Pazar, Kasım 30, 2014 By: İkra Ela

Çiçekler,Renkler,Kelimeler,Irklar





’’ Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.’’
’’ Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.’’
’’ Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat, kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.''
                                            KAF suresi 7.8.9.10.11.ayet
                                                                                 
’’ Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Düşünesiniz diye gerçekten, size âyetleri açıkladık.’’

                                            HADİD suresi.17.ayet

      Çiçek hayata mutluluk katan, rengi, güzelliği, kokusuyla neşelendiren,
şifa’nın, aşk’ın,hüznünün manasıyla coşturan, sanki başka bir âlemden yeryüzüne saçılmış gibi. Arılar baharda onların özüne hasret, O çalı gülü, bu dikenli, şu zor bir yamaçta, şunun kokusu da fazla güzel değilmiş demeden o tertemiz özleri toplar, birlik ve beraberlikle azimle çalışmalarının sonucu hem kendi hayatlarına şifa olurlar hem de bütün insanlığa. Arı hizmeti görmek gibi fakat bir farkla savunmasız, çaresiz mazlumu yok etmeden insanlarda ki o cevher özleri çıkarmak, hayatta ki ilimleri araştırmak kul olanın işidir. Bunu bal arısı bölümünde anlatmıştım.
   Gül ,menekşe,zambak,,sümbül, papatya dikenli dikensiz milyonlarca hayranlık uyandırıcı her biri ayrı ahenk,desen ve uyumda muhteşem nakışlarla süslenmiş.Baharda meyve ağaçlarının açtığı çiçekler mis koku yayarlar etrafa,yeni doğan bebekler gibi…
    Bazı çiçeklerde çalılarda, dikenler de, dere kenarların da, çöllerde, karın altında ve ulaşılamaz yamaçlarda vb. gibi yetişebilir.



 Kaktüs gördüğümüzde şaşırırız, korkarız, beğenmeyiz. Gözle görülemeyecek
 kadar küçük ve büyük dikenlileri vardır. Kaktüs derki:
’’Vakti mi bekliyorum, zamanı gelince o dikenli beğenmediğiniz bedenim de dünyanın en harika çiçeklerini açacağım. Benim bünyemde ne harikalar var’’O kaktüs sabırlıdır çünkü o çölleri bilir ne yakıcı ve sıcak olduğunu. Orada ki sıcak, suyu yutar adeta. Kaktüs suyu bünyesinde saklar, yüz yıllardır. Çölde kalmış susuzlar için.

   Dağın başında bir diken görürüz. Onda da pembe,  mor,sarı çiçekler açmıştır.’’Şuna bak, haline de bakmadan çiçekler açmış’’ deriz. Bazılarımızda onu hiç görmez, görse de umursamaz. Gün gelir, o diken senin, hatta milyonların hastalığına şifa olur.
                                                                     

''Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve benizlerinizin farklı oluşu da O'nun ayetlerindendir. Şüphe yok ki, bunda ilim sahipleri için ayetler vardır.''

                                              RUM suresi:22.ayet



 Her biri ayrı renk ve modelde olan çiçekler insanların manasını da anlatır. Değişiklik insana hoşluk, güzellik, mutluluk, sevgi, muhabbet, alışveriş sağlar. Allah’ım bu ne kadar güzel bir nimet farkında olursak.
 Düşünürsek eğer insanlar, hayvanlar, hatta çiçekler tek tip, tek model, tek renk, tek duygu, tek dil! Ne kadar sıkıcı olurdu değil mi?
Farklılıklarımız çok büyük bir nimettir. Ayrı renkler, ayrı fizikler, kültürler, el sanatları. Kimi yerlerde madenler, kimi yerlerde başka bir beldede aynı tatta yetişemeyen meyveler, sebzeler
anlatılamayacak kadar çok.

’’Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.’
                                                      ALAK suresi.3.ayet

’’ Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.’’
                                                  HUCURAT.suresi13.ayet

 
Her çiçeğin kendine göre özü olduğu gibi, her insanın, her ailenin ve her toplumun da kendine göre özü vardır. Bu özler dilleri ve kültürleridir.
Bir milletin yıllar içerisinde kendi öz dilini hasara uğratması, o milleti çürümeye götürür. Öz dilin kaybedilmesi, tarihimizden kalan miras kelimelerin yok edilmesidir. Bu anlam değişiklikleri zamanla o milletin bütünlüğünün bozulmasına sebep olur.

   Hiçbir kelime birbirinin aynısı değildir. Aynen çiçekler ve insanlar gibi. Eş anlamlı olsa şekilleri değişiktir. Şekilleri aynı olsa anlamları aynı değildir, çiçekler kendi araların da türlere ayrılmıştır. Hiç bir tür bir birinin aynısı değildir. Şekilleri aynı gibi olsa adları değişiktir. Adları aynı olsa şekilleri değişiktir. Her biri farklı işlere yarar. Ama hepsi çiçektir, özeldir. İnsanlar, aileler ve toplumlarda ötekinin aynısı değildir. Bir birlerine benzer yanları olsa da farklıdır. İsimleri aynı olsa şekilleri ayrıdır. Şekilleri aynı olsa renkleri ayrıdır. Renkleri aynı olsa işleri ayrıdır. Her insan özeldir ve değerlidir.

   İnsan diliyle anlaşan bir varlık olduğuna göre, dili gasp edilmiş bir toplum da
zamanla akıl tutulması oluşur. Aynen bulutun güneşin önüne geçmesi gibi Ama bu bulut gazap bulutudur, fırtına, tayfun getirir. İnsanlar hiçbir yönden anlaşamaz, akıl, akıl olmaktan çıkar
köle olur. Toplum özlerini yavaş, yavaş unutur. Özünü unutan, haddini bilmez, haddini bilmeyen sapkınlığa kapı açar.

’’ İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah iyilik yapanları sever.’’

                                                                              MAİDE suresi.13.ayet


                 
                                                       İkraEla
                                                      @ElaIKRA

0 yorum:

Yorum Gönder