Cumartesi, Ekim 25, 2014 By: İkra Ela

Nuh'un Gemisi

BİZİM GEMİMİZ HANGİSİ?KORSANLARIN MI?SALİHLERİN Mİ?


Rahman ve Rahim Allah ismi ile
''(Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz." 
'' Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.
                        Hud suresi 38. 39.ayet


Balıklar suyun(H2O) içinde olduklarının farkındalar mı? Ya da suyu görebiliyorlar mı?
Biz oksijenin varlığından haberdarız fakat onu görmüyoruz diye onu yok saymıyoruz değil mi?
Hayati önemli olan oksijenle dolu bir Dünya da yaşıyoruz. Hem de bir gram denge şaşmadan.
Biz  bu oksijen okyanusunun içinde yüzen gemi  gibiyiz.
İnsan hem kendi beden gemisini hem de toplum gemisini kendi kurar. Bu gemiyi nasıl ve niçin kurduğumuz önemlidir.
  Niyetin ne ise kurduğun gemi de odur. Ya gemini korsan gemisi yaparsın, ya da Salihlerin kurduğu iman gemisi.

Kur’an- ı Kerimde gemi ile ilgili birçok ayet olduğu gibi  gemilerin ayet olduğu da anlatılır.Ayet okunmak içindir.Gemi ayetini de okuyunca öğütlerimizi tek tek fark eder ve Kur'an ayetlerinin ne kadar açık ve açıklayıcı olduğunu görürüz.
''Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.''
                                          Bakara suresi 164.ayet
Geminin yüzebilmesi için suyun kaldırma kuvvetine göre tasarlanması gerekir.Suyun kaldırma kuvveti Allah'ın kevni ayetlerinden biridir.Bu ayete teslim olan suyun yüzünde rahat bir şekilde batmadan durabilir.Teslim olmayan ,"gücüm ile duracağım" çabasında olan battıkça batar.Allah'ın  ayetine teslim olup bir de yine Onun ilmi ile nasıl yüzeceğini öğrenen,Ondan kuvvet aldığını bilerek yüzerse bir çok yol kat edebilir.Gücünün kısıtlı olduğunu bilerek gereği gibi davranan nereden geri döneceğini anlar.Daha çok ilerlemek isterse bir gemi yapar.Gemisi dengeli oldukça düzgün ilerler.Geminin nasıl yapıldığını ve yürüdüğünü gemi ile uğraşanlar daha iyi bilir.
 İnsan Kur'an-i bakış açısı ile kendi yolculuğunu kevni ayetler ile tefekkür etse Kur'an ayetleri  gün yüzü gibi kendine anlaşılır olur,öğütlerini alarak ilerler.
Bütün kainat Allah'ın ayetidir.ONU ALLAH'IN ALİM İSMİ İLE OKUYAN GEMİSİNİ HAK İLE YAPAR,ALLAH'IN RAB İSMİ İLE OKUYAN ONDA Kİ ÖĞÜTLERİ GÖRÜR.HANGİ GEMİYİ KURACAĞINA VE YA HANGİ GEMİDE YOL ALACAĞINA KARAR VERİR.

Her insan resimde ki gibi bir gemi ile yolculuk yapmak için can atar değil mi?Kim istemez,yaz günleri ılık rüzgarlar ile sakin sakin ilerlemek beşik gibi dalgalar üzerinde.Yanında bir de sevdiklerin var ise bu daha harika olur.Harika olur da bütün hayatımız o gemi gibi keyif gemisi olmuş ise Dünyanın güzelliklerine akmış gidiyoruz demektir.Bu gibi eğlence gemilerinde insan sarhoş gibi olabilir,nefsinin arzularına düşmekten göz körelir,kalp duymaz,akıl anlamaz bu sebeple kendi  dışındakilerini hiç hatırlamaz ya da umursamaz ve ya gemiyi kaybetmemek için hırs ile göz dönmüşcesine çalışılır hale gelir.Ta...ki gemi bir fırtınaya yakalanınca kadar...!Hayatın sadece  o eğlence gemisi olmadığı anlaşılır.Tabi ki herkes tarafından değil...!

''Sizi karada ve denizde yürüten Allah'tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri hoş bir rüzgârla götürürken yolcular neşelenirler. Bir kasırga çıkıp, onları her yönden dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını anladıkları anda ise dini sırf Allah'a has kılarak, “Bizi bu tehlikeden kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız” diye Allah'a yalvarırlar.''

''Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. “Ey insanlar! Dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Bununla sadece dünya menfaatini elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir, o zaman yapmış olduklarınızı size bildiririz.''

             Yunus suresi 22.23.ayet

Gemi ticaret gemisi olsa insan sadece gözü dönmüş şekilde ticareti düşünüyorsa ayn şekilde hayatı: ticaret gemisi batınca anlar ve ya anlamaz.Ticaret gemisi de korsan gemisine döner.
Çabanın sonucu niyetine bağlıdır.Rehberin iyi değilse,niyetinde bozuksa,rotan belirsizse, "Ben kendi kendime yolu bulurum, gemim de sağlam "dersen, o gemi herhangi bir fırtınada alabora olur. Hasretlerimize, arzularımıza kavuşmak için bindiğimiz gemi bizlere mezar olur.Gemi bize der ki:
‘’Ey insan! Ben senin hem bedenini, hem rızkını, hem işini, hem çabanı,hem niyetini, hem yolunu, hem ticaretini, hem mücadeleni, hem maneviyatını, anlatırım.Aslında kısaca hayatını anlatırım.Hayatın demek nefsin demek.Nefsini hem bu Dünyan için hem de ahretin için binek edersin ya da o nefs ile ya keyf sürer ömrünü tüketirsin ya da o nefs ile bildiğin ne kadar korsanlık varsa yapar hem bu Dünyanı hem de ahretini berbat edersin. Öyle bir gemi yap ki, Rahman ve Rahim Allah ismi ile hareket etsin.Etsin ki hem bu Dünyan Hem ahretin huzur ile dolsun.
Hay atın eline verilmiş bir şahlanmış at gibidir onu şahlandırmak ona at gözlükleri takmamana bağlıdır.Nefsine at gözlükleri takman bağını bir başka arzularının sarhoşu olmuş olanlara vermendir.Sen çok yönlü görme basiretini  kendi ellerin ile bir maddeye, kula,ideolojiye bağlarsan sonsuz Baki,Alim Olanın sana nasip edeceği bilemeyeceğin nimetlerden de mahrum kalırsın.
Bilim nasıl açılıyor insan Allah'ın Alim isminden tutunup derinleştikçe.insan dağarcığı da gelişir bilemeyeceği ufuklara kavuşur.’
Bir okyanus kadar rahmet sana verildi diyelim:
O okyanusda görünüşte her şey iyi gidiyor gibidir. O okyanus rahmetinde inciler mercanlar ararsın rızkın oradadır. İçin deki canlılar emrine amadedir. İşler de iyi gidiyordur.
 Okyanusun o ferahlatıcı sakinliği sana onun hep öyle devam edeceği hissini uyandırır.
Fakat okyanusda her an bir fırtına patlayabilir. Karşıdan gelen bulutların hayra mı şerre mi geldiğini ancak tecrübeyle anlaya bilirsin. Tecrübeyi ya yaşayarak öğrenirsin ya da o tecrübeyi yaşayandan öğrenirsin. Bunları öğrendin diyelim tedbirini alıyorsun her şey yolun da gidiyordur ama okyanusta büyük balıkların küçük balıkları yemesine müsaade edip göz yumarsan,bir gün o büyük balık hiç farkında değil iken seni de yiyebilir. Önemsemediğin küçük balıklar da seni yiyebilir. Nefsin çok zayıf ise atılan her yemin tuzağına düşersin.
  O okyanusun üzerin de büyük bir gemide kaptan olsan, gemin ne kadar sağlam olursa olsun,iyi ve kötü rüzgârları ayırt edemez isen, dümenin başına işinin ehli birini koymaz isen, çalışanların hakkını vermez isen ve iyi bir rehber bulundurmaz isen, o gemi pusulayı şaşıra bilir. Azgın sular da kaybolur, fark edemediği kayalara çarpıp dibi boylayabilirsin.
Geminin sağlamlığına  ve yaptıklarına güvenirsen hiç ummadığı an karşına çıkacak fark edemediğin sert buzdağları çıkabilir.

  Karanlıklar karanlıkları bastırdığın da imdat arasın

Hz. Nuh’un gemisi, iman gemisi idi,salihlerin gemisi idi. O gemiye inanlar, çocuklar ve her çiftten varlık girdi.

O gemidekiler zulme boyun eğmedi, istikametten şaşmadı, ibretlerini ve faydalanacakları maddi manevi gıdaları yanlarına aldılar.
 Bu dünya da azgınlık, zulüm, bozgunculuk, sapkınlık yeryüzünde yayılırsa her an bir fırtına patlayabilir. Fırtına öncesi bir sessizlik olur her zaman, o sessizlik bozguncunun karnının aşırı doymasından üzerine çöken uykudandır. Mazlum ise boynunu eğmiş bir imdat bekler.
 Bu sessizliğin gazap habercisi olduğunu hakkı batıldan ayırabilenler anlar. Haksızlığı görür tiksinir, mazlumu görür üzülürler.
  Hakkı batıldan ayırabilenler, gazaptan kurtulmanın çaresinin bir gemi yapmak olduğunu anlar. İman gemisini kurmaya başlar. Çevredekileri onunla alay eder. O alaylara karşı gayet vakarlıdır. O er gemiyi azimle inşa edip kurduğunda, Salihleri çocukları ile birlikte kurduğu gemiye davet eder. O gemi yontulmuş, tertemiz olmuş sapasağlam bir gemidir. Bu er gemiye; ailesini, Salihleri ve ömür boyu ibretleri olacak hem de faydalanacakları canlıları alır.
 Bu geminin sağlam olmadığına inanan hatta kendi ailenden asiler de olabilir. O asiler kendilerini kurtaracak yüksek bir dağ ararlar. Gemiye binmeyi kabul etmezler.
  Bu gemide olanlar hakkın yolunda oldukları için istikametlerinden şaşmazlar. Yaptıkları işin en güzelini yapar birbirlerini kınamazlar.İşleri ehil olanlarına verir,yanlış yapan akrabaları dahi olsa hak'tan vazgeçmez.Birbirini ötekileştirmez,hak yemezler. Onlar rahmet ne kadar bollaşırsa bollaşsın gaflete dalmazlar, şaşmazlar, şaşırmazlar. Salihler kurdukları gemi de Allah’a teslim olup, Kur’an-ı rehber edip, peygamberimiz Hz. Muhammed’in yolunu istikamet ettiğin de doğru yolu bulmuş, huzura kavuşmuş olur. Salihler istikamette şaşmadan, şaşırmadan, isyan etmeden hakkı ve adaleti yaparlarsa Allah onların dost ve yardımcısıdır.

  Gemi artık istikametini almıştır. Fakat imtihan bitmedi. Bu yol zorlu bir yol, her an bir fırtına çıkabilir, her an bir korsan ile karşılanabilir. Bu zorlu yolda ne kadar sabırlı ve sebatlı mısın yoksa girdiğin iman gemisinde ki artık kurtuldum hissi seni gevşekliğe mi götürüyor?
 Kurduğun iman gemisi rotasında hak için ilerlerken uğradığı sıkıntılar, zulümler iman ehlini yorar. Kimi zaman uykusuz geceler geçer, kimi zaman ıstıraplar, kimi zaman korsanların saldırısı, kimi zaman açlık, kimi zaman, yokluk, kimi zaman ayrılık, kimi zaman iftira, kimi zaman hastalık say saya bildiğin kadar. Onu çekenler bilir.
  Hz Yunus'da biliyordu bu çileyi, tebliğ etmekten, gelecek olan kıyameti hatırlatmaktan öyle yorulmuştu ki, onun çektiği çileyi ancak Rabbimiz bilir.O yorgunluk için de terk etmek istedi görev yerini.Kavminin kendine sağırca körce davranmasına kızgındı hali.Fakat o çok tesbih edenlerdendi.
   Hz. Yunus’un derdi ile biraz dertlene bildik mi? Yunus gibi yorulduk mu? Nefsimize bir an kapıldıkta nefsimiz bizi yuttu mu? Bizi yutan nefis kör, sağır ve dilsizdir. O üç karanlığa girdin mi o nefs senin gözünü karartacak, kulağını sağır edecek, dilini de lal edecek hale mi getirdi? Bil ki sen gerçek iman etmişlerden isen bunun bir imtihan olduğunu anlarsın. O zaman Yunus gibi duaya sarılırsın. Üç karanlıktan, üç aydınlığa çıkarsın, gözün gerçekleri görür, kulağın hakkı batılda ayırır, dilin hakkı söyler, sığınır.
O zaman hatırla ki onun gibi;  'Senden başka ilâh yoktur; seni tenzîh ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!'
Demeye, sığınmaya, duaya, kurtuluşa, aydınlığa…

''Zünnûn’u da (balık sâhibi Yûnus’u da an)! Hani (kavmine) kızan biri olarak,(bizden izinsiz) gitmişti de kendisini (bu yüzden) aslâ sıkıştırmayacağımızı sanmıştı; derken(balığın karnında) karanlıklar içinde (kalıp): 'Senden başka ilâh yoktur; seni tenzîh ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!' diye nidâ etmişti.''
                    Enbiya suresi 87.ayet

Arafat'a ulaşıp Nur'a kavuşan bir basamak yükselir,nefsinden kesmedikçe tepetaklak geri düşer geldiği yere.
Nefsini kesen,Allah için en güzelini Rahman ve Rahim adı ile yapan,canla başla çalışan için iş bitmez,görev terk edilmez bu basamakların zirvesidir.

Takva yolunda olanı Yüce Allah sağlam bir sahile kavuşturmaz mı hiç?
O zaman Hay atını Allah'a bağla...

Ne kadar yorulsan  gözün görmez,kulağın duymaz,dilinde hak söz söyleyemez hale gelse eğer Allah'ı çokça anan,tefekkür eden isen o nefsin karnından kurtulup Hayat senin gemin olacak ve seni üç karanlıktan üç Nur'a çıkaracak bineğin olacaktır.

Hayatın hiç sürmeyecek,yürümeyecek gibi görünse de sen Rahman ve Rahim Allah ismi ile çivini çakıyorsan korkma!

Onlar kara da yürüyecek geminin yürütülmesine gözleri kördür.Onlar gemilerin altında hep su ararlar.Sen yeter ki Allah ismi ile hareket et Allah Hayatını sürdürecek suyu ayağının altında akıtır.


                                                              İKRAELA
                                                             @ElaIKRA












0 yorum:

Yorum Gönder