Pazartesi, Kasım 03, 2014 By: İkra Ela

Tek ve zor da kalmak



ÖTEKİ(LEŞ)TİR ME !EVLERİMİZDE
Kardeşlik bilincinin uyanıp,dirilmesinin ve ışığının yayılmasının zamanı geldi de geçiyor.
O masanın üzerinde kabuğu soyulmuş da  unutulmuş kurumaya terk edilmiş bir yetim...!
Yok olmadan,birbirimizi yok etmeden yememiz gereken bir tat,bir şifa...
Zor zamanlarda hatırlarız kardeşliğimizi,hep beraber zor zamanlarda...Tek zor zamanlar,zamanın içinde bir nokta...karınca gibi...görülen fakat bir o kadar da görmezden gelinen.
Tek ve zor da kalmak,yetimleşmek; babasız,yani desteksiz,güçsüz,
şefkatsiz kalmak...
Tek ve zor da kalmak,öksüzleşmek;yardımsız,sevgisiz,merhametsiz kalmak...
Baba ve anne ÖZVERİ kaynağı ...Öz'ü ile vermek,karşılıksız vermektir.
Öz'ü bilememek bazı anne ve babaları,akrabaları,toplumları da ÖZVERİSİZ yaptı.Karşılıksız olmadı ilişkiler.Karşılıksız olmadı iyilik zannedilenler.
Yetimleştikçe yetim kaldı garipler,dalga geçildikçe onların kuyusuna düştü,çarkına daldı öksüzler.
Ah o hümeze ve lümezeler...!Dalga geçerek yaptıklarınız,minnet duysun,köle olsun diye verdiklerinizin hesabı ateş olacak...!
 Öz'e kavuşmak Yusuf bilincine kavuşmaktır.Hz.Yusuf bilinci nasıl kardeş olunur bilincidir.O  kardeşlerinin en zor zamanlarında onlara kucak açtı.
İffet timsali güzel Yusuf Züleyha'ya(servet,şehvet,şöhret)sırt çevirerek'te kardeşliğin  hakkını verdi.
Kur'an-daki kıssalar geçmişte kalmış bir serap değildir.Şeytan, insanı doğruluktan ayırmak için elinden geleni yapacağına yemin ettiğinden beri var ve son saate kadar da var olacak.
Nefsinin arzularına kapılanlar için servet,şehvet,şöhret birer anahtardır.Bu anahtarlar ile bilinçleri kilitleyerek istediklerini tuzağa düşürmeye çalışırlar.Arzularının peşine düşen bu tuzağa düşer.Bilinçlerin kilitlenmesi ile insan gözü kör bir canavara dönüşebilir.Önüne geleni yakıp,yıkıp, ezip geçebilecek şekilde...
Böylece ötekileştirme başlar,üstün olma,üstünlük davası...şeytanın ezelden başalattığı dava...KİBİR
Önce Öz'ümüz de başlar bu evlerimiz de,çekirdeğimiz de...
Tohumlar çürüdükçe ağaçlar yeşermez olur ,zehir olur her yer...
Düzeliyor sanılsa da nesilden nesile aktarılan,genetik hastalıklar gibi hastalıklarımız vardır.
Atalarımızdan bize aktarılan bilgiler nimettir fakat ayıklanması gerekir.Gelenekler özelliklede zulme sebep olan gelenekler birer hastalıktır ve toplumu hasta eder.
Öz'ümüzü yani en başta evimizi hastalıklardan korumalıyız.Ötekileştirme de bir hastalıktır ve yine şeytan ile başlar bu aslında şeytanın davasıdır.Ötekileştirerek üstün o kalacaktır.O ayırdıkça,kan döküldükçe o kibrin zirvesindedir.
Evlerde başlar ötekileştirme:
Kız doğunca ötekileştirme
-Kız mı doğdu?
-Neyse hayırlısı?denilen ve ya:
-Bu çocuktan adam olmaz,bunun zekası düşük.
-Hem güzel hem de zeki adam  olur bundan,dediğimiz ve benzeri çoğaltabildiğimiz kadarı ile çoğaltabildiğimiz.
Sonra akrabalar arasında olur ötekileştirme.''Bizim aile de olmaz diyen var mı?'' bilmem!
Akıllı-deli,fakir-zengin,çalışkan-tembel,cahil-entel vs...
Görmezden gelinir hatta bazı akrabalar, karınca gibi ya boğulmaya terk edilir ya üzerine basılır geçilir.
Gerçekten deli olmak hariç insanlara zulüm yapılıyorsa o akraba dahi olsa onu terk etmek ve hakkı yapmak doğrudur.Bu ötekileştirme değildir.
İnsanın hatalarından dolayı,yaşayış olanaklarından dolayı,ırkından dolayı kimse kimseyi ötekileştiremez.
Akraba içerisinde anne cahil,baba insanlık bilincinden bihaber evini dahi idare edemeyen vb. olabilir.Akrabaların sırf annenin,babanın bu durumundan dolayı onları terk etmesi,ötekileştirmesi doğru değildir.Bu gibi ailelerin ötekileştirilmesi,terk edilmesi o evde ki masum canların en başta mutsuzluğuna,çaresizliğine sebep olur.Hali ile de o çocuklarda topluma ve akrabalara karşı kin oluşur.
Komşular arasında da ötekileştirme olur.Zengin-fakir,apartman sakini-kapıcı,yerli -yabancı,köylü -kentli,eğitimli-eğitimsiz,şu ırk-bu ırk...''Bizim mahallemizde bunlar yaşanmıyor diyen var mı?'' bilmem!
Her ötekileştirme her bir insanın,her bir ailenin yetim,öksüz kalmasına sebep olur.Bu yetim ve öksüzlerin hakkını vermemek,yaşam alanlarını kısıtlamak onları birer esir boyun gibi bir şeylere zorunlu kılmak bizlerin vebalidir.Artık bir oturup düşünelim bunun hesabını.Kimin kime hakkı varsa ödesin!
Bizim aklımız var diye biz aklı olmayan kardeşlerimizden üstün değiliz!
Aklımız ile sorumluyuz.Aklımız ile yetim bıraktıklarımıza ne yapabildik,hangi sorunu çözdük ışık olduk...
Kolumuz var diye biz kolu olmayan kardeşlerimizden üstün değiliz!
O kol'dan sorumluyuz.Hangi güzel işi yaptık,hangi yetim bıraktığımıza sahip çıktık...
BİZE VERİLMİŞ OLAN HER OLANAKTAN SORGULANACAĞIMIZ GÜNDEN KORKALIM.
OLANAĞI OLANLAR OLANAĞI OLMAYANLARDAN SORUMLUDUR.
Kur'an-da bir çok ayette mesul olmayanlar açıklanmıştır.
Mesuliyetlerimizden kurtulmak için kendi ellerimiz ile kendi gözlerimizi çıkarmayız değil mi?
Aslında çıkarıyoruz.Görmemezlikten gelerek,kendimizi kör kuyuya atıyoruz.
Işığa hasret olanlar ışığın kıymetini en iyi bilirler.O ışığa hasretleri bize verilmiş ışık nimeti ile yol aça bilmek hem kendi içimize hem de ahretimize ışık taşımaktır.Elimizden geleni yaparak ne yaptı isek onu Nur olarak bulacağız.
İslam ülkesi olarak tek bir olmadıkça ve bunu öncelikle evlerimizde başlayıp akrabalar ile sürdürmedikçe,yetimlerin boynu bükük,gözü yaşlı kaldıkça yetim peygamberimiz Hz.Muhammed'in yoluna bir adım dahi atmamışız demektir.
O yetim ve öksüzdü.Bu bir tesadüf değil.O Alemlere RAHMET OLARAK GELEN.Onu akrabaları yetim bırakmadı.O da yetimleri.O nun yolu yetimlerin elinden tutmaktan geçer.
Ben üstünüm,biz üstünüz hırsından ve itibar sadece ben de,biz de kalsın diyerek kardeşinin köleleşmesine,
iffetine göz koyulmasına,
zindanlarda
yalnız
ve çaresiz köşelerde kalmasına sebep olanlar bilsinler ki nefslerine kölelik ve kulluk ediyorlar.
Kardeşi ile eşit olabilecek olanaklar sunabilecek güçte olup da yerinden dahi kalkmayanlar  bir de onların doğru olabileceği,doğrulabileceği şeylerin önüne set olanlar bilsinler ki şeytanın üstünlük hırsı ile hareket ederler.ŞEYTANIN İZİNDEN GİDERLER.ONUN FISILTISINA, NEFSLERİNE YANİ ARZULARINA KÖLELİK ETTİKLERİ İÇİN UYARLAR.
Bin kere Firavun sistemini terk etsek içimizde ki tüketim hırsını,üstünlük hırsını öldürmedikçe içimizde ki buzağıya taparız.Benllikte Firavun gibi zirve yaparız.
ikinci bahar yeni bir fırsattır aslında uyanmayan tohumlar için.Sur üflenmeden... açsın kasımpattı çiçekleri...
                                                                 İkra Ela
                                                              @ElaIKRA

0 yorum:

Yorum Gönder