Cuma, Nisan 05, 2019 By: Oku Arz

Kur'an Tefekkürlerim


Duhâ vakti bir Leyl-den sonra gelir. Gecenin ardından gelen aydınlık sabah. Kuşluk vakti, karanlığın içinden parlak bir güne uyanan zikrin sesi... İnsan uyanamamışsa bir ömrü de leyl-de geçer. Karanlıkta gözlerini açmanın bir anlamı yoktur. Ne kadar açarsak açalım koyu karanlıktan çıkamayız. Kalp gözlerini açtığı vakit onun fecr anıdır. Hilali bulmasıdır, leyl-den Duhâ - ya kavuşmasıdır . Nurun içine ağmasıdır.

 Bir uzun kış geçirdik. Bir masal gibi, evvel zaman içinde anda kalan yaprakları, çiçekleri, meyveleri özledik. Bir ağaç gibi, koyu gecemizden sonra gelecek baharı özledik. Daha önce veren Rabbimizden ümitlendik. Duhâ suresi nasılda güzel ruhumuza inşirah oluyor. İniş sırasına göre tam on sureden sonra uzun bir bekleyişin, özlemin ardından geliyor. Fecr suresi o on surenin en sonuncusudur. Fecr suresi yemin ederek başlar :

 "- Tan yerinin ağarmasına andolsun,-On geceye andolsun, - Çifte ve teke andolsun, -Geçip giden geceye andolsun -Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır."

(Surenin tamamını okumak gerekiyor.)

 Rızaya ermiş nefse cennet müjdeleyerek son bulur. Sonra uzun bir ara geçer, adeta gece olur. Fakat bu bekleyişin tam on sure vardır o gül yürekte(s.a.v) . O on sureyle tebliğden vazgeçmez ki, karanlığın içinde yol gösteren yıldız gibi...
El-Furkân Kur'an iniş sırası ile de, nasıl ve hangi olaylar üzerine inmesi ile de ayrıca mushaf sıralamasına göre de muhteşem anlamlar yağdırır. Hakkı batıldan ayırarak ruhumuzu karanlıktan Nur'a çıkarır. Evvellimizden ahirimizi hayırlı eder, yol bilmezliğimizden kurtarır, hidayet eder... @ikraela
 #Leylsuresi #fecrsuresi #leylsuresi #gece #sabah #umut #rıza #hidayet

Kalbinin kanatlarını bir aç, renklensin dünyan... Yusuf libası öyle uzakta değil, tabi kalbini kuyuya attıysan ne çare, o vakit susadığını anla, o vakit Yusuf gelir kabına fakat onu üç kuruşluk etme, o senin değerin, şımarıklığın elinde köle edilir de kendini anlatamaz, zindana mahkum edersin ihtirasınla. Bırak Yusuf'a Züleyha olmayı, sen sen ol, Yakub'ca... Züleyha hasretti ayağının dibinde ki Yusuf'a, Yakub'un hasreti tüm ayrılıkları bitirdi, Yusuf gerçek yerini bulunca.... Kalp evinin sultanı Yusuf,kalbini bulan Yusuf'u bulur. Her sabah kuyudan kurtulmak gibi, Her sabah unutuluş zindanından bir rüya ile kurtulmak gibi, sabah lütuf, fakat kuyusunda Yusuf olan, zindanında Yusuf olan bahtiyar, onun gecesi Yusuf gündüzü Yusuf. O gecede kandile ermiş gündüzde nurun içinde... Yusuf güzelliği hepimize cevher, bulan ne güzel... Rabbimiz öyle Azîz-ul Hakîm ki Yusuf'un kardeşleri dahi hatasını anlayarak eni sonu Yusuf'a kavuşturuluyor. Azîz-ul Hakîm olan Rabbimize sığınıyoruz, O en güzel hale kavuşturan, izzet O'ndan tüm zenginlikler O'nun. O'nun kereminden beslenir O'nun keremi ile yolumuzu buluruz. O'nun rahmeti alemleri kuşatmıştır. "Elhamdülillahi rabbil alemin " Estağfirullah el Azîm. @ikraela




Beğeni almak en büyük zaafımız değil mi? Sosyal medya yöneticileri bu ince detayı çok iyi biliyor. Beğeni, beğeni, daha çok, daha çok beğeni... Sosyal medyayı ticari kullananlar dahi aldığı beğenileri karnedeki " pekiyi" notları kadar seviyor... Ve biz, Allah'a ve ahiret gününe inananlar Rabbimizin beğenmesini dikkate alırız. O'nun beğeneceği söz ve davranışlarımız O'nun rızasını kazanmaktır. Yaratılmışlardan beğeni almak için çırpınmalarımız ise ne kadar da çok sancılıdır aslında, her beğenme herkesin fikri dünyasına ve zevkine göre değişiyor. Bu da insanı zorluyor. Bu zorlanma da bir nevi gelişime sürüklüyor,fakat bu beğeni duygusunu herkesten beklemek insanı ya bir ejderhaya dönüştürüyor ya da pes ettirip çürümeye sürüklüyor... Yaratılmışlardan beğeni bekleme duygusunu, yıpratan etkisini aşmak sadece Allah'ın rızasını aramak ile mümkün. O vakit "Şöyle yaparsam şu, bu, o beğenir mi?" tutsaklığından kurtuluş olur. Allah'ın rızası, muhabbeti de bildiğimiz gibi kulu ve nebisi Hz. Muhammed'e (s.a.v) tabi olmak ile mümkün. Tüm beğenilme duygumuzu Allah'ın rızasına bağladığımızda ne büyük bir özgürlüğe kavuşuyoruz. Kendi kendimizi yemekten de kurtuluyoruz. Kendi beğenilerimiz, rızamız dahi fikri dünyamıza, nefsi hallerimize göre değişiyorken, bir tek Allah'ın rızasını gözetmek bizi hem taşıyamayacağımız yüklerden koruyor hem muhteşem hak, adalet olan istikamete yöneltiyor. Sıratı müstakimde nimetlendirilenlerin yoluna sevk ediyor. Her tür sapmaya karşı set oluyor. Ve İşte o vakit mütmain olan nefse kavuşarak huzur cennetine kavuşuluyor. Beğeni duygusunu Allah rızasına bağlamayan ise "Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır." (Ğaşiye/3)ayetince zillet içindedir. Hayata bakalım, "Boşa emek çekmişim, beğenilmek tutkusu ile hayatımı heba etmişim." diyenlere. Yüzlerce örnek vardır. Ve bu Allah'ın rızasına döndüğümüz gün kurtuluş yoludur,cennet yoludur, huzur yoludur. Her birimiz bu yola girene kadar yüzlerce zillet, pişmanlık yaşarız. Ne vakit Rabbimize yöneliriz o vakit neşe-i muhabbeti bulur huzura ereriz. Ala Nur ala Hû... Rahmeti yüce Rabbimiz, O bizi en güzele kavuşturan Hû, tüm güzellikler sadece O'ndan... Unutur ve yanılırsak bizi affet Rabbimiz. @ikraela


0 yorum:

Yorum Gönderme