Salı, Temmuz 28, 2020 0 yorum By: Oku Arz

Ölüme Nişanlıyız


Sonbahar mı gelmiş? Sararmış mı benzi yaprakların? Halbuki hiç bitmeyecek gibiydi yaz! Sürpriz mi şimdi bu titreyiş! Öyledir öyle, uzun gelir öğle vakti, sanki hiç bitmez miş gibi, çook uzun gibi, güzeldir gençlik, öyle alımlıdır ki capcanlı, hiç sarsılmaz gibi...

Ömrümün ikindisindeyim, öğleni çoktaan aştım, şaştım yirmili yaşlarıma geldiğimde sevindiğime, çok beklerdim halbuki büyümeyi, ama işte durduramıyordum, yirmide kalamadım, her gün avuçlarımdan kaydı gitti fakat ben yine uzun sandım. Akşamın emareleri sıralandı, boya, fırça var mı yeşile boyasam tüm yaprakları, dallarımı onarmama fırsat var mı? Asa olur elime kırılmışlıklarım yedd-i beyzayı bulur belki!

Bak eline yüreğine sür ve dön, bu gidiş yokluk değil ki?.... İnsan bir ömürde dört mevsim hali geçirdiği gibi ömrünün bir vaktinde temmuz ayında doluya tutulmuş gibi kış hali geçirebilir, ya da tam zıttı ile hatta kışı uzun yazı kısa geçen bölgeler gibi azıcık baharın ardında uzun derin kışlar yaşayabilir. Bu maddi hallerin ve manevi psikolojik hallerin tasviridir. Bunun yaşı da yoktur, bir çocuğun çocukluğu dört mevsim haller ile geçebilir fakat gençliği bir bahar ile de başlayabilir, gençliği hiç bahar görmese yaşlılığında bahar hali yaşayabilir.
Ölümlü ve imtihan edildiğimiz hayat böyle muhteşem yaratılımış. Hiç bir kusur yok, kusur görene gözündeki örümcek ağı perde. Her yaprağa düşen nişana hayranım, güneşin eteklerini toplayıp yeni nakışlar işlemeye gitmesi gibi, ölüme nişanlıyız, bilet önceden kesilir, tren hızlı çalışır, yolcu yolda yola hayran, unutur, unutur, unutur... -

Hatırlatmaya mı geldin sonbahar? Tamam son kalan çiçeklerimi de sulayacağım, hoşgeldin, nişan şerbeti yazdaki vişne ağacından... Estağfirullah el Azîm.

 @ikraela #sonbahar #Bandırma #ölüm
Yazının Devamı

Baki olan Söze kulak verelim


İnsanların sözlerine takılı kalmayalım, o sözler o insan değiştikçe de değişir, o sözler o insan ile de kaybolur ve kalsa dahi insandan insana değişir durur. Baki olan Söze kulak verelim, kıyamete kadar korunacak olan kerim Kitabın sözlerine, sonra kalbimizi açalım, bir kalem açar gibi arz ve sema arasında, semanın derinliğinde, arzın bıçağında, okuduğumuzu yazalım, korkmayın, o inceliğe erince kalp mürekkebini bulur, aşk şerbetinden akar o, hepsini tutmak da mümkün değil! Hepsini okumak da, kimi toz olur gider kimi tohumlanır vaktini bekler, hangisinin hangi sadr-da filizleneceğini sadece Allah bilir. Habîr O... 🌷 🌷 🌷
 "(4-5) O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir."Alak suresi
🌷 🌷 🌷

 (Bağ kurmak ile takılmak aynı şey değildir. Takılmak elbisenin dikene takılması gibidir, bağ kurmak ise filizlendirir, pirlendirir.) @ikraela
 #Kuran #Alaksuresi #esmaulhusna #Habir #Bağ #söz #Çakalotu #conyza
Yazının Devamı

İncinmek



"İncinmek!" insan bu kelimenin taşıdığı anlamı yaşar, birçok defa yaşar. Hatta bazen öyle olur ki öfkeden deliye dönmüş biri bir ufacık şeyle incitir, hatta iftira eder. Bu iftira "hırsızlık" iftirası olabilir. Haksız yere açık açık suçlanan kişi incinir, suçsuz olduğunu bilmesi o kişiye yeter ama incinir, işlemediği bir suç ile bangır bangır hakaret edilmiştir. "İncinme!" demesi kolaydır, fakat insan incinir....
 Fakat ey incitilen üzülme, Rabbin var, seni inciteni bilen mümin ve mümine kulunun incitilmesinden de razı olmayan ! Ya! Allah ve rasulünün incitilmesi nasıl olur? Vahyin ilk indirildiği devirde mi kaldı? Bu ayetler son saate kadar bize hitap etmiyor mu? Ahzab suresi 57. ve 58.ayetler bu incitilme ile ilgli, sonu lanet, azap ve günah yükü ile biten bir hayat. Mümin ve mümine bu dünyada incitilmiş olabilir fakat kıyamette alnı parlak yüksüz bir şekilde uyanacak.
Ahzab suresinin içindeki bu iki ayeti Ğafur-ur Rahîm esmasının semasında okumak, çokça tefekkür etmek gerekiyor. Allah günahları hatırlattığı gibi kulunu tövbeye davet ediyor. Tövbe eden günah yükünden kurtulduğu gibi Rahîm isminin rahmetine de giriyor. Öyle ki muttaki olanı hamlıktan kurtarıp kemale yükseltiyor.

@ikraela
 #Ahzabsuresi
 #fotoğraf
#fethiye
#kendiçekimlerim
Yazının Devamı
Pazar, Temmuz 26, 2020 0 yorum By: Oku Arz

Rahmet rüzgarımız olsun



Rüzgar vardır sıcak bir anda şöyle serin serin ferahlatır, rüzgar vardır yakıcıdır, sıcak havada daha sıcak kavurur, rüzgar vardır soğuk havayı daha soğutur, rüzgar vardır bıktırır, "Ne zaman kesilecek?" dedirtir. Sıcak günde serin rüzgar ama sınırı yok, estikçe esiyor, estikçe şidetini çoğaltan cinsten....

 İşte yine hallerimizden haller, bin çeşit haller dünya kurlalı açık açık sözler.... Bandırmanın sükut ettiği anlar o kadar az ki, sanki yirmi dört saat hiç ara vermeden öğüt veren gibi, öğüt güzeldir ama fazlası yakıcı, yıkıcı... Ortam zaten ısınmış, oraya daha ısıtacak sözler söylemek, tavırlar takınmak ne kadar kavurucuysa, ortam zaten gergin ve soğuk daha beter soğuk tavırlar ve sözler de yakıcı olur. Öğüt verme konumunda kim olursa olsun dozunu, ayarını, yerini bilmiyorsa o faydadan çok zarar verir. Dikkatle, rikkatle yapılanı edileni ziyan eder.Ve dikkat etmek gerekir, biz o sıcak ve soğuk anlarda ateşe körük ile gelenleri, soğuğu daha soğuk hale getirenleri ayırt edebilmeliyiz. Bu tür sıkıntılarda salih amel işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye eden hüsranda olmaz. Ortamın sakinleşmesine vesile rahmet rüzgarı edilir. Asr suresini bu nedenle de akıldan çıkarmamak gerekir. Bizi her an bir ateşe, kuyuya düşmekten ve düşmeye vesile olmaktan korur.

Her an ölüm olasılığı bizler için, her an o çukur ayağımızın dibinde, Allah'ın ipinden tutunmamak ne büyük kayıp, sağlam hiç kopmayan ipten her an cehenneme düşmekten koruyan en güzel Söz, rahmet sözleri, inşa eden olduran sözler. O söz ile güzel olur sözler, işler, haller. Rabbimiz kerim Kitabından sımsıkı tutunanlardan eylesin bizleri. Rabbimiz sözü özü ile söylemeyi, hali güzeliyle yapmayı nasip etsin bizlere.
Yapılan güzellikleri yakmaktan, yıkmaktan korusun. Güzelliklere destek olanlardan olmayı nasip etsin inşaallah. Hem sözlerimizi, hallerimizi, yaptıklarımızı ferahlatan, olduran rüzgarlar olmasını nasip etsin inşaallah ya Halîk, ya Berr, ya Musavvir, ya Halim, ya Hakîm, ya Veli, ya Ğafur-ur Rahîm, ya Ğafur-ur Vedûd Allah Hû.
@ikraela
 #Bandırma #Rüzgar
Yazının Devamı
Cumartesi, Temmuz 25, 2020 0 yorum By: Oku Arz

Hadi bakalım, gayret etsin yaşlı ağaçlar yeni örgülere....



Evde geçirecek uzun vaktin var ise belgesel seyretmek çok güzel. Bu gördüğümüz manzara Rize'den @trt4k kanalının sunumuyla... Ayaklarımız üşümeden çay eşiliğinde elimde örgüm ile hayran oldum her sahnesine... Elbette ki orada olmak, o havayı nefesine çekmek, az biraz üşümek, titremek, ayaklarının altında karların hışır hışır sesini hissetmek, ilerledikçe akışın bize ne sürprizler hazırladığını canlı canlı görmek, dokunmak isterdim,ayetin içinde olmak gibi , onu özü ile teneffüs etmek, hissetmek, yaşamak gibi...

 Şu aziz edilen su halden hale döndürülmesi ile büyüler bizi, her bir buz tanesi ayrı bir sanat heykeltraşları kıskandıracak kadar, makinaları utandıracak kadar. Belgesel çekimi yapıldığı vakit aşağılar yazı yaşarken yukarılar kışı gösteriyor Rize'de.

 Mevsimleri birbirinden çok uzakta olduğunu sanmayalım o vakit, bazen bir iki saat yakınlıkta da olabilir. Dünyanın her yerindeki çoğrafya aynı Rize 'ninki gibi olsaydı dokuz ay beklenmezdi kışı görmek için, iki üç saat içinde kavuşulurdu serin havada sıcak çay içmeye, aynı şekilde dokuz ay beklenmezdi yaz için, bir iki saatte kavuşulur olmuş meyveler toplanır, sıcak yerde serin karpuz yenir dönülürdü.

 Ya SubhanAllah muhteşem yaratan, hadi bakalım inkar edebilir miyiz nimetleri? Bahar çiçekleri açmadan zıbınları örülür. Meyveler olmadan çiçekleri giyinir. Hadi bakalım, gayret etsin yaşlı ağaçlar yeni örgülere.... Hadi, bakalım göğe var mı bir kusur, çatlak? SubhanAllah, Elhamdullillah, Allahuekber
@ikraela
 #Rize #trt4k #belgesel
Yazının Devamı

Hayatın Anlamı

Evvel hatırlanır bir şey değildim, ahir unutuluşa gideceğim, ortada bir an gibiyim,bir lahza, bir köpük gibi ha söndü ha söneceğim. An, anda kalmak, dolu dolu bir an, anı dolduran bir an binlerce ağacın filizlerine gebe bir an unutuluşun karanlığından hatırlanır olmanın felahına kavuşturan an, dünyada hak hikmetle, salih işlerde doldurulan an hayatın anlamı, anlamsızlıktan kurtaran an !

 Hayatın anlamı aranıyor, hayatında bir anlam olsun istiyor. Batıp, gidecek, kaybolup sönecek cinsten değil, gerçek bir anlam, tutununca kopmayacak, unutuluştan kurtaracak, hatırlanır edecek bir anlam! İşte o hayatın anlamı, anlamlı oluşu, "Bismillah" ile... Biz dahi ona başlarız diyor ya Said Nursi hazretleri, öyle hayatın anlamı O'nun ile başlar, Bismillahirrahmanirrahim Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismi ile sonsuz güçlü bağ, kopmayan bağ, tüm salih işlere anlam katan bağ.

 Cuma saatimiz mübarektir, o anda Allah için Bismillah ile toplanana.
 @ikraela
#Bismillah #an #hayatınanlamı #cumamübarek
Yazının Devamı

Dünya Hayatının Sonucu ya Ebedî İstirahat ya da Ebedi Yoksunluk







 Dünya hayatının sonucu ya ebedî İstirahat ya da ebedi Yoksunluk

Dünya hayatı, nihayetinde iki farklı menzile açılan yol ayrımıdır. İlki; bir zamanlar "dost" sanılanların ebedî bir hüsran denizinde birbirini suçladığı, "Neden onlarla yoldaş oldum?" pişmanlığının kor gibi yüreğe düştüğü o karanlık kalabalık... Diğeri ise; her köşesinden sükûnet sızan korunaklı bir bahçede, ruhu yormayan, kalbi eksiltmeyen, bilakis muhabbetle dolup taşan o ebedî sohbet meclisleridir.
Değil mi ki ötelerden, cennet ve cehennemden bize üflenen her tasvirde aslında dünyadan aşina olduğumuz sahneler gizlidir? Gençliğini, ömrünün o en delişmen baharını, heva ve hevesine tapan bir fâninin gölgesinde ziyan edenleri düşünelim. Gün gelip de dizlerinde derman, ellerinde imkan kalmadığında, önlerine dikilen engeller karşısında yaşadıkları o tarifsiz pişmanlık; ötelerdeki çırpınışın bu dünyadaki bir ön gösterimi değil midir? İnsan o gün, ömrünü sömüren sahte dostundan şikayetçi olsa ne çıkar? Gençlik sular gibi akıp gitmiş, hayırlı menzillere varacak tüm gemiler limandan çoktan kalkmıştır.
Vaktiyle şefkatli bir anne babanın, "Hayatını bir serap uğruna harcıyorsun; ne bu dünyan için salih bir işin var ne de heybende ahiret azığın!" diyen çığlıkları feryatsız birer yankıya dönüşmüştür çünkü. Kul tam uyanacak, hayatın dağınık parçalarını bir araya getirip düzene koyacak olur; fakat o sahte dost, insanı yine en zayıf, en mukavemetsiz yerinden yakalar. Aldatır, süslü rüyalarla uyutur ve hayat merdiveninin en üst basamağına hileli yollarla tırmanabileceği hülyasına inandırır. Sonrası malum; derin bir sükut, önü alınamaz bir düşüş ve iflah olmaz bir savruluş…
İşte tam bu noktada Furkan Suresi’nin 24. ayeti, ruhun üzerine serin bir su gibi serpilir. Ayet, cennet yolcuları için oranın sadece hayırlı bir yurt değil, aynı zamanda nefis bir "istirahatgâh" olduğunu fısıldar. Bu ilahi fısıltı, asırlardır değişmeyen köklü bir hakikatin altını çizer: Dünya, Müslüman için bir dinlenme yurdu değil, bilakis asil bir yorulma meydanıdır. Bu soylu yorgunluğun uhrevi hasadı ise kelimelerin ötesindedir; ebedî bir hayret ve sevinç sarmalında, bizzat Yaradan’ın selamını işiterek sonsuzlaşmak…
Bu idrak bizi usulca tutar ve İnşirah Suresi’nin kalbine bırakır. Zorluğun hemen koynunda bekleyen o muazzam kolaylığın müjdesi işitilir ve ardından zamana meydan okuyan o ilahi tembih yankılanır: "O halde boş kaldığında, hemen kalk ve yine yorul!" Kul, durmanın bir çürüme olduğunu anladığı an, ömrün Asr Suresi’yle tartıldığı o çizgiye varır. Zamanın üzerine yemin edilen o mukaddes ses, insana adeta "Ömrünü beyhude tüketme, hüsrana ram olma!" der.
Al-i İmran Suresi’nin 139. ayetindeki o şefkatli üslup ise yorulan ruhların en büyük sığınağıdır: "Gevşemeyin, mahzun olmayın; eğer gerçekten inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz." Bir ömür boyu, Gül Kokulu Nebi’nin (s.a.v.) mübarek ayak izlerine basarak yürümek ve bu uğurda yorulmak; ahirette hiç bitmeyecek o en büyük, en asil kazancın ta kendisidir.
Özden Bağdatlı 


Yazının Devamı