Cuma, Mayıs 30, 2014 By: İkra Ela

Tavşan Hastalığı

Bazı hastalıklar vardır zararsız görünür bazısı vardır süründürür,bazısı da öldürür.                      



Dağlarda, ormanlarda çokça üreyen tavşan, çok hızlı zıplayarak koşma yeteneği ve iyi duyabilecek uzun kulakları olmasına rağmen oldukça ürkek ve korkaktır. Çabuk korkanlara deriz ya’’Tavşan yürekli’’Çok doğru söyleriz.Tavşan yürekli olmak nasıl olur?Tavşan yürekli olmaktan insan kurtulabilir mi?Tavşanın  hayatı bize hangi hikmetleri haykırır?
Bu soruların cevabı için bir tane tavşan beslemiş olmak dahi yetebilir ya da belgeseller gözlerimizin önünde...Fakat Kur'an-i bakış açısı ile yapılan göz gönül okuması ile en yakına ulaşacak ibretleri görebiliriz?Kur'an-i bakış açısı ile okunmayan bir hayat şaşı,kör okunmuş bir ibrettir.Muhteşem belgeseller yapılıyor fakat hakikat ibretleri o kadar kısır ki.İnsanlar ve hayvanların yaşantıları ,yaşam mücadeleleri anlatılırken,hayatı 'yaşamak mücadelesi'gibi aksettiriyorlar.

Evet insan bir mücadele içindedir,fakat bu 'insan kalma,insan olma'mücadelesidir.İnsandan insan fıtratını koruma ve geliştirme beklenir.Kim bundan sapar ise hayvandan aşağı sapkın olur.Hayvanlık sapkından bir önce ki adımı,yani sapkınlaşma nedenlerini bize görsel olarak anlatır.Onları tanıyıp önlem almak,çocuklarımızı ve kendimizi geliştirmek ve korumak boynumuzun borcudur.Her hayvan bir aşı gibi insana bulaşan hayvanlık hastalığını anlatır.İnsan hayvandan ayrı  gelişmiş düşüne bilme,fikir üretebilme vs.özelliği olması nedeni ile;insan hayvanlaştığında hayvandan daha tehlikeli yaratık olur.

Tavşan hayvanlar aleminin en masumlarından ibretlik tablosudur.Yediklerine dahi baksak bunu görürüz.Fakat insan yüreği bir tavşan hastalığına yakalanırsa ne yazık ki insan fıtratını koruyamaz,insanlıktan çıkabilir,kula kul hale gelir.
İnsan sadece Allah'a kul olunca insan kalabilir.Bu nedenle ki bu hastalıktan emanetlerimizi korumak zorundayız.Yalnız yaratılmışlardan korkmayan çocuk yetiştirirken, Allah'tan da korkmayan bir vahşi haline gelmesini önlemek için yine Kur'an'i bakış açısı ile sadece Allah'a kul olan evlat yetiştirmemiz çocuğu dünyalık bütün esaret zincirlerinden kurtarır.

Tavşanlık hallerine bir bakalım daha fazla ne okuyabiliriz?

Tavşanların evcil ve yabani olanları vardır.Yabani tavşanlar dünyaya geldiklerinde gözleri açık ve tüylü gelirmiş ve düşmanlarından kaçarak kurtulurlarmış.
 Evcil tavşanlar ise dünyaya gözü kapalı ve tüysüz gelirmiş. Korktuklarında da saklanırlarmış.
Bu iki şekilde de farklı hikmetler vardır düşünürsek!Yabani hayatta daha çok düşman olduğundan ve şartların zorluğundan,hayatta kalmakta bir o kadar zorlaşır.Bu sebeple dünyaya daha hazır gelmeliydiler bu yabani tavşanlar.Vakit kaybetmeden görmeli ve koşmayı öğrenmeliydiler.
   Evcil tavşan ise düşmanı daha az olan, rahat bir yerde dünyaya geldiği için, gözlerini açmaya biraz tembeldir, gevşektir. Bilir ki orada yemeği önüne koyulacak, sıcak yerde yatacaktır. Sadece ani ışık ve gürültüde korktuğunda sığınacağı küçücük bir kutu olsa ona yeter.
  Bunları evcil tavşan daha önce biliyordu da ondan mı gözleri kapalı geliyordu dünyaya. Tabi ki hayır!
 Rahmeti sonsuz olan Rabbimizin öğreticiliğidir bunlar. Bu öğreticiliği ancak Allah'ın ilmin den kavrayabildiğimiz kadarı ile anlayabiliriz.

 ‘’…Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar…’’
                                                                               Bakara suresi 255.ayet

Evcil tavşan bize der ki;
‘’Ey insan,  hayatın sosyalliklerinden uzak tutularak yetiştirilirsen benim gibi, gözlerin kapanır dünyaya, gerçekle sahteyi ayıramazsın, hayatı tanıyamaz bocalarsın. Bir türlü de yeteneklerinin farkına varamaz ziyan olursun.İNSAN OLDUĞUNU UNUTURSUN. 
Yuvanda sana verdikleri köşeyi seni koruyan kalkan sanırsın. Kendi kendinin de farkında olmayan bir korkak olursun, dilinde lal olur çevreye. 
Ey anne ve baba! Bari yabani hayatı iyice öğretmeden salma yavrunu dışarıya. Kafese alıştırılan bir yavru birden bire yabani hayata salınırsa, eyvah! Yazık olur ona. Kurtlar sofrasında bir lokmalık yem olabilir. Bazen kendini koruyabilecek kadar akıllı olabilir ya da kendine sahip çıkacak yeni bir evde bulabilir. Fakat bu da istisnadır. Çoğunlukla dışarıda köpek, kurt, çakal, sansar nefsi hastalığı taşıyanlar böyle mazlumları bekler gözleri parlayarak.
Tavşan gibi korkaklığı öğreterek büyüttüğün yavrun da başını her okşayanı, kendini koruyacak, sevecek sanır. Hal bu ki o onu yemek için ağzında ki salyaları gizler, bazen yavaş, yavaş sindire, sindire yer bazen de bir lokmada. Bazen dikkat et o tavşan gibi mahzun yetiştirdiğin yavrunu kendi elinle de timsah, kurt nefsi hastalığı olanlara teslim edersin. O da kendince dışarıdaki yırtıcılardan korunsun diye teslim edersin onları, yanılırsın insan görüntülerinden.O insan kılıklı timsahlar,kurtlar ise öyle sahiplenir ki senin tavşana bir daha sana vermemecesine,yavaş yavaş yerler onu sezdirmeden.

Yabani Tavşan bize der ki;
‘’Ey insan, doğal hayatın içinde doğduğumuzdan, hayat şartlarını çabucak öğrenmek zorundayız. Çünkü vahşi hayatta her an bir avcı ile karşılaşabiliriz,yine de korkağız çünkü tavşanız.Sen ne kadar doğal hayatın içinde de büyütülsen insan olduğunu unutma,hastalık çabuk bulaşır.Bazı hastalıklar vardır zararsız görünür bazısı vardır süründürür,bazısı da öldürür.Biz sana bulaşabilecek zararsızmış gibi görünen nefsine bulaşan tavşan hastalığını anlatırız.Bir silkelen var mı içinde! Nefsin kirlenirse kalbin hakikatleri göremez,seçemez,damarların tıkanır... ’’ der.


 Her insan ömrünün bir bölümünde tavşan nefsi hastalığına yakalanabilir.
Bir ömür tavşan olmayı seçerse,aklını, iradesini, gönlünü ancak o kadar kullanmıştır. Ömrü boyunca tavşan olan korkaklığından kendine verilen yeteneklerin farkına varamaz ve kullanamaz. Hayatı boyunca kopan her gürültüde sığınacak, sinecek bir delik arar. Yabani tavşan gibi yeteneklerinin farkında olsa da o tavşanlıktan vazgeçmediği zaman av olmaktan kurtulamaz. 

                                                                      ikraela @ElaIKRA                                

0 yorum:

Yorum Gönder