Cumartesi, Mart 12, 2016 By: İkra Ela

Aynalı Beşik



Aynalı beşiklerin olduğu diyarın evlatlarıyız.
O aynalar neden beşiğe  asılırdı ki?
Adem evladı unutmasın mı aynada ki halleri?Yoksa pırıltısı gözlerini alsın da daha çok mu uyusunlar?
Ya da ilk yüzleri hep hatırlarında mı  kalsın,o masum,temiz,pürüzsüz yüzleri?

Beşiklerde kalan,ellerini uzatıp da kavuşamadığı aynaların farkına ne zaman farkına varır ki bebeler,kendini ilk gördüğünde ne hisseder?Bir yüzü olmasına memnun olmuş mudur ki ya da o yüzden memnun mudur ki?

Hayran olur o Yusuf yüzüne çocuk cennetinden çıkmadan evvel.
Zamanımızda aniden suyun yüzünde yüzü ile tanışan ilk insan gibi yüzü ile tanışan, ne kadar farkında olur ki kendinden?
Bulanık ,dalgalı,yerinde duramayan bir yüz.Dokunur ulaşmak için yüzüne.Meğerse bir yüzü varmış,yansıtıcı olmadan göremeyeceği...
O yansıtıcı ki kendi ile buluşturan ve o huzur cennetinden uzaklaştıran.
O ayna ile o kadar yakın olur ki,öz'ünü görmek ister,görmek istedikçe pürüz bulur,buldukça sıkmak,deşmek ister,çekip koparmak ister.İşte o yalın ve duru hali gider.

Bazen taşkındır,bazen duru...fakat hep ayna ister.Arar aynada Yusuf güzelliğini...
Hal bu ki o Yusuf'tu.O Nur onun yüzündeydi.Kendi görmeden de,kendi bilmeden de.Yusuf pürüzsüzlüğü,nakışı,tebessümü vardı beşiğinde unuttuğu aynada...
Bu bir kör ebe oyunu muydu?Kendini bulma oyunu!Kendini kendinde bulma oyunu!Kendini bütün alemde bulma oyunu!
Çok bedava bulduk kendimizi değil mi?Hazır,iki emektarın vesilesi ile,ne kadar da ucuzuz.Şimdi ucuz ettiğimiz o yüzü bulma zamanı,kuyulardan çıkarıp,köle diye harcamadan hak ettiği yere...

                                               ikra ela
                                              @ElaIKRA



0 yorum:

Yorum Gönder