Çarşamba, Mayıs 07, 2014 By: İkra Ela

Neml (karınca) ne söyler bize?



Neml demek Karınca demektir. Bu sureye Karınca ismi verilmesi sizce ''Karıncaya bakın, tanıyın, anlayın''işaretlerini taşımıyor mu?

‘’ KARINCALAR: SOSYAL TOPLULUKLAR

 Çok değişik hayat şartlarına uyum sağlamaları; Kuzey Kutup bölgesinden, tropikal bölgelere; bol yağmurlu ormanlardan, ağaçların tepelerine ve çölün kumsallarına kadar, koloniler kuran karıncalar; canlılar arasında, müstesna bir yere sahiptirler. Çok farklı ortamlara uyum yetenekleriyle, insanlarla rekabet eden karıncalar, insanoğlu gibi, bir toplum hayatına sahiptirler. Sosyal yaşamın esaslarına uygun yaşamayan, hiç bir karınca türü yoktur. Araştırmacılar, karıncaların, toplumsal yaşamalarını, büyük bir hayranlık duyarak; bir "devlet düzeni"ne benzetirler.
Karınca, büyüleyici bir canlı organizmadır. Onun fiziki yapısı, hem amaç foksiyonuna uygundur ve hem de görünüş olarak estetiktir. Bilim, karıncalarla, insanlar arasında, birçok parelellik olduğunu kanıtlamıştır
KARINCALARDA: "SINIF (KAST) SİSTEMİ"Yapıları ve işlevleri bakımından biribirinden farklılaşmış; bir sınıfsal yapı oluşmuştur. Kurdukları bu farklılaşmış sosyal düzen, bir kast sistemi oluşturmaktadır. Sistem kendi içinde 3 bölüme ayrılır:
                                       
1) Üreme yeteneğine sahip kraliçe
2) Erkekler
3) İşçiler ve askerler
                                               yaklasansaat.com

''Derken karıncalar(ın olduğu) vadiye gelince,bir ana karınca: “Ey karıncalar!''diye komut verdi;(Derhal) yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi çiğnemesin!” 
'' Komutu onun vermesinden dolayı(Süleyman) gülercesine tebessüm etti ve “ Rabbim!''dedi,''iç dünyamı öyle bir düzene sok ki,Senin bana ve ana- babama bahşettiğin nimetlere layıkıyla şükreden ve hep Senin hoşnut olacağın güzel işler yapan biri olayım; ve beni rahmetinle erdemli kullarının arasına kat''
''Nihayet de ki:''Hamd olsun O Allah'a ki,size alamet ve işaretlerini gösterecek;derhal sizde onları tanıyacaksınız.''Ve Rabbin yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir.’’                                        
                                           Neml suresi 18.19.93,ayet
                                                                 
                                                                   
   Rabbimiz tarafından bir ayet ve işaret olarak Karınca yüzyıllardır bize öğüt ve ilim vermek için haykırır. Bu alameti daha iyi kavrayabilmek için önce bir Neml suresini okuyun. Daha sonra Karıncaların hayatını inceleyin ve tekrar Neml suresinin meal ve tefsirlerini inceleyin. Neml demek Karınca demektir. Bu sureye Karınca ismi verilmesi sizce ''Karıncaya bakın, tanıyın, anlayın''işaretlerini taşımıyor mu?
Bu incelemeleri yaptığınızda ne kadar hayret verici işaretleri, öğütleri göreceksiniz. Ben âcizane Rabbimin kavrattığı ve gayretim kadarı ile aldığım öğütleri yazacağım.

                                                                   
Karıncanın oluşturduğu sınıf farkları bize yüzyıllardır muazzam bir gerçeği ve bizim yaptıklarımızı bize hatırlatır. Bu sınıf farklarına göre;

1.Kraliçe karınca: İktidar sahibinin, liderliğin, saltanatın, krallığın, imparatorluğun ve otoritenin simgesidir.

2.İşçi karınca: Çalışan halkın, toplulukların, örgütlerin simgesidir. Bir yönü ile de zayıf, olanakları kısıtlı mazlumları anlatır.

3.Erkek karınca: Bu tür iktidarlardan, saltanatlar dan, örgütlerden, imparatorluklardan
Çalışanlardan, topluluklardan sadece çıkarı için beraber olanları simgeler.

 Kraliçe karıncanın kurduğu düzeni incelediğimizde bize neler haykırdığını çok iyi anlarız. O bir evlilik uçuşu ile kuracağı saltanat için alacağını depolar. Evlilik uçuşunu nefsinin peşinde koşanlarda bulur. Onların bu uğurda ölümleri bile onu üzmez. Fakat kendide tahtı uğruna kanatlarını yani özgürlüğünü kaybeder.
Bazıları kuracağı yuvayı ya kendi seçer ya da işçi karıncalar(örgütler, halktan birileri)Yuvaları ya yeraltında olur ya da ağaç gövdelerinde ve ya dallarda ki yapraklarda. Bazıları da sabit yuva sahibi değillerdir sürekli gezicilerdir, gezdikleri yerde geçici konaklarlar. Kraliçe önce yumurtladığı yavrularına(daha sonra kendine hizmet edecek olanlara)kendi bakar ve kurduğu düzen için ne gerekiyorsa kendi yapar. Daha sonra yetiştirdiği elemanlar kendine ve yuvaya hizmet etmeye başlar. Artık Kraliçenin görevi sadece kendine hizmet edecek ve bu saltanatın devamı için yavru üretmektir. Bunu yaparken yavruların cinsiyeti yani hangi işte görevli olacakları da kraliçenin isteğine bağlıdır. Savaş durumlarında ne kadar asker ölmüş ise o kadar yeni askerler doğurur.
Kraliçe karıncanın ölümüne kolonisi ancak bir kaç hafta dayanır. Kraliçe karınca çok nadir olarak el değiştirir.
Karıncalarda ki bu kast sistemi arılarda da vardır. Hemen, hemen aynı sistemleri hatırlatırlar. Bal arısı topluluklarında ise kraliçeyi kendi kovanında ki işçi arılar yetiştirir ve gizlice büyütür. Fazlaca kraliçe yetiştirme arzuları: 1-çoğalma isteklerinden,2-Kraliçe arının ölmesinden sonra yeni bir kraliçenin hazır olması,3-Kraliçe arının yaşlanarak işlerini yapamaz hale gelmesidir.
Kraliçe arı yaşlandığında ve ya saltanatı iyice genişlediğinde örgütler, topluluklar tarafından ayrışmalar başlar. Yaşlı kraliçeden gizli yeni bir kraliçe tahta geçmelidir. Bu sebeple yeni bir kaç kraliçe gizlice yetiştirilir. Yaşlı kraliçe ya ölür ya da yuvayı birkaç askeri ile terk eder. Yeni kraliçeler arasında ise büyük bir taht savaşı başlar. Hayatta kalan tahtın sahibi olur. Ya da ikinci bir çoğalma olasılığı var ise peteklerde hapsedilerek ve işçiler tarafından beslenerek hayatta bırakılırlar. Çoğalma, yeni koloniler oluşturma olasılığı kalmaz ise hemen o genç kraliçe adayı işçiler tarafından öldürülür.
 İşçi arı bu kurulmuş tahtın içinde bütün yapılan işlerin görevlisidir. Hangi sitemin içinde ise orada ki işlerini adeta ölümüne yapar. Tahta çıkardığı kraliçesini tahttan indirmesini de bilir. Kurdukları kolonilerine göre yaptıkları ya kesin batıldır ya hak gibi görünen batıldır ya da hakkı yapmak için kurulanlar da vardır.

    İşçi karıncalar ise Kraliçelerine oldukça bağlıdırlar. Yuvayı terk eden kraliçe olursa içlerinden ona sadık olanlar ona destek vermek için beraber yola çıkarlar. Bazen kraliçeye o kadar sadık olurlar ki adeta onun kölesi olurlar. Gerçeklere gözleri körelir. Adeta kurdukları kolonilerinin hayatta kalması için hak, batıl demeden yaparlar. Bazıları köle tacirliği yapar, bazıları başkalarının ekip biçtiklerini talan ederler vs. Geçmiş dünya tarihine baksak şimdikine de baksak bu sistemleri insanların kurdukları sistemlerde, kavimlerde, ülkelerde, şirketlerde, ordularda duymuşuzdur, görmüşüzdür
                                                                     

Erkek karıncaların nefsinden başka bir şeyleri görmemesi ise onu her zaman helak eder. O çok bağlandığı nefsi ile çıktığı uçuşta ölüm kendini bekler.

Kraliçesi olmayan bazı kolonilerde vardır. Burada üreme (çoğaltma) işi de dâhil tüm işleri işçi karıncalar yapar.
Karınca bize derki;’’Ey insan nefsinin peşinde koşmak seni helak eder, neslini devam ettirmek için görevli olabilirsin fakat nefsin gözünü köreltmesin, kendine gel sen karınca değilsin! Şu kurduğun düzende kraliçede olabilirsin, işçi de sen sadece nefsinin peşine düşme! Sen insan olduğunu daha hatırlamadı isen ben sana hatırlatıyorum bak! Dinle! Kulak ver sesime! Sesimi illa duyman mı gerek, yaptıklarım sana işaret değil mi? Konuşamayan kardeşlerini sen anlamıyor musun? Hal bu ki onun işaretlerinin ne anlama geldiğini anlasan onun ne demek istediğini anlayacaksın! ALLAHUEKBER
Sen insansın insanlığını göster! Rabbine kul olduğunu! Kul olan Rabbinin sınırlarında çalışır. Hakkı yapar hakkı söyler. Hastasını, çaresiz ini ölüme terk etmez, tedavi eder, olanaklar sunar. Köle tacirliği yapmaz, yağmalamaz. Ben küçük karınca bana verilen görevi yapıyorum. Sen görevinin hakkını verdin mi? Her ne yaparsan hakkı yaptın mı? Öğüdünü Rabbinden aldın mı? Ey kul kalk! Kendine gel! Diril! Oku! Rabbinin ayetlerini! Kölelikten kurtul! Paylaş! Ziyan etme gençliğini, gençlerini!
Ey insan! Körlük etme! Düzenli, istikamette çalışan orduların olabilir, bu ordular senin yaşam alanlarının her bir bölümünde vardır. Tıpkı biz karınca orduları gibi! Biz yeryüzünde sizin kurduğunuz orduları da anlatırız.
  Savunma ordun,tıp ordun,siyasi ordun,ekonomik ordun,ticari ordun,görünen veya görünmeyen orduların,ilim orduların vs..vardır.Ve bu orduların başında ki Rahman ve Rahim Allah'ın adı ile hareket eden bir kumandan olabilirsin.Orduna en güzel şekilde hükmede bilirsin. Fakat yukarılara bakmaktan aşağıları fark edemez hale gelebilirsin bunu unutma!Sen ben değilsin!Fakat aşağıda ki karıncaları fark etmeden ezmemek için aşağıları da görmelisin,karıncanın sesine kulak vermelisin!Derleyeyim toplayayım derken karıncayı girdaba sürüklemeyesin,boğmayasın,işkence etmeyesin!Sonra hakkı batılla karıştırır da çorba edersin de ayırt edemezsin!

Senin yüce bir tahtında olabilir. O saltanattan dolayı yerdekilerini göremez hale gelebilirsin!  Suya daldığında bil ki suyun yüzü de vardır, toprağı üstündekiler olduğu gibi toprağın altındakilerde vardır, bazen destek aldığın bir asa yılandır da farkına varamazsın, sen bakmayı bil! Körelmiş bir kalp gerçekleri göremez. Gördüğün her ışığı da seni kurtaracak zannetme. 

 Ey insan olarak şereflendirilmiş varlık! Benim gibi gözün fazla ışıkta körelmesin dikkat et! O zaman gerçekleri görmekte yanılırsın, bocalarsın, şaşırırsın, her bir vadide şaşkın, şaşkın dönenlere benzersin. Ya yakar yıkar, ezer geçersin ya da yaptığın iş sonuçsuz ve batıl olur. Kendine yeni putlar oluşturursun onu Rabbin sanırsın.
 Bil ki Rabbin her eksik ve kusurdan münezzeh olandır. Arz’daki ayetlere bak ta Allah'ın her şeyi bir ilim ve ibretle yarattığını gör! O ilimlerde senin hayatını düzene koyman için işaretler vardır. Bu işaretler Rahman ve Rahim adı ile başlar ve O'nun kanunlarıdır.
Rahman ve Rahim Allah'ın adı ile başlayan kanunlara uyman, uygulaman seni Rahman ve Rahim Allah'ın adı ile kurduğun tahta padişah yapar. O zaman cihana hükmedersin. Fakat aşağıdakileri önemsemez ve ezilmelerine göz yumar isen o tahta çıktığın gibi inersin, hem kendini hem de ordunu perişan edersin.
Ey insan! Allah’ın kanunlarına itaat etmemen seni bozar! Toplumu bozar! Arz’ı bozar! Yaptıklarının yüzünden başına gelecekler senin sorumluluğundur bunu bil!
Rabbinin yarattıklarına bakarak icatlar yapıyorsun artık! Rabbinin yarattıklarının ne dediklerine bak ta biraz kendine gel, kendini bil! Rabbimiz yaptıklarımızdan habersiz değildir. O yaratılanlarda hep sende, ailende ve toplumda olan hastalıkları, bozuk sistemleri ve sonuçlarını anlatır, ibretleri ile yapman gereken hak olanları da öğretir. Bak ta önlemini al! Benim gibi bir ordu kurduğunda gençleri bu orduda ziyan ediyor ve onları mahkûm ediyorsan insanlığını sorgula! Hakkı yapıyormuş gibi görünebilirsin fakat senden zayıflara acıman yok ise yazık sana! Bizim bir bölüğümüz bunu hatırlatır sana! Bir bölüğümüz ise aşırılıklarınızdan dolayı, yakıp, yıkıcı olabileceğinizi gösterir. Birçok bölüğümüzde ise senin alacağın çok büyük ibretler vardır. Mesela bölüklerimizden bir gurup göç için nehirden geçmesi gerekir, hayati önem taşır bu olay. Bir karınca nehirden karşı kıyıya nasıl geçer? Hayret verici bir şeydir bu değil mi? Fakat artık bu hayret verici olay gözlerimizin önüne serildi
''…Hala görmüyor musunuz?''zariyat 21.ayet

Bilgisayarlarınızdan bir tıkla gözlerinizin önünde...
Bir gurup karınca, sadece büyük küçük demeden birbirleri ile tutunarak ve larvalarını taşıyarak bir sal oluşturuyor. Suyun yüzünde adeta bir sal gibi suya yani aslında rahmete teslim olarak fakat birlikteliklerini bozmadan ilerliyorlar. Bu bize ibret değil de nedir?

 Ey insan bak! Rahmete teslim olan, birlikten ayrılmayan selametle kıyıya kavuşur! Sesi değil midir bu? Ey insan! Bir karıncayı dahi incitmeyecek birliğin olsun çağrısıdır bu.
Kurduğun ordulara dikkat et! Bu ordular hakkı yapıyorum derken batıla kölelik etmesin! Ordunu Rahman ve Rahim Allah'ın adı ile kurmuş olabilirsin. Fakat bil ki ordunun içinde ki çalışanlar, kumandanlar en küçüğünden en büyüğüne Rahman ve Rahim Allah'ın ismi ile hareket etmeyebilirler. Görünen ve görünmeyen ordularının içinde sadece kendine verilmiş kuvvetine güvenenler olabilir ve ya o orduya sen hiç fark etmeden bir ağaç kurdu girmiş olabilir. O ağaç kurdu ki kurulmuş kökleşmiş bir ağacı içten içe yer bitirir. O ağaç kurdu girdiği ortamı kemirir. Sürekli değişik yerlerden amaçsız çürütücü delikler açar. Karşıdan baktığında yaptığı işin başlangıcını amaçlı ve sonuçlu zannedersin. Fakat o sadece kemirmeye yani sömürmeye amaçlıdır. Yaptığı ise sadece bir şeyler yapıyormuş gibi görünmektir.

 Ey ordu komutanı, kralı, lideri! Sana düşen körlük etmemendir. Biraz aşağıları görebilsen aslında ağaç kurdunun çıkardığı pislikleri görebileceksin. Ağaç kurdu da sana bu öğütleri verir.
 Karıncalardan dahi öğüdünü alır isen bu ayırımları en güzel şekilde yapabileceksin. Hak için yapılan bir işte benim gibi en küçük karınca bile ezilmeden yapılacak ki hiç bir mazlum zulüm görmesin.
  Bu ordu sana babadan kalma mirasta olabilir. O baba ki kuşlardan dahi öğüdünü alıyordu. Sen o babanın evladısın. Öğüt almayı bırak ma! Unuttuğun an veya görevini ihmal edenler yüzünden kurduğun düzene her an bir ağaç kurdu musallat olur. Ağacında ki çatlakları onarmayı unutma!Yaptıkların ettiklerinde hepsi ziyan olur sonra..Kurduğun orduda zaman ile senin fark edemediğin  bozukluları görenler olur.Onlara kulak ver.Sen  ve ordun o ağaçtır.Sen bazen Ağacın içinde kurdu fark edemeyebilirsin.Karşıdan o ağacı gören ve ya dalına konan o ağaçta ki kurdu fark edebilir.O fark eden ise Rahman ve Rahim Allah'ın ismi ile sana öğüt veriyorsa yani Allah'ın ilimlerine dayanarak konuşuyorsa bu uyarıya dikkat et!

   Ey ana, baba! Sen kâinatı okuyabiliyorsan evladını da ihmal etme! Okuduğun ilmi sevgi ile anlat! Her çocuk Rabbinin yarattıklarına muhabbetlidir. Onları hem ibret yönlerini hem de hangi amaç için yaratıldıklarını anlatmayı unutma! Rabbinin yarattıklarını okumaya daldığında sakın sorumluluklarını aksatma! Okuduklarından ibret alıp gayretle çalışman gerek bil!

Allah'ın ayetlerinin her biri bir kelimedir, her kelime bir kanundur. Kelimelerin yerlerini değiştirdiğinde, yerli yerinde kullanılmadığında, hakka kullanılacakken batılda kullanıldığında büyük bir felaket sizi bekler.
 Ey insan! Bir kişide olsan bin kişide hatta milyarlar Rabbin sana yeter! Zerreden küreye yaratılmış her şeye ihtiyacın var. Bil ki sen eksik ve kusurlusun. Çünkü sen kusursuzluğa da dayanamazdın. Bu Rabbinin şefkatindendir. Her eksik ve kusurdan münezzeh olan Âlim Allah'ın seni tek koruyan ve şefkatle merhamet edenindir. Artık vücudumuzun içinde bizim için çalışan ne kadar ordu var biliyoruz, gözlerimizin gördüğü arz da ki ordulara da şahidiz. Birinin bile yok olması bizim sonumuz demektir bunu da biliyoruz. Tıpkı vücudumuzda ki orduların çalışmasının bozulması ve yok olması gibi bizi hasta eder hatta yok eder. Daha bir de Rabbimizin bizim göremediğimiz orduları vardır. Sende öyle bir ordu kur ki kulluğunun şahidi olsun.

''Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.''
                                                                                        Fetih sursi 7.ayet
                                                                                                                               

18 Mayıs 2013 cumartesi sabahı
Plastik gırgır ile halıyı gırgırlamıştım. İçinde ki çöpü atmak için bir poşet açtım. Gırgırı açtığımda ne göreyim? Rızkı için yollara düşmüş bir karıncayı fark etmeden pisliğin içine batırmışım. Hal bu ki ben o işi evim temizlensin diye yapmıştım. Karınca tozun içinde adeta çırpınıyordu. Onu aldım tek, tek üzerindeki tozları temizledim karınca elimin üzerindeydi fakat bir o kadar şaşkın. Onun yolunu bulması için bıraktığım yerlerde daha beter tökezliyor, şaşırıyordu. Onu rahat bırakayım dedim. Karınca bir müddet kendini çekerek, toplayarak hareketler yaptı daha sonra toparlandı ve yolunu buldu.
Birinci karınca misafirinin ibreti;’’Ey ordu sahipleri, liderler, donanımları ile daha çok olanakları olanlar! Hakkı yapacağım diye kalktığın işte acele eder isen sen hiç fark etmeden mazlumları, rızkı peşinde koşan imkânsızları ezebilir, girdaba sokabilir, içinden çıkılamaz hallere sürükleyebilirsin. Yaptığın işte en çaresizleri, olanaksızları göz ardı etmen ordunun içinde kurtlar oluşmasına sebep olur. O mazlumların gözyaşı seni iflah etmez. Kurduğun ordu eni sonu yok olur. Sen o gözyaşlarını dindir, onların hayatını daha beter keşmekeşe sokacak işlerden kesinlikle kaç. Onların hayatını girdaba sokmaz isen zaten o rızkını aramayı bilir.

19 Mayıs 2013 Pazar sabahı
Cumartesi gecesi kaza ile zeytinin yere dökmesi sebebi ile yeri temizlemiştim fakat yer iyice kayganlaşmıştı. Gece kalkıp kimse fark etmeden kayıp düşmesin diye o kaygan zemine ıslak bezler serdim. Sabah kalkınca orayı tekrar temizleyeyim dedim. Tam hızlıca yeri silecek iken örtüyü kaldırdığımda yine rızkı peşine düşmüş bir karınca bezin içinde idi.
İkinci Karınca misafirinin ibreti;
Ey insan! Senin olanakların çok ya! Hem de ne müthiş donanımlar ile donanmışsın, bir 
o kadarda müsrifsin, dökersin saçarsın bari o döktüklerini toplamaya gelenleri fark etmeden ezme! Ey liderler, yöneticiler olanaklar bulmuş olan yetkililer! Sizin konumunuzda olmayanları, olanaklardan mahrum olanları sakın ezme! Onların gözyaşı senin dikkatsizliğinin eseridir. Birilerini koruyacağım diye başka bir çaresizi ezme!
19 Mayıs 2013 akşam
O gün ikindi vakti bağa gitmiştik. Üzüm ve kiraz yaprağı toplamak için. Ben yaprak toplarken karıncalarda kendi rızkını topluyordu. Ben hiç fark etmeden o karıncalardan birkaçını evinden uzaklaştırdığımı akşam o yaprakları destelerken fark ettim.
O gün akşam namazını kılan kardeşim gelerek’’abla karıncaya bak namaz kılarken onu ezecektim’’dedi.
Üçüncü ve dördüncü karınca misafirin söyledikleri;
‘’Ey ordu sahibi, liderler, şirketler, olanakları olan topluluklar kurduğun sistem mazlumları yerinden yurdundan ediyorsa bil ki o kurduğun sistem sana da kalmaz! Hak için çıktığın yolda dikkatsizce hareket etme! Kulluk yaptığını zannettiğin yerde mazlumlar ezilmesin!’’
20 Mayıs 2013 sabahı
Çöp için bir poşet açtım. Meğerse dün fakında olmadan bağdan getirdiğim bir karınca poşetin içinde yurtsuz yuvasız, aç ve karanlıkta kalmıştı.
20 Mayıs 2013 ikindi vakti
Evi süpürüyordum. Süpürgeyi mutfak dolabının iyice altların kadar götürdüm geri süpürgeyi çektiğimde bir büyük karınca ölüsü ve küçük bir örümcek ölüsü adeta savaşmışlar gibi birbirine dolaşmışlardı.
Beşinci ve altıcı karınca misafirin sözleri;
’Ey insan daha görmüyor musun? İbretler sağında solunda geziniyor. Bir dinle istersen onları. İlim ardına kadar açıldı sana. Hayatımızın en mahremlerini bile biliyorsun. Fark etmediğinden dolayı hep göz ardı ettiğin mazlumlar unutuldu köşede bucakta. Adeta boğuluyorlar, bir nefes diye! Bak unuttuğun mazlumlar bir, bir firavunların kucağına düşüyor, çaresiz onun ağına takılan ise onunla birlikte helak oluyor. Hesap günü geldiğinde nasıl hesap vereceğini düşündün mü? O zaman o insandan dahi saymadıklarını fark et! İşte o zaman o orduların tam manası ile Rahman ve Rahim Allah’ın adı ile yürür.
16 Haziran 2013 ikindi vakti
Bağ’da daha yeni yetişen kiraz ağaçlarından kiraz topluyorduk. Ben kiraz toplarken ayağımda bir acı hissettim. Meğerse Karınca yuvasına basmışım. Yuvanın sahiplerinden iki karıncanın ayağımı ısırması ile fark ettim bunu. Karıncanın ısırması ile yaşadığım acıdan ani olarak beni ısırandan kurtulma isteğim karıncanın ölümüne sebep olmuştu. Hiç bir şeyin tesadüf olmadığına inan ben bunda da bir hikmet olduğunu düşündüm.
Ölümüne sebep olduğum karıncaların sözleri;
‘’Ey insan! Dikkatsizliğin nelere sebep oluyor görmüyor musun? Sen belki iyilik için çalışıyorsun, yaptığın işlerden insanlar faydalansın diye didiniyorsun, fakat dikkatli ol! Çünkü o işleri yaparken birilerinin tepesine basıp çıkmayasın, yuvaları darmadağın edip, ölümlere sebep olmayasın! O tepesine bastıkların illa seni ısırınca mı aklın başına gelecek.’’
Haziran ayında  gördüğüm bir  karınca
Balkonda cam siliyordum. Pencerenin üzerinde ki duvarda şimdiye kadar görmediğim bir buçuk santimetre boyunda bir karınca şaşkın, şaşkın geziniyordu. Önce karıncanın büyüklüğü beni etkiledi. Bu kanatlı bir karınca idi. Uçmayı bildiği halde şaşkınca dönüyordu. Bu halde duvarın en sonuna gitti. Bir ara işime dalarak karıncayı izlemekten vazgeçtim. Pencereyi sildikten sonra balkonu yıkamaya karar verdim fakat o karıncanın halen balkonda gezindiğini seziyordum. Sezdiğim halde suyu döküp karıncayı boğmalı mıydım yoksa sorumluluk duyarak bir cana zarar vermemek adına onu aramalı mıydım? Bu sorular ve vicdan! Tabii ki aramalıydım. Balkonda ki çiçekleri teker, teker kenara çektiğimde evet karınca orada geziniyordu. Suyu dökseydim gözüm gördüğü halde onu görmemezlikten gelerek boğacaktım. Bunun ibreti de apaçık ortada değil mi?
İhmal ettiğimiz, sorumluluklarımızı aksattığımız ve yapmadığımız yerlerin her köşesinde örümcekler ağını kurar, böcekler köşede bucakta gezer, israf alır başını gider, dökülür, saçılır alabildiğince. Karıncalar da bu topluluğun içinde rızkının peşine düşer, kimi zaman bir örümceğe yem olur kimi zamanda toplu temizliğe kalkana. İhmal ettiğimiz her sorumluluk düzen bozar. Her kişi önce kendi üzerine düşen görevi hakkı ile yapmadıkça o ortamlarda huzur kalmaz, pislik çoğalır, mazlumlar inler. Harabeye dönen her yer yıkılmaya mahkûmdur. O yıkılan yerde her daim masumlarda vardır firavunlarda.’’Ey insan sen bu dünya evini harabeye çevirdiğinde mazlumları hiçe saydığında bil ki dünyada ki saray senin olsa boştur o da harabenin içinde kaybolmuş görünmeyen altın parıltısıdır, harabe yıkıldığında o da onun içinde kaybolacaktır.’’
 , Bismillahirrahmanirrahim ne demektir? Rahman ve Rahim Allah’ın adı ile demektir. Başladığımız her işin Allah adı ile olması gerektiği bilincidir. Allah adı ile olması bilinci nedir? Onun her şeyi kuşattığını bilmek onun sınırlarında onun kanunları ile hareket etmektir. Allah’ın Rahman ismi gibi hiç kimseyi ayırt etmeden hakkı yapmaktır.
Her eksik ve kusurdan münezzeh olan Rabbimizin ilahi sıfatlarını kapsayan ismi Allah ismidir. Hiç bir şeye koyulmaz, koyulamaz ve koyulmamıştır. Bütün isim ve sıfatları bu özel isimde toplanmıştır. En güzel isimler ona aittir. O Hak’tır ve Hakkı emredendir, hakkı yapandır. Verdikleri de vermedikleri de ilahi şefkatidir. Kendimize koyulmuş kevni ayetlere bakar isek bu apaçıktır. Örneğin biz çocuğumuza çok sevdiği yemeği her gün ve sınırsızca verirmiyiz ve ya yüklü bir parayı onun harcaması için verirmiyiz. Anne ve baba çocuğunun cennet gibi bir hayatı olmasını ister değil mi? Rabbimizde bizi olgunlaştırır iken bizi cennetine hazırlar. Fakat bu olgunlaşmayı isteyip çalışma gayretine girmemiz ve hak yolundan sapmamamız bizim irademize verilmiştir. Bunun için özgür bir irade, akıl ve gönül birlikteliği ile Kur’an-ı rehber ederek Peygamberimiz Hz.Muhammed önderliğinde çalışma olanakları Rabbimizden bir lütuftur. Arz’ın okunması ise Kur’an-a dayanarak olmalı.    Geçmiş milletlerin tarihlerine bakar isek birçok ordu, teşkilat ve sistemler kurulmuştur. Hatta bunların içinde hayatı kendi bakış açısıyla okuyanlar olmuştur. Kendi bakış açısı ile okuduğu için hem kendini hem de kurduğu orduyu helak etmiş, bir sürü insanı katletmiş ve zulüm etmişlerdir. İsterseniz tarihteki, bu güya hak için yola çıkanların hayatını ve ne dediklerini araştırabilirsiniz. Bunlardan biri kendi bakış açısı ile hayatı okuduğundan insanların, milletlerin birer hayvan olduğunu söylemiş ve kendi milletini hayvanlar âleminde ki lider ilan etmiş. Yani ormanlar kralı. Sonuç tabii ki hüsran…

Allah adı ile başlanmayan hiçbir işte hayır yoktur. Bakış açımız Allah adı ile olmalı, yaşanmalı. Allah’ın her ismi insanı huzura kavuşturacak bir ip gibidir. Allah’ın isimlerini bilmek onu tanımaktır. Onun esirgeyen ve bağışlayan olduğunu bilmek kulun ümididir. Bu ümidi hiç kimse yok edemez. Mutlak Hakim olan Allah en isabetli hükmü vericidir. Hiç kimse ondan kaçamaz, hiçbir mazlumun ahı da yerde kalmaz.

                                                                                               İkraela @ElaIKRA
.





1 yorum:

Adsız dedi ki...

Teşekkür ederim. Elinize sağlık. Basiretiniz açık olsun. Allah'a emanet olun.

Yorum Gönder