Pazar, Nisan 27, 2014 By: İkra Ela

ANKEBUT (Dişi Örümcek)SURESİ


                                                 
  

   Rahman ve Rahim Allah İsmi ile
   ‘’Allah'tan başka sığınacak dostlar(evliya) edinenlerin durumu örümceğin durumuna benzer. Şüphesiz evlerin en zayıfı Örümceğin evidir, "keşke bilselerdi.   ‘’   
  ‘’ Şüphesiz Allah, onların Allah'tan başka yalvardıkları şeyi bilir. O Aziz'dir, Hâkim’dir.   ‘’   
  ‘’İşte bu misalleri insanlara veriyoruz. Onları ancak alimler anlar.’’
  ‘’Allah gökleri ve yeri hak ile yarattı. Şüphesiz bunda müminler için ayet vardır.’’
                                                               ANKEBUT suresi 41.42.43.44. ayetler.  

ANKEBUT (Dişi Örümcek)suresi  neden dişi örümcek ismini taşır?Bu tesadüf mü?Bizler yazdığımız metne o metnin özünü işaret edecek bir isim veriyorken!
                                                                             
Kutuplardan, ekvatora, denizlerden, dağlara, bahçelerden, evlerimize kadar her yerde yaşayan, on binlerce çeşidi olan örümcek, bizlere kafirlerin kurduğu düzeni(evi,sistemi)anlatır.Kevni ayet olan örümcek şekli ve hayatı  ile bizim için işaret,alamet,öğüttür.
Örümcekler yumurtlayarak çoğalır. Yumurtalarını ipekten ördüğü bir ağ içine taşırlar. Sonra onlara ipekten bir koza örerler. Yumurtalarını bu kozanın içine bırakırlar. Örümcekler bu ipekten kozanın içinde yumurtadan çıkar ve gelişimlerini iyice tamamlayana kadar burada kalırlar. Yeterli büyüklüğe gelince artık kozadan çıkarlar ve kendi ipekten evlerini kurarlar.
 Yüce Allah'ın kevni ayetlerinden biri olan ipek ihtişamlı bir dünyaya kavuşmak için harcanan çabayı anlatır.Bazı insanlar doğuştan bu ihtişamın içinde doğar,bazıları da o ihtişama uzaktan hayran kalıp ona kavuşabilmek için kendi kendine kozasını örer.

 Örümcek evini ipek üzerine kurmuştur. İstekleri yüzünden kendini ipeğe mahkum etmiştir. İpekten kurduğu dünyası ile beslenir. Bunun için gözü dönmüş gibidir, her tür hileyi yapmaktan çekinmez,her tür boşluğa ağını örer.. Sekiz bacakları ve sürekli salgıladıkları ipek ile istedikleri yere kolayca ulaşırlar. Bazılarının her yönü görebilecek sekiz gözü vardır. Bazısı ise avı için çok iyi taklit yapar. Bazıları da bacaklarında ki tüylerin aracılığı ile avını yaklaştığını çok iyi haber alırlar. Örümcek bunları yaparken farkında değildir. O hem doğa kanunu uygular hem de ibret verici olur.Biri Allah'ın Alim isminin tecellisidir,diğeri Rab isminin tecellisidir.
 Örümcekler kurdukları düzen ile ne kadarda bozguncu, zalim, kibirli, eşini bile sömürecek kadar nefsine düşkün, ikiyüzlü, her fırsattan, her boşluktan faydalanan nefsi azgınlara benziyorlar değil mi?
Örümcek;
’’Ey insan, benim kurduğum düzen, Kârun'un,Firavun'un ve Hâmân'ın kurduğu düzenin aynısıdır,aynı evdir. Biz yaratıldığımızdan beri hayat kitabında bunu haykırıyoruz size. 
Bize bakın da kendinizi başıboş bırakmayın,başıboş olana her çeşit haşere musallat olur.Kişi ne yaptığını bilemez hale gelir, her an tuzağa düşmeye müsaittir. Bu tuzak her an her yerde, her köşede karşına çıkabilir.’’

 Kur’an-ı Kerim de yüce Allah,Ankebut(Dişi Örümcek) suresinde bize bu gerçekleri hatırlatmaktadır. Bu surede kavimlerin helakı ve helaklarının sebebi anlatılmıştır. Bu kavimler heva ve heveslerinin peşine düşmekten kendilerine örümcek evi yani örümcek evi düzeni kurarlar.Bu düzen tuzak kurma düzenidir.Kişi kendi ailesine dahi tuzak kurucu ise helak olmaya mahkumdur.Ve örümcek gibi ya bir birlerini yerler ya da  bir dokunuşla,bir süpürme ile bir rüzgar ile bir yıkılma ile yıkılırlar. Ankebut(dişi örümcek) suresini açıklayıcı olarak okursanız bu gerçeği daha iyi fark edersiniz. Bu surenin isminin anlamı dişi örümcek demektir. Bu tesadüf olabilir mi? Sure konusu ve verdiği örümcek misal ile bizi düşünmeye sevk eder.

‘’İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar? ‘’
‘’ Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de kesinlikle sınamıştık. Allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır; keza O, yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.’’
 ‘’ Yoksa kötü işler yapanlar, bizden kaçıp kurtulabileceklerini mi sandılar? Ne kötü hükmediyorlar! 
‘’ Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse bilsin ki Allah'ın belirlediği sürenin sonu mutlaka gelecektir. O, her şeyi bilir, her şeyi işitir.’’ 
‘’Her kim elinden gelen çabayı gösterirse yalnız kendi iyiliği için çabalamış olur; çünkü Allah'ın, hiç kimsenin hiçbir şeyine ihtiyacı yoktur.’’
 ‘’ Biz, iman edip güzel işler yapanların (önceki) kötülüklerini mutlaka sileriz ve onları yaptıklarının daha güzeliyle ödüllendiririz.’’Ankebut suresi 2.3.4.5.6.7.ayetler

 Dünya da zenginlik belirtisi olan ipek, kaliteli ve pahalı bir üründür. Bu tür ihtişamlar insanı heyecanlandırır. Genelde kullanılan ipek tırtılın ürettiği ipektir. Tırtıl, kelebek olmak için kendi kendine  koza örer. O bilmez ki kelebek olma sevdası onu ölüme götürecek.Kendini beğenmeyen ve her yere kavuşmayan tırtılın kelebek olma arzusu dünyanın ihtişamlarına kavuşabilmek ve o güzeller gibi olabilmektir.İnsanlar ipeği kazanmak için tırtılı gözden çıkarırlar. Bu nefsin zenginlik arzusundandır.Kelebek olmak isteyen muhakkak nefsi azgınların tuzağına düşer. Hayatı da böylece ziyan olup gider.Kelebek kevni ayetinin bir kaç boyuttan anlamı vardır.Bu anlatımı sadece bir boyutudur.

İkinci bir boyuttan bakarsak yumurtadan çıkan tırtıl köklü bir dala tutunarak dış korumasını yapar.Ve sarıldığı hakikat ipi ile muhteşem renklerini ortaya çıkarır.
Kelebek her ne kadar muhteşem renklerine kavuşmuş da olsa hakikat ipi ile tuzağa çekilen ağlara dikkat etmelidir.Hakikatli sözler söyleyenlerin yaptıklarına bakılmalıdır,şehvet,şöhret,servet peşinde olanlar hakikat ipini tuzak olarak kullanırlar.

 Dişi örümcek ise yumurtasını önceden hazırladığı ipekten dünyanın içinde büyütür Bu ipekten dünyanın çürük bir yapı olduğunu bilemez kendi elleri ile yavrusuna kendi ağlarını örer de fark edemez. Bu ipekten dünya zengin ve fakir ortamlarda da kurulabilir. Her iki halde de kendini başıboş bırakan, arzularının peşine düşen kendi kendine ya da yavrularına ağ örebilir. Ağını her bulduğu boşlukta kurabilir.
Dişi örümcek büyük bir itina ile hazırladığı ipekten dünyanın hiç sarsılmayacağını zanneder. İpek kozada büyütülen yavru örümcek bize derki;
’’Ben bana verilmiş görevi yapıyorum, sizin gibi iradem kendi elime verilmiş olsa idi, batılı konuşan ve isteyen şehvet ve şöhret derdinde olan annem babam dahi olsaydı onlara uymazdım. Batıl bu dünyayı örümcek ağına çevirir. Ağa takıldın mı kurtulman çok zordur.’’
 Nefsinin arzuları için her tür hileyi yapan örümcek, yavrusunu da aynı sistemde büyütür. Bilmez ki yavrusunu kendi elleri ile ateşe atıyor. 

   Örümcek ipekten dünyanın esaretinde nefsinden başka hiçbir şeyi göremez hale gelir. O kadar ki nefsi yüzünden dişi örümcek erkeğini yer, bitirir, sömürür. Erkek örümcekte nefsine düşkünlükten kendini yiyenin eşi olduğunu fark edemez.
Maddeye ve kula kul olan insanlar servetin,şehvetin,şöhretin etkisi  ile çocuklarını da bu ağa bağlı yaşatmak ister.Kur'an-da Rabbimiz Ankebut suresi 8.ayette :
‘’Biz insana ana babasına iyi davranmasını emrettik. Ama onlar, hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa onlara uyma! Sonunda dönüşünüz yalnız bana olacaktır. İşte o zaman, vaktiyle yapmış olduğunuz her şeyi önünüze koyacağım’’ der.                                                               
Ankebut bağına bağlanan Ankebut sisteminin içine girer.Onların yaptığı her tür kötülüğe ortak olmuş olur.
Çocuklarımıza arzularının peşine sınırsızca düşmeyi öğretirsek,çocuklarımız nefsinin sınırsızlığından gözleri körleşir,kalbi duyarsızlaşır,hak olan kelimelere kulağı sağır olur.Bu hal ki insanı her türlü kötülüğe çağırır.Kişi kendi nefsine kul olduğu gibi kula kullukta eder.Allah'tan başkasını dost ve yardımcı eder kendine.Hal bu ki Allah'tan başka sığındıkları hep fani bir cesettir.Örneğin:Bir insan arzuları için maddeye ve ya insana sırtını verir,ona dost olursa,onun sözlerini kanun eder,ona kul olursa o dost olduğu kişinin işlerine bir fırtına gelir de o iş Ankebutun kurduğu ev gibi dağılınca kendi de ortada kalır.
Çünkü madde de insan da eksik ve kusurlardan münezzeh değildir.
Yıpranır,kırılır,çürür,bozulur,devrilir vs. Böyle hiç bir dayanağı ve sonsuzluğu olmayan bir şeylere dayanmak,ağaca değil de bir kütüğe dayanmaya benzer.Ağaç ki temsili kökleri ile kuvvetlidir fakat onun da bir sınırı haddi ölümü vardır.İnsanın dayandığı çok güçlü büyümüş bin yıllık ağaçlar gibi dahi olsa o için için çürür.Buna dayanan ise bu dünyada biraz nasiplense ahrette nasibi olmaz.Bu ağaçlar dahi yazın gölgelendirse kışın dondurur.

Dünyada  Ankebut hastalığı taşıyan insanlar, çelik gibi sağlam ,itinalı bilgi yumakları olduğu halde onlar o yumağı insanları tuzağa düşüren bir ağ(ev) haline getirerek kendi kendilerini yerler de farkına bile varamazlar. Kurdukları ev de ansızın başlarına çöker.Ankebut hastalığı erkeğe de kadına da bulaşabilir.Sırf kadınlara özgü bir durum değildir bu hal.Erkek de ne kadar arzuları için gözü dönmüş ve ihtiras ile tuzaklar kuruyorsa o da bir Ankebut olur.Kadın da ne kadar nefsine düşerek gözleri kararırsa o da o kadar Ankebutlara yem olur.

Örümceğin halleri  tatbiki ayet olduğu gibi Ankebut suresi Allah’tan başka dost(evliya) edinenlerin durumunun nasıl hüsran ile bittiğini de söyler.
Firavun,Karun,Haman üçlemesi her devir de olan servet,şehvet,şöhret üçlemesidir.İnsanları servet,şehvet ve şöhret ile tuzağa düşürür kendi sistemlerinin(ağlarının,evlerinin) içine çekerler.Servet,şehvet,şöhret Ankebut ağı da tatlı su batağı oluşturur.Bu ağa takılmayan bir o kadar kendine temiz kuru yer arar.Allah’ın rızalığını arayanlar yurdu çöl olsa batıla sırt çevirir.Allah’tan başka dost ve yardımcı edinmez.
Kendi çocuklarına dahi servet,şehvet ve şöhretleri için tuzak kuranlar,haktan,adaletten koparanlar:"zengin ol ki aç kalmayasın","şöhretli ol ki itibar göresin",en iyi ev senin olsun""en iyi mevki senin olsun""en iyi araba senin olsun","en güzel sen olmalısın"en paralı,en mevkili eş senin olmalı,ezdirme kendini,tuttuğunu kopar,önemli olan çıkarlarındır,sakın kimseye verme,gözünü aç,lider sen olmalısın,sen ondan üstünsün..."diyerek şehveti azdıranlar ne yazık ki ANKEBUT'dur.Evi Ankebut evidir.Yı kıl ma ya mahkumdur...dur...dur!


Her veli bilmeli ki Allah'ın düzeninden kopmuş bir evlat ateşler içindedir.Çocukları şehvet,şöhret,itibar,servet için at yarışı gibi koşturanlar Ankebut evine hizmet eder.O çocuklar birbir o evde ziyan olur.
Çocuklarımıza servet,şehvet,şöhret,itibar tuzakları ile bin türlü tuzaklar kurulur.Çocuk servet,şehvet,şöhret,itibar için değil önce insan olmayı,insan olma onuru ile yaşamayı,birbirine tuzak kurarak yaşamanın hayvandan aşağı sapkınlık olduğunu bilmelidir.Çocuklar ellerine geçen imkanların birer emanet ve sorumluluk olduğunu bilmelidir.Gerçek mülkün Allah'a ait olduğunu ve hatta kendilerinde ki bedensel,akıl gibi olanakların dahi bir emanet olduğunu bu emanetlerden sorumlu olduğunu bilmelidir.Bunları bilmek çocuğa gerçek huzuru verir ve Allah'ın düzeni içinde tertemiz kalmasını sağlar.Allah'ın insan için seçtiği düzenden kopuş hem kişinin hem toplumun kıyametidir.
Kim ki Allah'ın düzenin içinde ise o sapasağlam  düzenin içindedir.O düzen nedir peki...o ev...
simgesel olarak Kabedir değil mi?O ev ki sadece Allah'a kul olmanın,onun rızası dairesinde dönmenin,nefsi kesmenin,Allah'a hiç bir şeyi eş koşmamanın,Allah'a ulaşmak için aracılar bulmamanın,Rahman ve Rahim Allah ismi ile hareket etmenin,Rahman ve Rahim Allah ismi ile durmanın simgesidir.Merhametin simgesidir,bağışlamanın simgesidir,infak etmenin simgesidir,en sevdiklerinden elinden geleni vermenin,yapmanın simgesidir,hakkın simgesidir,adaletin simgesidir,sevginin simgesidir,birlik olmanın,diri olmanın simgesidir...


Fatiha suresi Kur'an-ın baş suresi olduğu gibi ankebut ağlarına takılmamamız içinde koruyucu bir kalkandır,her vakit okuduğumuz da en önce kendi yüreğimize ve aklımıza söylediğimiz:

''Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.''ayet 5
ayeti ile zırh gibi kuşanır,Allah'tan başkasına kul olmayarak,Allah'tan başkasından istemeyerek,ankebut tuzaklarından korunuruz.

Allah'a kul olmaz isek felaketlere uğrar hem bu dünyada hem de ahrette yanarız.Allah sadece Kendine kul olmamızı istemesi ile yine bize rahmetini açar.Allah'a kul olmamak demek dünyanın dengesinin bozulmasıdır,bir çeşit isyandır.Yer ve gök hak ile yaratılmıştır.Düşünürsek eğer yer ve gök haktan kopsa bir anda düzen bozulmaz mı?

İnsan unutan varlık,insan çürüyen varlık,insan aldanan varlık Allah'ı bırakıp insandan ümit etmek aldanıştır.

İnsan bir birinden ümit etmeyi bırakıp bir inşirah suresi de okumalı yüreğine ve aklına ki akleden bir kalbi olsun.O zaman bilir ki her zor diye kaçtığında daha çok zorluğa sürüklendiğini,zor diyerek kaçmayıp yaptığında ise nasıl kolaylıklara kavuştuğunu ve sadece Rabbinden ümit etmenin nasıl kendini zincirlerden,prangalardan kurtardığını.Hatta sadece zorlukta değil kolaylık burcuna kavuştuğunda da Allah'a yönelmek Ankebut oluşumundan korunmaktır.


İpekten bir hayat vaat ederek bir bir masumları ağına(evine,dünyasına,fikri dünyasına) düşürenler ise zorluğun en alasına düşer,battıkça batar farkına dahi varmaz,ömrü ölüm korkusu ile,kaybetme korkusu ile geçer,kendi ağı(evi,dünyası,fikri dünyası) yıkıldığında onlar da bir başına kendi kendileri ile boğuşurlar.Hüsran ile geçer ömürleri.


Örümcek ipeğe esirdir bu dünyada.

Hevasına ve hevesine esir olanlar örümcektir bu dünyada.Hevasına ve hevesine esir olanlar çıkar bulduklarını dost(evliya)eder kendine.Nefsine mahkum olan üç karanlığın içindedir.Gözü gerçekleri göremez,kulakları gerçekleri anlayamaz,dili de lâl olur kula kul olduğuna.Bağlandığı kul,madde iflas ettiğinde anlar belki Kârunun zenginliğine imrenip pişman olmanın ne olduğunu:

"76.Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.
77. Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.
78. Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).
79. Derken, Karun, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı; doğrusu o çok şanslı! dediler.
80. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.
81. Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek avanesi olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.
82. Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler: Demek ki, Allah rızkı, kullarından dilediğine bol veriyor, dilediğine de az. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârcılar iflâh olmazmış! demeye başladılar.
83. İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âkıbet, takvâ sahiplerinindir.
(Kasas 76-83)


Kısaca ahretteki ipek(ihtişamlı hayat) peşin dünya için ahiretini ziyan etmeyenlerindir.Kula kul,nefse kul,maddeye kul olmayanlarındır.Allah'ın düzeni içinde olanlardır.O düzen ki Rahman Rahim esması ile başlar.Yani esirgeyen bağışlayan olma ile başlar,her nimetin Allah'tan olduğunu bilme ile başlar.Hak esmasından,Adl esmasından kopmama ile devam eder...

Kim ki Allah'ın rızası dairesinde dönüyorum diyorsa en önce Habil Kabil aynasında da kendi yaptıklarına bakmalı bakmalı ki kendi gerçek suretine şahit olsun...
İyilerin ve kötülerin kendi yüzlerinin ortaya çıkacağı sınav dünyasındayız,biz kendi yüzümüze şahit olacağız,kendi yaptıklarımız ile....o yüze ya bu dünyada iş işten geçmeden şahit olur kendimizi yeniden Kur'an ile inşa etmek için sahih bir tövbe ederiz ya da arzularımıza uyar,peşin ihtişamlı hayat için  yüzümüz ile bu dünyada yüzleşmeden mizanda,her şeyin ortaya döküleceği günde hüsrana uğrayanlardan oluruz!Seçim bizim!!!

'Habil Kabil Arz'ı Mukaddes'yazımda o şahitliğe bir göz atmak dilerseniz,bakabilirsiniz?
                                                  
                                              ikra ela
                                              @ElaIKRA










0 yorum:

Yorum Gönder