Pazar, Mayıs 18, 2014 By: İkra Ela

DÖRT MEVSİM,BİR GÜN,BİR ÖMÜR




DÖRT MEVSİM,BİR GÜN,BİR ÖMÜR
Kur'an-ı okumak hayatı okumaktır,hayatı okumak insanı okumaktır
Mevsimler,bir gün ve yeryüzü insan ömrünün geçirdiği evreleri, yaşadığı ruh halini, olayları ve sonuçlarını çağlar boyu haykırır bize? Nasıl bir bakalım.





                                                                                                                                            İLKBAHAR
İlkbahar; Filizlenme, boy verme, heyecan, neşe, coşma
   1- MART:  Hava ısınmaya başlıyor. Kimi gün soğuk, kimi gün ılık, kimi gün fırtınalı, yağmurlu, kimi gün de güneşli.
  Toprakta ki can’lar uyanmaya başlıyor. Baharın habercisi kardelenler sabırsız, yerde kar bile olsa gülen yüzünü gösteriyor bize. Çiftçiler, yeni tohumlar atıyor toprağa, fidanlar ekiliyor.
Hangi meyve ağacı ne zaman çiçek açacağını biliyor. Bizim yöremiz Malatya'mız da en erken
Kaysı ağacı açar, arkasından kiraz, erik, şeftali en son da ayva açar. Hepsi birbirinden güzel ve lezzetli, hepsi vaktini bekliyor.
  Mart ayı bir bebeğin anne karnında filizlenmesini anlatır. Zor ve zahmetli dönemdir anne için. Babada, anneye destek verir, bu zor dönemde. Hava daha tam ısınmamıştır. Kıştan kalan soğuklar zaman, zaman kendini belli eder. Bu soğukların ansızın yeni açan filizleri yok etmesi gibi annede bebeğini ansızın kaybedebilir.
İnsanlar içinde zor bir dönemdir. Kışın ellerinde ne varsa tüketmişlerdir. İşler durgundur.

2-NİSAN. Hava sıcak yüzünü göstermeye başlasa da çoğunlukla güneş bulutun arkasın da saklanıyor. Çünkü yeni fidanlar çok sıcağa dayanamaz. Güneşli bir gün de bir bakıyorsun ansızın bulutlar toplanmış, rahmet iniyor yeryüzüne, canlara can katıyor. Ağaçlar çiçeklerini açıyor, yerdeki bitkilerde yeşerip çiçekleniyor. Bu çiçeklenme hava erken ısınmış ise daha erken de olabilir, geç ısınmış ise, gecikebilir.
   Nisan ayı Bebeğin doğuşunu, emeklemesini ve yeni yürümesini hatırlatır bize. Yeni fidan bu dönemde çok korunmak ister. Yoksa büyümeden solar. Nisan ayında fidanlar için bol rahmet yağması gibi, bebekte bol rahmet ister bu dönemde. Koruyacaksın, Kanatlarını altına alacaksın, Şefkatle kucaklayacaksın, sabır edeceksin maddi manevi rızkını dengeli vereceksin.
  Bu ayda tutarsızlıklar olur, anide soğuk bastırabilir, dolu yağa bilir, fırtınalar, hortumlar, seller olabilir.
Bebeğin bu döneminde aynen fırtınalar yaşanabilir, ansızın bebek hastalanabilir. Ansızın yağan bir dolunun savunmasız bir fidanı mahvetmesi gibi, bebeğimize de ölüm gelebilir.

  3-MAYIS: Her yer gülük gülistanlık, ekilen fidanlar boy vermiştir artık. İçlerin de erken
Meyve verenlerde vardır. Kelebekler, kuşlar, arılar heyecana gelmiş, şaşkın, şaşkın bir o çiçeğe, bir bu çiçeğe konup duruyordur. Her yer harika bir güzelliğe kavuşmuştur.
  Mayıs ayı bebeğin çocukluk dönemini anlatır. Bazı çocuklar erken ergen olabilirler.
Nisan ayın da güzel ve dengeli bakılan fidanlar artık serpilmiş, hayatın lezzetlerine karşıda şaşkın ve meraklıdır. Her gördüklerini tatmak isterler, tıpkı kelebekler gibi.
   Her gördüklerini isterler, bazen mızmız, bazen coşkun bazen de durgun olurlar.
Mayıs ayın da havalar büyüyen ve ergenleşen çocuklar gibi, bir bakmışsın coşmuş, bir bakmışsın ansızın bir fırtına bir de bakıyorsun durulmuş sakin. Bir de bakıyorsun dolu gibi yağıyor.
    Bu ay da ağaçların meyveleri nasıl kurtlanmasın, çürümesin diye bakım yapılıyorsa,
Büyüyen çocuklarımıza da o derece bakım yapılmalı, onları fırtınalardan korumalı.
Maddi ve manevi rızkı dengeli sağlanmalı. Çocuk şımartılmadan ve aşağılanmadan
Şefkat, bilgi ve sabır ile büyütülmelidir.



   YAZ
  Yaz sevinçtir, bolluktur, neşedir, olgunlaşmadır,
4-HAZİRAN: Havalar iyice ısınır ama yine de tutarsızlık olabilir. Bir bakıyorsun bir rüzgâr
Her şeyi saçıp savuruyor, bir bakıyorsun bir dolu yeni olmaya yüz tutmuş meyveleri yaralıyor,
Yok ediyor.
                                                                     
    Haziran ayı ergenlik döneminin sonlarını anlatır. Hava sıcaktır, ergenin de kanı kaynar,
Kuşlar, kelebekler gibi özgür olmak ister, heyecanlıdır. Bazen dolu gibidir, bazen sert bir rüzgâr gibi saçıp savurur, bazen de durgun ve sevimli.
  Bu dönem de ergene çok dikkat etmelidir, her dönemde olduğu gibi şefkat, sabır ve bilgi
İle ergenin maddi manevi ihtiyaçları sağlanmalıdır. Coşkun sular da kaybolup gitmemesi için
Ellerini bırakmamalıdır. Yine şımartmadan ve aşağılamadan!

 5-TEMMUZ: Genç yetişkin dönemi. Hava iyice sıcak, bazı ürünlerde hasat başlar.
Bebeklikte, çocuklukta dengeli yetiştirilen genç yetişkin artık yeni kararlar alıyor,
İleride kendide genç fidanlar oluşturabilmek için son çalışmalarını da tamamlıyor.
 Eğitimini tamamlar, yeteneğine göre bir işte çalışır, evlenir vs.
 Artık yavaş, yavaş emeklerinin sonuçlarını alıyordur. Her şey çok güzel gidiyor gibi olsa da
 Ansızın bu mevsimde de çok nadir de olsa bir dolu yağıp bütün ürünü mahvedebilir.
Bu genç yetişkin takva sahibi ise, bu ziyandan dolayı üzüntüye girmez, Takva sahibi de değil ise uğradığı ziyandan mızıkçı, küskün olur. Allah’a ya isyan eder ya da yalvarmayı hatırlar.
Üzerin de ki sıkıntı kaldırılınca dua ettiğini unutabilir, bu düzelme benim bilgim sayesin de oldu diyebilir. İnsanın işinde ki gayreti gene Allah’ın verdiği güç ve kuvveti ile olur. İşin sonucunu ve başarısını Allah nasip eder. İnsanın ancak çalışması, gayreti ve istemesi kendinindir. Onlar da yine Allah’ın dilemesi ile dir. Kişi doğru yolda istikamete gayretli ise takvaya ulaşır.

 ’’Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.’’
                                                                         KEHF suresi 46.ayet.

’’Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.’’
                                                                        AL’İ İMRAN suresi.191.ayet
 ‘’ Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir.’’
 ‘’Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, “Kötülükler benden gitti” diyecektir. Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir.’’
                                                                           HUD suresi:9.ayet
’’İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.’’
                                                                          ZÜMER suresi 49.ayet:

’’O bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.’’
                                                                           ZUHRUF suresi.12.13.14.ayet:

                                                                   
6-AĞUSTOS: İyice hasatlar bollaştı. Artık önümüz de sonbahardan sonra kış yani yokluk dönemi gelecek. Bu sebeple çalışmalar hızlandırılır. Hava da oldukça sıcaktır.
  Ağustos ayı olgunlaşma ayıdır. Çalışanın kazandığı aydır, Genç yetişkin de iyice olgunlaşmış, kırk yaş civarına gelmiştir.
 Olgunlaşmış kişi havanın sıcaklığı ve rahmetin bolluğundan gevşemeye düşebilir, kendini şaşırıp nefsinin peşine koşabilir. Elinde kazandıklarını düşüncesizce har vurup harcayabilir.
Ve ya emek çektiği bir üründe, yaptığı bir yanlışlık sebebi ile kurtlanma, çürüme olabilir.
  Kişi kendini güzel yetiştirmemiş ise bu duruma sabredemez yanlış yollara gidebilir. İnsan hayatının bu dönemleri ile ilgili, sebep ve sonuçları ele alarak hikayeler yazsak, ciltlerle dolu olur her halde…
  Kişi takva sahibi ise o sıcakta, rahatlıkta onu gevşetmez, yıldırmaz gayret ile işinin hakkını verir, çalışır. Bir vakit gevşemeye dalıp unutsa, ona namazı hatırlatır, orucu, zekâtı hatırlatır.
Sıcaktan bunalsa abdesti rahatlatır, namazı ayağa kaldırır, dua’sı arş’a çıkarır.

’’ Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
                                                                                    AHKAF suresi 15.ayet

 

   SONBAHAR
   Hüzün, sararma, hastalık, yorgunluk,İkinci bir fırsat, ölüm sarhoşluğu
7-EYLÜL. Hava bazı gün sıcak, bazı gün ılımandır. Yerde ki çoğu ot sararmaya yüz tutmuş,
Çör çöp haline gelmiştir. Çoğu ağaç meyvesini vermiş, yaprakları ile yalnız kalmıştır.
 Eylül ayı kişini elli yaş civarıdır. Kişinin çocuklar büyümüş, bazıları yuvadan ayrılmıştır.
Yaşlanmaya, yani eylül ayında yeryüzünün sararıp solması haline girmiştir yavaş, yavaş.
Bu yolda hastalanıp erken yaşlanmalar da olabilir tabii ki. Yaşlanmaya başlayan insan yorgun
Ve yalnızdır genelde.
 Sonbahar insana hüznü ve yalnızlığı anlatır hani, şiirlere, şarkılara konu olmuştur.
                                                                   
Sonbahar’’Ey insan bak o kadar emek çektin yoruldun ama sararıp soluyorsun, dostlarında bir, bir yanında gidiyor.’’der. O vakte kadar takva sahibi olamamış ise bu durum kendisini ya bunalımlara sürükler ya da boş vermişlikle eskinden de beter coşkun hale gelir ve ya kendi kabuğuna çekilerek yaşar.
 Bu döneme kadar istikrarlı ve dikkatli çalışmış ise kazandıklarında yer, yok çalışmamış ise
Eyvah! Kendini fırtınalı günler bekliyordur.
  Bu dönem de doğru yolda istikamet sahibi çalışan kişide imtihan edilebilir. O kişinin de
Kazandıklarından elinde bir şey kalmaya bilir. Kişi umutsuzluğa kapılır da gevşer çalışmaz ise
 Ona da eyvah! Olur.
’’ Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”
                                                                                          YUSUF suresi.87.ayet
                                                                                                                                                                      Kişi yenilgiden dolayı umudunu kaybetmeden yinede çalışmaya gayret ederse, Allah o kişiye ömrünün son demlerine yaklaşmış bile olsa onu yararlı hale getirir.Bu da ikinci bir sonbahar fırsatı olur yeni tohumlar ekmek için ve yeni bir kurtuluş için umut olur.
Ummadığı rahmetleri ona açar.
’’ De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
                                                                                          ZÜMER suresi.53.ayet

8-EKİM: Artık hava serinliyor. Yağmurlar, rüzgârlar, en son yetişen kışın habercisi meyvelerde olgunlaşır, sahipleri tarafından toplanmaya başlar.
  Elli beş yaş civarını anlatır bu dönem . Kişi ya fırtınalar içindedir,’’yaşlılığım geliyor(kış geliyor)
Ben ne yapacağım, daha kendi yuvasını kurmayan çocuklarım da var’’der işin gayretine girer,O kayıplar rahmet olur kendilerine, Dünya da kaybetti ise de umutludur. Eksik ve kusurlu olduğunu kabul eder, azim ile çalışır kibir yapmaz ise dünya ahret kurtulabilir.
Ya da ne kendini umursar ne de çocuklarını, kendini de ziyana uğratır, çocuklarına da kendi kazandığından bir şey veremez.

’’ Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir.’’
                                                                                      NİSA suresi146.ayet.

9-KASIM. Hava iyice serinlemiştir, bazı günler ısınıp şaşırta da bilir insanı. Ağaçlar iyice
Sararmış, kıyıda köşede yeşil otlardan kalmıştır.

 Altmış yaş civarına gelen kişiye de iyice yorgunluk çökmüş. Ağaçların yapraklarını döktüğü gibi saçlar iyice dökülmeye başlamış, dişler ağız da azalmış, nefsi de artık eskisi gibi her şeyi çekmiyormuş. Gaflet uykusun da uyuyan kişi için yine de bir ümit vardır bu dönemde de.
                                                                       
Aynen kış’tan önce açan kasımpatılar gibidir. Kasımpatı çiçeği bize söyler ‘’halen uyanamadın isen bak ben açtım gül yüzümü, gül dünyaya, sen de açabilirsin, ümidini kaybetme! Kalk diril ölüm sarhoşluğu gelir ise uyanman zorlaşır, kalk istikamet üzere çalış, Allah’a kul ol’’
   Okulda veli toplantılarında genelde yaramaz, çalışkan olmayan çocuklar için, öğretmenler
Çok söz söyler. Çalışkan, sorumluluğunu bilen, kibirsiz ve saygılı öğrenciler için de sadece söyleyecek bir şey yok, teşekkür ederiz derler.
  İşte takva sahibi olanlarla, olmayanlar arasında ki söylemlerde buna benzer.


 
    KIŞ

     Soğuk, zahmet, yorgunluk,  Yokluk ve varlık
10-Aralık: Hava iyice soğudu, Artık gün ışığının az, gecelerin uzun olduğu dönem başladı, bel yavaş, yavaş büküldü. O kadar yorgunsun ki dinlenmek istiyorsun. Altmış beş yaşları civarın dasın.
  Ya emeklerinin karşılığını torunlarınla sıcak evin de yiyordur sun,
Ya da yaşlılık zorluk bile seni adam edememiş, halen nefsinin peşindesin, önünde görünen çukuru bile umursamıyor, mal biriktirme derdindesindir. O kadar çok kazanmışsın ki kış gibi o zor dönemler de senin kapını çalanlarla, alay etmekten mutlu oluyorsun. Gırtlağını sıkmadan ona bir damla su vermiyorsun. Sana dalkavukluk edilmesinden, muhtaç olunmasından keyif alıyorsun. Ahrete inanmıyorsun, yediğini içtiğini kar sanıyorsun,
Ne bedenin gençliğinde ki gibi, ne gücün kuvvetin, dünyalık yediklerine dair sana kalan bir şey yok! Hepsi çöp oldu. Görmüyor musun?

’’Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’’
 ’’ Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.’’
                                                                            MAİDE suresi.39.57.ayet. 

’’  Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.’’
                                                                            AL’İ İMRAN suresi 91.ayet

’’ Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir.’’
                                                                             HİCR suresi.88.ayet.

’’ Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona 
                                                   

Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için)
 her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.’’
                                                                                       EN’AM suresi.70.ayet:


   Kışın dışarıda o kadar çok rahmet yağar ki, bu rahmet insana zahmet getirir. Evinde de rahmet çok olan, dışarının soğuğunu pek anlayamaz, dışarıda açıkta olan, aç olan mı var pek bilemez. Kendi evinde ki konfor ve bolluktan sarhoş olur adeta, bu kişiler Allah yolunda çalışmıyorlarsa eyvah onlara!
Evinde zenginlik olmayanlar da, gaflete dalmış, umutlarını kesmiş ve tembelleşmişler ise onlara da eyvah!
  Ne kadar, iman edip, ibadet sorumluluğumuzu da yerine getirsek illa salih, yani yararlı işlerde yapmamız gerekir, yani ibadetlerimizi işlerimize de yansıtmamız gerekir.
                                                                                                                                               
’’ İman edip salih ameller işleyenlere; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah iyilik edenleri sever.’’
                                                                                   MAİDE suresi 93.ayet


   Sıcak evinde rahatça oturan, kendi ibadetlerine güvenip, dışarı da kıyamet kopsa da umurun da olmayan gücü ve kuvveti olan bir yaşlı da olabilirsin.’’Bu dünya böyle gelmiş, böyle gider, imtihan dünyası paçasını kurtaran kurtarır’’der, kendi kabuğuna çekilirsen. Eyvah! Olur sana.
Eğer dışarıda bir aç var ise, sen de onu doyurabilecek nimet var ise sen ondan sorumlusun. İş yapabilmeye ehil ve gücün kuvvetin var ise, onu da yapmaz isen ondan da sorumlusun. İbadetler boynumuzun borcudur, farzdır, zaruridir. Güneş her gün nasıl doğuyorsa,
İbadetlerimiz de o kadar farzdır. İbadet etmek Allah’a kul olduğumuzun göstergesi olduğu gibi bunu yaşayarakta kul olmamızdır. Hayatımızın her anında son nefese kadar Allah yolunda olmaktır. Her işi Allah adı ile yapmakta onun sınırları ve istikametinden şaşmamaya söz verme ve gayrettir.
  Salih amel ise Allah yolunda elinden geldiğince çalışman ve harcamandır.
’’ Sadakalar kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir’’.
 ‘’Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.’’
 ’’ Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.’’
                                                                        BAKARA suresi 273.277.280..ayet.

  ’’ Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın.’’
                                                                       MÜNAFIKUN suresi10.ayet

  Takva sahibi yaşlı, zorluklarda da çalışır, bir lokma ekmeği de var ise onu paylaşmaktan çekinmez. Çevresine güller açar, mis kokuları yayar.

11-OCAK: Artık gün ışığının az, gecelerin uzun yalnızlığın en çok olduğu yaşlılık dönemindesin. Dışarıda bazı bölgeler de şiddetli soğuk, kar, tipi hatta çığlar oluyor. Bazı yerlerde de yıkıcı, fırtınalar var. Güneş kendini çok zor hissettiriyor. Puslu karanlık günler, çok sıkıcı insana kasvet veriyor. Artık en sevdiğin evlatlarının da çok işi var, yanına gelemiyorlar. Rahmet o kadar çok yağdı ki kapını tıklatan yok. Yalnızsın.
 İyice yaşlılık çöktü, artık zor görmeye, zor yürümeye başladın, Hayat artık eskisinden daha zor. Artık seni fazla umursayan da yok.
Çok para da kazandın, ama o para ağzının lezzetini, dizinin gücünü geri getirmiyor. Eskisi gibi hafızan da çalışmıyor, bildiklerini de unutun, elin de ne kaldı?
Nefsini yedirdin, içirdin, güldürdün, söylettin. Nefsin de artık yorgun, hiç bir şeyden lezzet alamıyor. Çünkü için de bulunduğun beden gemisi çürümeye yüz tuttu. Gerçekler acıdır. O yaşa gelen herkes bunu tadacak. Onunla bununla dalga geçtin. Hep genç kalacaksın zannettin.
 Hani senin çevrende önünde divan duranlara ne oldu? Şimdi yüzüne bakmıyorlar mı?
  Bir ömrün sonlarına yaklaşılmıştır. Ya sonu pişmanlıktır, ya da mükâfat
                                                     
’’ Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.’’
                                                                                      NEBE suresi 40.ayet

’’ Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.’’
                                                                                     BAKARA suresi 262.ayet
                                                                                                                                           
Yaşlanmış insan takva yolunda ise, çok kazanmış da olsa, az kazanmış da olsa ve ya elin de avucunda hiç bir şey de kalmamış olsa o yinede istikamette elinden geleni yapar. Allah sevgisi ile koşamasa da, emekler bu ona mutluluk verir. O hep hamd eder, şükür eder.
                                                                   
12-ŞUBAT. Soğuk kış mevsimi de artık bitmek üzere, gün ışığının daha çok olduğu dönemlere doğru gidiş başlamıştır. Adeta yolun sonu ve başıdır bu ay.
 Seksenli, doksanlı en son yüz yaş civarların dasın. Koca bir ömür, asır geldi geçti, sana göre iyi kötü. Hayatın film şeridi gibi geçiyor gözlerinin önün de değil mi? Ya bir ömrün sonu hüsrandır ya da mükâfat. İmtihanlara güzel hazırlanan bir gençlik geçirmiş isen, imtihanların daha kolay geçmiştir.
    Ama ne bebeklikte, ne çocuklukta ailen ve çevren seni imtihanlara iyi hazırlayamamışsa
Çok zor gençlik ve yetişkinlik geçirdin değil mi? Bu imtihanlara hazırlanmadığından, bazen,
İsyan ettin, bazen umursamadın ya da annenin, babanın, çevrenin sana anlatamadığı imtihanlar sana anlattı. Yaşayarak öğrenmek daha inandırıcı değil mi?
’’ O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra “alaka”dan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.’’
                                                                                MÜ’MİN suresi 67.ayet


  ’’ Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım...”
                                                                               KEHF suresi 42.ayet

  Artık istesen de istemesen de derin uykuna hazır mısın?
 Koca bir mevsimler vakti, koca bir ömrü anlattı.İnsan hayatı bazen iklimler gibidir.Bazısı ılıman bir hayat geçirir  çalıştıkca sürekli verim verir.Bazısı çöl iklimi hayatı geçirir ferahlamak için hep geceyi bekler,rahmeti aramaya çalışmadıkca rahmeti bulamaz.Bazısı kutup iklimindedir hayatı soğuk ve yokluk içinde,rahmet için baharı bekler,aklını kullandıkca bulur rızkını.Kimide tüm mevsimide yaşar.O mevsimlerde ne hortumdan ne sıcaktan nede bahardan hiç bir şey anlamaz,aklını kullanamaz,çalışmaz ise ömrüde kurumuş bir ota döner.Ömrünü Nur'dan uzak kalarak kış eden rahmet üzerine bolca yağsada  o ona bir çığ olur,çığlık olur.
Bir senelik zaman dilimi bir ömrü anlattığı gibi, bir günümüz de sürekli bir ömrü anlatır. Bunu ninelerimiz den duyanlar olmuştur.
’’ Artık ikindi vaktin deyim ömrüm az kaldı ‘’derler.
   Bunu az çok algılarız.Atalarımız bu gözlemde akşam vaktini ölüm vakti olarak algılamıştır.Fakat akşam vakti güneşin dürüldüğü vakittir bir yerde batarken bir yerde doğum yolculuğuna gidildiğini hatırlatır.Gün batımında ki sarılık kaybolduğunda nefes gitmiştir.Nefesin gitmesi yatsı halidir.İlk sur'a üflenme halidir,ölüm hali,uyku halidir.
Her sabah yeni bir diriliştir. Bir günlük hayatımız da aynen mevsimler gibi bir ömrümüzü hatırlatır. Nasıl anlatıyor bir bakalım:                                                                  
                                                                                                                       
  SABAH VAKTİ

’’ Nefes alan sabaha (yemin olsun ki).’’
                                                                TEKVİR suresi 18.ayet

   Sabah, uyanış, doğum, yeni bir nefes, canlanma, temizlenmedir. Sabah tan yeri ağarmadan kalkanlar sabahın nasıl nefeslendiğini bilirler. Hava güneşin doğumu ile adeta nefeslenir. Tertemiz mis gibi bir hava oluşur, sanki yeni doğan bebeğin mis kokusu gibi.

  Sabah yeni doğan bebeğin ilkbahar halidir.
  Güneşin doğumu bebeğin doğumunu anlatır.
  Kuşluk vakti, yani güneş doğduktan bir süre sonra ki zaman bebeğin çocukluk halidir.
  Kaba kuşluk vakti ise çocuğun ergenlik halidir.

  Bu üç vakitte bir insanın ömrün de ne kadar önemli ise, günlük her insanın da bu vakti çok değerlidir.
Sabah namazı vakti kalktın. Önce kendini temizle, rahmeti yüzüne sür ki gafletten uyanasın.
Abdestini alır, huşu ile ezanı anlamlarını düşünerek dinlersen istikamete hazırlanırsın. Ezan
İnsana umut verir, sabır verir, güven verir, sevgi verir.
                                                                                                                                       
Allah rızalığını kazanmak için yeni bir gün, yeni bir doğum, yeni bir namaz.
                                                                                                                                                                            
’’ Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir’’
                                                                                     İSRA suresi 78.ayet
  Sabahı en faydalı şekilde kullanırsan, bütün günün daha verimli ve kolay geçebilir. Sabah işleri telaşlı ve zordur. Ama her zorluğun ardından bir kolaylık gelir.
Aynen bebeğin zorlukla büyütülmesi gibidir sabah vakti işleri. Bebek de iyi, dengeli bakılır
Allah sevgisi ve esmaları öğretilir, peygamber kıssaları anlatılır ve peygamberimizin güzel ahlakı öğretilir ve sevdirilirse o çocuk ilerde yaşayacağı imtihanları kolay geçirebilir.
  Sabah geç kalkıp sonrada sorumluluklarını aksatanlar, bütün gün işleri aksak, düzensiz, verimsiz olur. Akşama kadar o kişi işini düzeltmeye çalışsa da ansızın bir ömür de olduğu gibi, bir engelle karşılaşabilir.
 Kişi işini bir türlü toparlayamadığı içinde huzursuz ve mutsuz olur. Örnekleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz.
İNŞİRAH suresi.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla”
1.“Ey Muhammed! Senin gönlünü açmadık mı?
2.3. Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?
4. Senin şanını yükseltmedik mi?
5-6. Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. 
7-8. Öyleyse; bir işi bitirince diğerine giriş; ve ümit edeceğini yalnızca Rabbinden iste.”

                                                    
ÖĞLEN VAKTİ
Güneşin en tepede olduğu vakit, Bu vakit ömrün yaz mevsimidir.
Sabah mahmurluğu çoktan gitmiş işler ayarlanmış, sabah yapılacak olanlar yapılmıştır. Kişi
ye biraz yorgunluk çökebilir.
    Öğlen ezanını dinleyerek öğlen namazı kılmak kişiyi kendine getirir. Unuttuklarını hatırlar,
Allah’a kul olduğunu, bu dünyanın imtihan olduğunu, her nefsin ölümü tadacağını ve hesap gününü hatırlar. Bu onun için bir gününe de bir ömrüne de istikamet hatırlaması,
Doğrulma, düzelme ve çalışma çabasıdır. Kişi ne kadar çok ahret istikametin de giderken huzurlu olmak istiyorsa o kadar, Allah’ı tanımak zorundadır.
   Genç yetişkinlik vaktidir öğlen vakti. Genç bu zaman da Allah ‘a bağlanarak, dengeli istikamet üzere çalışır gayret ederse, bu ikindi vakti için kolaylık ve hazırlık olur. Bu vakitte işler yoğun, sorumluluklar artmıştır. Bu genci yıldırmamalıdır. Takva yolunda olan bir genç,
Bu yolda hasta da olabilir, yorgun da düşebilir hatta ölüm de gelebilir. Her vakit takva yolunda olan kurtulur.

‘’ Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.’’
                                                                                    NİSA suresi 100.ayet.

’’Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!’’
                                                                                   CASİYE suresi 21.ayet

                     
’’ Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.’’
                                                                                HAC suresi 35.ayet


  ’’Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır’’
                                                                              MERYEM suresi 59.ayet
                                                                                                                                             

İKİNDİ VAKTİ

’’Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.’’
                                                                                      BAKARA suresi 238.ayet

 İkindi vakti uzun bir vakitten sonra günün ortasın da olan, kısa süren ve akşama yakın olan vakittir. İkindi vakti yaz mevsimini sonlarıdır insan ömrün de. Olgunlaşma dönemidir.

 Bu vakitte kadar takva yolunda olmayan insan için bir fırsat devresi olabilir. Yaşadığı imtihanlardan ders almış olabilir. Bu zamana kadar birikim yapmış ve ya yapamamış da olabilir. Bu son bir fırsat olabilir umudu ile ayağa kalkar istikamet üzere doğru yolu bulma çabasın da olursa o kişinin karşısına hiç ummadığı fırsatlar çıkabilir. Fırsatlar çıkmasa bile kendi gücünün yettiğince gayretli olması da yeterlidir.
  Takva yolunda olan insan için de bu dönem biraz tehlikelidir. Kırk yaşına gelmiş artık yavaş
Yavaş hayatında düzenler oluşturmuş, rahata kavuşmuş olabilir. Bu rahatlık insanı gevşemeye götürebilir. Bu vakitteki gaflet öncekilerden daha tehlikelidir. Çünkü bu dönem kısa sürer ve önü yaşlılıktır. Yaşlılık demek zorluktur. İnsan hastalanabilir, çocuklaşabilir, bilinç kaybına uğrayabilir. Bu gibi sebeplerden ikindi vakti uyumak, gevşemek gaflete dalmak geri dönülemeyecek bir yola sokabilir insanı. Bir ömrün içindeki ikindi vakti gaflette olmanın tehlikesi gibi gün içerisindeki ikindi vakti, gaflette olmak bir o kadar tehlikedir.
                                                                                                                                                 

 ‘’Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?’’
                                                                             YASİN suresi 68.ayet                                                                                                                                     

 Takva sahibi insan ne kadar rahatlık olanağına kavuşursa kavuşsun çalışmayı elden kaçırmamalıdır. Kendi ailesin den başka, dışarı da muhtaç çocuklarımız, ihtiyarlarımız,
Hastalarımız vardır. Bu yardımlar kişiyi, hem günahlarından arındırır hem de toplum
Dayanışmasına sebep olur. Ahrette ise mükâfatları vardır.
                                                                                                                                                
’’Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir’’
                                                                         BAKARA suresi 274.ayet:


                                                                                                                                                   
                                                                           
AKŞAM VAKTİ

Vakit akşam soldu güneş,
Bir telaş, acele işlerin bitmesi gerek,
Vakit sonbahar yeryüzü boyandı tan yerine
Hüzün çöktü üzerine,
Gidiyorum, size kalsın verdiklerim der gibi. 
Yorgundur akşam beli bükük ihtiyar gibi
Düştü yaprak dökülen saç gibi,
Güneş sararıp dürüldüğünde kefen vakti

  Akşam vakti insan ömrünün sonbahar mevsimidir. Artık gün kısalmış kışa doğru gidiyordur.
Bu vakit oldukça kısadır ve telaşlıdır Yeryüzü de, insan da bu vakitte oldukça yorgundur. Sararıp solmuştur.
  Akşam vakti bütün gün istikrarla gayretle çalışan için, dinlenme saati olabilir. Akşam namazından sonra son kalan işleri de yapar, yatsı namazına hazırlanır.
  Takva sahibi insan için her vakit önemli ve değerlidir.
Takva sahibi olmayan ve istikrar sahibi olmayan insanlar için bu vakit ya daha karmaşaya girmiştir. Ya da hiçbir şeyi umursamadan dünya keyfine kapılır, zamanını, kazandıklarını israf eder. Ahret gününden de şüphede olursa, zevkine düşer. Kendi gibi düşünmeyenleri ya umursamaz ya da küçümser.
Ahir zaman, dünyanın akşam vaktidir. Çevremizi izlersek görürüz ki insanlar aynen akşam
Vaktinde gibi her vakit bir telaş içindedir. Hem yorgun, hem işler birbirine iyice girmiş, ne uykulu ne uykusuz bir keşmekeş. İnsanlar o kadar çok yoruluyorlar ve boş meşguliyetlerde bulunuyorlar ki bu sebepten uykuları da ister istemez düzensiz ve derindir.
  İnsanlar çoğu işlerini mecburen yapıyor bir an önce dinleneyim derdinde. Hal bu ki dinlenme vakti ölüm vaktidir. Yatsı vakti ansızın üzerimize çöktüğünde artık iş bitmiştir. Üstüne aldığın örtü kefenindir bunu iyi bil! Hesaba gidiyorsun! Kalk elinden geldiğince gayrete gir buda seni kurtarabilir!

’’ Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ı tespih edin.’’
                                                                                    RUM suresi 17.ayet 
                                                                                                                                                                                          

YATSI VAKTİ
Vakit yatsı, kapılar kilitli, bel büküldü,
Öyle sert rüzgarlar esmeye başladı ki,
Keskin bir bıçak gibi…
Kanatıyor ihtiyarın kalbini,
Bir umut, kapı çalınır diye
Nerede gençliğim, ağzımın tadı
Yok işte,
                                                   

Ne kaldı geriye
Bir kaç tel saç son kalan yaprak gibi
Göz de görmüyor eskisi gibi
Kabre girmeden, kabre attılar beni

 Gün bitti, mevsim bitti, ömür bitti, yeni bir başlangıç için dinlenmen lazım. Gün içerisin de yaptıklarını karşılığını önünde ki günlerde alacaksın, bir mevsim de yaptıklarının karşılığını, Diğer mevsimlerde alacaksın. Bir ömür de yaptıklarının karşılığını ahrette alacaksın.
Beyazdır ihtiyarın saçı,beyazdır kışın rengi,beyazdır kefen!
Vakit yatsı. Vakit kış, vakit uyku, vakit ölüm, vakit kabir!

Eğer her vakitte istikamet üzere takva yolunda çabaladı isen ne mutlu sana!
İşte o zaman hangi vakitte de ölüm gelse sen o mesutlar dan olursun.

’’İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.’’
                                                                    RA’D suresi 29.ayet
                                                                                                         
                                                      ikraela @ElaIKRA      

0 yorum:

Yorum Gönder