Çarşamba, Nisan 13, 2016 By: İkra Ela

Kur'an meali okumak ve Küçük Sözler




Her insan özgür değildir!İnsanların istediği havada olmayacağım diyen insan özgürlüğe adaydır.Bir de insanların keyfine göre değil ben Rabbimin istediği gibi kul olacağım diyorsa...Allah'a kul olmanın insanların parmaklarından nasıl kurtardığını görmüş ise...kendi olunca kukla olmaktan kurtulmanın sevinci...kula kulluk atmosferinden Allah'a kulluk ile nefes alınan boğmayan sonsuz atmosfer...

Olanakları olanlar ve olanakları olmayanlar vardır.Kafese koyulanlar,mağara da yaşatılanlar vardır."Benim istediğim zaman gün yüzü göreceksin","ben önüne  ne koyarsam onu yiyeceksin"vb...

Her insan aynı yeteneklerde,aynı dağarcıkta aynı akıl,nefs yaşında değildir.Bebeğe süt vermeden et verilir mi?Nefsi tanımadan et yemeye çalışan bebek boğulur.Allah insanlara sonsuz öğrenme fırsatları verirken biz ona set yapıyorsak büyük vebalin altına gireriz.
Dokuz aşama ile dokuz hale giren bebek,maddeyi tanıdıkça dokuz halden dokuz hale girer.Nefs de bebektir ve bebek gibi oynama ile oyalanan insan ömrü boyunca oyalanır,büyümeyi fark eden,öğrenmeyi de... oynamaktan ve oyalanmaktan vazgeçince işte o kemal yolcusudur.

Öğrenmek isteyenlere sakın engel koymayın!Sizin dağarcığınıza aldığınız kadarı ile ufkunuz vardır fakat bilemezsiniz bir çoban ufkunda neler vardır?
Herkes Arapça da öğrenemez.Herkes sohbet ortamlarına da kavuşamaz...insanların Kur'an meali okumasına engel olmayın!
Yirmi küsür yıl önce elime geçen para ile aldığım Kur'an meali yol arkadaşım,dert arkadaşım oldu.Kimselere söyleyemediğimi Rabbime söyledim,hiç kimseden duymadığmı Kur'an söyledi.
Her ayeti o yıllarda anlamasam da yine de okudum;Bu gün öğüdüm ne diye?Kimi gün müjdeler ile sevinip ümitlenirken kimi zaman cehennem ateşinin şiddetinden sarsıldım.Kendi kendimi muhakeme ettim.Kendi kendim ile mukabele ettim.Ne her yere ulaşabilecek elim ne de ayağım vardı...
Arıyordum...kendimi ve doğru ışığı...
Habir Rabbim öyle kavuşturuyordu ki sorularımın cevabını!Şükrüm ona Hamd'im ona...
Yıllar içinde baktım ki dilimin bağı çözülmüş,tutmayan elim tutar olmuş,dolaşık ayağım düzgün yürümeye başlamış..o ne güzel rehber kerim kitabım Rahman Rabbimden...İnşirah oldu göğüm yarıldı fecre uyandım...

Böyle güzelliklere engel olmayın!

"Peygamber de «Yarab, kavmim bu Kur'anı mehcur tuttular» demekte"Furkan suresi 30.ayet.
Bu ayetin dahi ki Furkan suresinde olması manidar değil mi?
Kur'an dan uzaklaşana Furkan verilir mi?

Kur'an'ın koruyucusu Allah'tır.

Kur'an meali her sene ağır ağır okuyarak bitiriyordum ve ayrıca ayrı vakitlerde karışık olarak da istediğim surelerin meallerini okuyordum.Ve lafzından hatimlere de katılırken,onları da o vaktimin nasibi olarak düşünüyor mealini okuyordum.Sonraları tv de çıkan Mahmut Toptaşın tefsirlerini bir süre dinledim.Anladığım da anlamadığım da ağladığım da soru işareti kalan anlamlarda oluyordu zihnim de.Tükettiği ter kadar Allah razı olsun ondan.Daha öncesinden' inanç dünyasını' dahi çölde kalmış gibi arar dinlerdik biz.
Daha sonraları hilal tv nasip oldu.Ve Mustafa İslamoğlu...Bir fatiha tefsiri öyle gözümün açılmasına  neden oldu ki!Ve insanlara karşı ön yargı zehrinden kurtuldum.Geçen sene Kur'an tefsirini aldım okudum.Yine meal okumamı devam ederek...
Mehmet okuyanın tatlı üslubu ile dinlediğim tefsirler ise ayrı bir güzel.Ayrıca bir kaç farklı Kur'an mealleri de okudum.

2012 de rüyalar ile başlayan zihnime yağan yağmurları kalem ile kağıda dökmeye başladım...Öyle bir akıştı ki o asla anlayamadığım,bilmediğim."Acaba bunlar bilinen şeyler mi?" acaba diye yaşadığım sancılarım!Bayağı kıvrandım,"yazdıklarım hak mıdır?" diye..Rüyalarım oldu,her halde ben aklımı kaçırmak üzereyim dedim.Bir başkaları da görmeli o rüyalardan dedim.Biliyor musunuz?Uzak yakın insanlar koşarak geldiler bana o rüyalarını anlatmaya?Hepside benim yazdıklarım ile bağlantılı.
Hayvanların dilini bizler sadece la fonten'den bilirdik.Ne o zamanlar freud ne de hitlerin dediklerini bilirdik?

Kainatın bir dil olduğunu fark etmiştim.Bize bizim yaptıklarımızı anlatan.Bizim küçük bir örnek kainatın ise bizi anlatan büyük bir dil olduğunu?Çok heyecanlı değil mi ki bu hal?Bunu anlatıp anlatmamakta tereddüt ettim.Anlayabilecek  bir kaç hocaya ulaşmaya çalıştım fakat bana vakitleri olmayacak kadar çok işleri vardı.

Ben sancılandım,ne kadar sancılandım ise Rabbim o kadar kavuştu.Bir gün evimin bahçesinin önünde idim.Tanımadığım bir kadın elinde küçük bir kitabı orada bulunan çöp bidonun yanında ki kutuların içine bıraktı.O gittikten sonra içimden o kitabı gidip almak geldi.

O kitap 'Küçük sözler'di.Said Nursi'nin.Daha önce Said Nursi'nin hiç bir kitabını okumamıştım fakat hakkında sadece kulaktan bilgilerim vardı.Alim bir zat olarak biliyordum.Bir de elimde hediye bir kitap olan son sekiz yıl gibi bir zaman da'Risale-i Nur'da Esma-i Hüsna' kitabı vardı.Kitabın içinde ki çoğu kelime dağarcığım da olmadığı için anlamakta zorlansam da okumuştum.
Yukarı da ki resimde  'Küçük Sözler'kitabı çöpe atılan kitaptır,şimdi benim kitaplığımda.2014  ağustos günü bahçede ağacın altın da püfür püfür esinti ile kitabı okumaya başladım.
9.söz ile karşılaşma mutluluğum tarif edilmez.Yazdıklarım hiç bilinmeyen bir şeyler değilmiş!Yalnız ben ben de ki dağarcık kadar ve meal bilgim ile yazmıştım.Artık kağıtta olan yazılarımı duyurabilmek için daha bir azim ile çalışma şevkim vardı.
Sonradan anladım ki yazılarımdan örnekler gönderdiğim insanların dağarcığında bu gibi hakikatler biliniyormuş.Bu nedenle benim hayretim gibi bir hayretleri olamamıştı.Bilmeyenlerde ilginç hikayeler diye değerlendirenler oldu.Fakat en güzel tepkiyi kendi çevremden alıyorum.Çevremde anlatmaya başladığımda canı gönülden dinleyip hayretler de kalanlar oldu.Hiç bir anlam vermeyen de oldu tabi ki .
Anladım ki Kur'an ayetleri gibi kainat ayetlerinin de anlamları açık olanlar ve anlamı akan,şekle,duruma,vakte göre farklılaşan anlamlar var.Örneğin her meyvenin her yerde aynı tat da olmaması gibi ve ya her meyvenin her yerde olmaması gibi ve ya meyvenin ağacı yetişse de meyvesinin olmaması gibi...
Süt bir hakikat iken sütün üretimi için hayvan besleyenin sütün bozuk olmaması için hakkı yapması hakikati bozmamasıdır.Hakikat olan süt halden hale girer onu yapan hakikati bozmuş olmaz,iki bilginin hemhal olması ile yeni bir hakikatin ortaya çıkmasına neden olmuş olur.

Alimlerin yaptığı da odur.Yeter ki işlerine nefislerini katmasınlar.Alim ilim de bilimde de aynıdır.Bilimde ortaya çıkan bir hakikatin bozmak ve ya hatalı yönde kullanmak o alimin nefsine bağlıdır.Üzüm ile ister pekmez ister şarap yaparsın değil mi?Arzularının peşine düşen şarapta ısrar eder.Nefsine uymayan hakikati uyuşturan değil uyandıran olarak kullanır.

Şimdilerde Lemalardan başladım okumaya.Baş ucumda yine yeni bir meal ile bu sefer nüzul sırasına göre okumamı yapacağım inşallah.Mushaf sıralamasında ki muhteşemliği ise bir bütün olarak Kur'an-ı okumayan anlayamaz.Bir surenin son ayetleri ile ondan sonraki surenin başı ve orada anlatılmak istenen anlam bağı ayrı bir muhteşem...

Doğruluk azminde olana Kur'an açılacaktır...Hiç kimseyi bu güzellikten mahrum etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur!Takva sahiplerine Allah hidayet eder.

Olanakları olmayan ışığın içinde olduğunu zannedenlerden daha çok ışık arar...o en çokta gönül ışığını arar.Gözü ile göremediği renklerin yüreğinde cilvelenmesini ister.İsterseniz bir bakın Abese'ye bir daha bir daha bakın görecek misiniz?

Sadece kendileri kurtulacaklardanmış gibi bir algı ile sağa sola bakmadan ekip biçmeden,tohum ekip çapalamadan giden yol taşlaşır.Kendilerine o kaynak o vakitleri için yeterli olabilir fakat bir başka insanın o pınardan içmesi o vakit ona dokunabilir.Ne yazık ki şartlayarak insanları diğer pınarlardan uzaklaştırıyorlar farkında olmadan.
Allah yolunda dönerek ihlas ile sadece hiç bir aracı koymadan zemzeme kavuşulur.Onun için İbrahim makamı gerekir namazgah olarak.İbrahim(a.s)gibi ortaklar koşmadan bir tek Allah'a kul olarak.
Kur'an meali okurken sadece bir mealde sabit kalmak,sadece bu hak söylemiştir demek suyu durdurmaktır.

Ebû Hüreyre'den nakledilen bir hadiste, bir adamın kalkıp, ey Allah'ın Rasûlü, hangi amel daha faziletlidir veya hangi amel Allah'a daha sevimlidir, diye sorduğu, Hz. Peygamber'in de: "Konup göçendir ki, Kur'ân sâhibi (hâfız) Kur'an'a evvelinden başlar, sonuna kadar okur, sonundan başlar, evveline döner ve hatmeder. Böylece o, her zaman konup göçer" buyurduğu anlatılmaktadır.Hatim yapmak demek bir şeyi baştan sona okuyup bitirmek değil midir?Hatim yapınca tekrar bir başlamak başlar.Dönence olur.Su durmaz akar.Yağmurun hatmi toprağa düşmek ile yeniden başlaması göğe yükselmesidir.Bir konmak bir göçmek.Kuş misalidir de konar ve göçer.Konup göçerken orada nasiplenir,orayı yeşertir,orayı ağaçlandırır,orayı çiçeklendirir...İşte hadis bağlamında düşünürsek bir şeyi bir zaman parça parça okursak bütün olarak ne anlatmak istendiğini unuturuz.Hatmin anlamı ve önemi de bundandır.Hafızların yıllık muhakkak ezberlerini tekrar etmeyince unutmaları gibi...Konup göçmek olacak ki bağırlar yeşersin akıl diri kalsın kalp bozulmasın su temiz aksın...
Kur'an meallerini de anlamak için bitirip yeniden başlamak,ilk önce görmediklerimizi görmemizi sağlar.Hem de öyle bir olağanüstü bir hal vardır ki,kişi yüreğinde ne derdi var ise ona cevap bulur.İnsan derin üzüntüleri olsa hiç meal okumayan dahi olsa fakat samimiyetle Allah'a yönelerek Kur'an'dan bir cevap bulmayı istese,o cevabı muhakkak bulur.

En azından Kur'an şifasını her gün almayan kişi ne gereği gibi risaleleri anlar ne de mesnevileri ve diğer yazılmış kitapları hatta kainatta ki ayetleri gereği gibi anlayamaz.Kur'an'sız gidilen yol şaşı bakılan yoldur.Buna tarihte de çok örnek vardır.Kur'an ile bakmayanlar hayatı yanlış yorumlayarak insanları zulme sürüklemiştir.

Kur'an'ı ya lafzından anlayarak,ya da meallerinden,tefsirlerden öğrenmeyenler ne yazık ki kulaklarında yarım yamalak kalan bilgiler bir sürü hata ve zulüm yapmışlardır.Hafta da bir sadece erkeklerin gittiği cuma vaazları ile ilmihallerden kulaktan duyma  ile İslam olma çabası,babalar camiden gelince,ilk işi" Kapının önüne çıkamazsınız,başınızı kapatın!vs."sözler ile korku duvarları örmek.Daha dilde "LA İLAHE İLLALLAH "Kelime-i tehvidin anlamından ve yaşanmasından bihaber olarak gücü yettiğini kendine kul yapma çabaları.Babanın ailesine,annenin çocuklarına,ağanın köylüsüne...hali ile olacak olan kıyamet...!Cuma günü camide cem olmak müslümanların birlik ruhunun uyanacağı yer,unutulanların hatırlanması,ilim,irfan öğrenme yeri olacağına,Kur'an'ı anlamadan okumak bu birliğin çoğunluğunu sadece göstermelik haline getirmiştir.Anlamdan kopan hayattan kopar,dünyası cehenneme döner,zulüm dünyayı kasıp kavurur.Anlamdan kopan bir ihtiyarın halini hiç mi görmedik?

Nerede ise ise yüzyıl yaş yaşamış olan bir nene halen yaşıyor seksenbeş yaş civarında."Kızım ben Kur'an öğrenmeye gidiyorum diye beni direğe bağlayıp kendi ailem dövdü."diyen nine biliyor muydu ki Kur'an-ı anlamadan yaşamanın eziyetini çektiğini.Sadece hocaların anlattığı ile kalmak,hilebaz hocalarında tuzağına düşmektir.

85 ve 95 yaşında ki iki karı kocanın anlattıkları ise ayrı bir ibretlik tablo.Kur'an'sız bir hayatın nasıl ölü bir hayat olduğu gerçeği insanın yüzüne vuruluyor.Kur'an ile yol alamayan hayat duyduklarını da yanlış yorumluyor.
İhtiyar adam bana demişti ki :"Kızım bir hatam varsa söyleyin,söylemez iseniz mahşerde iki elim yakanızda olur."dedi.
ÂH!Göz görmez olmuş,kulak ağır işitiyor.Duyduğunun yarısını anlıyor yarısını anlayamıyor.Anladıklarını birbirine bağlamaya çalışırken de yanlış anlıyor.Ne anlatasın?Yine de en büyük yazılı bir Kur'an meali aldım götürdüm."Kur'an'dan daha güzel söz yok." dedim.Mercekle falan okumaya çalışıyor.

Biliyor musunuz?Nasrettin hocanın anlattığı bir fıkra dahi Kur'ani bakış açısı ile anlaşılır olur.Ne yazık ki ihtiyar adam öyle bir anlamış ki fıkrayı"Kıyafetle ikram olunur,değer bulunur"diye fıkrayı anlatıyor görmüş geçirmişliği ile...Aman ha! İnsanlar önünde itibarınız olsun istiyorsanız iyi giyinin...Biz ise o fıkrayı"İnsana görünüşüne göre değer vermeyin,insan olduğu için değer verin anlamıştık."Ne yazık ki anlatamıyoruz çünkü kulak gitmiş,göz gitmiş."İnsanların yanında konuşabilmek için bilgiler öğrenin,değer görürsünüz."diyişler vb..Kur'ansız yaşamın neticeleri bunlar ne yazık ki...ALLAH'IN YANINDA Kİ DEĞER İNSANLARIN YANINDA Kİ DEĞER İÇİN HİÇ EDİLMİŞ.Ve insanlardan değer görürken öyle bir şaşkınlık ile Allah'ın yanındaki değerinden emin olmuş bir hal.

Şimdi rahmetli olan iki deden biri Kur'an'ı her sabah yüzünden okuyorken,bir şey vermesi gerekirken elleri titriyordu ne yazık ki...Diğeri canımın içi fazlaca doyamadığım...caminin sobası hep o yakarmış,öylede sesiz ve tebessümlü bakardı.Fakat ne yazık ki Kur'an hayatlarında olmadığı için yavruları çok çile çekti.Kur'an uyulan olmayınca insan buz tuttu ne su kaldı ne ağaç viran oldu bağlar...bir tek kala kala gazeller kaldı.Tutuşturulmak istenen bir aş pişsin diye.İs oldu gözler gönüller yandı...
Bunlar en basit en çekirdek örnekler.

Biz çok bedel ödedik.Göz önünde, alkışlar ile zindanlarda kalanlar gibi değil biz kendi yürek zindanlarımıza atıldık sesizce...Kur'an'sız geçirdiğim her anım nefessiz,karanlık,buz tutmuş bir kuyu,unutulmuş bir zindan.

İnsanlar kendi mealini,tefsirini,risaleleri üstün görüyor ve bu bizi kurtaracak olan diyorsa,kendi cemaatlerine,tarikatlarına,guruplarına vs. bağlamak istiyorsa o çok büyük vebal içindedir.Gerçekten mücadele edilmesi gereken ise her gurubun kendindekine güvenmesidir.İnsanın aklına Rum suresi 31.32.ayet geliyor.
"Başkasından geçerek hep ona gönül verin ve ona korunun ve namaza devam edin de müşriklerden olmayın"
"Onlardan ki dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır, her hizib kendilerindekine güvenmektedir."


Namazı lafzı ve Tadil-i erkanı ile kılarız.Fakat zihnimizde anlam yok ise ne yazık ki bilinçsizce aklımıza ne kadar dünyalık iş varsa gelir.Onun için duaların,surelerin anlamını ezberleriz.Dilimiz ile söylediğimizi aklımız  ve  kalbimiz ile mukabele ederiz.Ciddi ve insanı kötülükten alıkoyan namazda bu olur zaten.Beş vakit Allah'ın huzuruna çıkma ile duyulan haşyet ve tekrar ettiğimiz surelerin anlamını hayatımıza geçirmenin huzurunu yaşarız ya da hayatımıza geçiremediğimizin pişmanlığını üzüntüsünü taşırız.

Kur'an-ın birebir çevirisinin de olmamasının da bir hikmeti vardır muhakkak,sınav vesilesi...Demek ki Kur'an'ın anlamı olağan üstü bir şekilde halen yağıyor.Allah'a ne kadar yakın olursa insan anlam o kadar açılıyor.Fakat her insanın dağarcığı da yaşadığı da farklıdır.Bu dahi ki Allah'ın hikmeti her Alim de farklı yorumlar ile ışıklanıyor.Güneş nasıl ışık kaynağı ise Kur'an da Allah dilediği sürece parlayacak hakikattir.

Önemli olan gruplara ayrılmadan doğru yol istikametin de rastlanılan pınarlardan faydalanmaktır.Bazen ona iyi gelemeyen pınar suyu sana iyi gelebilir,çünkü senin dağarcığın ve yaşadıkların ile içinde taşıdığı haller vardır.Fakat bunun tersi benim pınarım Âb-ı hayat suyudur çığırtkanlığı yaparsa insan vebal altına girer.Arayacak olan insandır.Allah'a değil kendilerine bağlayanlar,biz Allah'a ulaşmaları için aracıyız diyenler ve aracılar arayanlar vebal altındadır. Hristiyanların yaptığı gibi Kitabı ayırmak bölmek birkaç kitap haline getirmek yolunu açarlar sadece bizim yazdığımız haktır doğrudur diyerek.
Allah'a şükür ki Kur'an lafzı ile Allah'ın korumasındadır.O son saate kadar sağlamca duracak ve anlamı da akacaktır.

Mealler,tefsirler,risaleler,mesneviler de birer pınardır.Bir pınardan bu gün içtin diye diğerinden içmene yasak yoktur.Bazen ilacı değiştirmekte zorunda kalırsın değil mi?Ya da hava değişikliği yapman gerekir.

Hiç bozulmayacak olan ilaç Kur'andır.Kur'an ile ilaç yapanların ilaçları her hastaya aynı zamanda aynı yaşta iyi gelmeyebilir.Ölümlü olarak yaratılan ve nefsi bozuk olan biz insanların ahrette ki şifası için hem de dünyalık hallerini diri temiz tutabilmeleri için olan Kur'an ilacı ise her gün aksatılmadan alınmalıdır.

Sadece içilmeyen su bataklık suyudur.Bulanıktır,pis akar ve etrafında sivrisinekler dolanır.Şehvetin kol gezdiği bir su'dur o yavaş yavaş çeker kendine... hakikatleri bildiği halde arzularının peşine düşenler kovsan da terk de etsen soluyanlardır...

Terk edilmesi gereken bu sulardır.Onlar kendi batağında boğulacaktır...

                                                ikra ela






                                                                     ik










0 yorum:

Yorum Gönder