Perşembe, Şubat 23, 2017 By: İkra Ela

"Hayvanâtı tenevvü' ettirip üreterek sizi yaratmasında da yakîn edinecek bir kavm için çok âyetler var"Casiye 4.ayet



"Hayvanâtı tenevvü' ettirip üreterek sizi yaratmasında da yakîn edinecek bir kavm için çok âyetler var"Casiye 4.ayet

Dünkü dağ fotoğraflı paylaşımımda ki tefekkürüme yorum olarak güzel bir soru geldi,herkesin ortak bir derdi olan:

" Ya yılan akrep evimizde yaşıyorsa?"sorusu güzel bir soru! O zaman yılan ve akreplerden kurtulmak mı gerekiyor?O zaman yılanın akrebin yok olması bizi başka yılan ve akreplerden kurtarır mı? Ya da bizim sayfamızı tertemiz eder mi?

Bazı insanlar bazı insanları bir hatası ile hemen defterden silmez.Bu Rabbimizin Halim esmasının imzasıdır,o imza ile yürüyen o Halim esması ile şulelenir.
O zaman biz karşımızda henüz insan ruhuna kavuşmamış zannettiklerimize zaman tanımalıyız!
Bu süre bizim kendi kendimizi bilmemize de vesiledir.
Hayvanlarda bizim için ayetler(izler,işaretler,deliller,ibretler)vardır, bu Kur'an ile sabittir.
Bu bağlamda yılan da akrep de güdülerine bağlanarak yaşama öğrenmiş bu yüzden de kendi öz insan fıtratından uzaklaşan beşeri anlatır.
Güdüleri ile yaşayan körleşir hem de sağırlaşır,hem kör hem de sağır olmak nasıl olur empati kurarsak anlarız ki sadece duygu ve hisleri ile hareket eder ve duyar.
Ve korku ile yaşar,"bana bir zarar gelir mi?" korkusu ile,ortada örümcek gibi tuzağı yoktur. Gizlidir,sinsidir,zehirlidir,zehiri olmayan da boğar ve yavaş yavaş kendine sindirir.
Bu bağlamda düşünürsek:Yılan gibi olan beşerlerin arasında olmak insan olma azminde olanı sıkar,boğar ya da zehirler ve ya sindirir ya ni kendine benzetir.
Fakat boğulma,sıkılma,zehirlenme hissini kendimizde duyduğumuzda bunu illa ki karşıdakine bağlamamalıyız,onu sorumlu zannetmemeliyiz!!!
Sorunu en başta kendimizde aramalıyız!!!

     


"Acaba o zehir benim içimde de ben kendime ve karşımdakine mi zulüm ediyorum?" diye sormalıyız kendimize! "Gerçekten hem kendime hem karşımdakine körlük mü ediyorum,onun sesini duymamazlıktan mı geliyorum?"demeliyiz,aynı soruyu kendimize de demeliyiz."Kendimi görüyor muyum? Kendimi duyuyor muyum?"Bu soruları sürekli sormalı ve empati kurabilmeliyiz.
Ve son olarak;aslında son bitmez de çünkü her nokta yeni bir bakış açısının başlangıcıdır.
Yılan zehirinden ve boğmasından kurtulmanın formülü de :
1.Zehiri iyilik ile panzehire çevirmek.
2.Panzehir ile ruhumuzda kanserleşmiş vakaları temizleyip,yeni ve diri gözelerimizin açılmasına fırsat vermek.
3.Boğulma hissine karşı kendimizi nefeslendirecek ya da karşımızdakini nefeslendirecek doğru ışığı aramak,doğru ışık içinde kendimize ördüğümüz korku,şehvet,şöhret,benlik gibi duvarlara bir pencere açmak; o da ancak samimi bir doğruluk talebi ve tevbe ile açtırılır.Pencere açtırıldıktan sonra artık o pencereyi açıp kapamak bizim ellerimize verilmiştir.Biz nefes almak istedikçe o açılacaktır.O açıldıkça doğruluğa azmimiz aşka dönüşecektir.Aşka dönünce o bize çıkış kapısı arattıracaktır. Zulümden çıkış,insan olup insan kalmanın huzuruna erdiren Allah'a kavuşturan,aşkın sevgiyi bulduran,tevbe edip,kovulmuş şeytanın vesvessinden Allah'a sığınarak Bismillahirrahmanirrahim ile başlayan...işte o bizi hakikat evimizi arattıran,kendi öz benliğimizi bulduran,kendini bulduran,kendi kendini görmeyi sağlayan çıkış kapısı...

ikraela
instagram @ikraela
(Bu konuları blogumda 'hilali aramak ve hayvan ibretleri ile aldığım öğütleri yazmıştım güzel canlar.Merak edenler için...)


0 yorum:

Yorum Gönder