Çarşamba, Haziran 25, 2014 By: İkra Ela

HADİD(DEMİR)BİZE NE SÖYLER?Merhameti olmayanın kuvveti beladır insana,insanlığa

HADİD(DEMİR)BİZE NE SÖYLER?





‘’Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.’’

                                   Hadid suresi 25.ayet

‘’Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline''
                                  Mutaffifin suresi.1ayet                       
 ’’ Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey onun katında bir ölçü iledir.’’
                                 Ra'd suresi.8.ayet 
                                                                                                                                                              
’’ Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.’’
                                 Hud suresi.112.ayet

     Rabbimiz yüce Allah  hem faydalanmamız hem öğüt almamız için demiri yaratmıştır bize. Demirin halini de en güzel o bilir. Biz insanlar ise tabi ki bu ilimi Allah’ın kavrattığı kadarı ile anlayabiliriz.Bir kimyacı,maden mühendisi ve ya tıp doktoru olmadığıma göre ancak araştıra bildiğim kadarı ile ve Kur’an-a dayanarak aldığım öğütleri yazacağım. İşin uzmanı olanlar eminim ki Kur'an-i bakış açısı ile demir'i okuduğunda daha çok ibret bulabilir.
  Hadid suresi 25.ayette  haberi verilen ,peygamberlerle gönderilen açık delilerin birisi de demirdir.Demirin hayatımızla nasıl iç içe olduğunu gördüğümüzde bu gerçek daha bir hayranlık uyandırır.

Bize bizi anlatan  ve yollar gösteren Rabbimize hamd olsun. Onun gösterdikleri hem gizli(içte,saklı,görünmeyen tarafında)hem de aşikar(dışta,ortada,görünen  tarafında)dır.
Bunlara şahit olmamız için araştırmamız gerekir. Araştırdıklarımızı da Kur’an-ı ölçü edinerek okuduğumuzda muhteşem gerçekler ortaya çıkar. Bu Rabbimiz yüce Allah'ın her şeyi kuşattığının muhteşem delilidir.
   Hadid suresi 25.ayette Rabbimiz bize bu delilerle birlikte kitabı, ölçüyü ve demiri verdiğini söylüyor. Bu kadar bilgi ile donan insan halen Allah’ı gözlerimle görmeden onun dinine tabii olmayacağım diyorsa vah yazık ona!  Biz ki küçük olgunlaşmamış nefsimiz ile onun yüceliğine dayanabileceğimizi sanıyorsak aldanırız. Bizim ona dayanabilmemiz büyük bir güç ister. Buna sahip olur muyuz? Olmaz mıyız? Bunu da ancak Rabbimiz bilir.
 Dengeli bir demirin vücuttaki faydaları inanılmazdır. Kan yapıcı özelliği vardır, oksijeni hücrelere taşıyarak hücrenin hayat bulmasına sebep olur ve kullanılan oksijenden çıkan karbondioksiti dışarı atılması için akciğere taşır.
 Demirsiz kalan bedenin sinir sistemi çöker, hali gelmez, bilinci bulanır, algılaması zorlaşır, kalp ritmi bozulur, tırnakları morarır. Demirin dengesizce vücutta olması  insanı yine hasta eder bulantı, kusma, halsizlik ve kalp ritim bozukluğu gibi.
 Kalıtsal demir fazlalığı ise karaciğer ve pankreasta sorunlara yol açar.
  Aşırı güç kullanımı bir de kalıtsal olursa,analiz etmede,depolamada ve ayarlarda bozukluğa yol açar.Aşırı güç kullanımı nesilden nesile virüs gibi yayılır.Yayılamadığı yerde sinsice hortlamayı bekler ve  baskın olduğu ortamlarda  kendini gösterir.Hak için kullanacağı gücü safra olarak biriktirir,taş yapar kendi organını tıkamak için.

 Demir yer kabuğunda ise en çok bulunan ve atom numarası 26 olan elementtir.
 Demir  belli bir ısıya tabi olmadan eriyemeyen madendir.
 Demir ile binaların iskelesi yükselir, köprülerin iskelesi demir ile bağlanır, yükselen binanın hem temeli hem tavanı hem tabanı demir ile kuvvetlendirilir. Hırsızdan korunmak için pencerelerimize demir yaptırırız, ulaşımdan makine sanayiye hep demir hayatımızın içindedir. O bir bağdır, bağlar kurulur onunla, kopukluklar onun ile sağlamlaşır. Aynen vücudumuzda ki demir gibi.

 Kuvveti ile hakkı taşıyan ve hakkı hak sahiplerine veren batılın temizlenmesine yol açar.

 Demir bitkiler ve hayvanlar içinde çok önemli bir besindir. Demir noksanlığı olan topraklarda bitki sağlıklı büyüyemez. Toprak kireçli kalitesiz bir toprak ise yine bitki o demirden faydalanamaz. Tıpkı biz insanlar gibi…Topraktan yaratılan insan kendinde ki toprağa merhametsizlik ettiğinde kendinde ki toprağı zedeler... Zedelenen  toprak iyi verim veremez. Kendinde demir gibi bir kuvvet olsa dahi o onun ile hiçbir bağı sağlamlaştıramaz. Çünkü o kuvveti kullanabilecek topraklığı yoktur. Merhameti olmayanın kuvveti beladır insana, insanlığa…

Demir bileşiklerinde ki yabancı maddelere göre kullanıldığı alanlar değişir. Aynı bizim de kuvvetimizi nasıl ve nereden aldığımız yaptığımız işin sonucuna bağlaması gibidir. Demir bileşiklerinin hangi alanlarda kullanıldığını incelersek şu kevni ayet gözlerimize haykırır.

‘’Kuvvetinizi çok kırılgan hale getirebilirsiniz’’
‘’Kuvvetinizi dünyanın süsü için kullanabilirsiniz’’
‘’Kuvvetinizi bir zehire dönüştürerek öldürücü bir zehir hale getirebilirsiniz’’
‘’Kuvetinizi kaleme dökerek göz boyayabilirsiniz veya kuvvetinizi kalem ile kullanarak çok büyük felaketleri önlemeye sebep olabilirsiniz.’’
‘’Kuvvetinizle yaralara derman olabilirsiniz’’
‘’Kuvvetinizle öyle güçlü bağlar kurabilirsiniz ki o çelik gibi olur’’
‘’Kuvvetinizle ölü canları uyarabilirsiniz’’
‘’Kuvvetiniz ile kirlenmiş olanı temizlenmesi için yol gösterebilirsiniz’’

Yazdıklarım ancak öğrenebildiklerim dâhilinde kavrayabildiğim kadardır. O da Alim  Rabbim yüce Allah'ın nimeti ile bütün can olmak isteyenlere…

 Demirin vücutta ölçülü olmasının hayati önemi kuvvetimizin de ölçülü kullanılmasının hayati önemini haykırır. Kuvvetini ölçülü kullanmayan dengesizdir bu hayatta.
 Peki, bu ölçü nedir?
Kişi doktor olmak istiyorsa, doktorluğun ölçüsü ne ise ona harfi ile uyar değil mi? Tabii bazen kuralları aksatabilir, derslerini ihmal edebilir, kendinde ki kuvveti o ölçüde kullanmayabilir. İşinin sonucu kendinde ki kuvveti hangi ölçü ile kullandığın ile ilgidir.

Elbise diktirmek için terziye giden insana ölçüleri sorulur:
-Modeliniz nedir?
-Kumaşınız nedir?
-Fiyatı ne kadar olan bir model istiyorsunuz?
-Ölçünüze alalım?
Ölçünüzü alalım derken sadece beden ölçümüzü mü soruyor acaba?
Ölçüsü nefsi olan çok çarpıcı, çok farklı olsun der.
Ölçüsü aklı olan şöyle rahat edebileceğim, çok amaçlı kullanabileceğim, uzun süre kullanabileceğim ölçüde olsun der.
Ölçüsü vicdanı olan fazla masraflı olmasın, başkalarının dikkatini çekmesin, mütevazi olsun der.
Ölçüsü takva olan ise Rabbim yüce Allah benden nasıl giyinmemi istiyorsa o olsun der. Ölçüm illa ki bedenim ile birebir uyması şart değil der. Benim nefsime uymuyor diye ben kendi nefsimin isteğine uyduramam takvayı der.
 Allah ölçüyü Kur’an ayetlerine koyduğu gibi kâinat ayetlerine de yaradılışın başlamasından itibaren koymuştur. Bu ayetler alanına göre araştırma, bilgi, tecrübe ve sabır ile ortaya çıkar. Bilgisi sınırlı olan ve ancak kavrayabileceği kadar olan insan da bazen kendi kendine bu kainattaki ayetleri de görmemezlikten gelerek veya o ölçüleri gereği gibi kavrayamamaktan, hayatı yüzeysel okumaktan, gerçek kaynaktan uzaklaşmaktan kendine çeşitli ölçüler koymuştur. Bunlar manevi, geleneksel, kültürel, sosyal, toplumsal vs. oluşturulmuştur. Daha kendi kendini tanımayan insan için bu ölçüler eksik ve hatalı olmuştur zaman zaman. İnsan inat ve hırs ile görmediğim Allah'a inanmam diyerek gelen vahiyleri hiçe saymış ve ya yine işine göre değiştirmiş ve bazen de işine geleni yapmış yaptırmış, işine gelmeyenin de üzerini kabuk gibi örtmüş ya da kendi kalıbına uydurmaya çalışmış. Yok, açamazsınız demiş, içinde ki bal size lazım değil demiş, siz özden ne anlarsınız demiş..demiş..demiş...
  Ölçüsünü vahiy(Kur’an) edinen kendinde ki kuvveti ölçülü kullanır. Adalete kavuşur. Adaleti olan haklı karar verir ve önünü göreceği basirete kavuşur. Sağduyusu açılır. Muhakeme yeteneği ve azimle öne atılarak çalışabilme yeteneği ortaya çıkar. O istese de istemese de artık sağduyu ile çalışır aynen sağ kol gibi. Basireti ve sağduyusu nur olur ona ondan önce koşar yol olmak için ona. İnsan Nur’unu bu dünyada hazırlar, nur’u ahrette bekler onu. Kur’an-ı ölçü bilerek basiret ve sağduyu ile yaptığın Salih iş nur’dur. Açar inanların sıkıntısını geceleri gündüz eder. Sabahın günü nefeslendirdiği gibi Salih insanın yaptığı hayırlı işte öyle nefeslendirir insanı, huzur verir aydınlığı.
  Vahyi ölçü almayan insan kuvvetli dahi olsa dengesi en baştan şaşmıştır. Kuvveti elinde dengeli bir şekilde kullanamaz. Çünkü terazisi şaşar. Çünkü o ta... başından bozuk bir terazidir. Hilelidir, ne yaptığını bilemez. Eşyayı gereği gibi okuyamaz. Demir ölçü ile eritilir ve döküme ona göre hazırlanır. Kuvveti ölçü ile eritemeyenin dökümü hatalı olur. Hatalı döküm bir işe yaramaz, tekrar eritmen gerekir. Ölçü kullanmaz isen sürekli tekrar eder. Sonuç emek, enerji, masraf ve zaman ziyanıdır.
 Ölçünü hatalar ile bulmaya çalışırsan bu çok büyük alın teridir. Rabbin tarafından zaten var olan ölçüye kulak asmaman, kendi hatalı dökümlerin ile ulaşmaya çalışman hem kendin hem de çevrene zulümdür.
 Demir nasıl ki ölçü ile adam ediliyorsa senin ölçün de Kur’an-ı Kerim dir.
Kur’an-sız bir ölçü dengesiz bir ölçüdür. Demiri silaha döndürür.
 Kâinat ayetlerinde ki ölçüyü Kur’an ayetlerinde ki ölçü ile okuyanlar demiri köprü eder bağlar kurar, binaları sağlamlaştırır.
 Kur’ansız bir zihniyet ölçüsüzce demiri yığın, yığın silah eder depolar. Korkak yaşar, Kur’an’dan ölçüsünü almadığı için hep yüksekte olmak, yükselmek isterler. 
Kâinat ayetlerini farkında olmadan Allah'ın Alim ismi ile okurlar da demiri çelik yaparlar. Aslında bilirler  de demirin ateşe dayanamayacağını yine de onu sağlam zanneder binayı yükseltirler.
 Dengesiz ölçü kullanır ise insan hedefi Allah adı ile hareket etmek dahi olsa yanılır elinde ki kuvveti şiddet eder.
Aynı şekilde Allah adı ile hareket etmek isteyen insan dengesiz ölçü kullanıyor ise elinde ki kuvveti eritir, dünyadan elini eteğini çeker başka bir dengesizliğin içine düşer.
  Demir ölçü ile şekle girer. Ölçüsü olmayanın şekli hilkat garibesidir. Kuvvet ölçüdedir. Ölçüsüz kuvvet sert ve çetindir, yok edicidir. Firavun ölçüsüz kuvvet kullandı kendi tatlı su batağında kendi bile fark etmeden boğuldu, Hz.İbrahim'i ateşe atan nemrut ölçüsüz saltanatında bir sinek ile yok oldu.
Allah her daim nemrutları bir sinekle yok etmeye kadirdir. Firavunları ise tatlı su batağında ansızın boğmaya.
  Kur’an-ı ölçü edinen demir(mal ve can kuvveti) ile kopmaz bağlar kurar.
Hz Nuh  hiç kimse ona inanmasa dahi elinden gelen kuvvet ile o  Rabbi yüce Allah'a sadakatle iman gemisini kurdu. O gemi halen davetine devam ediyor. Hz Muhammed eli ile…
Onun eli sadıkların elinde ışıldıyor tertemiz veriyor kardeşine kuvveti neye yetti ise…
Peygamberlerin isteği Allah adı ile hareket etmekti.Ölçüleri Vahiy oldu. Ölçüsü vahiy olanın gemisi Allah adı ile yürür ve Allah adı ile durur ancak.

 Ölçü ile kurulan bir şehir nasıl imrendirir insanı, düzeni, temizliği, mis kokusu ile değil mi?
İnsan ölçülü bir şehir kurmalı fakat kendi bedenin de ölçüsü yok ise bu seferde genişleyen mide, genişleyen beden, sapıtmış, şehvet, bitip tükenmek bilmeyen doyumsuzluklarda nefis yüzer böylece… Tatlı su bataklığı oluşmuştur bu şehirde. Timsahlar bekler her köşe başını, örümcekler tuzak kurar her boşlukta, yarasalar çatı altlarında, kuytularda bekler fasıkları. Aslanlar aç bekler ötekisinin yavrularını…
 Şehri ölçülü görerek kendisi ölçüsüz olanlar hileli bir terazidir. Terazisi hilesiz hakkı gösteriyor gibi durur. O teraziden mal alan o satıcının hilesini anlar.
Onlar az olanı çokmuş gibi göstererek hile yaparlar. Onlar terazisi şaşmış tek dünyalılardır. Onlar azı çok göstererek çok kazandıklarını zannederler. Hileli teraziden alışveriş yapanlar evlerine(yürek evlerine)döndüklerinde hileyi fark ederler.

Ölçün Kur’an ise malın ve canın ile dengelediğin terazindekilere Rabbin müşteri olur cennet vaadi ile..
Ölçün Kur’an değil ise
Ölçün heva hevesin ise
Ölçün sadece aklın ise
Ölçün sadece gönlün ise
Terazin şaşmıştır bil!
Yok, ben bütün ölçüleri kullanarak elbette doğruyu bulurum dersen, çok yanılır yorulursun. Terazimiz de aklımız, kalp bize birer kefedir.
Kefenimize ne koyduğumuza bakalım onlarla buluruz boyumuzun ölçüsünü.
 O hesap günü mizan kurulduğunda bizim mizanımız hangi durumda?
MİZAN
Çürük mü koyduklarımız, ezik mi?
Hile mi yaptık terazimize?
Kimse görmez mi dedik?
''Benim hakkım size ne'' mi dedik?
Kefeye ısırdık da mı koyduk?
''Ben kazanayım da gerisine bana ne'' mi dedik?
''Mal benim değil'' mi?'' Bulgurunu veririm; yağını vermem'' mi dedik.
Sakladık mı gerçekleri?
İşimize gelen müşteriye iyisini verdik;az alana çöpü mü?
Onu da çok mu gördük?
''Sanki ev alıyor adam''mı dedik hesap sorana?
Çok almayanı azarladık mı?
Ne sattık pazar da?
Kendi aldığımız çürükleri mi?
İyileri öne kötüleri arkaya, sakladık pisliklerimizi,
''Onları satacak gariban müşteri bulurum'' mu dedik?
Ne var terazimiz de?
Kurtlanmış birkaç marul gizli yaprakların içinde,
''Yok, abla yok temiz bak'' mı dedik,
Göz boyarcasına
Terazimizi yamuk ettik,
İki gözümüz, iki kulağımız iki elimiz yetmedi mi ölçümüzü bulmaya?
Ne koyduk mizanımıza?
''Seç abla seç iyiyi kötüden seç'' mi? dedik
Yoksa ‘’benim seçtiği mi ye mi dedik?

Allah adı ile hareket edenin
Ölçüsü Kur’an olur
Kefeleri aklı ve kalbi
Kalp kefesine vicdanını da koyarak aldıklarını,akıl kefesine koyduğun
Kur’an ile ölç!
Hak ve batıl ayrılır 
Kalbin akleder böylece.


Akleden bir kalbin var ise
Ölçün de Kur-an ise
Kalbinde nur doğar
Nefsin hazmeder
Sindirimin kolay olur
Ayrılır böylece yollar
Analiz edersin gerçekleri
Batıl atılır
Rahmet kalır can da böylece
Sen Rahmetin önüne set çekme
Damarlar tıkanmasın diye
Ana damara engel koyma
O akacağı yeri bilir
Süzgecin ta... ağzında olsun
Süz de geçir içine,
Gizli koyduğun süzgeçler
Sen fark etmeden şişerler,
Unutursun neden tıkandım diye
Ararsın temizlemek için süzgecini
O ne kadar derin de ise bulman o kadar zordur.
Fark ettirir kendini sancı ile

 Pazarcıyım ben
Müşterim Allah
Terazimi hilesiz istiyor benden
Tertemiz etmek istiyor beni,
Şerefin için diyor
Ve üstelik cennet vaat ediyor.
Kefenini giyince
Titresin eller titresin gönüller,
O güne, dirilişe, yüzleşmeye…

                                            İkraEla@ElaIKRA

0 yorum:

Yorum Gönder