardınca dönüşüne baksın,mevsimlerin akışında ki varlık ve yokluğa baksın.

Dengeli olan insan için her mevsim yurdun iyisi gibi güneşin denge ile değdiği yurtlara baksın, fakat o yurtlara da ansızın bir fırtına isabet edebilir.
Kış ölüm, uyku,ölüm yalnızlığı, hastalık, hüsran,tükeniş,sabır,zindan,karanlık ile yokluğun hicranını anlatır.

İman ve ihlas sahibi için bu durum oruç gibidir,fakirliğin en dibine de düşse sağlam bir duruş ile harama kaymaz,aç olduğunu dahi belli etmez,tükenişini Rabbine söyler,ondan umut eder.Kullar vesilesi ile gelen yardımları Rabbinin rahmeti ile olduğunu bilir.


 

 #iftarlık

"Manevi açlığım var fakat ayağa kalkacak derman bulamıyorum!"diyen bir kardeşime cevap olarak yazmıştım aşağıdaki sözlerimi,olduğu gibi yayınlıyorum.
"Elhamdullilah,Allah razı olsun kardeşim. Güzel kardeşim açlığımızı gidermek için bir besin ararız değil mi?

Hatta o besini aylar öncesinden düşünür ekeriz,sularız ve o ellerimize gelir,sonra onu çiğner öğütürüz 'öğretmen','öğrenci' kelimeleri de 'öğüten'kelimesinden türemiştir.


Sonra damağımızda (dimağımızda) onu çözmeye başlarız sonra bilgiyi hazmederiz,sonra hak ve batılı ayırt etmeye başlarız.Batıl olanı atar,hakikat olanı özümseriz o bize kan olur, süt olur,nur topu gibi bilgilere aşı olur yol olur.Bedenimiz ile dahi Rabbimiz bu hakikati bize anlatır.

Manevi açlık için en başta ve son nefese kadar Kur'an'ı en önce kalbimize ekeceğiz ki yeşersin zikrimiz sonra onu tefekkür ile sulayacağız sonra fikir,şükür doğacak.Zaten bir fidanın yeşermesi gibi bu muhteşem bir neşe verir kalbinize,artık nefsiniz istemese dahi kalbiniz heyecan ile o maneviyata koşacak.

Bu süreçte Esma-i hüsna ile kainata bakmak,tefekkür etmek kalbinizi kanatlandıracak.Bunun sancısındasınız ki bu sayfalardasınız,Rabimiz her sancıyı bilen ve yol açan. Muhabbetle."

ikra ela


Karanlığın en koyulaşan saatinde niyet ettiklerimizi,sabaha kavuşunca çürütmemektir oruç.
Niyetimizde sağlam durmamız,tutarlı olarak yeniden vücut bulmaktır oruç.


Mümin vaktin beşinde de Allah'a kavuşacağı hesabı yaşar.
Namaz bu dünyada cüzi bir kavuşmadır.Onurlu bir duruştur.Bismillah demenin alın çizgisidir.İtirafıdır sadece Ona muhtaçlığının.Abdest ile bedeni temiz tutarken,manevi olarak da Rabbim ben Senin huzuruna tertemiz olarak gelmeye çalışıyorum demektir.İşte azalarım ile yaptığım her günahımı bağışla,Sen Ğafur-ur Vedûd'sun.Sevgi dolu affedici.Ya Hadî Rabbimiz, bize bu yolu açmasaydın,
Bizim gözlerimiz de gökyüzünde bir yön arardı belli ki!
Âh,o şanlı peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v ) in ziyası vuruyor şimdi kıyama durmuş alınlara.Onun izinde ,onun olduğu yerde durmak ne güzel. Onun tekrar ettiği secdeleri özlemek ne güzel...
Rabbimiz ondan (s.a.v ) ziya ver bize...
Oruç da evimizde(kalbimizde,nefsimizde) yaptığımız yıllık büyük temizlik gibidir.
Her gün temiz tutulmayan ev ne hale gelir?
Ya da haftalık yapılan dib bucak temizliği ya da yıllık bakım ve temizliği olmayınca ev ne kadar sağlam ve temiz kalır? 



Ne belli belki de imtahanın en güzel yerindedirsin,senin itibarını iki paralık etmeye çalışanlar,heybesi boş sana gelmiştir!
Onların sana gelmesi senin imtahanın,bakalım geçebilecek misin bu geçitten de?
Gerçekten sen Yusuf musun?

Hazineler de döner insanlar arasında,bugün hazine başında olan yarın isteyici olabilir ya da tam tersi!
Şehr-i Ramazan içinde alanlar ve verenler olur. Verenler verirken ziyan eder mi verdiklerini?

"Siz daha önce beni itibarsız kılmak için değeri mi iki kuruş ettiniz." edası ile kapıdan mı kovar yoksa,"Size kınama yok erdemi ile Rabbinin verdiğini bilerek tevazu ile mi verir?
Ey bizim Rabbimiz Yusuf'umuzu bulduktan sonra yeniden kaybettir me!


Rabbim ben Sana iman ettim.
Benim Sana iman edebilmem de Senin rahmetin.
Sen kullarına iman edebilmeyi yazmasaydın,ben nereden bilirdim iman edebilmeyi!
Artık dua ettiğimde Senden istediklerimin sevinci yerine,Senin beni duyan olduğunu bilmek sevincim oldu. 
Rabbim Sen dileseydin bizi Seni aşikâr görebilecek donanım ile yaratırdın.
Sen öyle Kerim'sin ki Seni aşikar görmeden evvel iman etmemizi bize kâr ettin.
Biz yığılır kalırdık Musa (a.s ) gibi,yanardık dağ gibi...düğümlü kalırdık,açılamazdık,dilimiz hep peltek kalırdı,telaşımızdan kelimeler bir bir düşerdi heybemizden,sana inanmak için gökten sofra beklemek ne haddimize,biz yığılıp kalmayalım,sözümüzü,özümüzü doğrulta bilelim diye bize esmalarını ışık ettin.Hata yapmamıza izin verdin biz adam olalım diye! 
Bir an Senin görür olduğunun izi düşse kalbimize,titrer duramaz yerinde! Merhamet ile yavrusuna koşan anne Senin Rahman Rahîm isminle koşar.Rahmetin ile sarar yavrusunu,Sen Ğafur - ur Vedûd sevgi dolu affedici olmasan biz nerede bulurduk"Size kınama yok!"erdemini...

#sahurluk

Ne belli belki de imtahanın en zifiri karanlık yerindedirsin!
Zindan arkadaşların senin Yusuf olduğundan habersiz,senden Yusuf kokusu sezselerde,onlar hiç Yusuf'luğu bilmemiştir.Yakup olmak gerek ya Yusuf'u hiç kimseler bilmediği demde bilmek için!

Yakup olmak öyle kolay mı? Derdini anlamayanların içinde derdin ile pişmek! Sadece Rabbine arz etmek kederini,bilmek Yusuf'un gerçek sahibini!
Yusuf ile zindan arkadaşı olmak sana bir ziya olmamış ise unutursun Yusuf'uda,bir rüyan kalır elinde...
Bir rüya kalacak olan şu saatlerimizden bir Yusuf ziyası değsin üzerimize...
Açlığımız kâr olsun...

İftara son saatler kala,iyice uyuşur beden...
Ezanın her bir kelimesinin manasını bir anda bir kaç yudum su bir iki lokma ile hemencecik anlar insan...
"Af yarabbi şükürler olsun, gözlerim açıldı,kendime geldim."dersin.
Evet tam orada yeryüzünde gün batıyorken senin yüreğinde doğmuştur.

Yeni bir açılış ile,bu açılış başka açılışlara benzese de aynısı degildir.Seni aşk ile secdelere taşır.Sadece Rabbinin vechini arayacak ruhu bulursun. 

Açlık ne fena şeydir değil mi?En fazla kırk gün dayanır mışız!
İnsan bilgiye de açtır.Bunun kıymetini annelerimizde gördük.Kırkından sonra annemin okuma yazma öğrenmesi ile"Allah'ım şükürler olsun gözlerim açıldı. "demesini hiç unutmuyorum.

Kur'an'ı anlayarak okumayı öğrenmede öyledir,kainat kitabını okumayı öğrenmekte...
Yalnız zorla öğrenmelerde aşk olmaz,aşk olmayınca anlam akmaz.O zaman istek yok ise esma-i hüsna ile bak yere göğe,her şey sana tebessüm etmeye başlarsa işte aşk başlamıştır.İftarda yemeğe,suya koştuğun gibi koşarsın Kur'an bahçesine.
Kur'an'ı bize ikram eden A'lâ Rabbimiz bizi o şifa ile iyi et! SubhanAllah, Elhamdullilah, Allahuekber
İftarımız mübarek olsun.


#sahurluk
Ne belli belki de imtahanın en başındadırsın?
Rüyanın en aydın yerinde,seni kuyuya atacaklarını bile bile gidersin...
Kuyu ne ki Yusuf'a!
Çölde kuyu!
Ayakları durmadan kayan insanlığın içinde,yakıp kavuran yorgun yüreklerin alevinde nedir ki kuyu?

Ateşin serin olduğu yer mi?
Yusuf orada diye mi orası kuyu bilindi?Suya yananlar koşar oraya,suyu bilir de Yusuf'u bilmez.Yok ki onda da Yakup(as) erdemi,iki kuruş edecek satılık birşey zanneder,köle pazarında satışa koyar.Az bir paraya alsa da sahibi,anlar onda ki kendine yarayacak cevheri!

Yok Züleyha'da bilmedi!Yok onda da yok Yakup (as)cevheri! Bilseydi o Yusuf,yırtar mıydı kendi özünde ki cevheri?
Züleyha'da açtı Yusuf'a fakat onu hakkı ile bilemedi!Açlığı ona kâr etmedi.



Çocukluğumda çok duyardım"Sanki kalbi kalaylanmış kab!"sözünü...
Bakır kabı bilenler kalayı da bilir.
Bakır kalaysızken yemek kabı olarak kullanımda zihirleyicidir,fakat kalaylandığında ısıyı eşit dağıtması ile pişen yemeğe ayrı bir lezzet verir.Zehirli etkisi yerine kalay ile faydalı hale getirir.Bu ona değer katar.Kalayı kabul etmese mutfakta ki değerini kaybeder.
Yukarda ki söz kibirli,kendini kusursuz görenler için söylenmiştir.

Biz de kusursuz değiliz,nefsimiz aceleci,cahil çabuk kızarız bakır kab gibi,tâ ki olgunlaşana kadar,kalbimizi Rabbimizi zikir ile ışıklandırana kadar.O zaman ne kadar harlansak hayrı yapan oluruz, öfkemiz zehire dönmez.
Oruç da bir nevi kalbimizi kalaylamak gibidir,bir aylık nefis mücadelesi ile pırıl pırıl kalbe kavuşulur.Kalay zaman ile bozulur marifet onu yenileyebilmektir.
İftarımız mübarek olsun.Dua ile...



Rabbimizin sözü kerim kitabımız Kur'an kendine aç gelene"Size kınama yok artık! "der.Sarayın kapılarını açar,istedikleri yerden gelsinler diye!
Hiç yüzlerine vurmaz kuyuda bekletildiği günleri,üç kuruşluk değer verenlere de aldırmaz,unutuluşa terk edilse de o yine Yusuf,asla değerini kaybetmedi.
Alemler dönse dolaşsa o saraya kendi ayakları ile gidecek..

Misafir ağırlamak kadar misafir olmak da güzel.
Misafir olduğum sevdiğim insanların sofrasında, sanki kendimi cennette konuklanmış gibi hissederim.Bir de yorgun ve aç gelmişsem o sofraya!

Bugün kimseye misafir olmadım,misafirimde yoktu.Biraz memleketten cennet kokusu hatırladım. Sevdiklerimin sofrasında duyduğum kokuyu...

Değil mi sofraların sahibi Allah,Onun ağır misafiri olduğumuzu bilmek cennet bize!



#sahurluk
Elimizdeki bu akıllı telefonlar ne güzel anlatıyor kendi bilincimizi nasıl bozduğumuzu!
Yazarken ne kadar acele eder,özen göstermezsek kelimeler o kadar bozuluyor.Bozuldukça daha beter zorluğa gidiyoruz.
Ne zaman ki hata ettiğimizi anlayıp acele etmeden itina ile bozuk kelimelerimizi düzelttiğimizde artık kelimeler doğru olarak ana bellekten akmaya başlıyor.
Doğruluk doğruluğa neden oluyor.
Eğrilik ise eğrildikçe eğriliyor,karmaşıklaşıyor,düğümleniyor,tıkanıyor.
Oruç halimiz yine bu öz bakıma girmektir.Açlık ve tokluk halimiz ile bilincimizde yüze çıkan eğrilikleri düzeltmek,düğümleri çözmektir.
Acele ve cahillik ile yaptığımız hataları fark edip yeniden düzene girmektir.
Elhamdullilah Rabbimize ki bize oruç ibadeti ile bize yeniden arınma,iyileşme olanağı verdiği gibi bir de ahirette de oruçlu olanlara özel cennet kapısı açıyor.Rahmet üstüne rahmet Rauf-ur Rahîm Allah'tan.Hem zengin hem de merhametli olan;

"...ve rabbukel ğaniyyu zurrahmeh..."
"...Rabbin zengindir,merhametlidir..." En'âm suresi 133.ayet.










@esmadergi Mayıs sayısının, Ramazan ruhunun içinde oruç iklimini, üç nefeste okudum Elhamdullilah.Su gibi... Tekrar öğüterek okuyacağım inşaallah... @ikraela


Bir doyum dan sonra yeni bir yanış için ikinci bir doyum sahur.
Bir öğütme,hazım, hak ve batılı ayırt etmekten sonra tekrar öğütme,hazım,hak ve batılı ayırt etmekten sonra tekrar yanış...
Yeniden yol azığını yanına alarak,dünya denizinin kıyısında abdullah'ı aramak!Kendini!
Yaşadığın ne varsa,dünyalık aldığın ne öğüt varsa bu yolculukta sorgulama!
"Ben gerçekten hakkı ile öğütmüş,hazmetmiş miyimdir?"
Heyecanımdan acele mi ettim,öğütmeden diri diri yuttum kelimeleri?Acele yutunca hemen kan can olacağını mı zannettim?Hiç yoktan bir kaç saat sabrede bilseydim,hazmedip iyice sindirdikten sonra görecektim belki de hak sandığımın batıl olduğunu, batıl zannetiğimin hak olduğunu! Şimdi yeniden uzun bir sabır ile bir ömrümüz boyunca bize sunulan ve benimsediğimiz öğütleri Kur'an bahçesinde yeniden hazmetmeye,bakalım ne kadar hak içindey mişiz?
"Bakara" inek demek.Kur'an'ın ikinci suresi Bakara suresi,ilginç değil mi?
Sure isimleri surenin içinde ki bir olaydan dolayı koyulmuş değildir.Başlık bütünün özünü kapsar...
İnek aldığı besini iki defa öğütür!!!
Geri dönmek kârdır...
Bizi/yapıp ettiklerimizi tüketen nefsimiz ile karşılaşırız, nefsimizi Allah için kesmeyi öğreniriz.
Oruç nefsimizi kesmeyi öğrenmektir.
Öğüttüğümüzü on kere de hazm etsek eğer halen nefsimizi kesmeyi öğrenmemişsek sadece kendimizi tüketmiş oluruz.




'İnanmak','iman etmek'

Biz eskimi eski zamanlarda hiç bir ağacın olmadığı sadece cılız bitkilerin yetiştiği bir yerde doğmuş olsak ve bir gölgelik arasak,hiç ummadığımız zaman da hiç tanımadığımız bir insan gelip bize bir çekirdek verse."Bu birebinler veren koca bir ağacın çekirdeği,onu kaybetmeden ekip sulayıp besleyince sizden sonrakilere dahi verim olacak meyveler taşır."dese!
Biz daha önce hiç çekirdek görmemiş halimizle şüphe ile inanırız değil mi?

"Olur mu ki acaba?
Bu taş gibi sert şeyden mi doğacak o dediği?"soruları ile ya inanır adamın söylediği şartları,çekirdeğe uygular ve taş gibi çekirdeğin içinde yükselen filizlere hayret ederdik.Bu filiz ki ümidini kesmeden yıllarca şartları yapılması gereken bir fidan olur.Hiç ağaç görmemiş biri için fidan;" Tamam olmuş mudur?" sorusunu sordurur.
Onun o adamın dediği kıvama inancı tam ise o şartlara uyar.Yok şüphe ile davranır"Ne serinletiyor,ne de meyvesi var?"dese inancını kaybetse şartları uygulamaz ise o fidan yavaş yavaş solar ve o çekirdek çürür.

İnancımızı yitirmeden onun şartlarını uygulamaya devam ettikçe hiç beklemediğimiz bir mevsimin ardında açtığı çiçeğe hayret ederiz."Meyvesi bu mudur?" desek ve işe yaramaz görsek onu yine muhafaza etmesek çiçek meyvesi olmadan yine söner gider."Gölgesi de yok,çiçekte soldu gitti,ne bu şimdi?"desek ve yine şartlara devam etmesek fidan yine sağlıklı büyümez.


İşte Allah'a,peygamberlerine,kitaplarına,meleklerine,ahret gününe iman etmek böyledir.
Bu yolculuk sınavdır,sınavda bizim amellerimize göre başımıza gelenler gene bizim yaptıklarımızdan dolayıdır.Şer ve hayır Allah'tan dır.Sınav ve tekammül sürecimizin parçasıdır, biz inancımıza sadık olmayınca fidanımızı büyütmeyiz.Taze fidanın başında meyvesi olmadan solan çiçek şer gibidir fakat bizim ciddiyetsizliğimizden olandır, aslında bize hayr dır.Çünkü şartları ihmal etmenin nasıl yapıp ettiklerimizi çürüttüğünü anlatır.Zulümdür kendimize ve çevremize,daha güzele kavuşmak varken sonu kesik olmaktır. 
Yunus (a.s)peygamber daha güzele kavuşacağı halde pes etti,gözeleri açılıp tam tekammüle kavuşamadığı için nefsi onu yuttu.Fakat O ÇOK ZİKREDENDİ.
Kendinin kurtuluşu Allah'ı çok zikreden olmasındandı!
Zikir kalbi sulayan ab-ı hayat suyudur.İmanı büyütür.
Hadi Rabbimize kavuşmak ve iman edip de imanın nuruna kavuşanlardan olmak için aşk ile yanmaya...



Kıyamet vakti mü'minler için kıymet vaktiyken 
Allah' ve ahret gününe inanmayanlar için felaket vakti..her şeyin apaçık olduğu gün körü körüne uyanış,geri dönülemeyecek gerçek . Tıpkı bir yıl boyunca uykuda bekleyip kaldırılan çiçeğin,hiç bir çiçek açamaması gibi!
Tıpkı körü körüne geçen bir ömürün tam son anında kör olduğunu anlaması gibi...

Ey bizim Halim -un Ğafur Rabbimiz bizi kör olarak haşr olmaktan koru.

Âmin ya Muîn



Gözlük kullanmaya başlayalı şurada sadece bir kaç ay oldu. Sürekli de kullanmıyorum üstelik,okurken ve yazarken kullanıyorum. Fakat ne kadar yoruyor.Ve eski canlı bakışların dahi diri diri soluyor.
Bedenin bir proteze alışmasının cüzi bir hali gibi...
Hiç sevmedim bu hali,fakat nasıl sevilmez ki?Ya gözlük ile de göremeyen olsam!Değil mi?Tam da daha yeni yeni hayatı çözmeye başlamışken.Artık uzun okumaları uyuklayarak yapmıyorken,şimdi sırası mı hayatın silikleşmesi?
"Âh!" Ettim parlak geçirdiğim vakitlerimde parlak görebilmemin ne kadar hakkını verdim,ne kadar şükredebildim,Yâ Nur yâ Basir olan Rahman'a?
Ne kadar parlak görebilmemin şükrünü ayağa kaldırdım,nerede akıttım o güzelim gözleri?

"...ve rabbukel ğaniyyu zurrahmeh..."
"...Rabbin zengindir,merhametlidir..." (En'âm suresi 133.ayeti yaz.)
Rabbimizin hem zengin,zengin olmasına rağmen de merhametli olduğuna şahidiz hepimiz.
Rabbim gözlerimin zenginliğini harislik ile ziyan etmekten koru,hain bakmaktan, sahte bakmaktan muhfaza et,daima hak yolda göz zenginliğimi de harcamamı nasip et!Gözlükler ile okuyup yazabilmenin şükrünü hak ile nasip et!

Bolluk ve yokluk ile tokluk ve açlık ile sınavdayız belli ki!
Rabbimiz nimetleri bollaştırdığında şımarık ve israf edici olmaktan da Sana sığınırız.Gördüklerimizin hakkını yaparak görme nimetini israf etmekten koru bizi, yediklerimizin enerjisini de boş işlerde israf etmekten Sana sığınırız,her hal içinde de daim şükreden ve israf etmeyen merhametli kullarından et bizi!
Âmin ya Muîn!





#sahurluk

Şehit ailelerine Ramazan ruhu içinde @tvnet de @senai.demirci nin sunumu ile #HilaliBeklerken programında şahit oluyoruz.
Öyle ki Bedir meydanında ki Allah'ın müminlerin kalbine verdiği sekineyi,kuvveti görür gibi...
Utanıyoruz! Uhud'da okçu tepesinde ki erlerin "zafer bizimdir "
diyerek görev yerlerinden kopmalarının acziyetini taşıyor ruhumuz.Yıllardır açık bir cihad yeri Müslüman beldeleri,bu böyleyken görevden kaçan sözde müslümanlıklar var.Keyfe dalmak değil midir,düşmanın saldırmak için beklediği anlar?
Demek ki o gece şehit olanlar görevden kaçmayan daim diri uyanık olanlar.
Bir de gördüm ki şehit ailelerinin yüzünde; Onları gören artık bitmiş,ölmüş zanneder,yoook onlar dipdiridirler. Şehitleri, şahitlikleri ile ebedi cennet diriliği içindeyken,şehit aileleri de şehitlerinin şahadetine şahitlikleri ile diridirler.Ahretin diriliğini en diri bir şekilde hissederek...
Zafer haşirde tüm parlaklığı ile iman edip salih amel işleyen hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin olacaktır.


Şehitler ki "vel asr" suresi okurlar şimdi şu an en diri şekilde.Allah yolunda olmayan bir asır ömrün sonu hüsran iken Allah yoluna can veren şehadeti ile bir hilal oluyor,hakkı ve sabrı okuyor üzerimize."Allah hu ekber!"tekbirinin en mübarek sesi oluyor.

                                                         


#iftarlık

Namaz dünyadan çekildiğin söz orucudur.İftarı Rab ile karşılaşma, eve dönüş, tam kayıp gidecekken yeniden tutunma günün beş baş köşesinde...
Allah Hû Rahman Rahîm.

                           

                                        #sahurluk

Tüm peygamberlerin ruhu namazın özünde toplanmıştır.
Adem'ce affın kapısıdır, geri dönüştür.Kelimeler istemektir Rahman olan Mütekellim'den...
İbrahim (a.s )'ın asil duruşu,putları yıkan özgürlüğü, kıyamı,rukusu,secdesi ondadır.Tek de kalsa sadık yürüyüşü sadece O'nun için ev inşaasıdır.O ev ki tertemiz, Allah'ın sınırları ile taşları yerli yerine konan,sadece Allah namına yürünen ev!
Dünyanın kirinden pasından kurtuluş,çölde tertemiz vadi,Allah'ın isimlerinin parladığı nuru ayn...


Musa (a.s )'ın firavuna sırtını dönmesinin kıyamı,rukusu,secdesi,batan dünyadan çekilme...sadece Ona yönelme aşkı,Yecüc Mecüce set namaz!
Davut (a.s )' ın zikri,Süleyman (a.s ) ın karıncayı gören gözleri,Zekeriya (a.s ) ın Yahya duası orucu namaz...
Dünyadan çekilmenin suspus olmanın orucu,kendine çekilme,Rabbe yöneliş,dünyalık tüm sesleri içinde kapatıp arınma,dünyanın kalabalığından kendi öz sesini bulma!Bütün zihnine yapışan dünyalık sesleri,görüntüleri seccadenin dışına bırakarak tertemiz yöneliş!

Meryemce dünya ile araya perde çekme..uza çekilme, tüm nimetlerin sadece Ondan olduğunu idrak ettiğin baş köşe...Meryem sancısı, iffet ile dokunmuş İsa (a.s ) hakikati...
Meryem'in dünyaya sustuğu İsa (a.s ) hakikatinin konuştuğu an...
Yakup (a.s ) ın gözyaşı, Yusuf (a.s )'a hasreti"Ben tasamı Rabbime söylerim."dediği durak namaz!
                                                                               
                                                                   

Yusuf (a.s ) ın güzelliği, ihlas ile koştuğu ırmak. Secdede alın çizgisi,rukuda azmi,kıyamda dünyaya sırt çeviren asil duruşu, kuyuda,kölelikte,zindanda,sarayda ciddiyetini bozmadığı namaz..
Lut (a.s ) ın dünyanın tüm pisliklerine sırt çevirişi namaz...
Şu'ayb (a.s ) ın ölçüde tartıda hile kuranlara,ölçüde tartıda hak ölçüde olmanın şanlı izi namaz...
Nuh (a.s ) ın gemiyi inşaası..
Muhammed ( s.a.v ) in nurlu yüzü,tekammülün zirvesi, pırıl pırıl parlayan güzel ahlak cevheri, secdede gözyaşı, rukuda azmi,kıyamda şanlı duruşu,ihlastan bir gram kopmadan Rabbe kavuşmanın zirvesi namaz...
Hamd alemlerin Rabbine
Selam tüm peygamberlere ve salihlere olsun. 

                         






Zaten onların yemeği "Zakkum"olacak."Zıkkım" kelimesi "zakkum"dan türemiştir.Cehennemliklerin doyurmayan yemeği.

Bu dünyada şükürsüz hiç bir şeyi beğenmeyen daima kusur arayan mızıkçı,dünyayı yese doymayan sömüren şımarıkların yemeği. Bu hakkı yenen mazlumların en küçük olana sevinci,şükrü cennette en güzel bahçelerde ağırlanma nedeni! Tabi sınavımızın da parçası yardımlaşarak sevgi ağacınıda büyütüp Allah'ın rızası ile cennette de buluşabilmek içinde. Ayrıca zalimin zalimliğine set olmak da boynumuzun borcu bu da cennet mertebelerine ehliyettir.

'Zıkkım'kelimesi argo geliyor kulağa fakat yediklerimizin cehennem yemeği olmamasını hatırlatan da güzel kelime!
Şımarık halleri terk ediş ve cennet yemeklerine kavuşma provası şehr-i Ramazan içinde oruç.O ne güzel Elhamdullilah diyen kalp,Rabbine şükreden kalp,nimetleri küçümsemeyen kalp, maddi ve manevi nimetlerin tümünün Allah'tan olduğunu bilen kalp!

Rabbine şükretmeyi bilmeyen kendi kendine büyük zulmün içindedir.Şükreden gerçek lezzetlere kavuşur.
Şımarık müsriflik ejderha ile yeme yarışına girmek gibidir.Yedikçe alevlenirsin...
Ateşini çoğaltırsın,nurunu değil! 
*
*
*
Zalimlerin mazlumların hakkını yenmesi ile ilgili @ilim_yolculugu instagram sayfasında okuduğum paylaşımda ki "Şu garibin hakkını her kim yiyiyorsa zehir,zıkkım olsun!"sözüne yazdım yukarıda ki cümlelerimi.
Atalarımızın Zakkum çiçeğine'Zakkum'ismini vermesinde bir hikmet olmalı her halde.Acaba,yenilir,yutulur olmadığından,sadece süs amaçlı olduğundan mıdır bilmiyorum?Zakkum çiçeğinin özelliklerini tam bilmiyorum.Fakat bu ismi taşımasında mutlaka bir hakikat vardır diye düşünüyorum. Allah bilir...


                 



#sahurluk

Yusuf'a giden yol...

Ben aciz yıllarca Allah'tan başka herkesten maddi isteklerim için istemeye ar ederken,malesef insanların gözlerine bakarak için için onlardan sevgi,acımak,şefkat, anlaşılmak istemişim!

Evet bu da Allah'tan başka her şeyden umut etmekti.Geç anladım. Zulümdü kendime...
Sevgi istediğimden darbe,acımak beklediğimden yüz üstü bırakılmaktı.Anlaşılmak istediğimde hayal kırıklığımdı.Ben herkese verebiliyor muydum peki bu değerleri?Yok değil mi?Eksik ve kusurlu insan beşer hali ile nasıl yetsin? Necm suresinde ki"Güldüren de ağlatanda O dur"Meryem suresinde 96.ayette ki " - İman edip, salih amel işleyenler var ya, Rahmân (olan Allah) onları (gönüllere) sevdirecektir."
Demek ki sevmelerimiz,gülmelerimiz,ağlamalarımız hep Ondan.Bunu anlayınca o kadar rahatladım ki insanlardan artık manevi olarak da umut etmedim.Kuş gibi hafifledim.Bir sürü yükten kurtuldum.Bana sevgi verenlerin sevgisinin kaynağının yine Rahman olduğunu bilmek öyle güzel ki.Sanki kim hangi sevgileri hak ediyorsa o sevgi ona nimet olarak veriyor.Ben de kimi seviyorsam onunda asıl sahibi Rahman,bunu bilmekte muhteşem,sen sevmek istediğin için değil Rabbin izin verdiği için o sevgi dairesine giriyorsun.Muhteşem bir düzen...
Rabbe sadık kullar ebedi olacak sevgilere kavuşuyor.Sahte sevgiler zaten olmayanlar...Rabbimiz en güzellerin saffında buluştursun bizleri ya Hû!
Sevgi açlığımızı, şefkat açlığımızı, anlaşılmak açlığımızı en güzellerin sofrasında kavuştursun Rabbimiz bize...


#iftarlık

"Bu ne zelzele!Belli çok biriktirmiş sin ,ne varsa içinde patlayacaksın bu bir netice,biriktirdikçe kendi kendinle!

Şaşırırlar!Hal bu ki sen hep suskundun,vakurdun,bazen güneş vurmuş olurdu yüzüne,bazen bağrın dumanlı,bazen başın ağrırdı,bazen yıldırımlar düşerdi de tepene sen onları da yutardın,varsın gezsinler derdin evim geniş...toprağım bol...kayalarım da var hani Allah adı anılınca yerinden sarsılan...Kaynaklarım da akar susayanalara su olsun diye.Yok ben sarsılmam zannederdim,hiç yıkılmam,bölük bölük olmam...ne kadar çok biriktirmişim içimde.Of ne kadar da dayanıksızmışım dağ gibi görünsem de...

Şaşırmayın ne olur,korkmayın da sadece bir Kaviy Allah diyin durulurum,süküt olurum yine yine sesinizi dahi size geri iade ederim.Anlatırım ne kadar biriktirdiğim varsa içimde...

Zilzal hem içinde hem yerde hem bağrında hem evinde

Ve anlatır o bir gün bütün haberleri...

Ve işte vurulur o zaman yapılan edilen yüzüne yüzüne...

Hiç mi şahit olmadık hem yüzümüze hem özümüze söylenen ,hiç mi patlamadık itiraflar deresinde...

Vallahi sarsılmam deme!..."
Bu yazımı bir kaç yıl öncesinde yazmıştım, tamamını Facebook sayfamda paylaştım.

İnsan hayatında depremler olur.Oruç depremlerden korunmak için de kalkandır...
#izmirdedeprem

                              
Deprem ansızın olur değil mi? 
Fakat daha öncesinde depremin olmasına neden olan etkenler yavaşca belirir,bizler fark etsek de etmesek de!
Birbirinden ayrılma,levhaların alt alta üst üste geçmeye çalışması, boşluk,çöküntü yani deprem nedenlerini araştırırsak,tam da toplum,aile ve bireyde gerçekleşen sosyal ve manevi deprem etki ve tepkilerini görürüz.
Oruç bir yıl boyunca olabilen bu etkileri onarma,bağları kuvvetlendirme,ayrılıklarıgiderme,boşlukları iyilik ve ibadet ile doldurma,çöküntüleri ihlas ile düzeltmedir de.En büyük depremlerden korunmak için açlık hali ile bir nevi artçı depremleri yürekte hissettirir. Yeniden Rabbimizin bizden istediği bağları sağlamlaştırmak için zaman ve zemin hazırlar,bir nevi çekirdek oluşur.Bu çekirdek ki oruç ayı bittikten sonra sulanmaya devam edilirse insanlık ağacı büyür.Kamil insan meyvesini verir.

ikra ela
instagram @ikraela










































































































































































ikra ela




instagram@ikraela















































































































































































































































































































































































































































































Yazının Devamı