Çarşamba, Mayıs 21, 2014 By: İkra Ela

’’ Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir” Lokman suresi 19.ayet





              Kainat açık ayettir.Bize bizim yaptıklarımızı söyler.Kainat aynasını kendimize tutup Kur'an ışığı ile hakikati okuyunca kendimizi buluruz.
              Eşek ve Eşekleşme
   
Rahman ve Rahim Allah ismi ile        
 ‘’Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.”

’’ Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir”

                                                                    Lokman suresi 18.19.ayet

  Eşek bağırması ile bize neleri haykırır bakalım:
Sesini alçalt ve eşek sesi gibi yükselteme demek ölçülü olmayı ve dengeli olmayı
Ve dinlemeyi bilmeyi anlatır.
 İnsanları küçümsemek ve böbürlenmek dengesiz bir harekettir.Eşek yaşamı, istekleri, inatçılığı ve kulakları tırmalayan tonu ayarlanmamış sesi ile tam anlamıyla dengesizliği anlatır. Eşeğin kalın sesiyle birlikte, bu sesi işitecek iki uzun kulakları vardır. Bu iki uzun kulak bile eşeğin kendi çirkin, kalın sesini duymasına yeterli olmamış. Çünkü hepimizin de bildiği gibi kendinden bir haber, sadece nefsini düşündüğünden bağırıyor, isteği olmadığında da o kadar inatçı, yerinden kaldıramazsın, sinirlendi mi bir de tepik atar, seni fırlatır. Duysa da umurunda değildir. O sadece keyfinin peşindedir. Köylerde yaşayanlar bilir bu durumu. Gideceği zaman gitmez, oturacağı zaman kalkar. Keyfine düşkün, samanını koy önüne keyfine baksın. Eşek canın istedikleri olduğunda gayet mutludur.
   Eşekler suyun dibini görmezlerse o suya asla girmezlermiş, bu da gösteriyor ki eşekler canlarını tehlikeye atmayacak kadar akılı. Bir başkası için ise hiç yerlerinden kımıldamazlar. Dünya yanmış umurlarında değil. Onların karnı doysun, keyiflerini yapsınlar, ne kadar yaşarlarsa o kadar kârdır onlara. Eşek bize derki;
‘’ Hiç kusura bakmayın, her uyuşuğa, bağırana, sorumluluklarını yapmayan düşüncesizlere, keyfine düşkünlere benim adımı anarak sürekli kızıyorsunuz. Şimdi beni suçlamayın. Ben görevimi harfi harfine yapıyorum.Ben Rabime boyun eğmiş sizin için yaratılmış ayetim.Fıtratımın gereğini yapıyorum ve size eşekleşmek nedir,nasıl olur harfi ile gösteriyorum.Halen göremediniz mi?Siz size verilmiş insanlık değerinizi koruyor musunuz?Eşekleşmeden kendinizi ve ailenizi ne derece koruyorsunuz?Okudunuz mu beni,okudunuz mu?’’

Hakim kitabımız Kur'an'da Hz.Lokman dili ile biz insanlık ailesine  bütün aşılayıcılara(bilgi verenlere),idareci olanlara,eğitim,bakım sorumluluğu alanlara da nasihat verir.Lokman suresini başlı başına okur isek anlarız ki:
''Neslini eşekleştir me!Eşkekleşmiş nesil kendinden başkasını düşünmez.O nesil karşıdakini tüketirken kendini de gayya kuyusuna attığını fark etmez.Eşekleşenler nefsine kulluk,kula kulluk eder.''

   Eşek aslandan neden ürker?Korkar !

 ‘’ O halde onlara ne oluyor da öğütten yüz çeviriyorlar?’’
 ‘’Sanki onlar ürkmüş eşekler gibiler.’’
 ‘’Aslandan (ürküp) kaçan (eşekler gibiler).’’
                                                  Müddessir suresi  49.50.51 ayet:
                                                                                 
Eşek , bilir ki aslan iyi koşar, ataktır, iyi plan kurar, cesur ve güçlüdür. Kendi hoyrat ve tembel yapısından o aslanın pençesine düştü mü daha kurtulamayacağını bilir.
Eşekleşenler de çok zeki olmalarına rağmen aslan gibi olanlardan ürkerler. Çünkü onların ellerine düşerler ise rahatlıkları bozulacaktır. Orada hayır olduğunu bilseler bile kendi keyifleri, zevkleri her şeyden önemlidir onlar için.
‘’Ürkmüş eşekler ‘’benzetmesini Kur’an-a ve hayat okumasına dayanarak şu sonuca ulaşabiliriz:Eşek gibi yaşayanlar,aslandan kaçar gibi Kur’an-ın öğütlerinden kaçar,korkar ve sırt çevirirler.Onlar bililer ki  o öğütler kendilerinin bencilce bitmez zevklerine dur  der!Sınır koy der!Çalış, paylaş, nefsini dizginle eşek olmaktan vazgeç der! 
     Bir ömür eşek olan bir ömür sırtında semer taşır. Semeri onun yüküdür. O yük ki keyfine köle olmaktan onun sırtına vurulmuştur da kendi bile fark edemez. Eşek bir eşek yükü kitap okusa onu anlamaktan bir haber keyfe düşkünlüğü var ise o kitaplar sadece ona yüktür taşır.
Kitabı okur, okur, okuduğunu yapamadığı için o ona sürekli ağırlık olur. O ağırlığın altında yıllarca ezilir. Keyfe düşkünlükten dolayı okuduğu öğütlerden habersizmiş gibi davransa da o öğütler karşısına her gün çıktığında o bunu fark eder onun altında ezilir. Ne zaman ki eşeklikten vazgeçerse o semer üstünden atılır.

  ‘’Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini inkar eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.’’
                                                                    CUMA suresi 5 ayet                                 
   
                                                      
’’ O kâfirlerin durumu, Sadece bir çağırma ve bağırmadan başkasını duymaz. Bir kulakla haykıranın durumuna benzer. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler akılda etmezler’
                                                                   BAKARA suresi.171.ayet

  Sesin ne kadar kalın çıksa, kulakların da bir o kadar büyük olsa sen nefsinin açlığını, aşırı isteklerini dengeleyemezsen kıyamete kadar bağırırsın. Bir kulağının duyduğunu diğer kulağın işitmez. Nefsinde asla doymaz. Nefs çabuk bıkar, hep değişiklik arar.
   Başıboşluk kendini bilmezlik, açgözlülük, sabırsızlık, kolaycılık, gayretsizlik, yaptığı işi istikrarla yapamama, doğru yolu aramama, kendinde suç aramama, hoşgörülü olmama, kendini küçük görmek, kendini büyük görmek, kendini yetiştirmeme,çürük aile düzenine,çürük toplum düzenine neden olur.Bu oluşum fasıklığa ve fasıkların kucağına düşmeye neden olur.
 İnsan duyguları olan bir varlıktır. Hayatta başarıları da olabilir başarısızlıkları da. Her iki halde de yenilgiye düşmeyen kazanır. Nasıl yani dersiniz?Başarılarında övünmeyen, başarısızlığında da pes etmeyen kazanır. Kişi kendindeki hatayı anlarsa ve düzelmeye çalışırsa o kişi o fasıklıktan kurtulabilir. İnsanın ancak çalıştığı kendinindir.
                                                               
                                                                                                                                                 
   ’’Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
 “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir
‘’ Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz’’
                                                                              İsra suresi 13.14.15.ayet  
    
Eşeğin bizlere anlattığı ibretlere bir örnekte Senai Demirci’nin Canla Bağışla kitabında ki ‘’Eşek Sesi’’fragmanıdır. Bu fragmandan birkaç öğüte bakalım:

‘’Said Nursi,işaratü’l-i’ caz’ında yeryüzündeki bütün tepişmelerin sebebini tek bir cümleye bağlar:’’.Sen çalış ben yiyeyim.’’
  Bu tepişme sebebinin de bir sebebi vardır şüphesiz. O da bir başka cümledir. Said Nursi’nin İfadesiyle,’’bütün ahlak-ı seyyienin menbaı’’dır bu cümle.
Yani,’’kötü ahlak üreticisidir’’Nezaket Üstad’da kalsın; biz’’ahlak-ı seyyie’yi şimdilik eşekleşme’’diye tercüme edelim. O’’Eşekleşmenin kaynağı’’da işte şu cümle:’’Ben tok olayım; Başkası açlıktan ölse bana ne!’’
   Mevlana,’’Seslerin en çirkini eşek sesidir’’mealli ayeti şöyle yorumluyor:’’Her hayvanın kendine mahsus bir iniltisi, bir zikri ve tesbihi vardır ki bununla, Yaratan ve Rızık veren Rabbini zikreder.
Nitekim devenin böğürmesi, aslanın kükremesi, av hayvanlarının inlemesi, sineklerin vızıltısı, arıların uğultusu… Göklerde de meleklerin Ruhanilerin tesbihleri ve zikirleri olduğu gibi, insanların da tesbihi,tehlili,batını ve bedeni türlü ibadetleri vardır.Halbu ki biçare eşek,sadece iki belirli zamanda anırır:Biri şehveti kabardığı zaman,diğeri aç kaldığı zaman.’’
  Sadece kendi çıkarı için sesini yükseltmek, eşeklerin korosuna katılmak demeye geliyor. Başkalarının faydası söz konusu olduğunda susmak’’anırmakla’’eşanlamlı olabiliyor. Aç kalmışa, yolda kalmışa, yetime, öksüze, çaresize, yoksula, yakınına dair bir kaygı taşımamak, eşek sesine sarılmaya benziyor.
Eşek sesine’’çirkin’’diyen Kur’an, hiç şüphesiz çirkin sesi susturacak bir yol gösterir bize:
Zekâtı farz kılarak’’Ben tok olayım; başkası açlıktan ölse bana ne! Sesini keser, susturur. Faizi yasaklayarak’’sen çalış ben yiyeyim! Diyen ağızlara biber sürer, sözlerini yutturur.
 Eşek nostaljisi çekenlerin dikkatine: Zekâtın serin pınarlar gibi akışmadığı yerde eşek sesi yükselir. Faize takılanların, faize kapılanların olduğu yerde’’seslerin en çirkini’’inler.’’

                                                                   İkraela @ElaIKRA                

0 yorum:

Yorum Gönder