Perşembe, Ocak 05, 2017 By: İkra Ela

Gıybet,dedikodu,ölü eti,leş



Semine Demirci'nin Esma ile Yaşamak dergisinde ki ' Dil-i Kabil' yazısını okuyunca çok etkilendim.Kabil aynası ile gıybeti izlemek; Kardeşini öldürüp,sonra onu örtecek dahi bir şeyi akledememenin resmini bize sunuyor adeta!
"Bari suçunu anladın, bari ört bu meseleyi ortada bırakma ki leş yiyiciler iyice termetelef etmesin onu!"
Gıybet, Hucurat suresi 12.ayette kardeşinin ölü etini yemeye benzetilir.Bu konuyu daha iyi anlamak ve anlatmak istersek Senai Demirci'nin gıybet ile ilgili yazılarını araştırın ve 'Söz Yangını' kitabını mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Dil-i Kabil meselinden etkilenmişken rahmetlik kayınvalidemin sözü aklıma geldi!
Fark ettiğim şey içimizde bir yaradır.


                                           

Bir ay önce rahmetli olan seksen altı yaşında ki kayınvalidemin ağzından duymuştum,bir sene evvel"Beni çook yudular, çırptılar çırptılar güne astılar."demişti.
O zaman bu cümle beni bayağı etkiledi.Neden mi?
Çırpma eylemini yapan bilir, Çırpma işlemini ne ile ve neye yapıyorsa onu da bilir.

Şimdiler de unutulmuş gibi görülse de devam eden bir geleneğimiz var.Ceyizlik yorgan yastık yapanlar bilir.Birde halen bizim gibi gelenekten ve doğal olandan vazgeçmeyenler,halen bahar gelince,yastıkları boşaltırız,pamuksa güneşlendirir sadece çırparız,yünse yıkar,süzer,nemli iken çırparız.
Yunmayı anladık da,çırpma ve güne asma da neyin nesi demeden anlayıverdim,bu hali bildiğimden.
Evet kendi hakkında o kadar gıybet yapıldığını, bu nedenle gıybet yapanların,kayınvalidemin günahlarını yüklenerek,kayınvalidemi temizlediklerini anlatmaya çalışmıştı.
Yün çırpan bilir;yünü çırparken, yün temizlenir,
yünü çırpan kirlenir.
Bizim oralar da iki üç kişi bir araya gelse,o gelişte bir bit yeniği görenler:"Hayırdır kimi keseceksiniz!"ya da daha da ilerisi"Yağlı yağlı kimi kesiyorsunuz?"der.
Yeni anladım,ah ettim!ah ettim!Titredim...
"Kimi keseceksiniz?Kimi kesiyorlar?Başkasını kesmekten utanmıyor musunuz?Kessinler kessinler tüm günahım onlara geçti.Ahrette yüzleşiriz!."cümlelerini o kadar duymuş ve hatta kendim dahi kullanmıştım.
"KESMEK"kelimesi o cümlelerin içinde bizim için dedikodu anlamını taşıyordu.
Af!Af!
"KESMEK=DEDİKODU" bağlantısında ki esas beni etkileyen ne dersiniz? 

Hucurât, 12. Ayet: "Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir."

İşte beni etkileyen bu ayette gıybetin ölü eti benzetmesi ve "kesmek"kelimesinin"dedikodu anlamı ile eskilerde kullanılıyor olması! Vah bize vahlar bize!
Atalarımızın bildiği fakat zaman ile kelimenin anlamının Kur'an'ın anlamından kopuş ile nereden geldiğinin unutulmuş olması! Yıktı beni!
Biz Kur'an'ı anlamı ile okumaya başlayanlar:"Kimi kesiyorsun?"deyimini kullananlara:"Biliyor musunuz?Kur'an'da gıybet kardeşinin ölü etini yemeye benzetiliyor! diyorduk.Onlar da şaşırıyordu.Gülermisin ağlarmısın?
Körler,sağırlar birbirlerini ağırlar misali!
Kardeşini kesmek,öldürmek,derisini yüzmek yününü çırpmak!
Ah ettim!Bir zamanlar bilinen Kur'an hakikatleri geleneklerimiz ile dahi özümüze taşınmışken,Kur'an'ın anlamından kopuş haktan koparmıştı.
Ben kelimeleri ve anlamlarını nasıl bozduğumuzu ilk kendimin yaptığı hatadan anladım.Çocuklarım küçükken onlara yaptığım çorbayı zevkle,neşe ile yesinler diye  espri ile çorbanın da ismini değiştirirdim.Bizim yayla çorbası bizim evde oldu layla çorbası. Çocuklarım ilk adı unutmuş bizim çorbanın adı olmuş layla.Çocuklar biraz büyüyünce"Ya anne,ben onun adı layla sanıyordum"demez mi?

Esma-i Hüsna okumaya başlayınca "Hay'dan gelen Hu'ya gider"sözünün gerçek anlamını idrak etmiştim.
Ah ettim!
Anlam nasıl böyle kayabilir?
Toplumda o cümle"Bedava gelen bedava gider."anlamında kullanılıyordu.
Halbuki esma-i Husna ile okuyunca"Allah'tan gelen Allah'a gider."anlamındaydı.
Birde "Alasmarladık"kelimesi vardı o zamanlar hayatımızda.
Dedim"Bu ne anlamsız uğurlama!"
"Hadi 'güle güle!'anlamlı!,Alasmarladık kelimesi bozularak taşınmış olmalı! "
Kelimeyi türetmeye başladım:
"Alasmarladık,Allahaısmarladık,Allah'a ısmarladık!"
kolayca çıktı cümle!


Mâide, 13. Ayet: İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

SAFFAT, 84.. Ayet: İz cae rabbehu bi kalbin selım. SAFFAT, 128.. Ayet: İlla ıbadellahil muhlesıyn

Hz.İbrahim(a.s) misali selim bir kalbe kavuşanın dili kesmez,değil elinde ki bıçak. Elinde ki bıçak Ancak Allah emrettiyse keser.
İhlasa erenler selim bir kalbe kavuşur.İhlasa erenler bir tek Allah'a kul olan ve çokça zikredenlerdir.Yunus peygamber çokça zikredenlerden olmasaydı ziyana uğrayanlardan olacaktı.
Zikir;Allah'ı esmaları ile Kur'an ışığında,kainatı tefekkür ederek de anmaktır.
Ey bizim Ğafur-ur Rahim Rabbimiz bizi affet!Cahilliklerimizden dolayı yaptıklarımızı affet.Hakikatlere vakıf olduktan sonra hakkı yapmayı nasip et.Bizi her daim ihlasta olan salih kullarına kat,sadrımızı genişlet,dilimizin bağını çöz,hakkı söylemeye,hakkı duyurmaya,hakka örnek olmaya örnek kıl bizi!
Dilimizi kardeşlerimizi kesmeye değil Senin esma-i Hüsna'nı hakkı ile anlatabilecek yumuşaklığa erdir.
Ya Ğafur-ur Vedûd Hû...

ikra ela









0 yorum:

Yorum Gönder