Pazartesi, Mart 20, 2017 By: İkra Ela

Yeryüzü tefekkürlerim


Dil lâl kesiliyor,kainatın yakınına gelince...
Arz Bismillah diyor...





Gözlerim leyle gidiyor, elimde ki telefon sanki duha ya beş kala..Allah'ım şükürler olsun, kalbim net görsün,kalbimi susturma!
Leylekler gördüm bugün,sanki fecrin müjdesi...
Rabbimiz yurduma müjde gelsin,geceyi soyup alan,mazlumlar duysun kalbin en güzel şiirlerini,viran olan dağlar yeniden bulsun en nadide çiçeklerini...





Elimde ki telefonun gözü buğulu,onunda mı başı dönüyor ne!

Cennetten ancak bir esintidir dünkü şahit olduğum aşkın sevince...

Öyle coşkun tatlı bir telaş vardı ki o alemde...her biri kendi zikrini şiir ediyordu.Yuva kuranlar,muhabbete dalanlar,yavrusu kırılmasın kanatlanabilsin,can tutsun diye canı gönülden fedakarca saranlar,dalıp dalıp rızkını toplayanlar muazzamdı.

Ağaçların can tutmuş sevinçlerinde dal uçları yine yeni takva libası için hazırlanıyor kimi ise telaşlı aşkın cilvesinden yüreğinde ki renkleri pıtır pıtır açtı açacak...

Sustum ve kalbimden dinledim onları. Susmak için susmadım,o muhteşem ahenke lâl oldu dilim...

Muazzım Rabbimiz daha bu ibret de alabilelim diye de açık kitap ettiği kainatı bu kadar muazzam yarattıysa,selam sözü hak olan cennetler aklımı başımdan alıyor.

SubhanAllah, Elhamdullilah, Allahuekber.



Etek uçlarını topladın mı?
Halen dünyadasın!
Saraya bir adımın var!



Ceza da nimet oluyor,günahın 'Âh!'ından kurtarıyor...


Gözyaşlarımız tuzlu,ağzımızda ise tatlı bir pınar kaynıyor.
Ayaklarımız yer çekimine rağmen,hasta olmadıkça bir kuş gibi kolayca adımlaya biliyor.
Külçe kaldırır gibi hissetseydik ya her adımımızda ayaklarımızı,bir o kadar da ellerimizi ya da en basit zannettiğimiz göz kapaklarımızı tonlarca ağırlık varmış gibi açıp kapasaydık yani tesadüf değil bunların hiç biri!Öyle latif öyle muazzam!
Ey bizim Latif Rabbimiz Sen
Subhan'sın.
Yarattığın her şeyde esma-i Hüsnan aşikar.Ruhumuza duyur Rabbim,Rağbetimiz,sevgimiz Sana!
Çiçekler bir kaç günlük ömürleri ile Rabbimiz diyorlar.
Ey Rabbimiz daim Rabbimiz Subhan A'lâ demeyi ruhumuza hissettir.
Yerde ve gökte herşey Subhane Rabbiyel A'lâ diyor.Vedûd'um ey!
Estağfirullah el Azim. 



Bir iyiliği bozmadan hakikati ile çoğaltan Samed Rahman Allah ne A'lâ.


Var değil mi,
birbirini tekrar eden şeddelerimiz?
Sûkun duraklarımız da var bizim.
Bazen bir adım gideriz,bazen dört elif miktarı bitmez kelimelerimiz...






İnsanın evine kavuşması öz ruhuna kavuşması gibi bi'şey...
Sarmaşığım aşkın zikir ile coşmuş,aşk ile boyanmış, her bir gündoğumu gibi gülümsüyor bize...
Yaz ortasında serin hava kaçırılır mı? Bir tekrarı olur fakat o tekrar da biz olamayız belki ya da tekrar diye aynı şeyleri mi duyar kalbimiz?
Sabah seheri sefer ettim ara ara tekrar ettiğim sokakları...
Aynı şeyleri mi gördüm?Yok!
Ayrılığın bir dem hasreti ile daha çok söz topladım...
"Her resime bir söz mü versem"dedim,yok fazla yayın sıkar,hepsini bir masada toplayıp ikram etmeye karar verdim.
Yüreğimizi/yüzümüzün yeni bir halini gördüm,kışın asabiyetinden yok zannedilen her yeni duygu boy vermişti raks eden çayırın içinde...
İlk defa tanık oldum tekrar eden kırk yedi yıllık dönemecimde,mavi dallı muhteşem dizaynlı dikenlere...
"Aldanma şimdi ki yüzüme,bir sararır,bir coşarım,diken halimde geçer gider,bir gün şifa diye bulursun beni!"dedi.

Meğerse ben yıllarca kainatın yüzüne bakmışım zahir gözlerimle...ruhun ile evin bilince ne muhteşem dile gelirmiş!Dinle yüreğinle...
Rabbimiz Senin için dönünce bulunuyor Senin evin!Bizi evinde baki eyle!



Bu dönem hatmi çiçeklerine bolca doydum,dağlarda,bahçelerde,yol kenarlarında, kırlarda...
Muhteşem desenleri,renkleri ile olmanın hakikatini dile getiren mütebessim yüzleri ile bakıyor,Rabbimizin esma-ul husnasının bir izi,mührü oluşları ile onurlu bir vakaları, izzetleri var.
Bir yandan da bu kadar çok olmaları ve Şafi esmasının tecellisinden bir şule olmaları bâbıyla düşündürüyor beni..
"Biz çok hastayız belli ki, önümüzde bizi bekleyen hastalıklar var,bu bol anlar tükenecek,bu sıcaklar yapıp edilenleri yiyip bitirecek,soğuk ve yok günler uzakta değil,nefes almaya devam eden kavuşacak,bizim için hazırlanan ilaçlar ne kadar muhteşem,bir ilaç bu kadar muhteşem hazırlanabilir mi insan eli ile!"
Biz yine Rabbimimizin nimeti ile kavrayabildiğimiz kadarı ile önce hastalığı tanımamız gerekli ki ilacını araştırıp bulabilelim.
Subhan Tabîb Şafì Şefîk Rahman Rahîm Rabbimiz bizim hangi hastalıklara yakalanabileceğimizi bilen ve şifayı yaratan ne A'lâ Hû...
Hastayız biz,suyumuz çıkıyor, posamız atılacak...
Ruhumuzun çekildiğini uyku ve ani uyanış ve dalışlarda hissedebiliyoruz.
Bebeğin ana rahminden çekilişi gibi...
Rabbimiz, Dünya kozasından ahire çekildiğimizde kalıcı şifaya kavuşturduğun cennetlikler saffında eyle bizi...
Bu dünyada da dert değil şifa olmak nasip eyle âleme...Âmin ya Muîn! 





Sabah sabah mis kokusu,muhteşem nakışı ve boyası ile sürpriz oldu çiçeğim bana...
Oğlum çiçek soğanlarını geçen ilkbaharda almıştı ve
kendisi defn etti toprağa.O zaman da bekledik heyecan ile açacak sonucu...
Eski yayınlarımda var uykusundan uyanan çiçek soğanı Rabbinin en güzel esmalarına şule olarak şehadetini yaptı ve yeni uykusuna devam ederek üzerinden bir yaz bir güz bir kış geçti hem de aynı saksıda süs biberinin meyvelerini verdiği yerde.Sonra süs biberi de şehadetini tamalayınca toprak üzerinde hiç bir iz yokken memeleket değişti.
Apartmanın dördüncü katına saksıları çıkaran gençler"Abla toprakmı taşıdın?"dediler. 
Ben tebessüm ile"Hor görmeyin onun içinde ne hazine var."dedim.
Nisan başında uykusundan uyanmış boy vermişti.
Fakat çiçeğinin hakkı ile açacağından ümidimi keser gibi olmuştum.Fakat gidip gelip zikre devam ettim.
Bu sabah, kaç gündür beklediğim açılış ile cennet muştusu duydum.
Rabbimizin bizim ellerimiz ile bize muhteşem ikramlar verdiğini ruhum ile hissettim.
İnsan sevdiğinden bir çiçek alsa ne kadar mutlu olur,teşekkür eder,güzelliğini,inceliğini taktir eder değil mi ?
Şimdi burada bu güzelliği böyle muhteşem yaratan ikram eden Hâlık Rahman Rahîm Allah'a taktir yapılmaz mı?Subhansın Rabbimiz. 
Hesapsız ikram edensin Vehhab Rabbimiz, Elhamdullilah. 
Tekbir edilmez mi A'lâ büyüklüğü!Allahuekber.


Şimdi bu kara kuru taş gibi şeyde bu muhteşem renklerin müjdesi mi vardı? 
Rabbimiz Sen ne Kerim-i A'lâ'sın,bir tohumun kalbine bu güzelliği yazansın.
Bizi de ahsen-i takvimden ayırma,gül diye bulalım kendimizi...
Hû Bakî Hû. ..



Mahallenin içinde tosbağa ile karşılaşmak ne muhteşem! 
Çocuk heyecanı kalbe taşıran Rabbime şükürler olsun.

Ey bizim A'lâ Rabbimiz hayretimizi,zikrimizi sırat-i mustakimde baki eyle!
Seni tanımayan,zikretmeyen asi ruhların bizi pençelerine almasından muhafaza et!
Bizi daim Seni zikreden sofralara kabul et!Seni anmak ile mutmain olan gönüllere dost eyle!
Rabbim kibirle kararmış kalplerin ihtirasından bizi de zurriyetimizi de koru!
Mutlak koruyucu yalnız Sensin.Onların tuzaklarına karşı bizi uyanık ve diri et!
Âmin ya Muîn.



Şimdi ne denir bu hallere?
Biri sarılacak dal bulamamış,boşlukta başıboş kaldım havli ile sarılmış kendine...oyyy kıyamam :))
Biri kendi için hazır ettiğim dalı bırakmış komşusu karanfile sarılmış,ne denir şimdi?
Bu nasıl bir göz,nasıl bir can fıtratına verilen istikametten şaşmıyor... 
Yâ Hû. ..
Bakî Hû.




Hani siz birine emanet edilmiştirsiniz ya da biri size emanet edilmiştir.
Suya yetişmeye kudreti dahi olmayan candırsınız ya da candır.
Başka çok işleriniz olur,birsüreliğine ilgilenemeyeceğinizi bilirsiniz!
İhtiyacını bir süreliğine verirsiniz.
Fakat hesap etmediğiniz haller olur.Onu bir kanadı solmuş bulursunuz!
Bir dalı kırıktır size!
" Bırakıp gittin beni,öyle daraldım öyle bunaldım ki!"der gibi,sizin ilgiliniz ile yeniden canlanlan halinin yanında,unutmaz bir damarı halen solgun, daha fazla ilgi ister belli!
Küsmüş o damar siz yokken size hazırladığı sözleri de açmadan birbir dökülmüş olmadan yerlere!
Bir inat ki değme o damar sözünü açmıyor.Bir yandan"Geldin işte mutluyum!"dese de o incecik kök salmış damar biraz zaman istiyor."Merak etme geçer,unuturuz geçer,insansın işte, unutan,acele eden!Unuturuz merhem olur unutmak bize ey!Yine zikredelim Rabbimizi O ne güzel Habîr Rahman Hû! Bakî Hû!




Sabah yürüyüşüne çıkarsınız
Bahar sevinçleri toplarsınız.
Naneler de çiçek açmış!
Bal arısı yudumluyor du özünden de!
Başka uzun siyah hortumlu,kanatlarını müthiş hızla çırpan bir memur ile karşılaşmak ayrı heyecandı!
İkinci fotoğrafda var kendisi,arka kısmı yüzü gibi fakat değil, uzun hortumu pipet gibi,muhteşem dizayna hayran olmamak mümkün değil!
Parkta ki yeni sulanmış çiçekler ayrı bir gülümsüyordu.
Eve yaklaşırken,muhtemelen dünkü oyundan kalan halka olmuş taşlar hangi çocuk kalbin hayaliydi?
Rabbimiz ne muazzam yaratan Muazzım! Hiç bir kusur ve eksik yok!Subhane rabbiyel a'lâ...
"Elhamdullilahi rabbil alemin " 




Ey bizi karanlıklardan aydınlıklara kavuşturan Rahman Rahîm Rabbimiz, kavurucu yaz ortasında serin rahmetini ruhumuza kavuşturan Subhan A'lâ!
Senin her yaratışında ki bana göre yeni hakikatlerine şahit olmak ne büyük bir muştu!
Ben temmuz ayları kavurucu sıcak geçer zannederdim.
Meğer öyle değilmiş!
Şahidim insan fıtratına yazılan huylar gibi,estikçe esen coştukca coşan bir ruh halinde derin sıcak günlerin ortasında serin sonbaharlar aniden bastırırmış.
Derdi ile coşan bir türlü dengeye kavuşamayan,içinde kendini yakıp kavuran ateşi ile bir yüzü bahar bir yüzü kış insan gibi Bandırma...
Gamı teselli bulurda huzur bulur mu acaba!
Âh gam! Zikirden,Rabbini zikirden başka bulduğun teselli hep geçici,anlık oyalanmalara değil daim Rabbini anmaya muhtaçtır ruh!
Hû Bakî Hû.
@ikraela


#Bandırma




Çocukluğumda gece olunca her yer karanlık olur,gündüz olunca da her yer gündüz oluyor zannederdim.
"Bir karanlık oluyor,bir ışık oluyor."diye gökyüzüne bakar hayal ederdim.
Bütün kainat tüm derinliği ile ışık olurdu bana,tâ ki okul sıralarına oturup güneş sistemi anlatılana dek!
Hani belki bir portakala karanlık oda da fener tutularak okuldan önce bu hal kavratılmış olsaydı,o zaman nasıl düşünürdüm kim bilir?
Karanlığın içinde bizim adeta bir parçamız olarak yaratılan güneşin huzmeleri ile bizim hayat bulmamız,görür olabilmemiz ne muhteşem!
Dördüncü sınıf mı beşinci sınıfdayken de tek tek her insanın bir âlem,tüm insanların da tek bir âlem olduğunu düşünürdüm.Birbirimizden ayrı bir alem olduğumuz halde hepimiz birdik.
Çocuklar fıtri olarak hayrandır yaratılışa, okumaya,düşünmeye,hayret etmeye...
Aile,çevre bu fıtratı zaman ile köreltecek duvarlar örebilir.Fakat bu da imtahanın bir parçasıdır.Aklın,kalbin imtihanıdır.Allah'ı bilerek hayret etmek bir ömre bedeldir.
Yoksa ömür dediğimizde bir kahve içimi rahatlık vardır. Huzur ise Allah'ın huzurunda olduğunu bilenlere daim huzurdur.Müminin kalbinde hem huzur hem hüzün vardır.Hüzün de ilaçtır kalbe,hasrettendir hüzün.Solan her cana hüzün duyarken kalp hasret ile daim Olanı arar.Bulduğu an bir ömre bedeldir.
Hû Bakî Hû. ..



   

     
Daracık saksıların içinden bu muhteşem şenliği yaratan,kanatlandıran Rahman Allah kalplerimize güzeli görmeyi,taktir etmeyi de yaratıyor.Ne A'lâ Rauf-ur Rahîm ne A'lâ Refî Allah!
Ya anlamadan bakan,hissiz,duygusuz varlık olarak yaratılsaydık?O ne güzel görünen görünmeyen hissedilen hissedilmeyen,duyulan duyulmayan nimetler yaratan!
Ğafur - ur Vedûd Allah ey!
@ikraela



ikra ela 
instagram@ikraela















0 yorum:

Yorum Gönder