Cuma, Ağustos 23, 2013 By: İkra Ela

Sivrisinek.Sivrisineğin bulaştırdığı hastalıklar.Sivrisinek ne anlatır?


SİVRİSİNEK

‘’Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah'ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de âciz, kendinden istenen de!  ‘’
                                                                                     HACC suresi 73.ayet

’’ Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.’’
’’Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.’’
                                                BAKARA Suresi 26.27.ayet                     
’’Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah’a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.’’
’’ Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.’’
                                                            TEVBE SURESİ 56.57.ayet

 Sivrisinek adını duyduğumuzda hepimiz nefret ederiz ondan. Her birimiz bu sivrisinek ile bir yerler de tanışmışızdır. Evimizde görmediysek, gittiğimiz bir tatil yerinde. ‘’Tatile mi gittik yoksa cehenneme mi ?‘’deriz o zaman.
  Alabildiğine boğucu bir sıcak,tam uykuya dalacaksın bir vızıltı’’Kalk uyuma,derinleştirme uykunu’’der gibi.Çıldırır insan o an.Kalkıp yok etmek istersin fakat bir türlüde yarı baygın halinden kımıldayamazsın.Seni  deli eden  kaşıntı ile uyanırsın.Derin kabarmış kıpkırmızı,canın yanıyor ve sinirlisin.Bir de o gece seni değil de çocuğunu yemişse..Daha bir öfke’’Ya çocuğun haline bak!Hasta falan olacak,bir çözüm bulmalı ‘’derdine düşersin.Belki o an bir çözüm bulursun.Ya sonra!Bataklık büyüdükçe,senin hiç ummadığın zaman senin o tertemiz evine de gelecek,bekle! Bu sivrisineğin hayatımızda ki görünen yüzüdür
 İkincisi ise bilimin gelişmesi ile sivrisinekte ki o yaratılış muhteşemliğinin batini tarafını görmemizdir. Sivrisineğin anatomik yapısını incelemek istediğimizde oldukça fazla bilgi ile karşılaşırız. Bu yüz doğal hayatın sürekliliği için gerekli olan kuralları da anlatır bize. Bu kurallar peki bize ne anlatıyor?
Tabi ki görünmeyen üçüncü yüzü! Aslında gördüğümüz fakat gördüğümüzü fark edemediğimiz hakikatlerdir bunlar.
 Bu görünmeyen yüz yaratılıştan beri bizlere ibret olsun, kelimeleri unutsak dahi tatbikatçıları unutmayalım da bize düşmanlık edenleri tanıyalım diye yüzyıllardır vardır. Şimdi her insan kendi hayatında az çok sivrisineğin ne yaptığını görmüş ve mücadelesini yapmıştır.
Biraz o mücadeleyi anımsarsak Rabbimizin sivrisinek örneği ile bize ne ibretler verdiğini de daha iyi anlarız. Bir sivrisineğe dahi hükmü geçemeyen insan, aczi yetinin daha güzel bir farkına varıyor.
 Yüzyıllardır hiç de sevmediğimiz sivrisinek görevini harfi ile yapıyor. ‘’İNSANOĞLU UYANIK OL Kİ SENİN KANINI İÇMEYEYİM’’, diye haykırarak fasıklığın ne olduğunu yüzyıllardır gösteriyor kevni ayet olarak bizlere. Nasıl mı?
   Önce fasık nedir? Onu anlayalım.
  Fasık ;yeryüzünde düzen kurulmuşken bozgunculuk yapan, sömürücü, güçsüzün adeta kanını emen, boğazını sıkmadan bir damla su vermeyen, sınır tanımayan, küfre saplanmış, bütün güzel bağları bozmaya çalışan, ahlaksızlıkları normalmiş gibi gösteren ne yaptığını ve kendi kendini de cinnete, azaba sürüklediğini fark edemeyen, bu dünyanın keyfini sürse de ebedi hayatta nasibi olamayacak, çıkarı için her tür pisliği gözüne alan, çoğaltma hırsına kapılmış, günahta ısrar eden, insan fıtratına aykırı hareket eden insan kılıklılardır.
‘’Sivrisinek aç kalınca yaşar. Kar­nını insan kanıyla doyurunca ölür. Zalim kâfirlerde sivrisineğe benzerler. İnsanların kanını, alın terini, gözyaşını sömürüp karınlarına doldurunca sonlarını kendileri hazırlamış olur.’’
                                                                       Şifa tefsiri 26.27.ayetin tefsiri
Fasıklar aynı sivrisinekler gibi insanlara sinsice yaklaşır, tuzaklarını onlar en uyuşuk halde iken kurarlar. Kan alacak damarları çok iyi bilirler, uyuşturur ve biz fark etmeden gizlice çekerler. Kendini hiç fark ettirmeden bizden ve bizim gafletimizden faydalanırlar. Bizim uykumuz ve uyuşuk halimiz onlar için en büyük fırsattır. Onların varlığını fark etsek de, uyuşukluğumuzdan ve tembelliğimizden bir türlü onlardan kurtulmaya çaba sarf etmeyiz. Kendimizi koruduğumuzu zannetsek de o bir yerde ya bizi ya da ailemizi bulur. Aşağıda ki sivrisinek hakkında yazdıklarımın sivrisinek adının yerine, fasık adını koyun, ibretler daha iyi ortaya çıkacaktır.
  Sinek ortaya çıkmak için sıcak zamanları bekler, işini sinsice yapar insanların en mahrem yerlerine girer. Bizlerin en baygın anımızda bizim kanımızı içmekten vazgeçmez çatlayıp öleceğinin bile farkına varmaz. Onun nefsi gözünü döndürmüştür. En büyük zaafı insan kanı içmektir. İnsanların en uyuşuk zamanlarını seçer,kanlarını emmek için! Uyku ve uyanıklık arasında isen sesleri seni zıvanadan çıkarır. Uyuşukluktan vazgeçip kalkar da onu yok etmek istersen o sinsice saklanır, bu sineği bulamıyorum der uyursan, o gece sen kendinin farkında değilken senin kanını emer. Kanını emdiğinde anlarsın o iğrenç kaşıntı seni deli eder. Kendi kendine söylenip durursun sonra. Gündüz vakitleri bazen görünürler, onu gören gayretliler onu yok ederler ama sivrisineklerin esas kaynağı bulunmadığından ya da tembellikten, boş vermekten, ben evime sinek kovucu taktım gerisinden bana ne demek o sineklerin daima var olması demektir. O sinekler,  sadece evini koruyan kişiyi de, hatta çocuklarını da başka yerde de kanını içebilir.Sivrisinekler tek tek öldürülme ile asla yok olmazlar.
   Akşam olunca ortaya çıkarlar. İnsanlar evlerini kapatsalar, cibinlikler örtseler yinede onlar bir yolunu bulur girerler. Evlerini ilaçlasalar hatta mahallerini, şehirlerini yine de onlardan kurtulamazlar
 Yüce Allah Âlim sıfatı ile bilimi kavrayabildiğimiz kadar ile bizlere açmış ve gözlerimizin görebileceği kadar parmaklarımızın bir tık demesi ile yakınlaştırmıştır.’’Hala görmüyor musunuz?’’(Zariyat 21.)
 Bilim Allah’ın yüce şefkati ve nimetidir..İstese idi bilmi bize açmayabilirdi.İnsanlar çoğaldıkça bilimi de ona göre aşama aşama açmıştır.Uyku ile uyanıklık arasında ki Hz Muhammed ümmetinin uykulu gözleri Allah’ın lütuf ile bilim ile açılacak inşallah.O da tabi ki   ‘’İkra’’emrini hayata geçirince olacak.Kur’an bilim  ile okununca muhteşem gerçekler gün yüzüne çıkacak.Ve iyi kötüden ayrılacak.
 Bilmin bu kadar açılmadığı dönemlerde, bu çok uzak değil tabi ki bizi ısıran sivrisineği, sadece bir sinek olarak görüyorduk. Onun dişisinden, erkeğinden, nerede yaşadığından, ne yaptığından, iğnesinden bihaberdik. Meğerse bizi ısıran dişi sivrisinekmiş. Peki, neden dişi?
Dişi sivrisinek yumurtaları için protein ihtiyacını gidermek için kan emermiş, hayret? Şimdi bütün dişileri mi suçlayacağız? Hayır…
Çünkü dişilik üremeyi, çoğaltmayı simgeler, erkeklik ise aşıyı.
Sivrisinek dişi olsun erkek olsun görevini harfi ile yapar. Göreve itaat etmeyenler nefsi için fıtratına ihanet eden insan kılıklı sivrisineklerdir. Dişi sivrisinek de bize sırf çoğaltma, çoğalma hırsından öleceğini bilse o kanı içenleri kısaca anlatır. Bu dişi sivrisinek hastalığı erkek ve kadın da olabilir.
Sivrisineklerin nerede yaşadığını incelediğimizde ise daha dehşet ibretleri görürüz ve sorumluluklarımızı nasıl aksattığımızı daha iyi fark ederiz.
 Genelde başıboş ıslah edilmemiş ve suyu bünyesine çekemeyen zeminlerde bataklık oluşur. Su rahmettir toprağa can verir. Toprak suyu bünyesine çekemediği için orada can oluşmaz. Orada pislik birikir, oralarda kan emici yaratıklar oluşur, timsah, yarasa ve sivrisinek gibi. Yani bataklıktır, sivrisineklerin yuvası aynen fasıkların yaşam alanları gibi,tatlı su bataklığı.Tatlı tatlı çeker içine... Hangi kötü iş çevirseler oralar kuytu ve karanlıktır. Oralar da her tür hile, haram vardır. Bataklıkda yaşayanlar işlerini gizlice sürdürürler. En uzakta ki sesleri bile duyarlar. Bataklık da yaşayan yarasalar, timsahlar, kurbağa ve bataklık böcekleri, görünüşleri ile ve yaptıkları ile bizlere dehşet verirler. Korku filmlerine ve masallardaki kötü karakterlere malzeme olmuşlardır. Ve yüz yıllardır da ibretlik halleriyle haykırırlar bize;
‘’Ey insan, bizim halimize, yaşantımıza bakın da, sizin gizli düşmanlarınızı tanıyın, fasıklıktan kurtulma yollarını ve fasıkların kucağına nasıl düştüğünüzü öğrenin’’der.
 Bataklıkta üreyen sivrisinek, aslında yarasaların beslenebilmeleri için kan damarlarıdır. Yarasalar ve timsahlar sivrisineği kullanan başkanları gibidir, sivrisineklerin zaafından faydalanırlar. Onların kan emerek çoğalmaları onlar için daha çok besinin habercisidir.
  Sivrisinekler insandan kanı çekerken, kanın pıhtılaşmasını önleyen bir çeşit tükürük salgılar. Bu salgı deride kaşıntıya sebep olur. Kan emerken birçok hastalığı da yayabilirler. Bu yarasaların işine gelir. Aynen fasıkların yaptıkları tuzaklar gibi, bir topluma sinsice hastalık(uyuşturucu, alkol, zevk düşkünlüğü vs.) yayarlar ki o toplum uyuşuk, sarhoş, pasif olsunlar da, bizde onları istediğimiz kadar sömürelim derler. Toplum onlar için bir sömürü aracından başka bir şey değildir. Sömürür posası kalınca’’o bir pisliktir’’ diyip yok etmeye çalışırlar. Kendilerinin dışında ki canların zarara uğraması yarasaların ve timsahların umurunda değildir. Onlar açgözlülüklerinin kurbanıdır.
 Timsahlar da yarasalar gibi gece avlanır. Oldukça sinsilerdir. Timsahlar bataklık ve nehirlerde yaşayarak fasıkların bizlere nasıl tuzak kurduklarını haykırırlar. Yaşamak için su içmek zorunda olan ceylanları onlar bilir. Avına sinsice plan kurar ve yakaladığı gibi çıtır, çıtır yer. Sürü halinde ki masum hayvanların yaşamak için göç etmeleri gerektiğini ve nehirden geçmeleri gerektiğini de bilir timsahlar. Sürü nehirden geçerken tehlikeyi sezer, fakat sürünün yaşamak için göç etmesi gerekir bunu da bilerek tehlikeyi göze alarak karşıya geçerler. Bu geçişte bu fırsatı değerlendiren timsah suyun içinde kendini çok iyi gizler Hiç sezdirmeden avını yakalar ve yer. Kendi dışında ki canlara merhameti bilmeyen timsah yavrusunu ağzının içinde taşır. Bu ibrette bize der ki;
‘’Ey insan! Bana bak fasıkları tanı. Biz ibretlik görevimizin hakkını veririz. O fasıklar ki kendi canlarından olanları, ağızlarının içinde korurlar.Timsah nefisli insan kılıklılar yaptığınız kötülükler ailenize şer olarak döner,bunu siz çok iyi bilirsiniz o yüzden  korkunuzdan adeta bizim gibi yavrunuzu ağzınızın içinde korumaya alırsınız.Başka yavrulara hiç acımazsınız..’’
Timsahlar dişlerinin artıklarını küçük kuşlara yedirmekten büyük zevk alırlar. Belgesellerde görmüşüzdür küçücük timsah kuşları denilen kuşları. Timsahın açtığı ağzından dişlerinin arasında kalan artıkları hiç korkmadan yerler. Timsah ise bu durumdan gayet memnundur. Bu durum bize görsel bir haykırmadır aslında:
 ’’Ey insan nefsine o kadar düşkün, sabırsız, fırsatçı olursan, nefsinin canavarı olmuş olanların artığına kalırsın, onların pis işlerinin artıklarını temizler, ömrün boyunca da artık yemek zorunda kalırsın. Nefsinin esiri olan kanatları olsa da mahkûmdur.’’

Yarasalar ayaklarıyla tutunarak baş aşağı uyurlar. Yarasalar bununla ne demek ister sizce?
Neml suresinin tefsirini okuduğumuz da daha iyi kavrarız.
’’ Dünyevi çıkarlar için kurulmuş bütün sistemler bir ülkeye hâkim olunca; ayakları baş, başları ayak ederler ve her şeyi alt üst ederler.’’
                                                                                Neml suresi 34 ayet Şifa mealinin tefsiri

 Bir küçük sivrisinek, incelediğimizde ve Kur’an-a dayanarak bir okuma yaptığımız da bizlere neler anlattı? Dehşetteyiz değil mi? Rabb’imiz meğerse bizlere sivrisinek örneği ile nelerin haberini vermiş. Şimdi ağlasak ne çare, haydi dirilmeye, gayrete! Allah için bir mazlumun elinden tutmaya!
İnsan nur’unu bu dünya da toplar, bu dünyada nur’unu toplayan kendi ışığı ile mahşerde koşar. Nur’u olmayanlar der ki’’Bize bakınız, nur'unuzdan biraz ışık alalım’’
Allah yolunda açtığın her kapı, verdiğin her nimet, her kaldırdığın sıkıntı NUR OLUR KOŞAR SENİ BEKLER MAHŞER YERİNDE. Bu dünya da nur’a sırtını dönen nur’dan nasiplenemez. İnsanın oNur'u nuru kadar olacaktır.Kur’an-ı okudukça insan yükselir, yükseldikçe aydınlanır aydınlandıkça Rabbine koşar.
 ‘’O gün münafık erkeklerle, münafık kadınlar, iman edenlere şöyle diyecek: «Bize bakınız, nurunuzdan ışık alalım!» Denilecek ki: «Arkanıza dönün de bir nur araştırın.» Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilmiştir; içi, rahmet ondadır, dışı ise o yönden azaptır.’’
                                                                                                                                                       HADİD suresi 13.ayet    
  
Sivrisinek hakkı ile ibretlik ayet olma görevini hakkı ile yapıyor.Sivrisineklerin yaşam alanını paylaştığı yarasaların biraz hayatını tanımaya başlayınca masumlara tuzak kuranların halini gösteren şölen gibi.
Bu şölende seçebildiklerimin birkaç çeşidinin insanların zaaflarından ve cahilliklerinden nasıl faydalandıklarının ibretini kıssaca yazacağım. Daha detaylı bilgiler için yarasaların hayatlarını inceleyebilir ve bizlere tuzak kuranları daha iyi tanıyabilirsiniz. Aslında bizlere tuzak kuranları artık çok iyi tanıyoruz da bunun yüzyıllardır ibret olarak var olması ayrı bir ihtişam.

                                                                           
1-Kanla beslenen vampir yarasa(en zor şartlarda olan insanları kullanan, adeta kanını emen fasıkları anlatır),
2-Meyvelerin olgunlaşmamışını yiyen yarasa(ergenlik çağındaki gençleri kullanan fasıkları anlatır),
3-Su yüzünde uyuyan balıkları yiyen yarasa(cahil insanları kullanan fasıkları anlatır),
4-Yerinde duramayan çekirgeleri yiyen yarasa(ne yaptığını bilemeyen hareketli ,sadece tüketmeyi düşünen insanları kullanan fasıkları anlatır),
5- Mağaralarda yaşayan, sinek, böcek güve ve benzerini yiyen yarasa(nefsine düşkünlükten pisi temizden ayıramayan insanları kullanan fasıkları anlatır) v.b gibi.
‘’Ey insan! Yarasaların yemi olma! Kendini cahil bırakma! Sabırlı ol! İstikrarlı ol! Halin üzere çalış helal kazan! Birlik ve beraberlik içinde ol! Dayanışmanı yap!’’çığlığıdır yarasaların sesi
İnsan kılıklı timsahlar, yarasalar bilsinler ki tek başına mutlu ve üstün olmak için kurdukları düzen kendilerine her daim bela olarak dönmüştür, dönecektir. Dünyanın en ücra köşesinde ki bir insan zulüm görüyorsa bunun bedelini bütün insanlık görecektir.
   Bizim için var olan bu hayvanlar bizim için bir nimettir. Bu nimetin değerini bilmek bizim sorumluluklarımızdan biridir. Hayvanların doğal dengesini bozmadan onları korumalıyız ki hem denge devam etsin hem de gelecek nesillere bu ibretleri haykırmaya devam etsinler. Dünyada ki bataklık oluşumları bize’’Ey insan! Kaçtığın, görmezden geldiğin sorumluluklar seni bataklığa dönderiyor1Gör artık! İhmal etme hiçbir sorumluluğunu, görevden kaçma rahatım bozulur diye! Gençlerini başıboş koyma! Üret ve paylaş! Cahil edip kuyulara atma emanetlerini! Sana müjde diye emanet edilenleri! Rabbinden aldığın Rahmeti torağa ver, koru o fidanı, yarasaların, timsahların yemi yapma!
Gün sivrisineklerden kurtulma zamanı değil! Sivrisinek olmaktan kurtulma zamanıdır.
 Sivrisinekleri yok etmek için, bataklığı kurutmamız gerektiğini herkes bilir. Bataklığı kurutmaya çalışırız, fakat yeni bataklıklara zemin olacak oluşumları ortadan kaldırmadıkça, o bataklıklar dünyanın bir başka yerlerinde sürekli oluşmaya devam edecektir. Yukarı da anlattığım yarasa çeşitleri bile bu zemini kısaca anlatmaya yeterlidir. Olanağı olmayan insanlar yardımsız bırakıldığında, çocuklarımız, ergenlik çağında ki gençlerimiz başıboş bırakıldığında, cahil insanlar eğitilmediğinde, haramlar helal gibi görülmeye başladığında bu bataklıkların oluşumu için zeminler sürekli hazır demektir.Kur'an ile hayata bağ kurmayanın görüşü şaşıdır.Sadece Allah'a kul olmayan yaratılmış herşeyin esiri kölesi olur.İsterse şatolar kursun o esirdir.En başta kendi nefsine.

Rabbimiz bir sivrisineği misal getirmekten çekinmez.Bir sivrisinek birçok şeyi anlatır.Küçük görülür fakat büyük şeyler anlatır.İncir çekirdeğide küçüktür.Fakat hakikattir büyür ve sonsuz meyveler verir.Bir küçük ur'da büyür hakikattir.Kötü olan önemsenmez ise büyüyeceğinin resmidir.

O halde küçük demeden üzerimize düşen salih işleri yapmak üzerimize haktır.Haktan kaçan eni sonu ur gibi büyüyenlerin deşilmiş irinlerinin içinde kaybolmaya mahkumdur.

Küçük sorunları büyütmek başımıza büyük dertler açar,küçük güzellikleri büyütmek sonsuzluğa uzanan tohumlara kavuşturur.
      HAMD ÂLEMLERİN RABBİ ALLAH’A, SELAM TÜM PEYGAMBERLERE
                                                                             İkraela
                                                                            @ElaIKRA

0 yorum:

Yorum Gönder