Perşembe, Eylül 04, 2014 By: İkra Ela

Tesettür,örtü,Takva elbisesi

                  
                            ÖRTÜ 
'' Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah'ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.

Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık.''
         
                           A’RAF suresi 26.27.ayet.

                                               

’’İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için, kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.’’
                           HUD suresi.5.ayet

 ‘’Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.’’

                       AHZAP suresi.59.ayet.

 ‘’Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.’’


’’Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde, kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.’’

                                 NUR suresi 58.59.ayet.

                                                                   
  Elbiseyi;  bedenimizi kirlerden, sıcaktan, soğuktan korumak,güzel görünmek,örtmek,anlam kazanmak,yaptığımız işe sembol olması için giyeriz.Dikkat ederek giyindiğimiz elbiseler kendimizi daha zinde hissetmemizi  ve sağlıklı olmamızı sağlar.
 Takva elbisesi ise bu dünyada insanın maneviyatını koruduğu gibi ahrette cenneti de kazandırır.Nefsimizin huzurlu olmasını sağlayarak,doğru yolda daha iyi ilerlememizi sağlar.
Takva elbisesi nefsimize seçtiğimiz elbiselerden biridir. Modeli Allah’a karşı gelmekten sakınma, sorumlu davranıştır. Salih amellerde istikrarlı olup hakkı batıldan ayırarak, dengeli gidilen hidayet yoludur. Şekli aşırılıktan uzak ve temizdir. Kendini günahlardan koruma, ayıp ve kusurlarını örtme güzelliğidir.
Nefsine Takva elbisesi giydiren hidayet yoluna girmiştir.Takva elbisesini nefsimiz için seçmek bizim irademize bırakılmıştır.
  Tesettür elbisesi  Allah’ın farz kıldığı  giyinme şeklidir. Güneşin her gün doğması nasıl farz ise hayatın dengeli ve düzenli devamı için, tesettürde toplum hayatımız da ki dengeler ve düzen için bir o kadar farzdır.
Bu denge ve düzeni tesettür nasıl sağlar?Sadece bedenin tesettürü mü vardır?
   Tesettür, toplumda çoğu insan tarafından kadının güzelliklerinin kapatılması ve özgürlüğünün, rahatlığının elinden alınması olarak görülmüştür.
  Çoğu kadın geleneklerinden dolayı kapanmış, kimi baskı altında kalmış, kimi istediği için kapanmış, kimi de farz olduğu için kapanmış, kimi korkusundan, kimi sevgisinden vb. gibi
  Kimileri tesettürlüleri hiç sevmemiş, kimileri cahil görmüş, kimileri hiç hesaba almamış, Kimileri de tesettürsüz olanları hiç sevmemiş, günahkar gözüyle bakmış.
  Allah’ın her farzı(kesin emir)kesinlikle insan için rahmettir, hayırdır. Bakalım elbise bize bu hayrı nasıl anlatıyor?
Tesettür kadının güzelliklerini örterek, kadını hain bakışlardan koruduğu gibi, kadının ayıp ve kusurlu yanlarını da örterek, gizleyerek kadını korur.

Kadının tesettürü toplumun nefsinin korunması için ne kadar gerekli ise erkeğin tesettürü de gereklidir.Bu durum ailenin tesettürüne de benzer.Bir ailede içte ve dışta tesettür olmasa o ailenin yeni yetişen çocuklarının nefsi ne hale gelir.Kuralsız ailelerde denge yoktur.Her şeyin tesettürsüz bir şekilde ortada olması çocuklara travmalara sebep olur.Aynı şekilde toplumda da her şeyin ortada olması toplum nefsini özellikle de çocukların nefsinin bozulmasına sebep olur.Sonrada deriz ki yeni nesil niye böyle.
Gecede (gizli)ve ya gündüzde(açık)yaptıklarımızı takvalı bir tesettür ile yapmaz isek önce kendimizi sonrada farkında olmadan neslimizi bozarız.
Baba dışı anne içi temsil eder bir ailede.İç korunma ile dış korunma sağlam olursa o ailede düzen,güzellik ve huzur olur.
Dış korumayı kendinde ki iç takvası ile sağlayamamış bir baba ne yazık ki kar da çocuğunu çıplak bırakmış gibidir.
İç korumayı dış tesettürü ile sağlamlaştıramamış bir annenin ailesinin her sorunu her güzelliği hain bakışların ,bağları koparmak isteyen kıskançların dikkatini üzerine çeker.
Her iki halde de mikrop  sinsice açık kapılardan girer.Ailede sinsi habis hücreler oluşur.
Aile ne kadar tesettürünü dengeli yaşarsa o kadar huzurlu olur.Dış güzelliklerini olur olmaz sergileyenler toplumun nefsini hasta ettiklerinin farkında değillerdir.
Nefsini Allah ‘a bağlamamış, Kur’an-ı rehber etmeyen, takva elbisesini giymemiş olan insan, bolluğun içinde nefsi gizli ve ya açık her an sapıtmaya müsait olabilir. Doyumsuz olur. Artık evinde ki kadını görmez ve ya evin deki erkeği görmez. Gözü hep daha güzelinde, daha cilveli de, daha yakışıklısında, daha paralıda olur. Zamanla ulaşa bilirlerse bunlara, artık tatminsizlik hastalığı baş gösterebilir. Böylece zinaya  kapı açılabilir, sonuçta sapıtma da olabilir.
  Kendi cinsinden olana, hatta daha ilerisi küçücük çocuklara bile göz dikmeye başlar. Toplumda böylece başlayan bu küçük gibi görülen çürüme zamanla toplum da doğalmış gibi görünmeye başlar, hastalık yavaş, yavaş yayılır. Çürümeye götürür.Sapkınlığın adı özgürlük olur.

  Erkekler de kadınlar da bu kadar bolluğun içinde, bir de zengin ve güçlü iseler yine takva elbiselerini giymemişlerse, artık güzel kadınların ve erkeklerin içinde de seçme yaparlar.
  Kadınlar kendilerini güzel göstermek için bilemezler ki neler yapsınlar. Bu kadınlarımız güzellikleri ile çekicilik kazanmaya ve teşhir malzemesi olmaya başlar. Reklamların vazgeçilmez malzemesi olurlar.
Toplumun bozulmasına yardımcı olduklarının da farkında değillerdir. Güzelliklerini sergileyenler güvenli ortamda iseler bir kısmı kendini tehlikelerden koruyabilirler.Kendilerini korurlar da  başkalarının bozulması sebeplerinden biri olmak vebalinden nasıl kurtulurlar artık Allah bilir?Bunların içinde birde hayatı daha yeni yeni anlayan çocuklar olunca!

 Normal şartlar da yaşayan insanlar televizyon, internet  iletişim araçlarından ve ya sokaklar da vb. gibi yerlerde gördüklerinden etkilenen, o güzelim genç kızlarımız, genç oğlanlarımız da  hayatlarının baharın da, eğer kendilerine sahip çıkan aileleri de yok ise heba olur gidebilirler.O zaman ‘’Yazıııık vah vah işte cahilliklerinin sonucunda oldu’’deriz.
Evet cahillikte etkendir ama insan en çok gördüklerinden ve yaşadıklarından etkilenir.
 Ekonomik yönden rahat genç yavrularımız da tuzağa düşer aşırı bolluktan ve rahatlıktan.
Aklıselim bir ailesi yoksa bu gençlerin tatminsizlik hastalığına yakalanabilirler,mutsuzluk, dayanak yok, bunalım, uyuşturucu vb. gibi
Yine bir şey olursa’’yazııııııık,o bolluğun içinde şımardılar,olacağı buydu’’ deriz.
Kendimiz de hiç suç aramayız. Toplum niye bu kadar cinnet geçiriyor sorgulamayız.

  Diğer yandan her insan mankenler kadar güzel olmayabilir. İnsanların genelinde fiziki de gizli açık kusurları vardır. Fiziki kusurları olmayanlar da zamanla ve ya bir sebep yüzünden kusurlu hale gelebilir.
Bedenlerinde kusur bulunan erkek ve kadınlar da, Allah’ın emrettiği şekilde tesettüre uymazlar ise onlar da büyük bir zorluğun içine girerler. Neden dersiniz?
 Çünkü aklıselim olmayan insanlar güzelin yanında, kusurlunun yüzüne bakmaz, hor görebilir, alay edebilirler, rencide de edebilirler.Hümeze suresi bu konuyu en güzel anlatır.
Bedenleri kusurlu olan insanlar, bu tür eziyetleri kimi önemsemez, kimi kavga eder, kimi isyan eder, hayata küser, kimi hırslanıp kendini düşüncesizce tehlikeye atar,kimi kendini beğendirebilmek için yanlış yollara girebilir. Kimi de bu gibi şeyleri çok sorun ederek akıl dengesini kaybedebilir. Lakayt, umursamaz, güzelliklere karşı düşmanlıkta geliştirebilir.Kimileri  zenginlik hırsına girip servetinin kendine kalkan olacağını sanır.
Kendisi ile aynı olmasın ve itibar sadece bize kalsın diyen Hz Yusuf'u kuyuya atan kardeşleri gibi olan insanlar,şirketler vardır.Kaliteli ürünü çok pahalı satarak gelir seviyesi düşük olan insanların kaliteli ürün giymesine engel olurlar.Bu şirketler uygun fiyata satsalar sürümden dahi çok para kazanacakları halde bunu neden yaparlar?Tabi ki aynı olmamak için!Özel olmayı sürekli başkası ile aynı giyinmemekte ve pahalı kıyafetlerde ,eşyalarda ararlar.Bitmez tükenmez hırsları vardır.Bu sebeple kardeşlerini kuyuya atmaktan hiç vazgeçmezler.
Köle olur belki kardeşleri, fakat batılı gördükçe hakkı daha iyi anlarlar.
Züleyha(servet,şehvet,şöhret)üçlemesi bilinçleri kiiltlese de hakkı gören  sırt çevirir batıla.
Artık düşünsün toplumun bozulması pahasına itibar bende kalsın diyenler!
  Bir tarafta da sadece ailesinin baskısıyla ve atalarından ne gördüyse tesettüre uyanlar vardır. Bilgisizce yapılan her işte olduğu gibi bununda sonu yoktur. Zorla örtünen genç kendi için açılma imkanı bulduğu her anı değerlendirebilir.Bilinçsiz yapılan her iş sarpa sarar.

  Atalarından gördüğü ile hareket eden ve kendini geliştirmeye çabalamayan ve yaptığı işin sebebini ve sonucunu araştırmadan balıklama atlayanlar ve her duyduğunu doğru sanıp sorgulamayanlar da bu guruba girer. Her iki gurupta bilinçsiz olduğundan hatalara düşebilir.
Toplum tarafından da ’’işte bak tesettürlü ama neler yapıyor. ‘’ demelerine sebep olabilirler. Bilinçsizce tesettüre girdiklerinden, hal ve hareketlerinde tutarsız olabilirler. Bu durumlar münafıklığa sebep olabilir. Her iki gurupta, toplumda çok rencide edile bilinirler. Bu kişiler de ne zaman ki takva elbisesini giyerlerse tesettürlerini de bilinçli yaparlar.

  Yüce Allah'ın  tesettür emrine bilinçle uymamanın toplumda ne büyük yaralara sebep olduğunu görüyor muyuz?
    Allah’a samimiyetle bağlı, akılı ve gönlü ile nefsini dengeleyen, Kur’an –ı rehber eden ve istikamette gayretli olan insan takva elbisesi ve tesettürü ile bu tür zorluklardan ve eziyetlerden korunur.
  İnsanın dıştan giydiği elbise,  yani yüzeysel görünen kısmı da bu kadar önemlidir. İnsanın tesettürü önemli değil demek bir çeşit katliamdır. Kar da ve çöl de çıplak gezmeye benzer. Bedeni güzel kardeşlerimiz içinde bedeni kusurlu kardeşlerimiz içinde zulümdür, eziyettir.
Şimdi sırf keyfimiz için bu kadar önemli tesettürü alıp atmamız, aynen üzerimizden derimizi atmamıza benzer. Derimiz çıplaklığa dayanamadığı gibi, iç organlarımız da deri elbisesini giymez ise kendini tamamlayamaz, ölüme mahkûm olur. İç organlarımız hem maddemiz hem de manalarımızdır. Her organ farklı bir görevle farklı bir mana taşır. Üst deri yok edilirse içerideki organlar manasını zuhur edemez.
Yani insan takva elbisesini giymeli ki kendinde ki güzel manalar ortaya çıksın. Bu manalar şekil olarak güzel görünmeyenleri bile güzel gösterir. İlk baş da Allah’ın rızalığını kazanır,
Allah’ın rızalığını kazanan da dünya ahret mutlu olur. Allah sevdiğini sevdiklerine sevdirir.

                                                                     
Kur’an, insan, dünya bir bütündür.
Bedeni yedi kat deri korur.
Dünyayı yedi kat koruyucu tabaka korur.
İnsanın manevi koruması da:
Allah’a, peygamberine, meleklerine, Kur’an-a, Ahrete iman ederek ve akıl gönül bütünlüğü ile nefsi aşırılıklardan koruyarak olur.
Hepsini de ALLAH yaratmıştır. Tek koruyan da odur Her şeyi ölçü ile yaratmıştır.


’’ O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.’’
                                                                 FURKAN suresi.2.ayet.


   Manamızı çöpe attık diyelim, insan bir robota döner. Bilgisayar gibi, sayar da sayar. Saydığından kendi bile bir haberdir. Maddeni çöpe attın diyelim, manan da kullanılamaz
O zaman, kendini gösteremez, icraatlarını ve güzelliklerini anlatamaz.
Bu dünya da manana ulaşamaz isen bedenin olur çöp, madden manan için araçtır. Sana verilmiş lütuftur.
Dünyanın manası için delik deşik etmişiz, ne madenler bulmuşuz, ne hazineler.
Okyanusa dalmışız içinde ki hazineler için.
Toprağı sadece toprak olarak görseydik içinde ki hazinelere kavuşamazdık.
Okyanusu da sadece okyanus olarak görseydik, korksaydık içindeki hazineler gün yüzüne çıkamazdı.

’’ Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler ona döndürülür. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.’’
                                                                    HUD suresi 123.ayet


Tesettürü sadece kapanmak olarak algılayan, hiç mananın yanına uğramayan vardır.
Bunlarda dış korumalarını yaptıkları halde, iç korumalarını başıboş bıraktıklarından dengeleri şaşar. Sık, sık hatalara düşebilirler. Bu şekil de münafıklığa sebep olabilir. Dışını koruduğu halde içini koruyamadığından içi dışı farklı olabilir. Kendi içinde de şüphelerle dolaşır durur. Şeytan da o nefsi bir ele geçirdi mi ah yazık olur o nefse. Artık o kişinin sözlerinin doğruluğu ayırt edilemez, tutarsızdır, dayanaksızdır, söz verdi mi yapmaz. Tesettürü sadece kılıf yapar kendine. Artık o şeytanın tuzağına da balıklama atlar. Yalanı çoğaltır. İçinden çıkılamaz hale gelir.
Bu kişi bir ergen ise onun elinden tutan takvalı bir insan olmaz ise o genç uçurtmanın rüzgârda savrulduğu gibi bir oraya bir buraya savrulur gider. Ne zaman ki günahını, hatasını anlar ise o zaman kurtuluş yoluna girer.
 
Bu kişi yıllar geçtiği halde inadına devam ediyorsa münafıklık iyice kalbini karartır, Kalbi doğruları göremez, kulağı doğruları işitemez, gözleri gerçeklere kapalıdır, dili doğrulara lal olur


                AY
Gece gibi karanlık olma ki doğruları göresin.
Gece gibi örtücü ol ki kusurları örtesin.
Gece gibi kendini gizlersen,
Gündüz de ortaya çıkarsın,
Sen Ay gibi yansı ki
Gece de olsa nur’la parlayasın.
Hilal’e dönsen de
Mehtap olasın,
Sen kendin ol ki
Karanlığı delen yıldız olasın.
Karanlıkta olana yol olasın.
Yönün Nur’da ise
Hep daim olasın.
                                                                         
’’ ...Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz…’’
                                  BAKARA suresi.187.ayet
 Eşlerin bir birlerine örtü olması ne demektir. Bir düşünelim?
 Örtü korumak, gizlemek, sarmak, ısıtmak, ferahlatmak,süslemek, rahatlatmak amacı ile giyilen elbisedir.
Birçoğumuz şahittir,rahat uykumuz için hazırlanan döşeklere.Kış gecelerinde sıcak tutsun ve daha sağlıklı olsun diye annelerimiz hazırlar onları.Yazdan yünleri pisliği gidip suyun rengi berrak oluncaya kadar yıkar.
Sonra onları kurutur,çırpar tek tek dikenlerini ayıklar.Temizlediği yünü önce bir iç yüze doldurur,sonra ona dış süslü temiz bir yüz geçirir.İçi dışı temiz içinin temizliği dışına vurmuş bir döşek.Rahatlatıcı ve temiz.Fakat kirlenir dışı ile korunmuş olsa da kirlenir iç ve dış temizliği düzenli yapılmadıkça.
Eşlerde  bir ömür yatacakları döşeği cehennem döşeği(zemini) yapmamalıdır.Hazırlanan döşek gibi içleri ve dışları da bir ömür temiz tutulmalıdır.Temiz tuttukları aile bu dünyada iyiliklere sebep olurken ahrette de onlara cennette rahatlık döşeği olacaktır.
O döşeği(zemini)hazırlamak ailelerin görevidir eşlere düşen görev ise o döşeği(zemini)temiz tutmaktır.
Aileler çocuklarına iyi bir döşek(zemin)hazırlayamamış olabilirler.Fakat eşler o döşeği  söküp temizleyip yeniden hazırlayabilirler.
Hayatın kolaylaşması ile ne yazık ki kirlenen hazır döşekler(zemin) atılıp yenisi alına biliyor.Alma imkanı olmayanlarda bir ömür o döşekte(zemin)de kokuşup kalıyor.Öz'e dönmek öyle zor geliyor ki artık kim yün yıkayıp ,çırpacak.
Geri dönüşüme giden  döşek(zemin)ateşten geçmek zorunda.Her ihmalimiz ateş olup dönüyor bize...
Eşler birbirini yıprattıkça hazır döşekler gibi bir anda atılıyor.Hal bu ki içi  temiz tuttukça yeni takılan yüz bir öncekinden temiz ve güzel oluyor.Eşlerin bir ömür bir döşekte(zeminde) yatmaları için bir ömür o döşek(zemin) temiz tutulmalı içi ve dışı ile..
Buna göre erkek ve kadın eşler birbirlerini koruyan, sevgileri ile ısıtan, güven veren, zorluk anlarında ferahlatan, sırları paylaşan, ayıp ve kusurlarını gizleyen örtüler olurlarsa o ailede huzur ve mutluluk olur. Toplumun en küçük çekirdeği sağlıklı olur ise bütün toplum sağlıklı olur.
    Örtünün süs olma yönü ile de eşler bir birinin süsü, neşesidir. Bu anlayış ile yetiştirilen gençler sağlıklı huzurlu evlilik geçirir. Yeni evlenecek çiftlere Allah’ın sınırlarını helal ve haramlarını öğretmek evliğin huzurlu sağlıklı yürümesi için de şarttır. Bu konulardan yeni evlenecek çiftleri haberdar etmek, gençlerin sahiplerinin boynun borcudur. Bu görevi ihmal eden aileler büyük vebal altına girerler. Çocuklarını diri, diri zulme, sıkıntıya atmış olurlar.
                                                                     
  ’’ Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.’’
                                                                            MAİDE suresi.31.ayet.
’’ Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız’’
                                                                            A’RAF suresi.41.ayet
                                                                               
 
’’ Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.’’
                                                                                YUNUS suresi.27.ayet
                                                                       
’’ Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.’’
                                                                                 KEHF suresi.90.ayet

‘’Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.’’

’’Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut erkek kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin oğullarından yahut Müslüman kadınlardan yahut sahip oldukları kölelerden yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!’’
                                                                              NUR suresi 30.31.ayet

’’ O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.’’
                                                                            FURKAN suresi 47.ayet
                                                                   
’’ Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”
                                                                            FUSSİLET suresi 5.ayet

’’ O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çörçöpe çevirendir.’’
                                                                             A’LA suresi.4,5.ayet:
                                                                     
 Rabbimiz yeşil bitkileri de örtü olarak söylüyor.''Yeşil bitki örtüsü'' denilerek bize ne anlatılmak isteniyor acaba?
 1-Yeşil bitkilerin  görünen yüzü süsüdür, yani iç organlarımızın süsü derimizdir,
Derimizin süsü elbisemizdir, elbisemizin süsü zinetlerimiz(bizde ki hazineler)dir
Zinetlerimizin süsü, Takva elbisesidir.
   2-Yeşil bitkiler fotosentez yaparak, oksijen verir karbondioksit alırlar, havayı temizleyip, hayat bütünlüğünün bir parçası olurlar. Bu da bir koruma şeklidir, Bizlerde oksijen alır karbondioksit veririz. Derimiz de bu işlemi yapar nefes alır verir ve korur. Elbisemiz de sıcağa, soğuğa, hain bakışlara, alaylara karşı bizi korur. Takva elbisesi ise nefsimizi aşırı istek ve arzularından korur.
3-Yeşil bitkilerin çör çöpe dönmesi demek, işe yaramaz hale gelmesi demektir. Derimiz ve elbisemiz de çör çöpe döner ise işe yaramaz. Deri aşırı kir ve aşırı temizlikten hasara uğrayabilir.  İç organlarının hastalanmasına sebep olur
Elbiseleri  zamana ve şartlara göre giymezsek o da bize fayda vermez. Zarar verir. Kışın ince giyinmek gibi!
 Tesettürlü olup, takva elbisesini öz benliğimizde giymesek o da faydasız bir hareket olur. Çünkü dışımızın içimize yansımaması, münafıklığa sebep olabilir.
 Kalplerde karardığı için doğruyu göremez hale gelir. Yapılan işte çör çöpe benzer,ziyan olur. Giyilen iki yüzlülük elbisesi de ateş olur böylece
4-Yeşil bitkilerin de gizleme ve kusurları örtme yanı vardır.
 İç organlarımız açıkta  ne olurdu? Elbiselerimiz bizi gizlemeseydi ne olurdu? Ailemiz ve evimiz de tesettürümüz dür. Ya olmasalardı?
Bu haller de hayvandan, hatta daha aşağısın da olmaz mıydık? Hamd olsun ki O yüce Allah’a bize tesettürü ve takva elbisesini verdi.

  Nur suresi 31 ayetteki zinet neyi anlatıyor bize? Kadınların zinetlerini gizlemesi ne demek acaba? Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar ne demek acaba?
  İnsanların hal dilleri vardır. Öfkelendiklerin de gözleri büyür, sesleri yüksek çıkar, elleri kolları da bu öfkeye tabi olurlar. Sevindiklerinde dudaklar gülümser, kollar sevdiğine sarılmak ister. Kızdıkların da kaşlar çatılır, Mimikler insanın o an ki hallerini o kadar güzel anlatır ki. Kişi iki yüzlülük yapmıyor ise hal dili olduğu gibi kişinin duygu ve düşüncelerine rehberdir ve ya iki yüzlülük bile yapsa gözleri onları ele verir.
  Hiç yaramaz bir çocuk olmadık mı?’’Bana ne! İstiyorum işte, benim istediğim olacak, hayır gitmeyeceğim ‘’vb diyerek şımarıp ayaklarımızı hızlı, hızlı yere vurmadık mı hiç?
   Ayakları yere vurmak da bir hal dilidir. Ses çıkartmaktır, ben büyüdüm, benim de şahsım var,  yeteneklerim var. Benim de isteklerim var, ben de artık bir şeyler biliyorum demektir. Yani ben buradayım, bana bakın demektir. Gösteriş yapmaktır. Dikkat çekmeye çalışmaktır. Kendini göstermeye çalışmaktır. Kendini ispatlamaya çalışmaktır, kendi isteğinin olmasına ısrardır. Yani kısaca çocukça bir harekettir. Ayaklarını yere vuran çocuk, nefsine dur diyemediği için haylazdır.
Kadın haylaz çocuk gibi nefsinin aşırılığına dur demez ise, kendini çok büyük felaketler
bekler. Allah’ın emrini hiçe sayar, benim isteğim olacak diye ısrar ederse, hem emre itaatsizlikten günaha girer, hem de kendine zulmetmiş olur, hem de karşısındakine zulüm eder. Allah’ın her farzında insanlar için büyük hayırlar vardır. Kadın nefsi, güzel olmayı, güzel görünmeyi ve beğenilmeyi çok sever. Kadın bu nefsini ulu orta her yerde göstermeye kalkarsa başına büyük belalar açabilir. Neden?
                                                                     
Pırlantalar bu dünya da kadına layık görülür. Kadın güzeldir, erkek nefsini çektiği gibi, kadınların da kıskançlığına uğrayabilir. Nefsine müptela olmuş kadın da erkek de kadının zinetlerine göz dikebilir. Onun için hain planlar kurabilirler. Çağlar boyu da bu yüzden ne kanlar dökülmüş, kadınlar zorla fuhşa sürüklenmişlerdir. Çoooooook acılar çekildi çok!
                                                                     
’’Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,’’
                                                      TEKVİR suresi 8,9. ayet
                                                                       
Diri, diri o güzel kızlarımız niye gömüldü dersiniz. Deli miydi onlar?
Evet, şaşırmışlardı, bir deli gibi gözleri bir şey görmüyordu. Fuhuş o kadar almış başını gitmişti ki. Babalar benim de kızım büyür de fuhşa sürüklenir korkusuyla gömüyorlardı yavrularını. Akılları başlarından gitmişti. Sanki yüzyıllardır halen diri, diri gömme devam etmiyor mu sanıyoruz? Görüyoruz da görmemezlikten geliyoruz, duyuyoruz da duymazlık tan geliyoruz. Sadece kendi çocuklarımızı koruduk diye kurtulduk mu bu sorumluluktan? Fuhuş erkek çocuklarımıza da musallat olmuş durumda değil mi?
Dünyanın en uzak köşesin deki evladımız da, en yakınımızdaki evladımız da bize Allah ‘tan emanet değil mi? Namus korkusundan çocuk yaşta evlendirilen çocuklarımız da diri, diri gömülmüş olmuyorlar mı? Yazık ettik o hazinelere. Yazık bize…

  Ya cahil bırakılarak, ilimden mahrum edilen yavrularımız. Ömürleri boyuca bocalayıp
durdular. Her rüzgâr da savruldular. Bazen onları hortumlar aldı götürdü bazen de
Sözden anlamayan eşekler. Babalar bunları da namus korkusundan yaptı, anneler buna boyun eğdi. Yazık ettik o hazinelere… Yazık bize…
 Ya soyarak sergilediğimiz yavrularımız. Azgın nefslerin arzularını çekti. Kıskanç bakışların
Oyunlarına geldi. Öyle olmayı özgürlük sandılar babalar, anneler. Çocuklarını diri, diri gömdüklerinin farkına varamadılar. O yavrular azgın nefislerin istismarlarına uğradı. Yazık ettik o hazinelere… Yazık bize…
  Elma bile soyulduğunda kararır, çürümeye yüz tutar. Biz yavrularımızı korumasız bıraktık. Özgürlük başıboşlukla olmaz. Başıboş köpek bile olsa kudurur, saldırır.
Bebeğine iyi bir döşek(zemin) hazırlarsın da ya ömrüne ya ahretine!
Gölgelenmeyen, sulanmayan, bakılmayan, ışık almayan fidan kurur. Yavrunun yemeğini verirsin, en süslü elbiseleri de giydirirsin, cebine para doldurursun, okula da gönderirsin ama
Takva elbisesini ihmal edersen o çocuk gene diri, diri gömülmüş olur.
Bu dünya da hevasına ve hevesine kul olanlar sadece bu dünyada nasip vardır.
  Ya Allah var diyip de,Allah yokmuş gibi vurdum duymaz yaşayanlar.Ahrete ve hesap gününe inanmayanlar halen aklınız almıyor mu?Kamera  ile hayatımızın filmlerini çekip duruyorken ,hesap gününe inanmıyor musunuz?Yazııık bize..
 Böbürlenmeyi, bencilliği, şımarıklığı, gösterişi vb. gibi olumsuzlukları aşılamakta diri, diri
gömmektir. Çocuğun, yeteneklerini kazanması için eğitmemekte diri diri gömmektir.
Çocuk çiçek gibi ilgi ister sevgi ile şefkatle, sabırla, özenle, dikkatle…
Hangi örtüyü seçeceğimiz kendi elimizde hadi takva örtüsünü giyinen kalk artık temiz tut elbiseni içini ve dışını!Rabb'ini an!Müddessir suresi en güzel anlatır bu konuyu.Keyfim bozulacak korkusu ile kaçanlar okumaz onu...

’’O ahret evini(son yurdu) onu, yeryüzün de ne böbürlenme ve ne de bozgunculuk yapmak isteyenlere veririz. Ve mutlu son takva sahiplerinindir.’’
 ’’ Her kim bir iyilikle gelirse, o vakit ona ondan daha hayırlısı var; kim bir kötülükle gelirse, kötülük yapanlar, sadece yaptıkları ile cezalanırlar.’’
                                   KASAS suresi 83.84.ayet
                                                                   
’’ İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler’’
                                   ANKEBUT suresi.2.ayet
                                                                                                                         
“Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”

                                                     Bakara suresi 128.ayet


                                                                                                               İKRAELA
                                                                                 

0 yorum:

Yorum Gönder