Cuma, Nisan 25, 2014 By: İkra Ela

Bit,Pire,Güve,Böcek,Virüs,Karasinek ne söyler bize?

Rahman Rahim Allah ismi ile
‘’Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok ayetler vardır.
 Hâlâ görmüyor musunuz?’’ Zariyat suresi.20.21.ayet  
           
''Muhakkak göklerde ve yerde mü'minler için ayetler vardır.''
''Sizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ayetler vardır.''
                                                            Casiye suresi 3.4. ayetler


                                                                              
  Bit resimleri          Pire Resimleri               Güve Resimleri
                     Hamam Böceği Resimleri                Sinek Resimleri     
   
   

Bit bize derki; ‘’ Ey insan, sen beni küçümser tiksinirsin ama ben toplumun en gözle görünmez ve önemsenmez yarasıyım. O bit(yara) nerede(maddi manevi her şey de) başlarda önemsenmez tedavi edilmezse, o bit(yara, sorun) temiz kirli demeden sinsice yayılır. Mikrop saçar ve yok oluşa kadar götürür.’’

 Bit biz insanlara toplumda ki görünmez değil de umursanmaz yaraları anlatır. Buna benzer bir örnekte vücudumuzda ki önemsemediğimiz küçük yaralardır. Yara küçük görünür ama içinde hangi mikropları taşıdığını tedavi olmaz isek bilemeyiz. Küçük görülen yara kangrene hatta ölüme bile götürebilir. Bunları bit nasıl anlatır?
 Çocuklarının temizliğini düzenli olarak yapan aileler olduğu gibi, çocuğuyla hiç ilgilenmeyenler, ‘’çocuğu bu soğukta yıkarsam üşütür ‘’diyerek korkanlar, düzenli banyo yaptırmayanlar, bir de banyo yapmaya olanağı olmayanlar vardır. Yani toplumda ki birçok sorunun başlama nedenleri gibi, ilgisizlik, ihmallik, tembellik, korkaklık, olanaksızlık sayılabilir. Bu kadar sorunu aşmış düzenli ve dengeli banyo yaptıran ailelerin çocuklarına da, diğer bakımsız çocuklardan bitler kolayca bulaşabilir. Yani önemsenmeyen bir mikrop sinsice yayılabilir.

Olanakları olanlar olanakları olmayanlardan sorumludur.Bir toplum bir vücut gibidir.Nerede ağrı olsa sancı bütün vücudu sarar. 
                                                                                                                                     
 Bu olaylar genel de nerelerde olur? Okullar da, asker de ve koğuş halinde kalınan her tür toplum mekânların da. Bunu kim fark ederse, başına bit düşen çocuğun ailesi kadar sorumludur. O aile acil tedavi edilmek zorundadır.
Örneğin: Okulda öğretmen saçına bit düşen öğrenciyi fark etti. Hemen o saçına bit düşen çocuğu, arkadaşlarının yanında rencide etmeden acilen çocuğun ailesi ile irtibata geçmek zorundadır. Bu aile ile konuşmak için, aileyi okula çağırmak kesin çözüm olamaz, bizzat ailenin evine giderek, çocuğun yaşam şartlarını gözle görmek gerekir.
    Kim bilir belki yıkanabileceği banyosu bile yoktur. Ya da banyo vardır ama suyu ısıtacak imkan yoktur ya da sıcak su vardır ama sabun yoktur ya da daha önemlisi banyosu, sıcak suyu, sabunu vardır ama o bitlenmiş saçı yıkayacak annesi yoktur, ya da annesi babası vardır, hatta oldukça da zengindir ama ilgisiz ve sorumsuzdur. Ve ya o anne baba cahilliğinden yapması gerekenleri bilmeyendir. Kimsesizdir o yavru!
 İstediğimiz kadar örnekleri çoğaltabiliriz Önemli olan bu durumlarda yapmamız gerekenlerdir.. Öğretmen, bu halleri görür görmez, acil olarak okul müdürüne haber vermeli ve aile için ne gerekiyorsa yapılması gerekir. Çocuğa da maddi manevi destek verilmesi gerekiyorsa o destek bulunmalı. Belki aile kimseden bir şey istemekten utanan bir ailedir, Ailede bu yardımlar yapılırken kesinlikle rencide edilmemelidir. Çünkü o saçına bit düşen çocuk gibi sizin çocuğunuzun başına da gelebilir, aynı duruma biz de düşebiliriz.
Kısaca Kainat kitabında bir kelime,ayet,işaret olan bit sosyal sorumluluğa çağırır insanları. İşte tiksindiğimiz bit’in bize neler anlattığını görebiliyor muyuz? Bir bitin  bize ne anlattığına kulak asarsak, toplumun çok küçükmüş gibi görünen, fakat çok büyük yaralara zemin hazırlayan sorununu, sorumlulukla çözeriz.
  Bu gibi sorunları önemsemedik ilgilenmedik diyelim, o zaman bela, virüs, mikrop gider gelir bize de eni sonu bulaşır,’’Yok kardeşim bana bulaşmaz. Ben her tür önlemimi aldım, evim güvenli, sağlığımıza da dikkat ediyoruz, yeterli gelirimizde var, başkalarının sorunlarına ayıracak vaktim yok benim… vs’’bahaneler üretmemiz boşunadır.
 Eğer bir toplumda küçük bir virüs var ise o virüs tedavi edilmez ise yayılmaya mahkumdur.
Virüsler de yüzyıllardır bunu haykırır bize.
Doktorlar ölümcül bir virüs kapan hastasını sen mikrop yayıyorsun diye kalkıp öldürmez değil mi? Hemen çareler arar. Hastasını iyileştirmek için elinden geleni yapar, gerekirse karantinaya alır. Ama o ölmeden onu çukura atmaz.
 Toplumda ki bireyler sorunu olanları göz ardı eder ise onu ölmeden çukura atmış olurlar. O da toplum için büyük vebaldir. Ölmeden atılan o çukurda bataklık zemini oluşur. Timsahlar, yarasalar oluşur. Sinekler, böcekler her bir yanda kol gezer.
  Hayatı okuduğumuzda anlarız ki, karanlık olan yerlerde zararlı böcekler ürer. Bakım olmayan yerde bit, pire, güve, örümcek, sinek gibi böcekler gezer. Buradan anlayacağımız, başıboş bırakılmış, ıslah edilmemiş ister kişi olsun isterse toprak o bataklığa döner. Bataklığa dönen kendini helak eder çevresine de zehir olur zehir saçar. Her köşede bucakta leş olur leş kalırlar. Önemli olan hastalanmadan önce hastalığı önlemektir.
  Pire zıpır, zıpır zıplayan, gözle zor görülebilecek kadar küçük olan, kan emerek beslenen, ısırdığı insanı kaşıntıdan zıvanadan çıkartan bir böcektir. Ayrıca ölümcül hastalıklarda taşıyıcı olabilir. Bazı yerinde duramayan insanlara’’yine pire gibi yerinde durmuyorsun’’,’’Pire gibi zıpır, zıpır hareket etme’’,’’Kafan da ne pireler geziyor’’,’’yine pirelenmiş sin’’deriz.
                                                                   
   Pire bize derki;
 ‘’Benim gibi zıpır, zıpır zıplıyorsanız(yaramazlık, ne yaptığını bilememe), kan emerseniz(başkalarının sırtından geçinmek), küçük şeyleri sorun ederseniz(doyumsuzluk) benim gibi hiç sevilmezsiniz. Sürekli diğer canlılara zarar verirsiniz. Sizden yangından kaçar gibi kaçarlar.’’

 Karasinek vızıltısı ile insanı rahatsız eder, pis temiz demeden her şeye konar. Her açık gördüğü kapıdan girer. Biz ondan rahatsız olup öldürmek istesek de o bir türlü bize konmaktan vazgeçmez. Karasinek bu haliyle bize;
 ’’Ey insan! Benim gibi olanlar senin yakanı bırakmaz, vızıltısı, istekleri ile seni çileden çıkarır, huzursuz eder, sıkıntı verir. Nefsi onu çıldırtmıştır. Ne istediğini bilemez. Hakkı batıldan ayıramaz. Çok yönlü görmesine rağmen o bakışlar onu dizginleyememiştir. "Sen bakışını hak yolunda tut.’’der.
Eve giren karasinek, sabahları tatlı uykumuzdan bizi vızıltısı ve gidip gelip yüzümüze konması ile uyandırır. Ona o zaman o kadar kızarız ki, çıldırırız adeta ya da yorganı kafamıza çeker rahat uykumuza devam ederiz. Rabb'imiz karasineğin bu halini de  hastalanmış olan nefsimize örnek ,işaret yaratmıştır.
 Karasinek derki;’’Ey insan benim hakkı batıldan ayıramamam, senin hakkı görmene sebep olup gaflet uykusundan uyanmana sebep olabilir. Bu şu demektir. Fasıklar yaptıkları yanlışlar ile dosdoğru olmak isteyenleri gaflet uykusundan uyandırır. Gaflet uykusundan uyanan insan  batılı gördüğünde nefsi için uyumaya devam ederse kendi de yeniden gaflete dalar, dalabilir.’’
 Karasineklerin varlığı da fasıkların vızıltısıdır. O karasinekler hep sağımızda solumuzda bize bulaşarak onları haykırır. Haykırmaya da devam etsinler ki unutmayalım.Maddesi ile kainat düzeninin bir parçasıyken manası ile bize işaret,öğüttür.

İnsanı birbirinin kurdu görenler sırf nefsi ile hayatı okuyan yüzeysel okuyuculardır.Av olmamak için avcı pozisyonuna giren ne yazık ki hayvandan daha aşağıdır.İnsanın yaşamak için bir çok şeye ihtiyaçlı yaratılması Allah!ın rahmetidir.İnsanlar üretim ve ticaret ile paylaşarak birbirini yiyen varlık olmaktan kurtulup özüne insanlığına kavuşması içindir.

İsra'da dır insan Nur'a kavuşmadıkça...
Kainat ayetlerini vahiy ile okumayan şaşı görür.Vahyi okuyandan perde kalkması için doğruluk talep etmelidir.Allah'ı aramalıdır.Allah'ı arayan bir basamak yükselir içinde bulunduğu Dünya'nın kirlerini görür.Tövbe eder ikinci bir basamağa yükselir.Tövbe eden ışık arar.O ışık Hilaldir,aramayan göremez.Gören için Ramazan olur.Ramazan nefsi tutmaktır.Günahlardan arınmak için oruçtur.Nefsini tutan,infak edip doğruluğu arayan Kadir gecesine kavuşur.O Kadir gecesi ki Nur'a kavuşmaktır.Kader gecesidir.Allah'ın kader ederek hidayet etmesidir.Nur'a kavuşmak Kur'an-ın akıldan yüreğe değmesi Furkana kavuşmaktır.İşte o zaman Bayram olur,temizlenir evi o ev kalpdir,yenilenir elbisesi o elbise nefsidir.Şeker gibi sözlere kavuşur,dağıtır özünden sevdiklerini...
Vahiy ışığında okumalarım ile ilgili ayrıntılı yazdıklarımın ayrıntılarını okumak isterseniz aşağıda ki başlığı yazarak arama yapabilirsiniz?                                                    

"Nur nedir?Hilali aramak nedir?Hilali bulmak nedir?Nur'a kavuşmak nedir?Kandiller nedir?Bayram nedir?"

"Kainat ayetleri  ‘’Ey insan! Sen de zayıf olanı ye ki güçlü kalasın!’’demiyor."
                                                                   İkraEla @ElaIKRA



0 yorum:

Yorum Gönder