Perşembe, Mayıs 24, 2018 By: İkra Ela

Hikmet 1


Rabbimin nimetlerine Elhamdullilah, Rabbimizin nimeti olmayan zaten bi'şey de yok ki!

Bazen ikilemde kalıyorum.Sosyal medyada olmasam da bir kitap çalışmasına mı odaklansam diyorum...fakat kalbim buradan kopmuyor.

Bunca zalim hızla çalışırken ben nasıl sessiz harf gibi kendime çekilirim.Ünümün yettiğince sekiz ünlü ses nerede harcanacak.Vaktinde söylenmeyen sözler bin nasihat açsan da zor girer kalbe,çünkü vakti geçmiştir.Ancak canı gönülden arayan kavuşur o sözlere.Tabi ki kitaplar yazılması gerek o arayana tohum,su,ziya,ayna mahiyetindedir,fakat bütünü kapsayamaz,bütünde kopmuş parçalardır.

Kerim kitabımız Kur'an ve kerim soframız kainat Rabbimizden maddi manevi daima taze sofradır ve yeni sözler,tatlar, tatlı taze sevinçler verir bize,özü,içi,kabuk dahil hepsini barındıran özelliktedir...

Biz onlar vesilesi ile duyurulur,doyuruluruz.Olalım diye en güzel olalım diye... Kur'an ve kainat ayetleri ile esma-i hüsna göğünden duyduğumuz doyduğumuz nimetleri duyurmak ve ikram etmekte kendimize verilmiş ayrıca bir ikramdır. O zaman şu hikmeti duyan ilk duymuş olandır. Hepimiz ister bir ağaçtan ister kuştan isterse bir insandan ilk defa duyduğu hakikatin ilk duyucusudur.Duymak istemeyen kalp sadece işitmiştir,kalbini bağlamaz ki söze etkilenmesin,korkar sözden en çokta kendi arzularından,izimlerinden kayar diye korkar.

Neyse bizim asıl konumuz hikmetleri hakkı ile duyurmaktır.

Her takip ettiğimiz sayfaları Kur'an,hakikat,ölçü ile okuduğumuzda kalbin kirli ve temiz kanı ayırması gibi hak ve batılı ayırırız. Hadid(Demir) suresi bu konuyu harika anlatır.Orada Hadid işarettir.Demirin bedenimizde ki ve kainatta ki işlerine bakarsak bu konuyu daha iyi seçeriz. Yoksa kimin ne için çalıştığını fark edemeyiz.

(Kedimiz hadi kalk canlan diyor,Hay isminin tecellisini duymuyor musun dercesine:))Yapmadığı kalmadı. Şimdi de küstü yukarı çıktı uyumaya)

 


(Hadid bize ne söyler? diye blogumda yazım var.)Sonra hakikati fark edince arzuları için kullanılan olmayız.Bakın insanlar Allah'ın kendilerine verdiği nimeti hakkı ile kullanmadıklarından şeytani olanların kucaklarına düşüyor.Şu anda da bu korku yüzünden insanlar kendine çekilme yolundalar.
Dostlar bu vakitte her vakitte hayatın içinden akmış esma-i hüsna ile kanatlanmış en sevdiğiniz hikmetleri yazın,okuyun ve ikram edin.Diyebilirsiniz ki bizi dinlemezler.Sizi dinlerler onun da hikmetli yolu vardır.
O yol ki saraydan kabı Bünyamin'in torbasına katmak gibidir.Tüm kardeşleri toplayacak ruhu içinde barındırır.
Bu nasıl mı olur?
Muhammed(s.a.v ) i kalp ile...
Allah Allah biz kimiz ki Muhammed'i kalbi bulalım diyebiliriz!
Onun sırrı da var.Kuş nasıl yavrularına kanatlarını açar her tür güveni,emniyeti hissettirir işte öyle...
Diyelim bir misafiriniz olacak ona yemek hazırladığınız gibi hikmette hazırlayın.Yalnız bu hikmet alacak olan kişinin kabına göre olsun.Kabı soğuk ise ona çok sıcak iyi gelmez.Azcık sıcak dahi damar açmaya yeter.Kabı çok sıcak ise yine soğuk ters etki eder.Dolu halinde yağmasına neden olur.Ona ferahlatıcı yaz rüzgarı gibi üflemelisiniz.
Açsak lokmayı çok almak isteriz.Tatı alan bir de açsa lokmayı büyük de vermeyeceksiniz.Az az anlaya anlaya özümseyip hazmederek ki hak ve batılı ayırt edebilsin.
Merhamet ile kuş kanatları gibi hafif sıcak dokunuş ile kibir ile değil sen anlamazsın demeden şehvetlilerin tuzağına düşmeden besleyeceksiniz.

 

Biz birgün bu sayfalardan göçer gideriz fakat hakikat bakidir.
Çocukluğumda dedemin evine gidince o bayırda hep kanatlanır kuş olurdu yüreğim,ama düşerdim.Dedem sırtına alır bir çıkıkçıya götürürdü.

Yeniden tamam olayım diye,daha koşmayı bilmeyen nasıl uçmayı bilirdi ki!

Annem gil hissedene"İçine ayan olmuş,içine dammış!"derdi.Neydi ki?

Çocukluğum da dedemin evinin damında papatya açardı öyle sever ve öyle hayret ederdim ki!" Papatya yerde olmaz mıydı ki,nasıl o damda oldular ki? " Aynı kuş pır pır ede ede yine yüreğime gelirdi.O/damın merdiveni de yoktu görünüşte o dama nasıl çıkıyorlar ki derdim.Planlar kurardım yok bulamazdım.Birgün duha vakti,duha vakti nedir bilmeden,o merdiven ile karşılaştım.Halalarım pekmez seriyorlardı o damda sinilere/sinelere,sinenlere...ah!

Merdiven o kadar korkutucuydu ki,adımlarım kavuşmayacak demde gayya kuyusu gibi boşlukları vardı. Düşebileceğimi bilsem de korka korka çıktım.O sinilerde/sinelerden parmakladım hakikat özünü...parmaklamışım,merhametli sinelerde ağırlanmışım

O'dama yağmur yağdı yağmur yağarsa odana ancak yağmuru toplamak ile uğraşırsın.O dam papatya açtı. O dam topraktan olmalı ki rahmet o dama sızmalı...

Ah toprak olaydım demeden evvel hadi kara taşımız çatlasın,zalime dahi adaletsizlik etmeyen sabır taşımız.

Masumlar kara taşa değil merhamet kuşanmış sinelere ersinler.Allah'ı Rahman Rahîm ismi ile bilsinler.

Dostlar,arzularının, ihtiraslarının peşine düşenler avcıdır.

...Zaaf,açık,ayıp ararlar ve her tür tuzağı doğada ki tuzak kurucular gibi sezerler çünkü onların damı açık fakat o dam zevklere, arzulara açık olduğu için tuzak kurucu olurlar.Bunlar kendilerinde ki siyah yüzü,zalime kullanacakları yüzü masuma kullanırlar.
Masumlar merhamet sinesi bulmayınca hakikat yerine zehir yedirilirler.
Hikmet nereden damlıyorsa alın,küçük bir sinek dahi olsa,üç kelimesi vardır, duyanı huzursuz eder, kaşındırır.Bu üç kelime kendi sinenize dahi siner.İmanınızı bir anda söküp alabilirde ruhumuz duymaz.Huzursuzluk veren,kışkırtan,ayartan kelimelere bakın,ne yapıyor size.Siz bunlar ile yaklaşınca ne hissediyorsunuz.Bir sinek dahi olsa çıldırıp ayağa kalkıyorsunuz.Hatta bir bebek dahi olsa öfkeleniyorsunuz.
O öfkeyi dindiren nedir.Merhamettir.merhamet olmayınca sevgi göğe çekilir.O ancak Muhammed (s.a.v )i ruh ile geri döner.Dön Muhammed (s.a.v ) sinesine/sinisine kendine ettiğin zulumden arınacaksın.
Yok vallahi yok merhamet olmayınca yok,zalime dur demekte merhamet,ah zalime dur demek onun firavun olmasını engellemek olduğu için şefkattir.Zul Celal-i vel ikram'dan.Ah!
Estağfirullah el Azim
@ikraela

0 yorum:

Yorum Gönder