Perşembe, Mayıs 28, 2020 0 yorum By: Oku Arz

Hadisler ile tefekkürlerim




"Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin." (Ravi:Enes, HadisNo:1784) 🌷 🌷 hadisi izince, insanın kendini muhtaçsız görmesi doğru değil! Biz muhtaç yaratılan varlığız. Öyleki kainatta ki her zerrenin varlığına muhtacız. Ve isteme arzumuz verilmiş. Kısıtlı bir isteme değil bu alabildiğince yelpazesi geniş, katmerlenebilen, genişleyip, daralabilen bir isteme arzusu verilmiş. Diğer varlıkların sınırlı isteme arzusu vardır. Bir hayvana ne kadar sınırlar açılsa da onun isteyebilme özelliği sınırlıdır. En fazla isteyeceği, daha sevdiği yiyecekler, sevgi ve oyun olabilir. İnsana ise maddi manevi istemenin sınırları açıktır. Makamlara kavuşturuldukça isteme yelpazesi de şekillenir. Peki bu isteme arzusu sınırsız açılmıştırda yine de sınır yok mudur? O sınır dahi o sınırı isteyene açılır. Bu nedir? Helali isteyip, haram olanı istememektir. Helali isteyene arzuları helalinden açılır, haramı isteyene haram olanlar açılır. Haram olan arzular sınırsızmış gibi görünür, sanki başkalarına ait olan şeyler öyle çok öyle çok görünür ki haram olanı istemekten abes duymayınca başı dönecek kadar hırslanır ve fırsat kollar. Bu o kişiyi yanlıştan yanlışa, yalandan yalana, sahtekarlıktan sahtekarlığa sürükler. Her seferinde hile yolları bulur. Ve her yerden haram olan istekleri ona açılır. Helal isteyen için helaller azmış, sınırlıymış gibi görünür. Çünkü helal dairesinde hak, adalet vardır. Başkalarının mallarına onun izni olmadan el uzatmak yoktur. Yasak olana el uzatmak onun ayıp ve kusurlu hallerini ayuka çıkaran, bir dakikada huzur cennetinden kovduran cehennem yemeği gibidir. İnsanı insanlıktan çıkaran, hayvandan aşağı sapkın konuma düşüren bir pisliktir. Rabbimiz biz insanlara sınırsız seçebilme özelliği vermiştir. O özelliği de helal dairesinde kullanmamızı istemiştir. Heva ve hevesimize kapılıp harama yeltenmemizi önlemek için de bizi kitapları ile, peygamberleri ile uyarmıştır.



 "Hevâsını ilah edinen kimseyi gördün mü? Şimdi onun üzerine vekil sen mi olacaksın?" (Furkan suresi 43.ayet meali)

 Bu ayeti daha iyi anlayabilmemiz için "Hevâ nedir?" sorusunun cevabına bakmamız gerekir! Hevâya uymak demek, ne demektir? "Yani hiç heveslerimiz olmayacak mı? O halde hergün binlerce kötülüğün olduğu dünyada nasıl mutlu yaşayacağız? Her insan aynı rutinde yaşayabilir mi? Birşeyler yapmayan insan nasıl mutlu kalabilir, yaşam enerjisi olabilir? vs. "gibi sorular önümüze dizilebilir. Peki heva hevese kapılmak, herhangi muratlarımızın peşine düşmek midir? Hevâyı ilah edinmek nasıl olur?
 Yukardaki tefekkürümün devamı bu tefekkürüm, yukardaki sorulara cevap olacak uzun bir tefekkürüm oldu. Not defterime kayıtlı, iyice düşünüp, düzenleyip öyle yayınlamak istedim . O tefekkürden sonra bu 43.ayetin olduğu Furkan suresini tekrar okuyunca, muhteşem bir şekilde hevâyı ilah edinmenin ne ve nasıl olduğunu anladım. Ve bu muhteşem surenin (Tüm sureler muhteşemdir, hevamızı ilah edinmekten koruyan birer yıldızdır) içinde ümmetin Kur'an 'ı mehcur bırakması ile ilgili ayetin olması da öylesine değildir. İnşaallah diğer notlarım ile bu tefekkürümü devam edeceğim. Furkan suresini tekrar tekrar okuyarak....
Yazının Devamı

Barbunya Kainatın Dilinden

Barbunya ayıkladım. Hayran oldum. Bir kabuğunun rengine, desenine bak! Bir içindeki tohumların rengine, desenine bak ! Atılıp toprağa karışacak şu kabuğa neden bu kadar güzellik verilmiş? Bir ressam tuvaline bu renkleri kullansa, bu desenleri çizse ona paha biçemeyiz.

 Ressamın yeteneği de Rabbimizin esma-i hüsnasından bir imza, bir şule, bir mühür! O nedenle taktire de layık olur,paha da biçilemez. Kainattaki herşey Allah'ın Rahman ismini adeta haykırır. Görebildiğimiz ve göremediğimiz, bildiğimiz ve bilmediğimiz herşeyde! Rahman suresinde sık tekrarlanan:

 " فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ " - O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? " ayeti öylesine, tesadüf olarak duyurulmamıştır. Adeta Rahman ismini gör, anla, nimetlerin hiç biri tesadüf, anlamsız değil! O öyle Allah ki Rahman ve Rahim en güzel isimlerin sahibi diyor. Kainat Rahman ve Rahim Allah diyor.
Peki ya o zaman neden kötülükler sürekli oluyor?" diyor, ataistler...
 Bıçak iki yönlü kullanıma araçtır. İki zıt olayın faili de olabilir? Bıçak icat edildiyse, faydalı olarak kullanılsın diye, cinayet vesilesi olsun diye üretilmez. Fakat savaş farz olduğu vakit onu savaş için kullanmakta onu kötüye kullanmak olmaz. Kim evine hile ile girmiş sonra da gözlerinin önünde ailesine kötülük eden bir caniye seyirci kalabilir? Evet o durumlara düşmememiz için, dünya ve ahret iyiliğimiz için Kerim kitabımızdaki ayetler var. Cennet de cehennem de hak üzere, herkes hak ettiği yeri gidecek.Bu da Allah 'ın Rahman ve Rahim ismindendir. Allah' ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır, bize düşen sadıklar olarak insanlığımızı kötüye kullanmamamızdır. Estağfirullah el Azîm. Elhamdülillahi rabbil alemin. @ikraela
Yazının Devamı

Bayram

Eski bayramları özlemle arayanlar var. Ben aramıyorum! Nerdeyse bir asrın yarısına erişmiş olan benim, çocukluğumda babamın bayramlık aldığı beyaz üzeri kırmızı puantiyeli etekleri fırfırlı elbisemin çoşkusundan başka "Ah o eski bayramlar." diyeceğim bir şey yok. Çocuk neşesi ile en çok da babam ile alışverişe çıkmış olmak mutlu etmiş olmalı beni, yoksa yeni elbise almak değil! Çünkü onca yeni elbiseden o elbiseyi babam ile aldık diye sevincim halen yüreğimde pırlanıyor. Geleyim konumuza benim gençlik yıllarımda bayramlarımız eğlence kültürüne dönmüştü. Televizyon bayram boyunca eğlence programları yapardı. Şarkıcılar bayram konserleri düzenler, insanlar gazinolara çekilirdi. Bunları o vakitler hayatımızın bir parçası olmuş tv. den öğrenirdik. Sağımızda solumuzda ise gelenek olarak, el ne der diye, zoraki bayram hazırlığı yapılırdı. Evet evin hanımı tepsiyle baklavada yapmalıydı. Yapmazsa ayıp olurdu, gelen misafire. Sonraki gösteriş yarışları;"A evine şunu almış, tepeden tırnağa yeni giyinmişler." vs. Kuaföre gitmek olmazsa olmaz ha! Yani bayramlarımız hıristiyanların farklı bir yüzü ile yılbaşı şenliğine dönmüştü. Şimdilerde diyorlar, bayramlar tatil günlerine döndü. Eh olacağı bu, idrak edilmeyen bayram bayram olur mu? Öncelikle bayram kazanılan bir şeydir. Bir gayretin sonucudur. Hz. İbrahim gibi putları deviren olmadıkça hangi ateş güle döner? İsmail'in düşünü dahi kuramaz ki kurbanı insin, yakınlığı bulamayanın bayramı olabilir mi? Olsa olsa buz keser birbirine, yakınlığa ermek ise insandan insana muhabbet bağı ile olur, ifrat ve tefritten sakınarak birbirine selam olan yakınlık! Hac da bunu öğretir, oruç da! Bakın ikisinin sonunda da bayram vardır. Demek ki asıl idrak edilmeyen bu ibadetlerimiz. İdrak edilse o vakit bayramlar bayram olur,buzlar erir, çiçeklenir ruhumuz. Evet bayramı kemali idrak eden ve yaşayanlar var , onlar mutlular saffında, ne birbirlerine tapınırlar ne de nefislerine tapınırlar, onlar sadece Allah'a kul olarak birbirlerinin sınırlarını muhabbet bağı ile korur, şımarık müsrif olmaz, gönülden, başa kalkmayan infaklarını da yaparlar, teşekkür dahi ummazlar ha! Sahtelik yoktur, ondan sıcacık selam sohbetlerin içindedirler. @ikraela







Atmosferiniz nasıl efendim? Beğendiniz mi? Korunmuş tavan, yıldızlar ile süslü, navigasyon mahiyetinde, eskiler bilir de, siz de kitaplardan okumuş, bir yerlerden duymuştursunuz! Ve ya ilgi alanınızdadır. Ya istediğiniz hava nasıl? Sıcak, soğuk, ılıman, ya rüzgar ister misiniz? Şöyle sıcak bir günde serinleten rüzgar olsun ki tatı ortaya çıksın, yoksa neye lazım değil mi soğuk havada serin rüzgar? Tamam o da olsun, kış isterseniz yanında güneş olsun mu? -Olsun olsun, tam üşümüşken şöyle sımsıcak yayılan, bizim balkona düşsün ha? Hatta tüm odalara değsin, en köşelere kadar, içerdeki çiçekler de bayram etsin... Evet uzatabiliriz bu sözleri, kendi nefsimize, bende kendi nefsime dedim zaten, cam silince yağmur yağmasın diyen keyfime... Hani bayram geldi, temizlikler yapıldı.Bari birkaç gün temiz kalsın değil mi? Şöyle doya doya parlayacak cinsten. Şöyle, insan başını kaldırdığında göğe başı dönüyor. Çıldırtacak kadar muazzam bir güzelliğin içindeyiz. Biz hayat bulalım diye bizim için atmosfer yaratılmış, koruyucu tavan! Öyle de bir düzen ki yukarlara çıktıkça oksijen azalıyor, aşağılara inerken artıyor, derinlere inerken ise yine azalıyor. Biz nefes alalım diye bizim için bir ortam hazır, hazırda buluyoruz. Hiç birşey ödemiyoruz. Sadece Rabbimiz O'na kul olmamızı istiyor. Evet O'na kul olmak nefessiz kalmamak, korunmak, sonsuz korunmak, cehennemden hiç bir hışırtı duymayacak kadar, kıyamet günün tasasını yok edecek kadar. Öyle bir atmosfer ile kuşatılacakki mutlular saffında kurtuluşa erenlerden olacak. Enbiya suresinde peygamberlerin her tür şartta nasıl korunduğu ve nasıl kurtuluşa erdirildiği bize anlatılıyor. Allah'ın Semi Alim esmasını işaret ederek. Evet Semi O, O işittirmezse tüm kulaklar, kalpler sağır. Ve O'nun işittirmesi kadar işittirmemesi de rahmet. Rabbimiz bize rahmetini işittir, bizi koru, cehennemden de cehennemin uğultusundan da dünya ahret. Varlığa cennet yaşatılıyor, ne balıklar su kaybolur gider tasası yaşıyor ne kuşlar göğümü kaybeder miyim endişesinde ne balarısı çiçek bulur muyum kaygısında, sesiz bir zikrin içinde Rabbimizin işittirdiği kadarı ile mutlular. @ikraela #Enbiyasuresi #fotoğraf #fethiye #kendiçekimlerim (Bayram öncesi yazmıştım)
Yazının Devamı


Koyu derin bir gecenin içinde sokaklar arasında bahar çiçeği arıyorum.... Karanlığın içinde bir umut açmış bir çiçek arıyorum, öyle tatlı güzelliklere müjde bir güzellik arıyorum.... Yeniden başlamanın yadını yaşıyorum, tüm anlar kristaleşip, kuma dönüyor, diri diri gömülüyorum, bir ayet tutuyor perçemimden, tam boğulmak üzereyken, çekiyor yerden, silkeliyor, ruhumu buluyorum... Ey Allah'ım gecemizi dindirip gündüzü yaratan ancak Sensin, ahirimizi ancak Sen evvelimizden daha hayırlı edersin, Sen rızaya erdirirsin, yol gösteren Sensin, Sen zengin eder, Sen barındırırsın... Duha suresi kanatlarını açar umut üfler şerh şerh, hakikati gösterir, tutar yüreğimizden silkeler, şefkat d/okur kalbimize, o vakit açar içimizde bahar dalları, yetimi itip kakmayan, isteyeni azarlamayan ruha erdirir, çünkü anlar insan zerreden küreye tüm nimet O'ndan. Estağfirullah el Azîm. "Elhamdülillahi rabbil alemin" Bak yine Fatiha kapısına geldik, sardı bizi Kur'an'ın anası, kuşattı ruhumuzu, "Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz" ayetinin/duasının/yakarışının baş ucuna getirdi. @ikraela

Yıldızları avuçlamak isteyen bir gönül ile yaratılmışız, ufuklara uzanacak kadar uzun kollarımız var sanırız. Bir yamaç görsek kanatlanırız adeta, bıraksak kendimizi o boşluğa kuşların hepsi sanki alkışlayacak, "Aman efendim neredeydiniz, gözlerimiz yollardaydı, ne iyi ettiniz!" diyecek gibi... Biz öyleyiz ki kelebeğin kanatlarına da hevesleniriz, o çiçekten çiçeğe öz toplarken pır pır eder yüreğimiz. Akarsular ile yarış yapacak cesaretimiz de vardır, denize dalıp da kaybolmak isteğimizde.... Hepsi hepsi gönül isteğidir. Bilmez gönül o coşkun bir su gibidir, hep birşey olmaya meyillidir. Nefs gönlü pek sever, emrine amade oldumu, akla soru sormadı mı cahillikten, aceleden nice hatalar eder. Sınırlı bedende uçsuz bucaksız arzuları olan bir gönülün bu dünya için var olmadığı ortada... Bizim gönlümüz acele olanda mı? Vay bize, vaylar bize ! 🌷 🌷 🌷 (Kıyamet suresi 20-21) "Yok, yok. Siz acele olanı seversiniz. Ve ahireti bırakıverirsiniz." 🌷 🌷 🌷 Sınırsız gönülün sınırlı bir bedende yaratılmış olması da nimettir, korumadır. Öyleki gönlümüz günlerce uyumamak da ister, günlerce uyumakta. O sınırsızlığı yaşayabilseydi nefs cahil ve aceleci hali ile dünya şimdiki halinden daha beter kargaşaya girerdi. Evet sınırlı bedene acele etmeden gelişme imkanı verilmiş, sabır, gayret, bilgi ve tecrübeyle. Acele olana değil, sabır ile hak olanı yapana ebedi, sınırsız nimetler var. Acele edip ahretlik nimetin kökünü kesene ancak bu dünyada kısa bir geçimlik var. Rabbimiz öyle muhteşem yaratmış ve herşeyi rahmeti ile kuşatmıştır ki, acele edenler göre miyor!!! Kınayan nefsimize bizde yemin edelim, kendimizi kınayıp durduğumuz nefse, bırak dünyalık hayal kırıklığını, mütmaine yüksel, Rabbinin rızasını iste, sınırlı olanakların ile acele etmeden başla! Acele edeceksek bunun için edelim, yüzmeyi bilmeden denize dalmak için değil! "Elhamdülillahi rabbil alemin" @ikraela #Kıyametsuresi






Allah'ın rahmetinden ümidini mi kestin de hayrı ister gibi şerre talipsin !? Küstüğün kim? Kendinden de mi ümit kestin, yoksa sevdiklerinden mi? Dünya tüm ağırlığı ile dar gelmeye mi başladı? Bırakıp gitmek mi istersin? Evet insan daraldığı yerden kaçmak, rahat bir nefes almak ister. Hatta kendinden dahi... Çocukken anneme babama küstüğümde divan altına girer, ağlar, ağlar kolumdaki, boynumdaki, parmaklarımdaki takıları bir bir çıkarır, "istemiyorum verdiklerinizi" derdim. Sabah olunca divanın altında değil, kendimi yumuşacık yatağımda bulurdum.... İşte insanın bir küçük modeli, Rabbinin rahmetini anlayamayan halinin minicik cüzzü... İşte yetişkin olunca değişmiyor çoğu şey ta ki Allah'ı tanıyıncaya kadar. Küsüp küsüp duruyoruz, verilince şımaran verilmeyince mızıkçılık ediyoruz. Kim geçmiyor ki bu halden? Evet koca bir divan bu dünya ve biz bazen onun üzerinde neşe ile şerhteyiz bazen altına girip tüm ümidini kaybetmiş şekilde hüsrandayız. Adeta gazel yakarız saçıp savurduklarımız için, dumanı önce bizi boğar. Hem yufka pişirir hem ağıt dökeriz. Yazımın başından ki sözümü İsra suresi 11. ayetten esin ile söyledim. Allah'ın üzerimizdeki rahmetini her an gördüğüm halde, "Neden ümidimi kesmiş gibi dua ederim." dedim. Ah ! Sonra İsra suresini okudum. Muhteşem, dönüp dönüp okunası, Vekil esmasının semasında Allah'ın rahmetine işaret eden ve bu rahmetten dünya ahret nasiplenebilmemiz için yollar sunan ayetler yazılı! Öyleki ümidini kaybeder gibi bedbaht olan kullara hem peygaberlerin hali, davranışları ile ilgili örnekler var hem de rahmet ile kuşatılmış olduğumuza dair bilgiler. Kur'an rahmet, gece gündüz rahmet, yılları, günleri bilmemiz rahmet, mallar ile çocuklar ile desteklenmemiz rahmet, ahreti istemek ve orası için çalışmak rahmet, rahmet, rahmet... Ey Rabbimiz bize rahmetini baki eyle, iki dünyada da iyilik ver. Âmin ya Muin @ikraela #israsuresi (#fotoğraf #fethiye #ölüdeniz)


Yazının Devamı
Salı, Mayıs 26, 2020 0 yorum By: Oku Arz

Özlü sözler



İnsan yaşamaya cesurken çocuktur, ne zaman cesareti kırılır o vakit ihtiyarlar...
Yazının Devamı

Hastahane Günlerimizden Tefekkür

Ey Rabbimiz evvel hayır Senden, ahir hayır Senden, ömrümüze hayır, ahirimize hayır dileriz. Affını diler, mağfiretine sığınırız, bize sağlık, afiyet ver. Cümle ümmeti Muhammed'in(s.a.v) bayramı mübarek olsun. Alemlere nur olsun. Eşim beyin amaliyatı geçirecek, cümle hastalara da Rabbimizden şifa dilerim, eşime de. Duanızı isteriz.

"... «Rabb´im, doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım»" (Kasas suresi/24) Her nefeste hz. Musa duasının baş ucundayız. Aciziz her an... Yoğun bakım odalarına şahit olanlar yetişkin bir insanın nasıl bir bebek haline döndüğüne şahit olur. Şafi esmasının tecellisindendir bu odalar, ilaçlar, şifalar... Bir bebek gibi, her yaşlı genç hasta ile yoğun ilgilenilir. Hayata ha tutunacak ha kopacak gibi, gözlerinin açılması, adım adım yürümesi, hece hece konuşması beklenir. İşte şu yoğun günlerimizde aczimizi, muhtaçlı olduğumuzu iliklerimize kadar bildik. Samed Allah'ın rahmetine her an ümit bağladık. O hayat veren Muhyi, O Şafi tüm fakrımızı ancak O giderir. Tüm dua eden dostlardan Rabbimiz razı olsun. Eşim birkaç gündür servise alındı, orada tedavisi sürüyor Elhamdullillah. @ikraela


Hastam eve taburcu oldu elhamdülillah,yoğunluğumdan dolayı tefekkürlerimi yazamıyorum. Yoksa zihinim, kalbim ve nefsim bir çok şey öğreniyor, düşünüyor ve söylüyor. Fotoğrafları #bursauludağaraştırmahastahanesi nin bahçesinde çekmiştim. Tüm hastaları ile ilgilenen ekipten Allah razı olsun. Asla para ile karşılığı olmayan bir iş. Doktorlarından tut yemek servisi yapanına kadar, ben büyük bir çaba gördüm. İçlerinde dikkatli olanlar gibi hem dikkatli hem rikkatli olanlar gönlümüzü de mutlu etti. İçlerinde formalite zoraki çalışan bir iki taneydi. Dikkat ve rikkatte zirve edinen bir Nurdan #hemşire vardı ki;"İşte budur, insanlık fıtratına ayna latif insan!" dedirten, işine saygı duymamız kadar sevgimizi de kazanan güzel insan iki dünya bahtiyarı ol inşaallah! Hasta bakıcılardan Soner bey Allah ondan da razı olsun. İnsanı kırmadan özveri ile çalışması, yine dünyalıklar ile ölçülemeyecek kadar değerliydi. Amaliyatımızı yapan kıymetli doktorumuz #profdrHasanKocaeli nden ve ekibinden de Rabbimiz razı olsun. Biz razı olduk, Allah 'da razı olsun. Bu kadar aczine rağmen insan kendine yükleri çok kolay alabiliyor. Rabbimiz iyi niyetli, samimi, dikkatli ve rikkatli olanların işlerine başarı nasip ediyor. İliklerime kadar aczimi/zi anladığım bu vaktimizde, Rabbimizin üzerimizden bir nokta rahmetini çektiğinde neler olduğunu da gördüm. Beyindeki bir baloncuk oluşumu ve patlaması evet o güçlü kuvvetli bedeni yerle bir ediyor. Ve serviste gördüğüm tüm yatışlar bana dedirtiyor ki:İnsan yaşadığına, yaşayabildiğine neden şaşırmıyor? Allah dilese bize bir an dahi nefes aldırmaz fakat o rahmeti sonsuz olan Şafi Hû. İlla Hû Bakî Hû. Elhamdullillah rabbil alemin. @ikraela #Bursa #BursaUludağaraştırmahastahanesi #Beyinvesinircerrahi #esmaulhusna #Şafi



Fethiye yeşil gözlerini bir aç bir aç içimizde mor çiçekler dalgalansın... Bu dünya için var edilmedik biliyoruz, kayıplar acı versede burada buranın baki olmadığını bilmemiz ve ahrete inancımız ruhumuzu yeşertiyor. Evet yaşadığımız ağır, hızlı hastalık sürecini bir biz yaşamadık, yaşayanlar hep var ve olacak da, fakat insan kendi yaşamadıkça tam olarak süreci bilemiyor. İyileşme aşamasında ki sabrı, azmi göremiyor. Bir koca insan yeniden başlarken hayata yeniden konuşmayı, yemeyi, oturmayı, yürümeyi, dengede durmayı öğreniyor. Bir bebek gibi... Allah öyle şefkatinden veriyor ki;sabır ile merhamet kuşanıp elinden geleni yapmaya azmediyorsun. Her nimet Rabbimizden, her nefes her zerre her küre biliyoruz bunu... İnsan beyin ve kalp arasında salınan bir ruh içinde nefsin emanetcisi. Öyle bir bedenki gücü, beynin hastalanması ile yerle bir oluyor, kendini kaldırabilecek bir destek dahi bulamıyor. Hayran olmamak mümkün mü, her an bildiklerimizi unutacak, yerlebir olacak kadar aciziz. Kendi kendimize çok iyi baktığımızı zan edebiliriz. Bakmaya da çalışırız kendimizce,fakat bu yaşadığımız hastalık süresince görüyorum ki emanet bir bedenin içinde her gün/an emanet bilinç, şuur, irade ile yaşatılıyoruz. Emanetlerimiz ile yaptıklarımızdan ve konuştuklarımızdan sorumluyuz. Emanet bilinç, emanet şuur, emanet beden, emanet nefs... Emaneti kolayca sırtlanan da insan, dağların kabul etmediği emaneti... SubhanAllah muhteşem yaratan, biz sadece O'na muhtaç acizleriz. Estağfirullah el Azîm, bizim üzerimizde nimetini tamamla, müslüman olarak yaşat bizi, müslüman olarak al canımızı, bizi daim Seni zikreden aziz kullarından eyle. Mağfiretine mutacız, Estağfirullah el Azîm. @ikraela #fethiye #karagözler



Minicik minicik yürüyüşe başladık Elhamdullillah. Ayçiçeği tarlası var oğlumuzun evinin yakınında, ruha seviçler üfleyen, Rabbimizin Kerim, Ekrem, Selam, Halîk, Berr, Musavvir esma-i hüsnasını dillendiren çiçek. Bir iyiliğe binler veren muhabbeti açan güzellik... Ölçü ile, asla hile yok, muhteşem dizayn ile en latif şekilde, sanki illiyuna adı geçmiş de yeryüzünde filizlenmiş gibi, iyiliğin remzi, muhteşem ayet... İyilik ne güzel bir nimet değil mi? Ayçiçeği farkında değil iyiliğin şahidi edildiğine fakat asıl iyiliğin Sahibini gösteriyor, şahidi, imzası, mührü... Ne güzeldir iyilik şahitleri, iyilerden olarak illiyyûna yazılırlar... Ey bizim Keremi sonsuz Rahman Rahîm Rabbimiz bizi de iyiler saffına al, dünyanın aldatan yüzüne kanmaktan koru. Biz Sana muhtaç fakirleriz, ahrette ebedi yeşerecek iyilikler nasip et. Âmin ya Muin, ya Şafi Hû illa Hû Bakî Hû. @ikraela #Bandırma

Geçen sene Ramazan bayramı arefesiyle başlayan Haziran 2.gününden Temmuz 16. güne kadar olan süreç. Eşimin beyinde baloncuk patlamasıyla amaliyatı ve iyileşme süreci.


Geçmiş geçmişte kalmıştır, gelecek olan ise henüz gelmemiştir, ortada da olan 'an' dır değil mi? Peki geçmiş geçince anlardan kalan anılar geçmiş oluyor mu? Her an o kadar kıymetliki geleceği inşaa eden malzeme, geleceği ören motifler gibi... Ne ile anı dolduruyorsak, geleceğimiz onun ile işleniyor. An harikulade nimet ! "Anı yaşa, geçmişle oyalanma, gelecek için tasalanma!" diyorlar. Evet anı yaşamak çok kıymetli! Peki anı elimizde tutabilmek, anı bir hazine, bir hatıra olarak saklayabilmek elimizde mi? Eh işte anı, çok sevdiğimiz anları fotoğraflarla, video kayıtları ile tutmaya çalışıyoruz. Neşeli anlar kadar neşesiz anlar da canımızı sıksa dahi bizler için hazine kıymetindedir. Anları zihnimiz kayıt altına alamaz ise sadece anlar içinde yaşamış fakat geleceğe hiç bir tuğla örmeden ya da hiçbir tohum atmadan, sulamadan geçirmiş olacaktık. Fakat her 'an' ın anlamı geçmiş ile bağ kurması ile yeşillenir, dallanır, budaklanır, geleceğe meyvesini, özünü taşırır. Muhteşem bir yaratılış içindeyiz, ne geçmiş belleğimiz, ne gelecek belleğimiz ne de anlık öğrenme kabiliyetimiz bizim elimizde değil, her an verilen bir ikram.... "Görmedi mi o insan? biz onu bir nutfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi."(Yasin suresi 77) Evet, evet insan verilen nimetlerden başı dönen, kendinden zanneden unutan insan öyle hasım olabiliyor. Evet yaptıklarımızdan sorumluyuz, her an biricik ikram edilen bilinç ile. Öyle bir bilinç ki nefes gibi, her an inşa ile mesul! Boşa harcanan her andan ne kalır bilincimize? Boşa kullanılan her bilinçten hangi sağlam an kalır? Ey Allah'ım verdiğin bilinç ile şehadet ediyorum ki, verdiğin her an olmaz ise ne ben valığa geldiğimi anlarım ne ben ben diye kendimi bulurum. Senin her an var etmenle ben kendimi ben diye bulurum. Her anımızı Senin rızan ile doldurmayı nasip et! Nefsimizin aldatmasından koru bizi! Estağfirullah el Azîm. "Elhamdülillahi rabbil alemin " @ikraela #Bandırma


Mest oluyor ruhumuz her lahza Nur'un eserinden, bin şule ile çoşuyor, dil bilmiyor da dilruba kuş misali göğünü bulmuş gibi sevinçte... Akıl bakıyor, b/akıyor hayreti hayranlığa evriliyor, yok hiç bir tesadüf yok! SubhanAllah diyor, her bir esma-i hüsna dile geliyor, okunuyor, "Ikra’bismi rabbikellezî halak" okunuyor okunmakta olan, secdeye davet ediyor.... 🌷 🌷 🌷 Uzun zamandır çok biryere çıkamıyorum haliyle, eşimin istirahat dönemi, nereye de gitsek çabuk dönüyoruz, çünkü yoruluyor. Fotoğraf çekmeyi eskiden de severdim fakat böyle bol çekim yapamazdık.Fotoğrafı görmek için filme para vereceksin, fotoğrafçıya o filmi kağıda yansıtması için para vereceksin. Masraflı olduğu için doğa fotoğrafı çekemezdik. Şimdi harika bir kolaylık var, kalbimizin çektiği, hayran olduğumuz her kareyi neredeyse çekmek istiyoruz. Paylaşmak istiyoruz, ilk defa kelebek görmüş çocuğun heyecanı ile, adeta"Bakın, bakın, ben ne gördüm! "Ben gördüm, ilk ben gördüm... Yarışıyla, sen de gör arzusuyla, öyle işte çok çoşkulu, azcık mızıkçı, azıcık havalı... Bu hava aslında sanatın muhteşemliğinden, muhteşem olanı beğenmekten, beğenebilen olmaktan, ayrıca insana değer katmasından! Rabbimiz SubhanAllah dedirtirken bize onur veriyor. Güzelliklere şahit olma, algılama, esma-i hüsna ile Rabbimizi tanım çoşkusu, şerefi veriyor. Şimdi bakın şu lahanaların muhteşemliğine. Rabbimizin Rahman, Rahim, Halîk, Berr, Musavvir, Fatır, Fettah, Vehhab, Vekil, Razık, Rafî, Şafi ... isimlerini haykırıyor. Hanım dünürümün bahçesinden kendi el emeğinin ürünü, gelinimin fotoğrafını çekip gönderdiği lahanalar... Gül gibi ya! Kıyılır mı yemeye, bozulup gidilecek birşeye bu kadar değer! Demek ki o değer bize değer ! Görelim şükredelim, hamd edelim, tesbih edelim, "Oku ! Yaratan Rabbin ismi ile" diye... SubhanAllah, Elhamdullillah, Allahuekber. (Bir de biz fotoğraf çekmeye gidemezsek fotoğraf elimize gönderiliyor güzel kalplerin vesilesi ile, Elhamdullillah.) @ikraela #fotoğraf #Malatya #Doğanşehir #lahana
Yazının Devamı
Cumartesi, Ekim 05, 2019 0 yorum By: Oku Arz

Orman Kalpli Şehir kitabı









'orman kalpli şehir' isimli çocuk masalı hakkında yorumum.

Bana bizim şu yeşilçam filmlerindeki zengin fabrika sahiplerinin ya da mevki sahibi mütahitlerin fakir, garip, iyi halka yaptıkları zulümleri hatırlattı. Kitapta ormanı istila etmeye çalışan aç gözlü çıkarcı belediye başkanına yaptığı kötülükleri hatırlatmak ve onu bundan vazgeçirmek çabası var. "Aslında yapılan bir zulmü kişi en çok kendine yapar, yaptığı her kötülük ona sıkıntı olarak geri döner, vicdanı susmaz, zaman ile yaptıkları ona karabasan olur." demek istiyor. Ayrıca orman gibi insanların hayatını da çıkarları için sömürenler tüm mahlukata zulüm ediyor, işkence ediyor, hiç biri kendi fıtratında kalamıyor... Bunu anlatırken büyü meteforu kullanılmış. Çünkü torbadan, yani yapılan yanlış bir işin içinden kız çocuklarının ağlaması, gençlerin hiddeti, ihtiyarların çaresizliği çıkıyor. Hatta bir dahaki sihirde tavşanın hayatını kurtarmak için çabası gösteriliyor. Kerim kitabımız Kur'an " zulüm iyice yayılırsa, bunun ta masumlara kadar dayanacağını" bildirir. Bunun gibi bu masal kitabı da zulmü meteforlar ile anlatmaya çalışmış. Bu bir hakikattir ve hakikat ölmez, insanların yaptıklarının sonuçları vardır. Yani belediye başkanına "Bak sen bunları yapıyorsun fakat bu yaptıkların bu kadar zulme neden olacak" diyor. "Bu işin sonunda torbadan bunlar çıkacak ve sen vicdan azabından kurtulamayacaksın." diyor. Kitabı bu açıdan değerlendirir ve gösterdiği meteforun ana fikrini açıklarsak çocuk rüya, karabasan, büyü gibi kavramları daha hakikati ile kavrayabilir.
@ikraela


Yazının Devamı