Cumartesi, Mayıs 17, 2014 By: İkra Ela

Kainat ayetleri ‘’Ey insan! Sen de zayıf olanı ye ki güçlü kalasın!’’demiyor.




  Rahman ve Rahim Allah'ın adı ile

"Yoksa onların ekserîsini işitirler veya akıl ederler mi zannediyorsun? Onlar sırf hayvan gibi hattâ gidişçe daha sapkındırlar"Furkan suresi 44.ayet
''Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır.Kendi nefislerinizde de. Hala görmez misiniz?''
                                          ZARİYAT suresi.20.21.ayet

 Yeryüzünde ki ve kendi nefsimizde ki ayetler bizler için işaret ve yapı taşlarıdır.Bu ayetleri Kur'an-i bakış açısı ile okursak bu dünya okulun da huzurlu kişi, huzurlu toplum oluşturarak hem kendi binamızı hem de toplum binasını en güzel hale getirebilir ve Allah'ın rızasına kavuşabiliriz.
  Allah  Zahir ve Batın’dır.Yani gizli ve aşikâr! Hayatı derinliğine okuyabilenler  Allah'ın Zahir ve Batın esmalarının ışıltılarının gizliliğini de, aşikârlığını da fark ederler.
Kainat ayetleri bir sır gibi görünür, ama sır değildir. Allah’ın sır dediğine kimse kavuşamaz. Yeryüzünde ki ve kendi nefsimizde ki ayetlere bakarsak, düşünürsek bunları daha iyi anlarız.Bir şeyin gizli görünmeyen yanı bir sütün içinden yağın ortaya çıkması gibidir.

İnsanlar çağlar boyu hayvanların nefisleri,yaşantıları ile insanların yaşantısı arasında benzerlikleri fark etmişlerdir.Bazıları insana "Düşünen hayvan"demişlerdir.Bazıları ise insana kesinlikle hayvanlığı yakıştırmamıştır.Bazıları ise hiç farkında değildir hayvanlara önem vermek şurada dursun hiç önemsememişlerdir.

Bazıları"Büyük balık küçük balığı yutar’’,’’akbabalar leş yer’’,’’Orman kanunu’’gibi sözler üretmişlerdir.Bazıları ise duymuş fakat hiç üzerine alınmamıştır.
Hayvanlar,bitkiler ve madde görevlerinin hakkını tam manası ile verirler.Ve bizim OKUmamız için açılmış kitaptır.Biz bu kitabı hangi amacımız için okur ve derinleşirsek onda kendimizi geliştiririz.Okurken bakış açımız önemlidir.Genelde ilk  bakış insanı yanıltır. Tek boyutla olaylara bakmak ise insanı büsbütün yanıltır.

 Kainat ve orman kanunlarını insan Kur'an-i bakış açısı ile okunmadığı zaman’’güçlü olan zayıf olanı yer ve onunla mücadelesini yapar, artıkları da en zayıf olanlar tüketir’’, diye algılamıştır, görmüştür. Bu okuma şekli yüzeyseldir,hatalıdır.
 Ormanı fiziki, biyolojik, botanik olarak derinlemesine inceleyenler içinde ki ilimleri fark eder, insanlar için şifa olacak ve yararlanacakları faydalar bulabilirler. Ormanı sadece av aracı olarak görenler avlanır, Ormanın yeşilliğine, güzelliğine kananlar onun için en güzel şiirlerini, hikâyelerini yazarlar.
 Kainat ayetlerini okurken amacımız ve hangi yönden baktığımız önemlidir.Amacımıza ve bakış açımıza göre sonuç farklı çıkar.Kur'an-i bir bakış açısı ile kainat ayetleri okunduğunda ibretler olduğu gibi açıktır,nettir ve kolaydır.

‘’Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz kitap da hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecektir.’
                                                                                     En’am suresi 38.ayet

"Yoksa onların ekserîsini işitirler veya akıl ederler mi zannediyorsun? Onlar sırf hayvan gibi hattâ gidişçe daha sapkındırlar."Furkan suresi 44.ayet

"Sizin yaratılmanızda ve yeryüzüne yaydığı her canlıda yakinen inanan topluluklar için ayetler vardır"Casiye suresi 4.ayet

Alim olan yüce Allah’ımız acaba neden bu kadar çok çeşitlilikte yarattı bu hayvanları diye düşünür ve hayatlarını incelersek kevni ayetlerin bu kadar açık bir şekilde ortada olmalarına hayrette kalırız. Kur’an-a ve kevni ayetlere dayanarak ormanda ki hayvanlar bize öğüt olarak :

‘’Ey insan! Sen de zayıf olanı ye ki güçlü kalasın!’’demiyor.

‘’Ey insan! Her halimizle bizler sizler için yaratıldık. Bizlere bakında kendinizi tanıyın, nerede hangi makamda, hangi halde olduğunuzu görün! Çünkü sizin küçük nefsiniz Rabbimizin yarattığı güzelliklere karşı dayanamaz, hastalanır,şaşırır, ister, bocalar. Nefsiniz hastalandığında tedavi etmek zorundasınız. Nefsinize bulaşabilecek hastalıkları bizler sizlere yaşayarak anlatıyoruz. Nefsinizde ki hastalıkları iyileştirme çabasına girmezseniz görünüşte insan olsanız da, bizden de daha aşağı olursunuz. Hastalıklarınızı öldürmeden sizde ki rahmet ortaya çıkmaz. Bunu anlayın artık! Rehberiniz, hidayet kitabınız ve nefsinizin hastalığına şifanız Kur’an sizin için indi! Hala görmüyor musunuz? Size verilen değeri fark edemiyor musunuz! Arzularınızın peşine sınırınız olmadan düşerseniz bizden farkınız kalmaz.Hayatınızı devam edebilmeniz için var olan güdülerinize sınırsızca bağlı olmanız sınırsızca hata yapmanıza sebep olur.’’diyor.
 O kadar güzel belgeseller hazırlanmıştır ki günümüzde, hayvanların inceden inceye her halleri gösteriliyor. Bu hayvanların şekilleri, yerleri, bireysel ve aile yaşamları, olay ve zamana göre tutumları aynen kalben ve aklen kendini geliştirmeyen sadece nefsini,açlığını ve barınmayı düşünen bireyin ve toplumun hal  ve hareketlerini anlatır.
  Bazı yırtıcı, acımasız insanlara, toplumlara’’vahşi’’lakabını takarız. Çünkü o ve onlar ormanda ki vahşice hareket eden güçlünün güçsüzü yediği gibi hareket ettiğinde o ve onlar ‘’vahşi’’lakabını hak eder.Yani aslında doğal süreç olan nefsinin peşine düşmekten kaderi VAHŞİ olur.
Doğruluk istikametinde olana Rabbimiz doğru yolu kader eder. Yolumuz bizim irademize verilmiştir ya sırtımızı nefse döner istikamette doğru gider insan olur insan kalırız ya da nefsin peşine düşmekten hayvandan da aşağı oluruz.
Ormanın içinde yaşayıp, sakin yaşayan kimsenin etlisine, sütlüsüne karışmayan, kendi kabuğunda yaşayan hayvanlarda vardır. Masumlar, gününü gün eden eğlence düşkünleri, leş yiyiciler, kurnazlar, tembeller, çalışkanlar, aç gözlüler… vs.
  Ne kadar da bizlere benziyorlar değil mi? Bir de şekilleriyle de bu kişilikleri anlattıklarını fark ettiğinizde çok şaşıracaksınız.

 Bu hayvanlar kendi rollerini, bizler akıllanalım, görelim, ibret alalım, nefsimizin aç gözlülük hastalığını tedavi edelim diye, kevni ayet olarak da bizim için yaşıyorlar.Madde ve mana olarak bizim için nimetlerdir.Ve masumdurlar.Kesinlikle onların hayat alanları daraltılmamalı,hakları istila edilmemelidirler.Evinde hayvan besleyen insanlar bilirler ki özellikle köpekler fıtri olarak insanın nefsinin peşine düşmesini anlatır.Sevgiyi de üzülmeyi de bilirler.İzin verileni yerler.Eğitilince itaatkar olurlar.
  Artık ormanlar azalsa da, bizler yakın gözlerle göremesek de her gün televizyonda, internetde taa… Evimizin içine girmektedirler, adeta gözümüzün içine sokulmaktadırlar.


               ‘’…hala görmez misiniz?’’   Zariyat suresi 21 ayet

  Fakat bu ayetleri bizler ya yüzüne okumuşuz ya da parçada kalmışız. Parçaları bütün ile görüp değerlendirememişiz genelde ya da bütünün içinde parçaya kıymet vermemişiz.
  İnsan sadece kol, sadece bacak, sadece akıl, sadece gönül olmadığı gibi, insanı sadece bütün olarak tanırsak eğer kolu olmayanları, bacağı olmayanları, aklı olmayanları, gönlü olmayanları hiçe saymış oluruz.
Kainat ayetlerinde bir dış bir iç olduğunu fark etmişiz fakat onu Kur'an ile okuyamamışız.

Kur'an ayetleri gibi Arz'da ki kevni ayetlerinde mutlak olanları yani değişmez kanun olanları ve anlamı kesin açık olanları vardır.Bir de aynen Kur'an-da ki gibi anlamı yoruma  açık ve zamana göre gelişen ve akan anlamalar,öğütler vardır.Anlamı yoruma açık olanları da insan okuyabildiği kadar anlayabilir.Allah'a ne kadar yakın olur ve her yaptığını Onu görürcesine yapar haline geldikçe de anlamlar su gibi akar yine anlayabildiğimiz kadarı ile.
Kur'an ve Kainat bu kadar açık ve açıklayıcıdır işte bunun için Kainatı ve Kur'an-ı terk etmemek yeterlidir.Düşünmemizin önemi de bunun içindir.
  Bizler cennet yolunun öğrencileriyiz. Karnelerimiz mahşerde verildiğinde Allah’a , ahret gününe inan ve Salih amel işleyenlerin kaybedeceği bir şey olmayacak.
 Ölümlü dünyayı yaratan, karanlıkta Nur’u yaratan, kurumuş, çürümüş bir soğanda yeniden can fışkırtan  Alim Allah bizleri yeniden yaratmaya kadirdir. O her şekilde yaratmayı bilir.
     ‘’Aranızda ölümü biz takdir ettik; sizi benzerlerinizle değiştirmemiz ve bilemeyeceğiniz bir şekilde sizi yeniden var etmemiz hususunda bizim önümüze asla geçilemez. Hiç kuşkusuz ilk yaratılışınızı biliyorsunuz; düşünüp ibret alsanıza!’’
                                                                       Vakı’a suresi 60.61.62.ayetler

Şükretmek ve şükrümüzü şahit edebilmek imkanımız varken kalkmalıyız kıyama,belimiz bükülse de Azim Allah diyerek doğrulmalı... Secdemiz,kulluğumuz sadece ve sadece Ona olmalı...

Zerreden Küreye bizim için yaratan Alim Allah'a sonsuz şükürler olsun,Sevgiyi veren,dengeyi veren,aklı veren,bilinci veren Vedud Allah'a sonsuz şükürler olsun

''Şu halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?''Rahman suresi 13.ayet

                                                                  İkra Ela
                                                              @ElaIKRA


Not:İki bin on iki de "İkra!"nın anlamını fark edipte anlamlar su gibi aktığında hayvanların insanlara benzetilen taraflarını sadece La Fonten masallarında ve sadece Senai Demirci'nin Canla Bağışla kitabında ki köstebek ve eşek ile ilgili yazısından biliyor ve sadece insanlar arasında argo olarak betimlenen cümlelerden tanıyordum.
Kur'an meali yıllarca okumama rağmen onların okuyup ibret almamız gereken birer ayet olduğunu anlayamamıştım.Sadece bir sivrisineğin bize anlatmak istediği ibreti anlayınca her şey çorap söküğü gibi aktı.O zamanlar bu konu  ile bilgim olmadığı için yazdıklarımın şüphesindeydim.
Fakat artık hiç bir şüphem kalmadı.Hatta mevsimlerin hatta insanın bir günün insanın doğuş,çocukluk,gençlik,olgunluk,yaşlılık safalarını anlattığını yazdığımda ki hayretimle bu yazdıklarım doğru mudur sancısı çekerken,evimin bahçesinin hemen yanında ki çöpün yanında ki kutuya bir kadının elinde küçük bir kitabı atması ve benim o kitabı alıp ve okumam ile şüphelerim büsbütün silindi.Bu bir tevâfuktu.
O kitap Said Nursi'nin Küçük Sözler kitabıydı.

İkra Ela
@ElaIKRA









0 yorum:

Yorum Gönder