Pazartesi, Temmuz 07, 2014 By: İkra Ela

Nefsini bilmek nedir?Nefsin olgunlaşma aşaması,Nefsi tanıma yolları nedir?Bebek nefs.

NEDEN BİR BEBEK OLARAK DÜNYAYA GELDİK?
BEBEK NEFS

bebek cenin

Anne olmak,baba olmak sana değer katan bir özlem.Sevgisi daha yokken başlar özlemi de..Bir can senin canından bir can.Ah! Bu duygu ne çillere de gebe...
Ararsın onu,kucağına alacağın günü hiç yokken özlersin,rüyan olur,var sayarsın bazende...
Hep mutlu olmak,mutlu etmektir özlemin.Ah! Bir gelse..
Toprağın onun için hazır ilk etapta hemen özünden vereceksin bilgilerini.
Yoruldun bilgilerin ziyan oluyor çatlayıp kanayıp yok oluyor.O bir can olmalı,hayat olmalı,nefes almalı...
Öyle çok istedin ki öz'ünü verdin bir ele...
El özün ile bir can oldu toprağında..
O can oldu duyurmadı kendini sessizce
OKU AYETİNİ?BİR CAN OLDU BEDENİNDE!

''Yaratan Rabb'inin adıyla oku!
  O,insanı ''alak''dan yarattı''
                                                               Alak suresi 1.2.ayet


Bedenin seslendi ilk onun varlığını,ilk bulantı!Of..şimdi böyle mi olacaktı?Ne kadar sürecek bir de karın ağrısı.
Katlanırsın,katlanmak zorundasın emek çekmek zorundasın.
Emeğin ağaç olabilmesi için vakit gerek çaba gerek.
Sen,siz önce istediniz ve ya istemediniz mi sadece meyvesiz bir arzu olsun mu dediniz?O sürpriz oldu .Of!Hiç vakti değildi şimdi!
Nereden bildin vakti gelmediğine!O senin ayetin senin için indi.Ah vah etsen de o sevgisi ile geldi.Seveceksin onu kalbin diri oldukça,aklın hatırladıkça oku ayetini!
İlk kıpırdı can sesi...
Senden,özünden gelen...Yeni alışılmamış bilgiler de katılmış olarak...
Hayatına büyük bir anlam katarak,artık sadece onun için var olduğunu düşünürsün.O canı koruya bilmelisin ki hayat hakkı elinden gitmesin.
Görmeden seversin,kıpırtısını heyecanla beklersin.Çektiğin acılar sana merhem olur.Can!Can için dersin.
Bebek saf ve temiz gökyüzünde su gibi yağmak için yeryüzüne oluyor annenin haznesinde.Üç karanlığın içinde...Toprağa düşmeden anlaşılamayacak özünde ki rahmet.
Olmalı,toprak ile can olmalı.Toprak ile can olmalı ki adem(adam)olmalı.
Yüce Allah hor bir su’dan yarattığı insanı topraktan adam ederde hikmetini üfler o toprak ile adam(adem) olmuş gönüllere.
Hz. İsa gibi  babasız sadece bir özden yaratılamaz mıydı her insan?Hz. Adem gibi de!
 Rabb'imiz yüce Allah her türlü yaratmayı bilendir.Biz kendimizi bilelim diye bizi bebek olarak bebek ayeti olarak yarattı
''OKU ''dedi.''YARATAN RABB'İNİN ADIYLA OKU!'' dedi.Bak kendine özüne,yaratılışına,yaratılışında ki gayeye.Peki biz nasıl okuyacağız?Okuma bilir miyiz?
Okuyarak başladığımız hayat yazarak devam ederken!
RAB esması ile oku!Halık esması ile oku!
Ümmi olarak başlar hayat.Boş bir sayfa doldurulmak üzere.Bakışlar okur önce...Kulak arar sesleri
Bebeğin belki ilk göz ağrın ve ya sevdiklerine yeni sevecek yeni can.
İlk göz ağrıları hep kıskandırır ikinci üçüncüleri.Neden diye?Ben ilk değilim mi diye?
Hal bu ki her yeni bir ilktir.Farklıdır sancısı,doğumu gibi..
Bebek anne haznesinde göz kör,kulak sağır,dil lal hali.Kalp en başından görevde.Bebek üç karanlığın içinde.Bir hayat onun için döşenmiş habersizce.
Doğmak için büyüyor bedeni bir hayattan bir hayata akacak.
Anne sancıda...zorludur gebe olduğunu doğurmak.
Baba heyecanlı ve ya bihaber özünden verdiğinden
İlk nefes,ilk ses,ilk çığlık..Bir hayatı terk ediş yeni bir hayata soluklanmak.Sana merhamet kuşanacak iki bekçi sağında solunda.Seni bekledi aylarca.Sen yokken de seni sevdi.Belki hiç kimsenin yapmayacağı kadar sıkıntı verdin onlara.Ama onlar seni sevdi.Sevmek için bekledi...
Ya Vedud vermeseydin sevgiyi sevebilir miydik? İğne batsa canımıza bağırırken uykumun en güzel yerinde hayatımı bölen canımı acıtan bebeğimi seve bilir miydim?Şükürler olsun ki verdin önce sevgiyi,sevmeyi...sevgiyi bileyim,fedakarca sevmeyi bileyim diye verdin bebeğimi...Bak dedin o  senin arzun,hevesin,nefsin.Gör kendini.Adım adım gör.O büyüdükçe sen de büyü!
Kucağına aldın.İlk dokunuş, ilk sıcaklık.Şaşkınsın bir o kadarda o çaresiz yavrunun senin kucağına verilmesinin şaşkınlığı...
Şimdi ne yapacaksın?Bütün dünya sanki yok oldu da bir sen  bir de o var!Ya! Bu çok küçük!Bir kaç gün dayanır mı acaba?Ne yapmam lazım?Kolunu tutsam sanki kopacak!Allah'ım yardım et dersin.
 Acıktım sesi !Nasıl emecek,başaracak mı?Başaracak mıyım?
İlk süt!Tadı damağında nefs ile tanıştı bebek.Nefsi hayata tutunabilmesi için vardı.Nefs olmasa kuş uçmaz ki..
Şimdi büyümeli...
Madde tanındıkça bilinç açılır.Bütün madde emrinde.
Gözlem yapıyor bebek bilim adamı gibi,analiz ediyor duyduklarını ayırt ediyor artık.Annesinin sesi en çok bildiği.Pat bir gürültü!Korktu bebek ağlar şimdi.Nefsi çok küçük bu dünyaya gözlerine açtığından bir o kadarda şaşkın ve ürkek.Öğrendiklerinin dışında her şey  korkutucu kara gölge...
Görebildiklerini en çok görebildiklerini seçiyor artık,ayırt edebiliyor.En tanıdığına gülümsüyor.''Gülmeyi öğrenerek doğmuş bak !Gülüyor bebeğimiz''sevinci verir aileye.Ya gülmeseydi!Ona da verilmiş sevgi.Sevgi görünce rahatlıyor,sığınıyor,arıyor.
İlk sesler aaaa,ııııı,ınga sonra anlamsız hece agu,gu,ga,de
Okumayı öğreniyor bebek.Maddede ki anlamı çözüyor
İlk kelime özlenen acaba kimi söyleyecek.''Anne.Baba.dede...''
-Büyük mutluluk en çok benimi sevdi ne? Yok babası senide seviyor merak etme!
Okuma yazma öğrenir gibi.Analiz ettikçe,maddedeki ismi bilince bilinç açılıyor,ifade kolaylaşıyor.Üç karanlığın içinden yeniden doğuluyor.
Peki bu küçük saf bebeğin nefsi ne alemde?Aa duyuları artık iyice çözmeye başladı ya maddeyi. Off...! Ne nimetler var.Yerden topla topla bitmez.
Her gördüğünü tatma arzuna girer bebek,annesinin sütü gibi.Bilmez bazen ağzına aldığı acı zehir ve ya ekşi tükürür.Her şey annesinin sütü gibi değilmiş meğer artık seçme zamanı,her verileni beğenmez eğer çok obur alıştırılmamışsa!
Bak bebeğini gör kendi nefsinin halini.Kendi bebekliğinden belleğinde hiç bir şey yok değil mi? Çünkü anlamlandırmaya bilemediğinden kapalı o sayfa.Bilmez iken bilen haline geldin.Çocukluğun maddenin anlamı ile en yoğun olduğun dönem.Anlamlar hafızanda yavaş yavaş çözüldüğünden belleğin süper durumda.Aşama aşama kaydediyorsun anlamlandırdıklarını.
Anlamlandıramadıkların hep soru işareti belleğinde.
Üzülme her soru işareti cevabını bulur.
Unuttuğun  nefsini hatırlatmak için sana imtihan olacak ilk göz ağrın  bebeğin o soruları tek tek sana cevaplayacak.
Bedenin ile birlikte nefsinin de kemale ulaşması için büyümesi gerek.
Nefs adım adım büyür bebek gibi.Yüce Allah'ın yarattıklarını tanır önce dinlemeyi,sonra konuşmayı öğrenir.Önce yatar sonra oturur.yalpalaya yalpalaya yürür,düşer.
Beden büyürken nefs olgunlaşmamışsa bir ömür nefs çocuk kalır.Ağlar ,ister,mızmızlanır.Dengesizce yer,döker ,saçar,umursamaz.Hedefi gördükleri ve midesidir.Ne yaptığının bilincinde olamaz.Meraklıdır,sınırları olamaz.İdraki olmaz.Bir ömür olgunlaşmamış nefsle kalan bir ömür her gördüğü kara gölge.Gördükleri ve anlatmaya çalıştıkları heceler gibi anlamsız.Ancak büyüdükçe anlamlı cümle kuracak yoksa sadece istekleri için kullandığı kelimeleri olacak.
Beş altı yaş nefsi taşıyan insan  artık bir çok şeyi tanımaya başlamıştır.Fakat bilmediği daha o kadar çok şey vardır ki.Bazılarını anlamlandırabilir bazılarını anlamlandıramaz.Bütün derdi eğlenmek,oynamaktır.Kim için ne için yaptığını bilmeden.
Nefsin biraz olgunlaşma dönemine girmesi çocuğun ergenlik dönemine benzer.Hayatta anlam aramaya  ve kendini tanımaya çalışan ergen çoğu zaman bocalar kimi zaman eser geçer kimi zaman süt liman olur.Bir ömrü ergen nefsi ile geçen bir ömür tutarsız olur.Kendine döndükçe,hayattaki olayları çözme eğiliminde olup sadece zevklerini düşünmeyince ergen olgunluk aşamasına girer.
Ergen gibi tutarsız hareket ettiğini fark eden  insan hayatının hangi döneminde olsa olgunlaşma evresine girer.
Zevklerinin peşinden koşarak nefsini parlatıp temizlemeyen bu kemal yolculuğuna çıkamaz.Hak ve batılı karıştırır,bir ömürde çocuk nefsli kalır.
Bir ömür nefsi bebeğin yeni doğduğunda ki saflığında büyütüp cennete dayanabilir hale getirebilmektir asıl olan.Nefsin çocuk gibi haylaz halinden bir ömür sakınmak ve bebeğin anne sütü ile bağışıklık kazanması gibi nefsi Kur'an ile kemal yolculuğuna çıkarmak bir nefsi cennete aday yapmaktır.

Yağmurun düştüğü yer bataklıkta olabilir,çölde,okyanus da,toprakta,gülde,pislikte.Bebekte öyledir düştüğü yer kendi imtihanıdır.Bataklığa düşüp ya özüne döner nefsini kurtarır,ya unutur battıkça batar.Okyanusa düşen derinliklerde kaybolur ya inci mercan peşine düşer ya da kendine döner nefsini kurtarır.Çöle düşer ya kum olur eser yakıcı ya zem zem olur kurtarır nefsini.Ya ormana bir tohuma can olur ya timsahlara arkadaş olur


  Her insan kendi pisliğini kendi karnında taşır. Ne kadar saklasa vakti gelince çıkar. Marifet o pisliği temizlemektir. Çocuk olan, çocuk kalan sürer oraya buraya. Sen nefsini eğit çavuş olma başında. Sen toplarsın o dağılır, sen dizersin o saçılır çavuşlukla.

Bütün mülkün tek sahibi Allah(c.c),senin kalbinde ki tahtında sahibidir. O tahta Allah’tan başka koydukların sadece bir cesettir. 

Ne yaparsan, ne görürsen’’Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla’’de. Kalbimde ondan başkasına yer yok tek ve daim olan odur, her şey onun izni ile başlar, onun var etmesi ile var olur, onun yok etmesi ile yok olur diyerek Hz. Süleyman gibi o tahttan bütün cesetleri at,  o cesetleri at ki nefsine hâkim olasın.
                                                               
Nefsine hâkim olan cihana sultan olur. Küçücük karıncalar bile saygı ile ona yol verir.
Nefsine hâkim olamayan ise bilge sultanlardan bile miras kalmış olsa ne bulursa güve gibi yer bitirir 

Bebeğin ile beraber büyüdüğün seni cennete taşıyan ayetinin  gözlerinin içine bak!Hoş geldin de!Oku ayetini!
                                                                        
                                                                    İKRAELA
                                                                Ramazan 10- 1435
                                                                 Temmuz  7.2014






0 yorum:

Yorum Gönder